bugün
- claudian clouds32
- meriç dükalığı8
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- sevdiğiniz yazarlar8
- sözlüğün ölü gibi olması5
- şemsiyeli lavuk6
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı10
- kamudaki torpil durumları3
- sözlük kızlarının kekleri24
- islamda namaz yoktur32
- kürdistan10
- ağzı kokan insan5
- hayat kalitesini düşüren şeyler3
- günün sözü16
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- nervio15
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz3
- anın görüntüsü24
- bildiğiniz sure sayısı3
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam5
- sen dost ararsan koş mevlana ya6
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması5
- hintlilerin savaşırken inek inek diye bağırması5
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- baba oğul bisiklet5
- allah ım verdiğini kimse engelleyemez4
- ölümden korkuyor musunuz17
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek6
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi4
- lahmacun3
- yesene beni diyen kız9
- peynir helvası5
- dindarların çoğunun fakir olması7
- tanrı nazarında insan nedir3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- sözlükte ki gay başlıkları5
- neme lazım diyen erkek6
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- ölümsüzlük var4
- 19 eylül 20264
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız3
- türk açılımı5
- bir lahmacuncunun yapabileceği en kırıcı hareket4
- ayı dövmenin aslında zor olmaması12
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- sözlükten kız kaçırmak3
Giovanni Scognamillo öyleymiş ya, anılarında anlatıyor; çocukluğumda ben de ondandım, bir 'figlio della lupa', yani kurdun oğlu. Yavrukurt.
Tabii onunki otuzlu yıllarda ve istanbul'da yaşadığı halde biraz da ailesinin zoruyla, benimki ellilerin sonu, altmışların başında ve özellikle de istanbul'da yaşadığımdan.
Kısa pantalonlu üniformam, tozluklarım, fularım, çakım, boynumda düdüğüm bile vardı. Gerçi düdüğü çalmak yasaktı ama boynumda asılı duruyordu işte.
23 Nisan günleri, çıplak bacaklarımız tavuk derisi gibi diken diken, beşerle kol yürür, Beşiktaş'ta Barbaros Anıtı'na gidip tören yapardık. Boru takımımız da vardı... Trampeti başka okullardan kızlar çalarlardı, rap rapa rap, rap rapa rap, rap rapa rap rap rap rapa rap!
Barbaros Hayrettin Paşa bir Osmanlı büyüğüydü ama biz cumhuriyet çocukları onun heykelinin önünde tören yapıyorduk, zarar yok, sonuçta bir Türk büyüğü değil miydi ve ordumuzun kuruluşunun da taa 'altı yüz küsuruncu' yıldönümleri kutlanmıyor muydu?
Evet, ben bir kurt yavrusuydum. Atam Asena dedemi Ergenekon'dan çıkarmıştı ya, o hesap.
Fakat sonradan öğrendiğime göre, italyan çocukları da kurt yavrularıymış. Onların ataları olan dişi kurt da dedeleri Romus ve Romulus'u emzirmiş ya, o da o hesap.
Gerçi tarihçiler o dişinin kurt murt değil, 'Lupa' yani 'dişi kurt' lakaplı bir fahişe olduğunu ve o terkedilmiş çocukları alıp büyüttüğünü söylerler ama zarar yok. italyan halkını üzmeyelim.
Orada da 'figli della lupa' yani tam tercümesi 'kurdun oğulları' olan bir çocuk örgütü varmış, fakat işe bakın ki Mussolini devrinde.
Demek ki bu durumda italyanlarla da akraba oluyorduk. Bunda şaşılacak bir şey de olamazdı, çünkü bütün insanlık Orta Asya'dan göç yollarıyla çıkıp dünyaya yayıldığı için herkes birbiriyle akraba ve herkes aslında Türk'tü.
Dolayısıyla, eski Türk Ceza Kanunu'nu da Mussolini italyası'ndan bire bir tercüme ettirip uygulamakta bir beis görmemiştik.
Sonra büyüdüm, 19 Mayıs gösterilerine katıldım. Ne sandınız, tığ gibi çocuktum. Canım, 1967 yılından sözediyorum, şimdiki içki göbeğime bakmayınız. Sonradan inönü Stadı olacak Mithat Paşa Stadı ilk kez çimlendirilmişti (o güne kadar toprak sahaydı) ve futbolculardan önce o çime ilk basan biz olmuştuk. Bendeniz 'gazhane' tarafında, pardon, siz gazhaneyi hatırlamazsınız, 'yeni açık' tarafında, penaltı noktasının hemen yakınında bir yerde duruyordum. Kaleleri söküp kaldırmışlardı tabii.
Klasik müzik eşliğinde hareketler yaptık. Bizim elimizde uzun sopalar, kızların ellerinde çemberler, yani kocaman delikler vardı. Bunun 'simgesel' özelliği üzerinde o zamanlar hiç durmamıştık. 1967 yılında.
Sonra, büyüyünce, 1937 yılı belgesellerine baktım. Tuhaf şey, Alman gençlerinin de ellerinde sopalar ve çemberler vardı ve onlar da aynı hareketleri yapıyorlardı. Bu uygulama yalnızca komünist ve faşist ülkelerdeydi. Demokrasilerde böyle örgütler de böyle spor gösterileri de yoktu.
Almanya'da kızlar 'BDM' yani 'Bund Deutscher Maedchen', oğlanlar 'Hitlerjugend' yani 'Hitler Gençliği' örgütü üyeleriydiler. Hani geçen gün papa seçilen Benedictus XVI Hazretleri'nin, yani sonradan kardinal olmuş Ratzinger'in örgütü.
O sopalar sonradan Alman faşistlerinin bir taraflarına girdi tabii... Fakat bize hiçbir şey olmuyor.
Neden mi olmuyor? Biz faşist değiliz ki! ilhan Selçuk'un geçen gün yazdığı gibi 'milliyetçilik ve ülkücülük solculukmuş'.
engin ardıç
Tabii onunki otuzlu yıllarda ve istanbul'da yaşadığı halde biraz da ailesinin zoruyla, benimki ellilerin sonu, altmışların başında ve özellikle de istanbul'da yaşadığımdan.
Kısa pantalonlu üniformam, tozluklarım, fularım, çakım, boynumda düdüğüm bile vardı. Gerçi düdüğü çalmak yasaktı ama boynumda asılı duruyordu işte.
23 Nisan günleri, çıplak bacaklarımız tavuk derisi gibi diken diken, beşerle kol yürür, Beşiktaş'ta Barbaros Anıtı'na gidip tören yapardık. Boru takımımız da vardı... Trampeti başka okullardan kızlar çalarlardı, rap rapa rap, rap rapa rap, rap rapa rap rap rap rapa rap!
Barbaros Hayrettin Paşa bir Osmanlı büyüğüydü ama biz cumhuriyet çocukları onun heykelinin önünde tören yapıyorduk, zarar yok, sonuçta bir Türk büyüğü değil miydi ve ordumuzun kuruluşunun da taa 'altı yüz küsuruncu' yıldönümleri kutlanmıyor muydu?
Evet, ben bir kurt yavrusuydum. Atam Asena dedemi Ergenekon'dan çıkarmıştı ya, o hesap.
Fakat sonradan öğrendiğime göre, italyan çocukları da kurt yavrularıymış. Onların ataları olan dişi kurt da dedeleri Romus ve Romulus'u emzirmiş ya, o da o hesap.
Gerçi tarihçiler o dişinin kurt murt değil, 'Lupa' yani 'dişi kurt' lakaplı bir fahişe olduğunu ve o terkedilmiş çocukları alıp büyüttüğünü söylerler ama zarar yok. italyan halkını üzmeyelim.
Orada da 'figli della lupa' yani tam tercümesi 'kurdun oğulları' olan bir çocuk örgütü varmış, fakat işe bakın ki Mussolini devrinde.
Demek ki bu durumda italyanlarla da akraba oluyorduk. Bunda şaşılacak bir şey de olamazdı, çünkü bütün insanlık Orta Asya'dan göç yollarıyla çıkıp dünyaya yayıldığı için herkes birbiriyle akraba ve herkes aslında Türk'tü.
Dolayısıyla, eski Türk Ceza Kanunu'nu da Mussolini italyası'ndan bire bir tercüme ettirip uygulamakta bir beis görmemiştik.
Sonra büyüdüm, 19 Mayıs gösterilerine katıldım. Ne sandınız, tığ gibi çocuktum. Canım, 1967 yılından sözediyorum, şimdiki içki göbeğime bakmayınız. Sonradan inönü Stadı olacak Mithat Paşa Stadı ilk kez çimlendirilmişti (o güne kadar toprak sahaydı) ve futbolculardan önce o çime ilk basan biz olmuştuk. Bendeniz 'gazhane' tarafında, pardon, siz gazhaneyi hatırlamazsınız, 'yeni açık' tarafında, penaltı noktasının hemen yakınında bir yerde duruyordum. Kaleleri söküp kaldırmışlardı tabii.
Klasik müzik eşliğinde hareketler yaptık. Bizim elimizde uzun sopalar, kızların ellerinde çemberler, yani kocaman delikler vardı. Bunun 'simgesel' özelliği üzerinde o zamanlar hiç durmamıştık. 1967 yılında.
Sonra, büyüyünce, 1937 yılı belgesellerine baktım. Tuhaf şey, Alman gençlerinin de ellerinde sopalar ve çemberler vardı ve onlar da aynı hareketleri yapıyorlardı. Bu uygulama yalnızca komünist ve faşist ülkelerdeydi. Demokrasilerde böyle örgütler de böyle spor gösterileri de yoktu.
Almanya'da kızlar 'BDM' yani 'Bund Deutscher Maedchen', oğlanlar 'Hitlerjugend' yani 'Hitler Gençliği' örgütü üyeleriydiler. Hani geçen gün papa seçilen Benedictus XVI Hazretleri'nin, yani sonradan kardinal olmuş Ratzinger'in örgütü.
O sopalar sonradan Alman faşistlerinin bir taraflarına girdi tabii... Fakat bize hiçbir şey olmuyor.
Neden mi olmuyor? Biz faşist değiliz ki! ilhan Selçuk'un geçen gün yazdığı gibi 'milliyetçilik ve ülkücülük solculukmuş'.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar