bugün
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- demir çelik5
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- arda güler7
- buz gibi bira8
- sıcak şarap4
- kale3112'deki kale hangi kale10
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- babybombshell2
- gece vardiyası3
- bursa6
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- sözlükte flört etmemek9
- arkadaşlar lütfen4
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- en iyi pizza içeriği10
- beşiktaş8
- paradox interactive3
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- köy9
- acı gerçekler14
- en lezzetli balık24
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- karşı cinsteki en itici özellik16
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- dünyanın en kötü hissi3
- agaçlarla dertleşmek3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- yıllar ona hiç acımamış3
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- zendaya4
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- mehmet şimşek2
- köy vs şehir hayatı2
- anın görüntüsü23
- queen ravenna'nın evine kız kaçıran atmak2
- ezoterizm4
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
- gammazlar göreve8
- sözlüğün maymuna dönmesi2
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- 24 eylül 2026 hollanda almanya maçı3
- sözlükte aile kurmak8
Ohrid,oldukça geniş bir göl etrafında kurulmuş,dağlık ve eski bir yerleşim birimi.Hatta çok çok eski.Bölgede yüzlerce antik kilise ve birkaç kale var.10 kişiye 1 kilise düşüyor neredeyse,zamanında kimse de 'aga bu nedir?' dememiş olacak, şuan kiliseler bomboş, herkes sahillerde.
Ohrid'in girişindeki bir duvarda kocaman bir 'ÇARŞI' yazısı görüyorum ama zamanında fotoğraf makinesine davranamadığım için kaçırıyorum.Şehri içinde barındıran surlardan girip pansiyonumuzu buluyoruz.Pansiyonun sahibesi oldukça yardımsever ve çok iyi bir ingilizcesi var. Yerleşip merkeze iniyoruz. Turist sayısı fazla, sahil şeridi boyunca yüzmeye gidenler, barlara, kafelere takılanlar var, yemek yapmak için alışverişe gidiyoruz,marketten bir şeyler aldıktan sonra yağmura yakalanıyoruz. Çok ağır bir yağmur bu,bir türlü dinmek bilmiyor, biz de bir Balkan klasiği olan börekçiyi bulup ayaküstü bir şeyler yiyoruz.
Ertesi gün yine aynı saatlerde yine çok fena bastırıyor yağmur.Bu sefer çarşıdayız, herkes bir anda pasajlara,dükkanlara sığınıyor. Yağmurun dinmesi 15-20 dakikayı buluyor. Ben bu sırada Makedonya forması arıyorum ama bir türlü bulamıyorum,Puma'da da yok.En sonunda bir pasajda formalara rastlıyorum, hatta Fenerbahçe ve Galatasaray formaları da mevcut,formanın üstünde 700 dinar yazıyor, 'indirim yapıyor musunuz peki, 600 falan?' diyorum,hemen kabul ediyorlar.Makedonların bu yönünü seviyorum,pazarlık konusunda katı değiller.(Makedon sana söylüyorum,Arnavut sen anla) Çarşı içindeki dükkanlardaki çalışanların çoğu Türkçe biliyor.Hatta çoğu Türk kökenli.Türkiye'deki kadınların aksine bu genç kadınlar uzun boylu ve sarışın,ayrıca Türkçe bilen Boşnak ve Arnavutlar da var çarşıda.
Bir sonraki ve Ohrid'deki son günümüzde pansiyonumuzun üst kısmında bulunan kaleyi ziyaret ediyoruz. Czar Samuel Kalesi olarak geçiyor.ormanın içinden güzel bir tırmanış oluyor, kalenin girişinde üstünde Makedonya bayrağı olan bir tişörtle,Alexander the Macedonian yazan başka bir tişört alıyorum.Kale yüksek ve ağaçlık bir alanda kurulmuş, surlarda gezerken 'Ulan Samuel,nasıl kaptırdın kaleyi Bizanslılara anlamıyorum.' diyorum. Uykuda mı yakalandılar artık nedir.Neyse, fethedilmiş kalenin hesabını yapacak değiliz,kaleyi gördükten sonra Ohrid'den ayrılıyoruz.
Ohrid'in girişindeki bir duvarda kocaman bir 'ÇARŞI' yazısı görüyorum ama zamanında fotoğraf makinesine davranamadığım için kaçırıyorum.Şehri içinde barındıran surlardan girip pansiyonumuzu buluyoruz.Pansiyonun sahibesi oldukça yardımsever ve çok iyi bir ingilizcesi var. Yerleşip merkeze iniyoruz. Turist sayısı fazla, sahil şeridi boyunca yüzmeye gidenler, barlara, kafelere takılanlar var, yemek yapmak için alışverişe gidiyoruz,marketten bir şeyler aldıktan sonra yağmura yakalanıyoruz. Çok ağır bir yağmur bu,bir türlü dinmek bilmiyor, biz de bir Balkan klasiği olan börekçiyi bulup ayaküstü bir şeyler yiyoruz.
Ertesi gün yine aynı saatlerde yine çok fena bastırıyor yağmur.Bu sefer çarşıdayız, herkes bir anda pasajlara,dükkanlara sığınıyor. Yağmurun dinmesi 15-20 dakikayı buluyor. Ben bu sırada Makedonya forması arıyorum ama bir türlü bulamıyorum,Puma'da da yok.En sonunda bir pasajda formalara rastlıyorum, hatta Fenerbahçe ve Galatasaray formaları da mevcut,formanın üstünde 700 dinar yazıyor, 'indirim yapıyor musunuz peki, 600 falan?' diyorum,hemen kabul ediyorlar.Makedonların bu yönünü seviyorum,pazarlık konusunda katı değiller.(Makedon sana söylüyorum,Arnavut sen anla) Çarşı içindeki dükkanlardaki çalışanların çoğu Türkçe biliyor.Hatta çoğu Türk kökenli.Türkiye'deki kadınların aksine bu genç kadınlar uzun boylu ve sarışın,ayrıca Türkçe bilen Boşnak ve Arnavutlar da var çarşıda.
Bir sonraki ve Ohrid'deki son günümüzde pansiyonumuzun üst kısmında bulunan kaleyi ziyaret ediyoruz. Czar Samuel Kalesi olarak geçiyor.ormanın içinden güzel bir tırmanış oluyor, kalenin girişinde üstünde Makedonya bayrağı olan bir tişörtle,Alexander the Macedonian yazan başka bir tişört alıyorum.Kale yüksek ve ağaçlık bir alanda kurulmuş, surlarda gezerken 'Ulan Samuel,nasıl kaptırdın kaleyi Bizanslılara anlamıyorum.' diyorum. Uykuda mı yakalandılar artık nedir.Neyse, fethedilmiş kalenin hesabını yapacak değiliz,kaleyi gördükten sonra Ohrid'den ayrılıyoruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar