bugün
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği22
- from gold from dust31
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- pudra kokusu6
- kelebek3
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi4
- queen ravenna ifşası15
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek5
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- kol saati8
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- bir erkek adam kadınlara yükselmez8
- tavuklu pilav8
- kolye143
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı3
- crystal palace8
- beşiktaş18
- fırın sütlaç8
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- ayaklara fısıldayan adam5
- ioçk'nın ifşası4
- futbol20
- true'nun çaylak olması5
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- avrupa11
- akepe dönemi15
- denenecek çok şey var4
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması9
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- at9
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- izmirin en güzel semtleri10
- beşiktaş 2 crystal palace 23
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- gocu nerede gocu3
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
- la loba21
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- ümit akdağ3
Taylan ÖZGÜR - (1948 - 23 Eylül 1969)
''27 Mayıs,Mustafa Kemal,Açık ve yarı Sömürge Üzerine''
20'nci Yüzyılla birlikte ecnebi Emperyalistler, Hasta Adam ilan ettikleri Osmanlı Devletini paylaşma planlarını yapmaya başladılar. Fakat Empe
ryalistler bir lokmacık yiyeceği bile kendi aralarında eşit şekilde paylaşamazlardı. Aralarındaki her anlaşmazlık ancak güç kullanarak çözümlenebilirdi. Bu yüzden anlaşamadılar. Hepimizin bildiği Birinci Cihan Harbini çıkardılar. Emperyalist Cihan Savaşı demek Emperyalist devletlerin çıkarları için geri ülkelerin kurban edilmesi demekti. Osmanlı Devleti hiçbir çıkarı olmadığı halde, Emperyalist oyunuyla sokulduğu Cihan Harbinden sağ çıkamadı. Emperyalistler Osmanlıyı parça parça doğradılar. Her birisi birkaç parçasını midesine indirdi. ilk Osmanlıyı kuran ilkel Sosyalist yiğit savaşçıların geleneğini sürdüren gençliğimiz, bizi mahvetmek isteyen Emperyalizme başkaldırdı. Adına Kuvayimilliyeciliğimiz dediğimiz hareketi başlattı. O ilkel Sosyalist Osmanlı Atalarının geleneğini yaşatıp sürdüren ve bütün dünyada adlarına Jön Türkler; denen -Mustafa Kemal'in de aralarında bulunduğu- gençler vatanlarına sahip çıktılar. Halkı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinde örgütlediler, yani o cemiyetlerin önderliğinde halk örgütlendi. Kuvayimilliyeci Gençlerimiz Sivas Kongresi’nde mandacılığı ve himayeciliği kesin biçimde mahkum etti. Tam Bağımsızlıktan başka bir parolaya metelik vermedi. ''Ya istiklal Ya Ölüm'' dedi ve sonunda Emperyalizmi dünyada ilk yenilgiye uğratan onlar oldu. Bu hareketleriyle onlar dünyadaki tüm ezilen ve sömürülen halklara örnek oldular. Afrika'dan Asya'ya, Hint'ten Çin'e kadar Emperyalizmin tahakkümü altında inleyen 10'larca halk Anadoluda zafere ulaşan Kuvayimilliye Hareketini kendine örnek aldı. Mustafa Kemal'i evrensel kılan işte bu özelliğidir. Yani yeryüzünde Emperyalist haydutları ilk kez yenilgiye uğratarak bir Milli Kurtuluş Savaşını zafere götüren ordunun başkumandanı olmasıdır. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar Emperyalist haydutların yenilebileceğini bütün dünyaya göstermesidir. 27 Mayıs Hareketi de aynı Devrimci Geleneğin, 1960larda asker-sivil gençlikte ortaya çıkması ve Emperyalizmin kuklası olmuş bir iktidarı vurarak alaşağı etmesidir. Demek 27 Mayıs, Mustafa Kemal'in önderi olduğu Birinci Milli Kurtuluşun devamıdır. ikinci Milli Kurtuluş Hareketinin bir basamağıdır. 27 Mayıs'ta da yenilen düşman, Birinci Milli Kurtuluşta yenilen düşmanın aynısıdır. Yalnız şu farkla: Birinci Milli Kurtuluşta düşman, bizzat kendi ordusuyla, kendi süngüsüyle, kendi çizmesiyle vatanımızı kan dökerek, ırza geçerek çiğnemiş, işgal etmişti. Birinci Milli Kurtuluş vatanımızı sömürgeleştiren işgalci düşmana karşı verilen bir savaştı. 27 Mayıs’ta ise düşman akıllanmıştı. Ülkemizi yarısömürgeleştirmişti. Yarısömürge ile açık sömürgenin farkı şudur: Açık sömürgede yerli ve yabancı bellidir. Dost ve düşman bellidir. Efendi ve kul bellidir. Sömürgenin maddesi Emperyalizmin tırnağı altındadır. Yarısömürgede ne dost bellidir ne düşman, hepsi birbirine karışmıştır. Yarısömürgenin ruhu karmakarışıktır. Memleketin üzerine bir leş abanmıştır. Zavallı millet o leşi hortlak yapan ruhu ayırt edemez. Açık sömürgede kimi vuracağını herkes bilir. Yarısömürgede ise milletin elini kolunu bağlayan canavar, yerli kıyafetindedir. Herkes, kiminle dövüşeceğini şaşırır... Millet birbirine düşer. Açık sömürgede satılık insanlar yüzük taşı gibi meydandadır. Yarısömürgede ise alçak hıyanetler milletin kendisinden geliyormuş gibi görünür. Bugün Emperyalistlerin açık sömürgeden kurtulmaya çalışmaları bundandır. Yarısömürge hem masrafsız hem külfetsizdir... Ne uğraşacaksın aç yoksul yığınlarla?.. Başlarına kendilerinden bir sürü uşak geçirirsin; hem yersin hem yedirirsin... Sana düşman olacaklarına, birbirlerine girsinler... ''Hür ve Bağımsızsın'' dedin mi, kimse yan bakamaz. Ara sıra atacağın sadaka ile bütün dünyanın dilencilerinden alkış toplarsın. Sömürge idaresi, sömürge donanması, sömürge harbi taşınır yük mü?.. Koyuver son meteliklerine kadar harcasınlar. Boğazlarına değin borca batsınlar ve kendi paracıklarıyla silahlansınlar... O zaman gör, seni senden çok savunacaklardır. Hem yalnız canlarıyla başlarıyla değil, dinleriyle, imanlarıyla, vicdanlarıyla, namuslarıyla, şuurlarıyla... Birkaç eldivenli konuşan centilmen diplomat, üç beş diplomalı profesör casus, beş on tane de bütçesini, planını, silahlı kuvvetini kotaracak yüksek uzman gönderdin mi, bütün bir memleket senin için gönüllü çalışır. Artık soy soyabildiğin kadar... Kendi elceğizleriyle kuşaklarını sıkıp, dişlerinden tırnaklarından artırarak sana borç ödemeyi namus borcu bilirler... Bir kürdan parası tutmayan kurmak bile boş emek... Şu enayileri bir gidip görelim onlar yaşamasını bilmez, güzel iklimlerinde biraz eğlenelim, resmen çaktırmadan içlerini casuslayalım; diye göndereceğin turistlerin bahşişi onlara yeter de artar bile... Anavatanda bir alayın diş kirası ile, yarısömürgede emrine tümenler, ordular kurban edilecektir. Nene gerek belalı açık sömürgeye
''27 Mayıs,Mustafa Kemal,Açık ve yarı Sömürge Üzerine''
20'nci Yüzyılla birlikte ecnebi Emperyalistler, Hasta Adam ilan ettikleri Osmanlı Devletini paylaşma planlarını yapmaya başladılar. Fakat Empe
ryalistler bir lokmacık yiyeceği bile kendi aralarında eşit şekilde paylaşamazlardı. Aralarındaki her anlaşmazlık ancak güç kullanarak çözümlenebilirdi. Bu yüzden anlaşamadılar. Hepimizin bildiği Birinci Cihan Harbini çıkardılar. Emperyalist Cihan Savaşı demek Emperyalist devletlerin çıkarları için geri ülkelerin kurban edilmesi demekti. Osmanlı Devleti hiçbir çıkarı olmadığı halde, Emperyalist oyunuyla sokulduğu Cihan Harbinden sağ çıkamadı. Emperyalistler Osmanlıyı parça parça doğradılar. Her birisi birkaç parçasını midesine indirdi. ilk Osmanlıyı kuran ilkel Sosyalist yiğit savaşçıların geleneğini sürdüren gençliğimiz, bizi mahvetmek isteyen Emperyalizme başkaldırdı. Adına Kuvayimilliyeciliğimiz dediğimiz hareketi başlattı. O ilkel Sosyalist Osmanlı Atalarının geleneğini yaşatıp sürdüren ve bütün dünyada adlarına Jön Türkler; denen -Mustafa Kemal'in de aralarında bulunduğu- gençler vatanlarına sahip çıktılar. Halkı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinde örgütlediler, yani o cemiyetlerin önderliğinde halk örgütlendi. Kuvayimilliyeci Gençlerimiz Sivas Kongresi’nde mandacılığı ve himayeciliği kesin biçimde mahkum etti. Tam Bağımsızlıktan başka bir parolaya metelik vermedi. ''Ya istiklal Ya Ölüm'' dedi ve sonunda Emperyalizmi dünyada ilk yenilgiye uğratan onlar oldu. Bu hareketleriyle onlar dünyadaki tüm ezilen ve sömürülen halklara örnek oldular. Afrika'dan Asya'ya, Hint'ten Çin'e kadar Emperyalizmin tahakkümü altında inleyen 10'larca halk Anadoluda zafere ulaşan Kuvayimilliye Hareketini kendine örnek aldı. Mustafa Kemal'i evrensel kılan işte bu özelliğidir. Yani yeryüzünde Emperyalist haydutları ilk kez yenilgiye uğratarak bir Milli Kurtuluş Savaşını zafere götüren ordunun başkumandanı olmasıdır. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar Emperyalist haydutların yenilebileceğini bütün dünyaya göstermesidir. 27 Mayıs Hareketi de aynı Devrimci Geleneğin, 1960larda asker-sivil gençlikte ortaya çıkması ve Emperyalizmin kuklası olmuş bir iktidarı vurarak alaşağı etmesidir. Demek 27 Mayıs, Mustafa Kemal'in önderi olduğu Birinci Milli Kurtuluşun devamıdır. ikinci Milli Kurtuluş Hareketinin bir basamağıdır. 27 Mayıs'ta da yenilen düşman, Birinci Milli Kurtuluşta yenilen düşmanın aynısıdır. Yalnız şu farkla: Birinci Milli Kurtuluşta düşman, bizzat kendi ordusuyla, kendi süngüsüyle, kendi çizmesiyle vatanımızı kan dökerek, ırza geçerek çiğnemiş, işgal etmişti. Birinci Milli Kurtuluş vatanımızı sömürgeleştiren işgalci düşmana karşı verilen bir savaştı. 27 Mayıs’ta ise düşman akıllanmıştı. Ülkemizi yarısömürgeleştirmişti. Yarısömürge ile açık sömürgenin farkı şudur: Açık sömürgede yerli ve yabancı bellidir. Dost ve düşman bellidir. Efendi ve kul bellidir. Sömürgenin maddesi Emperyalizmin tırnağı altındadır. Yarısömürgede ne dost bellidir ne düşman, hepsi birbirine karışmıştır. Yarısömürgenin ruhu karmakarışıktır. Memleketin üzerine bir leş abanmıştır. Zavallı millet o leşi hortlak yapan ruhu ayırt edemez. Açık sömürgede kimi vuracağını herkes bilir. Yarısömürgede ise milletin elini kolunu bağlayan canavar, yerli kıyafetindedir. Herkes, kiminle dövüşeceğini şaşırır... Millet birbirine düşer. Açık sömürgede satılık insanlar yüzük taşı gibi meydandadır. Yarısömürgede ise alçak hıyanetler milletin kendisinden geliyormuş gibi görünür. Bugün Emperyalistlerin açık sömürgeden kurtulmaya çalışmaları bundandır. Yarısömürge hem masrafsız hem külfetsizdir... Ne uğraşacaksın aç yoksul yığınlarla?.. Başlarına kendilerinden bir sürü uşak geçirirsin; hem yersin hem yedirirsin... Sana düşman olacaklarına, birbirlerine girsinler... ''Hür ve Bağımsızsın'' dedin mi, kimse yan bakamaz. Ara sıra atacağın sadaka ile bütün dünyanın dilencilerinden alkış toplarsın. Sömürge idaresi, sömürge donanması, sömürge harbi taşınır yük mü?.. Koyuver son meteliklerine kadar harcasınlar. Boğazlarına değin borca batsınlar ve kendi paracıklarıyla silahlansınlar... O zaman gör, seni senden çok savunacaklardır. Hem yalnız canlarıyla başlarıyla değil, dinleriyle, imanlarıyla, vicdanlarıyla, namuslarıyla, şuurlarıyla... Birkaç eldivenli konuşan centilmen diplomat, üç beş diplomalı profesör casus, beş on tane de bütçesini, planını, silahlı kuvvetini kotaracak yüksek uzman gönderdin mi, bütün bir memleket senin için gönüllü çalışır. Artık soy soyabildiğin kadar... Kendi elceğizleriyle kuşaklarını sıkıp, dişlerinden tırnaklarından artırarak sana borç ödemeyi namus borcu bilirler... Bir kürdan parası tutmayan kurmak bile boş emek... Şu enayileri bir gidip görelim onlar yaşamasını bilmez, güzel iklimlerinde biraz eğlenelim, resmen çaktırmadan içlerini casuslayalım; diye göndereceğin turistlerin bahşişi onlara yeter de artar bile... Anavatanda bir alayın diş kirası ile, yarısömürgede emrine tümenler, ordular kurban edilecektir. Nene gerek belalı açık sömürgeye
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar