bugün
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak12
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik12
- sigarayı tersten yakmak9
- 20 li yaşların çabuk geçmesi5
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu8
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi3
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- 12 saat çalışmak7
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri6
- insan sanatsal bir varlıktır7
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- eşek sucuğu7
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni2
- ölen porno yıldızlarının ahiretteki durumu6
- türk müslümanlığı6
- hep kendini suçlamak12
- eşini aldatan birini görünce yapılması gereken şey7
- insan vahşi bir hayvandır6
- çekyat kanepe kaplatma7
- milli maçı izlemeyen erkek25
- ekmek arası peyniri bir üst noktaya taşıyan detay5
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet9
- 30 yaşında hala jelibon yiyen insan5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- lgs de 5 yanlış yapan kızı annesinin zorbalaması8
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek7
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği8
- kıskanılmak vs kıskanmak6
- havalar da ısındı10
- kızını rahatsız eden şahsın kulağını kesen baba4
- yaşadım demek için ne yapmalı5
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması4
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı12
- üzerine kuma gelince sorun çıkartan kadın3
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- ona bir şey söyle19
- kılıçdarı destekleyen sanatçılar8
- aylık 283 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- dekolteli çalışan arayan şirketin iş ilanı5
- ameliyathane4
- futboldan anlamayan erkek3
- evlenmeyi başaramamış erkek7
- pizzanın kenarını yememek6
- hangi manifest kızısın11
- daha 174
Ohrid,oldukça geniş bir göl etrafında kurulmuş,dağlık ve eski bir yerleşim birimi.Hatta çok çok eski.Bölgede yüzlerce antik kilise ve birkaç kale var.10 kişiye 1 kilise düşüyor neredeyse,zamanında kimse de 'aga bu nedir?' dememiş olacak, şuan kiliseler bomboş, herkes sahillerde.
Ohrid'in girişindeki bir duvarda kocaman bir 'ÇARŞI' yazısı görüyorum ama zamanında fotoğraf makinesine davranamadığım için kaçırıyorum.Şehri içinde barındıran surlardan girip pansiyonumuzu buluyoruz.Pansiyonun sahibesi oldukça yardımsever ve çok iyi bir ingilizcesi var. Yerleşip merkeze iniyoruz. Turist sayısı fazla, sahil şeridi boyunca yüzmeye gidenler, barlara, kafelere takılanlar var, yemek yapmak için alışverişe gidiyoruz,marketten bir şeyler aldıktan sonra yağmura yakalanıyoruz. Çok ağır bir yağmur bu,bir türlü dinmek bilmiyor, biz de bir Balkan klasiği olan börekçiyi bulup ayaküstü bir şeyler yiyoruz.
Ertesi gün yine aynı saatlerde yine çok fena bastırıyor yağmur.Bu sefer çarşıdayız, herkes bir anda pasajlara,dükkanlara sığınıyor. Yağmurun dinmesi 15-20 dakikayı buluyor. Ben bu sırada Makedonya forması arıyorum ama bir türlü bulamıyorum,Puma'da da yok.En sonunda bir pasajda formalara rastlıyorum, hatta Fenerbahçe ve Galatasaray formaları da mevcut,formanın üstünde 700 dinar yazıyor, 'indirim yapıyor musunuz peki, 600 falan?' diyorum,hemen kabul ediyorlar.Makedonların bu yönünü seviyorum,pazarlık konusunda katı değiller.(Makedon sana söylüyorum,Arnavut sen anla) Çarşı içindeki dükkanlardaki çalışanların çoğu Türkçe biliyor.Hatta çoğu Türk kökenli.Türkiye'deki kadınların aksine bu genç kadınlar uzun boylu ve sarışın,ayrıca Türkçe bilen Boşnak ve Arnavutlar da var çarşıda.
Bir sonraki ve Ohrid'deki son günümüzde pansiyonumuzun üst kısmında bulunan kaleyi ziyaret ediyoruz. Czar Samuel Kalesi olarak geçiyor.ormanın içinden güzel bir tırmanış oluyor, kalenin girişinde üstünde Makedonya bayrağı olan bir tişörtle,Alexander the Macedonian yazan başka bir tişört alıyorum.Kale yüksek ve ağaçlık bir alanda kurulmuş, surlarda gezerken 'Ulan Samuel,nasıl kaptırdın kaleyi Bizanslılara anlamıyorum.' diyorum. Uykuda mı yakalandılar artık nedir.Neyse, fethedilmiş kalenin hesabını yapacak değiliz,kaleyi gördükten sonra Ohrid'den ayrılıyoruz.
Ohrid'in girişindeki bir duvarda kocaman bir 'ÇARŞI' yazısı görüyorum ama zamanında fotoğraf makinesine davranamadığım için kaçırıyorum.Şehri içinde barındıran surlardan girip pansiyonumuzu buluyoruz.Pansiyonun sahibesi oldukça yardımsever ve çok iyi bir ingilizcesi var. Yerleşip merkeze iniyoruz. Turist sayısı fazla, sahil şeridi boyunca yüzmeye gidenler, barlara, kafelere takılanlar var, yemek yapmak için alışverişe gidiyoruz,marketten bir şeyler aldıktan sonra yağmura yakalanıyoruz. Çok ağır bir yağmur bu,bir türlü dinmek bilmiyor, biz de bir Balkan klasiği olan börekçiyi bulup ayaküstü bir şeyler yiyoruz.
Ertesi gün yine aynı saatlerde yine çok fena bastırıyor yağmur.Bu sefer çarşıdayız, herkes bir anda pasajlara,dükkanlara sığınıyor. Yağmurun dinmesi 15-20 dakikayı buluyor. Ben bu sırada Makedonya forması arıyorum ama bir türlü bulamıyorum,Puma'da da yok.En sonunda bir pasajda formalara rastlıyorum, hatta Fenerbahçe ve Galatasaray formaları da mevcut,formanın üstünde 700 dinar yazıyor, 'indirim yapıyor musunuz peki, 600 falan?' diyorum,hemen kabul ediyorlar.Makedonların bu yönünü seviyorum,pazarlık konusunda katı değiller.(Makedon sana söylüyorum,Arnavut sen anla) Çarşı içindeki dükkanlardaki çalışanların çoğu Türkçe biliyor.Hatta çoğu Türk kökenli.Türkiye'deki kadınların aksine bu genç kadınlar uzun boylu ve sarışın,ayrıca Türkçe bilen Boşnak ve Arnavutlar da var çarşıda.
Bir sonraki ve Ohrid'deki son günümüzde pansiyonumuzun üst kısmında bulunan kaleyi ziyaret ediyoruz. Czar Samuel Kalesi olarak geçiyor.ormanın içinden güzel bir tırmanış oluyor, kalenin girişinde üstünde Makedonya bayrağı olan bir tişörtle,Alexander the Macedonian yazan başka bir tişört alıyorum.Kale yüksek ve ağaçlık bir alanda kurulmuş, surlarda gezerken 'Ulan Samuel,nasıl kaptırdın kaleyi Bizanslılara anlamıyorum.' diyorum. Uykuda mı yakalandılar artık nedir.Neyse, fethedilmiş kalenin hesabını yapacak değiliz,kaleyi gördükten sonra Ohrid'den ayrılıyoruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar