bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle10
- manifest grubu vs tarkan20
- mehdiye inanıyor musunuz11
- cennetten düşerken canın yandı mı7
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- islam düşmanlarına bir soru9
- bir insanın arkasından konuşmak3
- taksi2
- yazarlardan yatırım önerileri2
- büyük adam3
- 20 şer kiloluk dumbell ile çalışmak2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam3
- kız düşürme teknikleri5
- gelecek partisi3
- central bar2
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- dolunayı seyretmek2
- eren kaşıkçı5
- kainatı allah'ın yaratmış olması2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri12
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
- yeni parti51
- 29 temmuz 2026 butlancıların birbirine girmesi3
- luka gugeshashvili2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- içeri gidip tv izleyecek olmam3
- gregor clegane3
- ahmet davutoğlu3
- fırat üniversitesi2
- gaziantep fk2
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- sünnet olmak4
- 29 07 26 kusadasi dktt konseri3
- mehdinin almanyada olma ihtimali6
- ağırlık çalışmak4
- yazarların sözlükle ilgili kehanetleri3
- mobile legends3
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak10
- hikayeyi devam ettir54
- sözlük kızlarının kekleri11
- zengin ama cimri erkek çekici midir2
- johnny sinsin mutfağına konuk olmak3
- çorumda konser için müzik grubu öner7
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak8
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- huzur7
- forlove19 sorunsalı4
- kanlı gözlerle aynaya bakmak3
ne zaman aklıma gelse tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor. ölümünü bir türlü kabul edemiyorum. hastalığını, o öldüğünde 3 yaşında her şeyden habersiz olan kızının anlamlandıramadığı iç sızını düşünüyorum. öksüz kalmış olmanın verdiği acıyla titreşirken çenesi annesizliğinin farkına varamayışını. özel bir şair, herkes kadar şevkatli bir anne, bu dünyaya tersten de olsa bir pabuç giydirmeye tenezzül etmemiş yırtık ruhlu bir bodrum kat kızı... bu dünyadan çiğdem madak geçerken kim bilir kaç kişinin ekseni kaydı şiirlerini okuyarak... didem madak..."bayım"ı öksüz bırakıp bir bilinmez'e gitmiştir haber vermeden. üzmüştür, ağlatmıştır, susturmuştur ama en çok da çiçekli şiirler ardından yas tutmuştur...
çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gölgemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırk üç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!
"gün akşam oldu" diyorum
ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
cam kırıkları yiyorlar
rüyamda; bir kase dolusu suyun içinde
rengarenk yap-boz parçacıkları
anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
hayır, sanırım sabahı bekleyemem
bilmiyorum.
insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.
ondört yaşındaydı ruhum bayım
bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
o ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
sinemalarda da "organzm gıcırtıları" oynuyordu.
kaçmaya çalıştım. olmadı.
bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
neyse işte
ben her filmi hatırlarım
sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
"sofinin tercihi"ni seyrederken çok ağlamıştım.
öpüşen guramilerle ilgili bir film yapsalar
onu da mutlaka hatırlardım.
insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
bir "eşya toplayıcısıyım" bayım.
büyük gemiler yok artık bayım
büyük yelkenler de
büyük kağıtlar yakmak istiyor şimdi canım
işte az önce bir karabatak daldı suya
bir süredir da kayıp
dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül, bir güle derdi ki görse
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.
çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gölgemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırk üç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!
"gün akşam oldu" diyorum
ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
cam kırıkları yiyorlar
rüyamda; bir kase dolusu suyun içinde
rengarenk yap-boz parçacıkları
anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
hayır, sanırım sabahı bekleyemem
bilmiyorum.
insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.
ondört yaşındaydı ruhum bayım
bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
o ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
sinemalarda da "organzm gıcırtıları" oynuyordu.
kaçmaya çalıştım. olmadı.
bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
neyse işte
ben her filmi hatırlarım
sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
"sofinin tercihi"ni seyrederken çok ağlamıştım.
öpüşen guramilerle ilgili bir film yapsalar
onu da mutlaka hatırlardım.
insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
bir "eşya toplayıcısıyım" bayım.
büyük gemiler yok artık bayım
büyük yelkenler de
büyük kağıtlar yakmak istiyor şimdi canım
işte az önce bir karabatak daldı suya
bir süredir da kayıp
dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül, bir güle derdi ki görse
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar