bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri43
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- bu devirde fes giymek5
- gir içime hünharca6
- kız tavlama garantili çalmalık enstrüman4
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı10
- satranç haram yasaklansın11
- en sevilen meyveler7
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı5
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak9
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- true'nin en sevdiği kedi2
- necip fazıl kısakürek3
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- yagmurcu6
- aziz yıldırım 35 ci başkan2
- wagyu beef yiyince gelen entelektüellik hissi3
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip5
- abd'den gelen gurbetçinin yemek porsiyonu isyanı4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- bir erkeğin olgunlaştığını gösteren tek detay4
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- açık renk jean vs koyu renk jean2
- bir hadisin sahih olup olmadığını anlamak2
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik5
- zaman baba8
- ingiltere de 16 yaş altına sosyal medya yasağı3
- kürt mutfağı2
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları2
- edebiyat tarihinin en iyi giriş cümlesi4
- togg'a lpg taktırmak11
- hiç sevişmemiş olduğunu fark etmek2
- ferdi zeyrek'in ölümü davasında iki dosya birleşti2
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah6
- beyazpenisliyabancı5
- iremga11
- sertleşmeyi destekleyen gıdalar3
- ürememeyi seçenlere duyulan öfkenin sebepleri3
- ona bir şey söyle17
- tiktok gelmeden öncesini hatırlatan şeyler3
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim7
- 8 haziran 2026 yapıkredi şubesine silahlı saldırı2
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri8
- bıyık bırakmak3
- barış manço'nun ölüm sebebi3
- yazarların çok üşenseler de yaptıkları şey3
- sibel can diyeti6
Taylan ÖZGÜR - (1948 - 23 Eylül 1969)
''27 Mayıs,Mustafa Kemal,Açık ve yarı Sömürge Üzerine''
20'nci Yüzyılla birlikte ecnebi Emperyalistler, Hasta Adam ilan ettikleri Osmanlı Devletini paylaşma planlarını yapmaya başladılar. Fakat Empe
ryalistler bir lokmacık yiyeceği bile kendi aralarında eşit şekilde paylaşamazlardı. Aralarındaki her anlaşmazlık ancak güç kullanarak çözümlenebilirdi. Bu yüzden anlaşamadılar. Hepimizin bildiği Birinci Cihan Harbini çıkardılar. Emperyalist Cihan Savaşı demek Emperyalist devletlerin çıkarları için geri ülkelerin kurban edilmesi demekti. Osmanlı Devleti hiçbir çıkarı olmadığı halde, Emperyalist oyunuyla sokulduğu Cihan Harbinden sağ çıkamadı. Emperyalistler Osmanlıyı parça parça doğradılar. Her birisi birkaç parçasını midesine indirdi. ilk Osmanlıyı kuran ilkel Sosyalist yiğit savaşçıların geleneğini sürdüren gençliğimiz, bizi mahvetmek isteyen Emperyalizme başkaldırdı. Adına Kuvayimilliyeciliğimiz dediğimiz hareketi başlattı. O ilkel Sosyalist Osmanlı Atalarının geleneğini yaşatıp sürdüren ve bütün dünyada adlarına Jön Türkler; denen -Mustafa Kemal'in de aralarında bulunduğu- gençler vatanlarına sahip çıktılar. Halkı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinde örgütlediler, yani o cemiyetlerin önderliğinde halk örgütlendi. Kuvayimilliyeci Gençlerimiz Sivas Kongresi’nde mandacılığı ve himayeciliği kesin biçimde mahkum etti. Tam Bağımsızlıktan başka bir parolaya metelik vermedi. ''Ya istiklal Ya Ölüm'' dedi ve sonunda Emperyalizmi dünyada ilk yenilgiye uğratan onlar oldu. Bu hareketleriyle onlar dünyadaki tüm ezilen ve sömürülen halklara örnek oldular. Afrika'dan Asya'ya, Hint'ten Çin'e kadar Emperyalizmin tahakkümü altında inleyen 10'larca halk Anadoluda zafere ulaşan Kuvayimilliye Hareketini kendine örnek aldı. Mustafa Kemal'i evrensel kılan işte bu özelliğidir. Yani yeryüzünde Emperyalist haydutları ilk kez yenilgiye uğratarak bir Milli Kurtuluş Savaşını zafere götüren ordunun başkumandanı olmasıdır. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar Emperyalist haydutların yenilebileceğini bütün dünyaya göstermesidir. 27 Mayıs Hareketi de aynı Devrimci Geleneğin, 1960larda asker-sivil gençlikte ortaya çıkması ve Emperyalizmin kuklası olmuş bir iktidarı vurarak alaşağı etmesidir. Demek 27 Mayıs, Mustafa Kemal'in önderi olduğu Birinci Milli Kurtuluşun devamıdır. ikinci Milli Kurtuluş Hareketinin bir basamağıdır. 27 Mayıs'ta da yenilen düşman, Birinci Milli Kurtuluşta yenilen düşmanın aynısıdır. Yalnız şu farkla: Birinci Milli Kurtuluşta düşman, bizzat kendi ordusuyla, kendi süngüsüyle, kendi çizmesiyle vatanımızı kan dökerek, ırza geçerek çiğnemiş, işgal etmişti. Birinci Milli Kurtuluş vatanımızı sömürgeleştiren işgalci düşmana karşı verilen bir savaştı. 27 Mayıs’ta ise düşman akıllanmıştı. Ülkemizi yarısömürgeleştirmişti. Yarısömürge ile açık sömürgenin farkı şudur: Açık sömürgede yerli ve yabancı bellidir. Dost ve düşman bellidir. Efendi ve kul bellidir. Sömürgenin maddesi Emperyalizmin tırnağı altındadır. Yarısömürgede ne dost bellidir ne düşman, hepsi birbirine karışmıştır. Yarısömürgenin ruhu karmakarışıktır. Memleketin üzerine bir leş abanmıştır. Zavallı millet o leşi hortlak yapan ruhu ayırt edemez. Açık sömürgede kimi vuracağını herkes bilir. Yarısömürgede ise milletin elini kolunu bağlayan canavar, yerli kıyafetindedir. Herkes, kiminle dövüşeceğini şaşırır... Millet birbirine düşer. Açık sömürgede satılık insanlar yüzük taşı gibi meydandadır. Yarısömürgede ise alçak hıyanetler milletin kendisinden geliyormuş gibi görünür. Bugün Emperyalistlerin açık sömürgeden kurtulmaya çalışmaları bundandır. Yarısömürge hem masrafsız hem külfetsizdir... Ne uğraşacaksın aç yoksul yığınlarla?.. Başlarına kendilerinden bir sürü uşak geçirirsin; hem yersin hem yedirirsin... Sana düşman olacaklarına, birbirlerine girsinler... ''Hür ve Bağımsızsın'' dedin mi, kimse yan bakamaz. Ara sıra atacağın sadaka ile bütün dünyanın dilencilerinden alkış toplarsın. Sömürge idaresi, sömürge donanması, sömürge harbi taşınır yük mü?.. Koyuver son meteliklerine kadar harcasınlar. Boğazlarına değin borca batsınlar ve kendi paracıklarıyla silahlansınlar... O zaman gör, seni senden çok savunacaklardır. Hem yalnız canlarıyla başlarıyla değil, dinleriyle, imanlarıyla, vicdanlarıyla, namuslarıyla, şuurlarıyla... Birkaç eldivenli konuşan centilmen diplomat, üç beş diplomalı profesör casus, beş on tane de bütçesini, planını, silahlı kuvvetini kotaracak yüksek uzman gönderdin mi, bütün bir memleket senin için gönüllü çalışır. Artık soy soyabildiğin kadar... Kendi elceğizleriyle kuşaklarını sıkıp, dişlerinden tırnaklarından artırarak sana borç ödemeyi namus borcu bilirler... Bir kürdan parası tutmayan kurmak bile boş emek... Şu enayileri bir gidip görelim onlar yaşamasını bilmez, güzel iklimlerinde biraz eğlenelim, resmen çaktırmadan içlerini casuslayalım; diye göndereceğin turistlerin bahşişi onlara yeter de artar bile... Anavatanda bir alayın diş kirası ile, yarısömürgede emrine tümenler, ordular kurban edilecektir. Nene gerek belalı açık sömürgeye
''27 Mayıs,Mustafa Kemal,Açık ve yarı Sömürge Üzerine''
20'nci Yüzyılla birlikte ecnebi Emperyalistler, Hasta Adam ilan ettikleri Osmanlı Devletini paylaşma planlarını yapmaya başladılar. Fakat Empe
ryalistler bir lokmacık yiyeceği bile kendi aralarında eşit şekilde paylaşamazlardı. Aralarındaki her anlaşmazlık ancak güç kullanarak çözümlenebilirdi. Bu yüzden anlaşamadılar. Hepimizin bildiği Birinci Cihan Harbini çıkardılar. Emperyalist Cihan Savaşı demek Emperyalist devletlerin çıkarları için geri ülkelerin kurban edilmesi demekti. Osmanlı Devleti hiçbir çıkarı olmadığı halde, Emperyalist oyunuyla sokulduğu Cihan Harbinden sağ çıkamadı. Emperyalistler Osmanlıyı parça parça doğradılar. Her birisi birkaç parçasını midesine indirdi. ilk Osmanlıyı kuran ilkel Sosyalist yiğit savaşçıların geleneğini sürdüren gençliğimiz, bizi mahvetmek isteyen Emperyalizme başkaldırdı. Adına Kuvayimilliyeciliğimiz dediğimiz hareketi başlattı. O ilkel Sosyalist Osmanlı Atalarının geleneğini yaşatıp sürdüren ve bütün dünyada adlarına Jön Türkler; denen -Mustafa Kemal'in de aralarında bulunduğu- gençler vatanlarına sahip çıktılar. Halkı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinde örgütlediler, yani o cemiyetlerin önderliğinde halk örgütlendi. Kuvayimilliyeci Gençlerimiz Sivas Kongresi’nde mandacılığı ve himayeciliği kesin biçimde mahkum etti. Tam Bağımsızlıktan başka bir parolaya metelik vermedi. ''Ya istiklal Ya Ölüm'' dedi ve sonunda Emperyalizmi dünyada ilk yenilgiye uğratan onlar oldu. Bu hareketleriyle onlar dünyadaki tüm ezilen ve sömürülen halklara örnek oldular. Afrika'dan Asya'ya, Hint'ten Çin'e kadar Emperyalizmin tahakkümü altında inleyen 10'larca halk Anadoluda zafere ulaşan Kuvayimilliye Hareketini kendine örnek aldı. Mustafa Kemal'i evrensel kılan işte bu özelliğidir. Yani yeryüzünde Emperyalist haydutları ilk kez yenilgiye uğratarak bir Milli Kurtuluş Savaşını zafere götüren ordunun başkumandanı olmasıdır. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar Emperyalist haydutların yenilebileceğini bütün dünyaya göstermesidir. 27 Mayıs Hareketi de aynı Devrimci Geleneğin, 1960larda asker-sivil gençlikte ortaya çıkması ve Emperyalizmin kuklası olmuş bir iktidarı vurarak alaşağı etmesidir. Demek 27 Mayıs, Mustafa Kemal'in önderi olduğu Birinci Milli Kurtuluşun devamıdır. ikinci Milli Kurtuluş Hareketinin bir basamağıdır. 27 Mayıs'ta da yenilen düşman, Birinci Milli Kurtuluşta yenilen düşmanın aynısıdır. Yalnız şu farkla: Birinci Milli Kurtuluşta düşman, bizzat kendi ordusuyla, kendi süngüsüyle, kendi çizmesiyle vatanımızı kan dökerek, ırza geçerek çiğnemiş, işgal etmişti. Birinci Milli Kurtuluş vatanımızı sömürgeleştiren işgalci düşmana karşı verilen bir savaştı. 27 Mayıs’ta ise düşman akıllanmıştı. Ülkemizi yarısömürgeleştirmişti. Yarısömürge ile açık sömürgenin farkı şudur: Açık sömürgede yerli ve yabancı bellidir. Dost ve düşman bellidir. Efendi ve kul bellidir. Sömürgenin maddesi Emperyalizmin tırnağı altındadır. Yarısömürgede ne dost bellidir ne düşman, hepsi birbirine karışmıştır. Yarısömürgenin ruhu karmakarışıktır. Memleketin üzerine bir leş abanmıştır. Zavallı millet o leşi hortlak yapan ruhu ayırt edemez. Açık sömürgede kimi vuracağını herkes bilir. Yarısömürgede ise milletin elini kolunu bağlayan canavar, yerli kıyafetindedir. Herkes, kiminle dövüşeceğini şaşırır... Millet birbirine düşer. Açık sömürgede satılık insanlar yüzük taşı gibi meydandadır. Yarısömürgede ise alçak hıyanetler milletin kendisinden geliyormuş gibi görünür. Bugün Emperyalistlerin açık sömürgeden kurtulmaya çalışmaları bundandır. Yarısömürge hem masrafsız hem külfetsizdir... Ne uğraşacaksın aç yoksul yığınlarla?.. Başlarına kendilerinden bir sürü uşak geçirirsin; hem yersin hem yedirirsin... Sana düşman olacaklarına, birbirlerine girsinler... ''Hür ve Bağımsızsın'' dedin mi, kimse yan bakamaz. Ara sıra atacağın sadaka ile bütün dünyanın dilencilerinden alkış toplarsın. Sömürge idaresi, sömürge donanması, sömürge harbi taşınır yük mü?.. Koyuver son meteliklerine kadar harcasınlar. Boğazlarına değin borca batsınlar ve kendi paracıklarıyla silahlansınlar... O zaman gör, seni senden çok savunacaklardır. Hem yalnız canlarıyla başlarıyla değil, dinleriyle, imanlarıyla, vicdanlarıyla, namuslarıyla, şuurlarıyla... Birkaç eldivenli konuşan centilmen diplomat, üç beş diplomalı profesör casus, beş on tane de bütçesini, planını, silahlı kuvvetini kotaracak yüksek uzman gönderdin mi, bütün bir memleket senin için gönüllü çalışır. Artık soy soyabildiğin kadar... Kendi elceğizleriyle kuşaklarını sıkıp, dişlerinden tırnaklarından artırarak sana borç ödemeyi namus borcu bilirler... Bir kürdan parası tutmayan kurmak bile boş emek... Şu enayileri bir gidip görelim onlar yaşamasını bilmez, güzel iklimlerinde biraz eğlenelim, resmen çaktırmadan içlerini casuslayalım; diye göndereceğin turistlerin bahşişi onlara yeter de artar bile... Anavatanda bir alayın diş kirası ile, yarısömürgede emrine tümenler, ordular kurban edilecektir. Nene gerek belalı açık sömürgeye
güncel Önemli Başlıklar
