bugün
- ortada bir yolsuzluk olmaması25
- kolesterol5
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- akp nin arzu ettiği muhalif tipi6
- melih gökçek soruşturması ne oldu21
- yağmuru romantik bulan tip5
- meme yalarken düşünülen şeyler7
- yağmurdan nefret etmek9
- fatma betülleri doyurmak5
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı5
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları23
- kemal kılıçdaroğlu3
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- deniz göktaş2
- romanya53
- alfabede j harfi neden var4
- 28 eylül 2026 deniz göktaş'ın ilk duruşması5
- patrona sigorta yap diye yalvarmak3
- crp2
- adam yine kazanacak4
- sözlüğün meme platformuna dönmesi8
- sırbistan da vucic'in istifası3
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis9
- hemogram2
- golden axe2
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi15
- albea var mı abi düşük kilometreli6
- heyt bey'nin fon olayından para kazanmış olması7
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- sürü psikolojisinin felsefi temeli2
- bir arabuluculuk yöntemi olarak arkadan sarılmak2
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur34
- street fighter3
- bolu da zimmet soruşturması 9 gözaltı2
- nihat genç5
- bir şey söyle10
- fırtınalı hava3
- fatma betül sayan kaya39
- almanya25
- sözlük yazarlarının ruh hali7
- dünya61
- türkiye24
- karton toplayan çocuk16
- anadolu üniversitesi2
- otel odası10
- flört uygulamasında eşleşme algoritması4
- sözlük kızlarının ojeleri16
- matkabın var mı diye mesaj atan kız4
- fırtınalı havada denize açılan geri zekalılar2
- gül döktüm yollarına2
Evet, arkadaşlar bu sahurda başıma gelen, taptaze olayın adıdır. Ama ben zannediyorum ki bir iki senedir bu denli tırsmamışımdır...
Geçenlerde bir arkadaşıma gitmiştim oturuyoruz öyle. laf muhabbet ettiğimiz sıradan bir akşam... Ben sıkıldım bir ara nete girdim, Zaman sonra arkadaş arkada ki gardolabı açtı. La sentinel prime az baksana, şu mont sana olur mu? Dedi. kendi göbek yaptığı için bu aralar ona artık dar geliyoru o mont. Döndüm şöyle geri baktım, hakikaten de Güzel de bişi ha. hani şu balıkçı montu mu, şişme mont mu ne diyorlar ya, kabarık bir şey ondan işte. Giyince adam michell lastik reklamındaki maskot gibi oluyor ya, öyle bir zımbırtı. Tamam dedim attım çantaya eve dönerken.
Eve geldiğimde denemek için bir kere üstüme giydim ve yan odada kanepenin üstüne attım montu. Abartısız bir haftadır aynı kanepenin üstünde attığım gibi duruyor. Malum yalnız yaşıyoruz, her şey bir kenarda ortalık genelde dağınık. Ama bu gece, mont öyle bir iş getirdi ki başıma akıllara zarar!
Sahura kalkmıştım bir şeyler hazırlardım kendime. Neyse yedim, içtim derken vakit geldi imsak girdi. Böyle hafiften de güneş doğar gibide olmaya başlayacak ama hala her yer karanlık sadece oturma odasının pencereden koltuklara az bir şey ışık vurur gibi, Var yok arası... Mutfakta işim bitti ve içeri yani oturma odasına bir girdim ama kapının önünde girdiğim gibi dona kaldım gördüğüm şey şuydu; iki metrelik devasal boyda bir adam koltuğun üstünde cenin posizyonu almış yatıyordu, bana göre de devasal bedenini karanlıkta gizlemeye çalışan bir hali vardı. Ama bir an karanlıkta gözüme gulyabani gibi görüldü, ortalıkta zifir karanlık seçemiyorum, ne bu adam, nereden girdi eve, burada ne işi var ve en önemlisi benden ne istiyor? Üç dört saniye dondum kaldım olduğum yerde ama aniden gördüm fena ötesi tırsmışım. istemsiz bir reflekste duvara bir şaplak patlattım, açtım ışığı, yanılmış olduğumu anladım korkacak bir şey yokmuş meğer ama on dakika kendime gelemedim. Yani niyet tutmamış olsam o korkuyla bir sürahi su dikerdim kafaya.
Meğer evde hala yalnızmışım korkacak bir şey de yokmuş sahurdan önce kanepeden alıp pencere kenarındaki koltuğa fırlattığım montmuş o iki metrelik adam. Karanlıkta görünce birden ne sandım. Saçma sapan bir şeydi evet ama ben birkaç yıldan beri böyle korkmadım. Bilmem, beklide beni bir haftadır dabbenin yeni filmine götürmekte ısrar eden ve montun eski sahibi arkadaşım bilinçaltımda fena bir etki bıraktı da böyle oldu. Hala da ısrar ediyor o filme gidelim diye de. Yok, hacı gitmem ben o filme, bu seferde koltuklar gulyabani olur çıkar gecenin birinde, belli mi olur?
Geçenlerde bir arkadaşıma gitmiştim oturuyoruz öyle. laf muhabbet ettiğimiz sıradan bir akşam... Ben sıkıldım bir ara nete girdim, Zaman sonra arkadaş arkada ki gardolabı açtı. La sentinel prime az baksana, şu mont sana olur mu? Dedi. kendi göbek yaptığı için bu aralar ona artık dar geliyoru o mont. Döndüm şöyle geri baktım, hakikaten de Güzel de bişi ha. hani şu balıkçı montu mu, şişme mont mu ne diyorlar ya, kabarık bir şey ondan işte. Giyince adam michell lastik reklamındaki maskot gibi oluyor ya, öyle bir zımbırtı. Tamam dedim attım çantaya eve dönerken.
Eve geldiğimde denemek için bir kere üstüme giydim ve yan odada kanepenin üstüne attım montu. Abartısız bir haftadır aynı kanepenin üstünde attığım gibi duruyor. Malum yalnız yaşıyoruz, her şey bir kenarda ortalık genelde dağınık. Ama bu gece, mont öyle bir iş getirdi ki başıma akıllara zarar!
Sahura kalkmıştım bir şeyler hazırlardım kendime. Neyse yedim, içtim derken vakit geldi imsak girdi. Böyle hafiften de güneş doğar gibide olmaya başlayacak ama hala her yer karanlık sadece oturma odasının pencereden koltuklara az bir şey ışık vurur gibi, Var yok arası... Mutfakta işim bitti ve içeri yani oturma odasına bir girdim ama kapının önünde girdiğim gibi dona kaldım gördüğüm şey şuydu; iki metrelik devasal boyda bir adam koltuğun üstünde cenin posizyonu almış yatıyordu, bana göre de devasal bedenini karanlıkta gizlemeye çalışan bir hali vardı. Ama bir an karanlıkta gözüme gulyabani gibi görüldü, ortalıkta zifir karanlık seçemiyorum, ne bu adam, nereden girdi eve, burada ne işi var ve en önemlisi benden ne istiyor? Üç dört saniye dondum kaldım olduğum yerde ama aniden gördüm fena ötesi tırsmışım. istemsiz bir reflekste duvara bir şaplak patlattım, açtım ışığı, yanılmış olduğumu anladım korkacak bir şey yokmuş meğer ama on dakika kendime gelemedim. Yani niyet tutmamış olsam o korkuyla bir sürahi su dikerdim kafaya.
Meğer evde hala yalnızmışım korkacak bir şey de yokmuş sahurdan önce kanepeden alıp pencere kenarındaki koltuğa fırlattığım montmuş o iki metrelik adam. Karanlıkta görünce birden ne sandım. Saçma sapan bir şeydi evet ama ben birkaç yıldan beri böyle korkmadım. Bilmem, beklide beni bir haftadır dabbenin yeni filmine götürmekte ısrar eden ve montun eski sahibi arkadaşım bilinçaltımda fena bir etki bıraktı da böyle oldu. Hala da ısrar ediyor o filme gidelim diye de. Yok, hacı gitmem ben o filme, bu seferde koltuklar gulyabani olur çıkar gecenin birinde, belli mi olur?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar