bugün
- iremga32
- tem şubenin sözlükte kavga etmesi7
- gammaz arkadaşlar acil baksın8
- velvet8
- nevşehir denince akla gelenler4
- görür görmez artılanan yazarlar4
- anne ile seks yapmak6
- nihavent bey bay birader4
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki6
- sözlük erkeklerinin memeleri8
- ismedin geçeceği illerde yapılacak kutlamalar3
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- sözlükte çok az hamferdi olması6
- arkadaşlar ben uyuyorum bir şey demeyin3
- sevilen yazara yazılan şiir3
- sigarayı bırakmak4
- modluk seçimleri4
- sakatat4
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- sözlüğe bir erkek meme mi attı sorunsalı5
- nick vermeden bir yazara seslen11
- sibel can'a benzeyen yuzır5
- arkadaşlar çabuk buraya bakın4
- migros'ta şarap seçen yalnız ve hüzünlü kadınlar4
- kavga eden iki yazarı da artılamak3
- tenis oynayan kız çekiciliği4
- dava ile tehdit eden yazar3
- uludağ sözlük paris buluşması2
- canımın buz gibi yeşil üzüm çekmesi4
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- sözlükte meme ayrımcılığı5
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- parcalandim toparlanamiyorum2
- nazilerle işbirliği yapan kudüs şeysi2
- şaka maka uludağda çok bayan yazar olması2
- 13 ağustos 2026 aşık olmam hadisesi2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği6
- çocukluğu hatırlatan şeyler3
- sözlüğün aptal kaynaması3
- evde yemek yapmak3
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti4
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması26
- ormanda sevişmek3
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- dayanamayıp kitap almak7
- haftanın gammazları listesi25
- hafız vücutlu2
- insomnia2
- karton toplayan çocuk2
- sözlüğe efsane filmler bırak7
Evet, arkadaşlar bu sahurda başıma gelen, taptaze olayın adıdır. Ama ben zannediyorum ki bir iki senedir bu denli tırsmamışımdır...
Geçenlerde bir arkadaşıma gitmiştim oturuyoruz öyle. laf muhabbet ettiğimiz sıradan bir akşam... Ben sıkıldım bir ara nete girdim, Zaman sonra arkadaş arkada ki gardolabı açtı. La sentinel prime az baksana, şu mont sana olur mu? Dedi. kendi göbek yaptığı için bu aralar ona artık dar geliyoru o mont. Döndüm şöyle geri baktım, hakikaten de Güzel de bişi ha. hani şu balıkçı montu mu, şişme mont mu ne diyorlar ya, kabarık bir şey ondan işte. Giyince adam michell lastik reklamındaki maskot gibi oluyor ya, öyle bir zımbırtı. Tamam dedim attım çantaya eve dönerken.
Eve geldiğimde denemek için bir kere üstüme giydim ve yan odada kanepenin üstüne attım montu. Abartısız bir haftadır aynı kanepenin üstünde attığım gibi duruyor. Malum yalnız yaşıyoruz, her şey bir kenarda ortalık genelde dağınık. Ama bu gece, mont öyle bir iş getirdi ki başıma akıllara zarar!
Sahura kalkmıştım bir şeyler hazırlardım kendime. Neyse yedim, içtim derken vakit geldi imsak girdi. Böyle hafiften de güneş doğar gibide olmaya başlayacak ama hala her yer karanlık sadece oturma odasının pencereden koltuklara az bir şey ışık vurur gibi, Var yok arası... Mutfakta işim bitti ve içeri yani oturma odasına bir girdim ama kapının önünde girdiğim gibi dona kaldım gördüğüm şey şuydu; iki metrelik devasal boyda bir adam koltuğun üstünde cenin posizyonu almış yatıyordu, bana göre de devasal bedenini karanlıkta gizlemeye çalışan bir hali vardı. Ama bir an karanlıkta gözüme gulyabani gibi görüldü, ortalıkta zifir karanlık seçemiyorum, ne bu adam, nereden girdi eve, burada ne işi var ve en önemlisi benden ne istiyor? Üç dört saniye dondum kaldım olduğum yerde ama aniden gördüm fena ötesi tırsmışım. istemsiz bir reflekste duvara bir şaplak patlattım, açtım ışığı, yanılmış olduğumu anladım korkacak bir şey yokmuş meğer ama on dakika kendime gelemedim. Yani niyet tutmamış olsam o korkuyla bir sürahi su dikerdim kafaya.
Meğer evde hala yalnızmışım korkacak bir şey de yokmuş sahurdan önce kanepeden alıp pencere kenarındaki koltuğa fırlattığım montmuş o iki metrelik adam. Karanlıkta görünce birden ne sandım. Saçma sapan bir şeydi evet ama ben birkaç yıldan beri böyle korkmadım. Bilmem, beklide beni bir haftadır dabbenin yeni filmine götürmekte ısrar eden ve montun eski sahibi arkadaşım bilinçaltımda fena bir etki bıraktı da böyle oldu. Hala da ısrar ediyor o filme gidelim diye de. Yok, hacı gitmem ben o filme, bu seferde koltuklar gulyabani olur çıkar gecenin birinde, belli mi olur?
Geçenlerde bir arkadaşıma gitmiştim oturuyoruz öyle. laf muhabbet ettiğimiz sıradan bir akşam... Ben sıkıldım bir ara nete girdim, Zaman sonra arkadaş arkada ki gardolabı açtı. La sentinel prime az baksana, şu mont sana olur mu? Dedi. kendi göbek yaptığı için bu aralar ona artık dar geliyoru o mont. Döndüm şöyle geri baktım, hakikaten de Güzel de bişi ha. hani şu balıkçı montu mu, şişme mont mu ne diyorlar ya, kabarık bir şey ondan işte. Giyince adam michell lastik reklamındaki maskot gibi oluyor ya, öyle bir zımbırtı. Tamam dedim attım çantaya eve dönerken.
Eve geldiğimde denemek için bir kere üstüme giydim ve yan odada kanepenin üstüne attım montu. Abartısız bir haftadır aynı kanepenin üstünde attığım gibi duruyor. Malum yalnız yaşıyoruz, her şey bir kenarda ortalık genelde dağınık. Ama bu gece, mont öyle bir iş getirdi ki başıma akıllara zarar!
Sahura kalkmıştım bir şeyler hazırlardım kendime. Neyse yedim, içtim derken vakit geldi imsak girdi. Böyle hafiften de güneş doğar gibide olmaya başlayacak ama hala her yer karanlık sadece oturma odasının pencereden koltuklara az bir şey ışık vurur gibi, Var yok arası... Mutfakta işim bitti ve içeri yani oturma odasına bir girdim ama kapının önünde girdiğim gibi dona kaldım gördüğüm şey şuydu; iki metrelik devasal boyda bir adam koltuğun üstünde cenin posizyonu almış yatıyordu, bana göre de devasal bedenini karanlıkta gizlemeye çalışan bir hali vardı. Ama bir an karanlıkta gözüme gulyabani gibi görüldü, ortalıkta zifir karanlık seçemiyorum, ne bu adam, nereden girdi eve, burada ne işi var ve en önemlisi benden ne istiyor? Üç dört saniye dondum kaldım olduğum yerde ama aniden gördüm fena ötesi tırsmışım. istemsiz bir reflekste duvara bir şaplak patlattım, açtım ışığı, yanılmış olduğumu anladım korkacak bir şey yokmuş meğer ama on dakika kendime gelemedim. Yani niyet tutmamış olsam o korkuyla bir sürahi su dikerdim kafaya.
Meğer evde hala yalnızmışım korkacak bir şey de yokmuş sahurdan önce kanepeden alıp pencere kenarındaki koltuğa fırlattığım montmuş o iki metrelik adam. Karanlıkta görünce birden ne sandım. Saçma sapan bir şeydi evet ama ben birkaç yıldan beri böyle korkmadım. Bilmem, beklide beni bir haftadır dabbenin yeni filmine götürmekte ısrar eden ve montun eski sahibi arkadaşım bilinçaltımda fena bir etki bıraktı da böyle oldu. Hala da ısrar ediyor o filme gidelim diye de. Yok, hacı gitmem ben o filme, bu seferde koltuklar gulyabani olur çıkar gecenin birinde, belli mi olur?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar