bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri9
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- türk mü türkiyeli mi sorunsalı5
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır9
- beyazsemsiyeliyabanci48
- sözlükte erkekleri istemiyoruz16
- sydney sweeney'in memeleri7
- aziz yıldırım14
- ilk aşkınız5
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın5
- 21 gün diyetteyim2
- aziz başkan efsanesinin geri dönmesi2
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak8
- schopenhauer'un kadın nefreti2
- soğuk suyla duş alan insan3
- togg'a lpg taktırmak7
- kaşlarını alan erkek3
- günün yorgunluğunu atmanın yolları2
- saç dökülmesini önlemek için tavsiyeler2
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak3
- kizlarsoruyor com2
- saç ektirmek2
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği6
- evlilik2
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah2
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- yorgun mermi22
- bugün mükemmel bir gün olacak3
- yıldırım'ın başkan olmasından mutlu olan cimbomlu2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- günaydın şarkısı3
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- gammazlama yapmamak12
- kızının düğününde oynayan baba6
- albin kurti2
- 7 haziran 2026 belde ara seçimleri2
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar6
- haysenin1212
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz9
- özgürlük ile güvenlik arasındaki sahte ikilem6
- kürt fıkraları2
- a milli futbol takımı'nın arizona'ya gelmesi2
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler3
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- gina carano11
- satranç haram yasaklansın7
- günün şiiri8
- d'i s c o film2
- bu köyden olsam ne olacak8
- anne hathaway2
tartışmaya açık bir fikirdir.
onca seveniniz vardır, telefonunuz bir an olsun sessiz kalmaz ve o kadar sosyalsinizdir ki kendinizi, sorunlarınızı, acılarınızı, düşüncelerinizi, hayallerinizi bile unutursunuz. her gün biri veya birileri olur yanınızda. gece olur, eve gelirsiniz, yorgunluktan canınız çıkmıştır, yatağa atmak istersiniz kendinizi, atarsınız da ama ardından özlemleriniz, hayalleriniz, pişmanlıklarınız, kederleriniz, hayal kırıklıklarınız aklınıza gelmeye başlar. hayır dersiniz kendinize, düşünmemek istersiniz ama yine de alıkoyamazsınız kendinizi. ne kadar siktir et deseniz de, önemsemiyorum deseniz de, her şeyi inkar etseniz de, bir yanınız biliyordur hakkınızda ki bütün gerçekleri. kendi kendinizi çıldırtmaya koyulursunuz sonra. sorular sorarsınız, yalanlar söylersiniz, cevaplar verirsiniz ama yine de bir şey eksiktir bilirsiniz. bir gün öyle bir an gelir ki, artık canınıza tak eder kaçmak, gerçeklerden uzak durmak ve öyle bir kabullenmek istersiniz ki her şeyi, bir daha ne uykunuz gelir ne de o eski sosyal olduğunuz zamanlar. işte böyle zamanlar düşünmeye koyulur insan. ne kadar sevilirse sevilsin, ne kadar severse sevsin olmuyordur bazen bazı şeyler. çaresizliğin dibine vurmuştur artık. iki ucu boklu değnek misali...düşünür durur kendi kendine, bir hal, bir çare aramaya koyulur. bazen yazmaya verir kendini, bazen işe, bazen bir oyuna, bazen sağ sola derdini anlatmaya ve bazen de yaşamını alt üst eden o karanlığa, o yalnızlığa salıverir kendini. lakin ne yapsa da ne söylese de bir türlü bir çare bulamaz kimseden. anlar ki çok sonraları verdiği o mücadelenin, o savaşın aslında sadece yalnızlığına karşı olduğunu, kendine karşı olduğunu. anlar ki hiç kimse, hiç kimseyi tam olarak anlayamaz. anlar ki hiç kimse, hiç kimseye tam olarak yardım edemez. anlar ki bazı şeyler sen değişmesen de, bilmesen de, görmesen de değişiyor. ve işte der ki o vakit kendine, "aslında her insan yalnızdır."
edit: bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?
onca seveniniz vardır, telefonunuz bir an olsun sessiz kalmaz ve o kadar sosyalsinizdir ki kendinizi, sorunlarınızı, acılarınızı, düşüncelerinizi, hayallerinizi bile unutursunuz. her gün biri veya birileri olur yanınızda. gece olur, eve gelirsiniz, yorgunluktan canınız çıkmıştır, yatağa atmak istersiniz kendinizi, atarsınız da ama ardından özlemleriniz, hayalleriniz, pişmanlıklarınız, kederleriniz, hayal kırıklıklarınız aklınıza gelmeye başlar. hayır dersiniz kendinize, düşünmemek istersiniz ama yine de alıkoyamazsınız kendinizi. ne kadar siktir et deseniz de, önemsemiyorum deseniz de, her şeyi inkar etseniz de, bir yanınız biliyordur hakkınızda ki bütün gerçekleri. kendi kendinizi çıldırtmaya koyulursunuz sonra. sorular sorarsınız, yalanlar söylersiniz, cevaplar verirsiniz ama yine de bir şey eksiktir bilirsiniz. bir gün öyle bir an gelir ki, artık canınıza tak eder kaçmak, gerçeklerden uzak durmak ve öyle bir kabullenmek istersiniz ki her şeyi, bir daha ne uykunuz gelir ne de o eski sosyal olduğunuz zamanlar. işte böyle zamanlar düşünmeye koyulur insan. ne kadar sevilirse sevilsin, ne kadar severse sevsin olmuyordur bazen bazı şeyler. çaresizliğin dibine vurmuştur artık. iki ucu boklu değnek misali...düşünür durur kendi kendine, bir hal, bir çare aramaya koyulur. bazen yazmaya verir kendini, bazen işe, bazen bir oyuna, bazen sağ sola derdini anlatmaya ve bazen de yaşamını alt üst eden o karanlığa, o yalnızlığa salıverir kendini. lakin ne yapsa da ne söylese de bir türlü bir çare bulamaz kimseden. anlar ki çok sonraları verdiği o mücadelenin, o savaşın aslında sadece yalnızlığına karşı olduğunu, kendine karşı olduğunu. anlar ki hiç kimse, hiç kimseyi tam olarak anlayamaz. anlar ki hiç kimse, hiç kimseye tam olarak yardım edemez. anlar ki bazı şeyler sen değişmesen de, bilmesen de, görmesen de değişiyor. ve işte der ki o vakit kendine, "aslında her insan yalnızdır."
edit: bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
