bugün
- gelecek partisi'nin kapanması7
- japonya20
- üşüyen erkek5
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması7
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı5
- sağa sinyal verip sola dönmek6
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- ketçap aromalı ruffles2
- mal varlıklarınız nelerdir3
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin14
- sabahın köründe entry giren işsizler3
- battal gazi3
- klima çarpması4
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması7
- günaydın sözlük uyanın artık2
- silah çekildiği zaman patlar3
- gürcistan25
- ağlamamak için kendini tutmak12
- prensesler gibi uyanmak3
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması2
- kırgızistan8
- sabaha bir şiir bırak2
- ctrlx22
- ahmet davutoğlu4
- geceniz nasıl geçiyor7
- çin8
- latin atasözleri6
- hewal ebo18
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- kuran da namaz yok21
- geceye bir şarkı bırak17
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- lahmacunu elle yiyen kız14
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- suca suruklenen cocuk8
- yeni yazarlara öneriler3
- ilgi isteyen kız16
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- antalya şu an 28 derece4
- tez yazmak4
- cep telefonu4
- alison blaire2
- içim yanıyor be sözlük7
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- hikayeyi devam ettir52
- nickten isim tahmini yapmak71
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
bir varmış bir yokmuş,
ağaçlarına anka kuşunun yuvasını kurduğu, sahillerine karetta karettaların yumurtalarını sakladığı bir ülke varmış.
bu ülke öylesine büyükmüş ki, güneş ilk bu ülkenin sınırlarında doğar ve yine bu ülkenin sınırlarında batarmış en son.
işte bir gün, bu büyük ülkenin kralının kızı çaresi bulunamayan bir hastalığa yakalanmış. öylesine bir hastalıkmış ki, ülkedeki hiçbir hekim, hastalığa teşhis dahi koyamamış.
kral ferman yayımlamış. kim ki prensesin hastalığına çare olursa, ülkenin anahtarı artık onun olacakmış. kral biricik kızı için ülkesinden çoktan vazgeçmiş. yeter ki sultanı iyileşsin. eski günlerdeki gibi sarayın bahçesindeki gülleri koklasın istemiş. baba yüreği neylesin altını, sarayı; biricik kızı olmadıkça...
tam 1 yıl boyunca prenses için kimler gelip, çare olmaya çalışmamış ki. prof. dr. mehmet öz, ferhat göçer, haydar dümen, cüneyt arkın, erol köse, dr. oetker, ahmet çakar, prof.dr.ibrahim adnan saraçoğlu, dr.ender saraç ve bir zamanlar doktorlar dizinde başhekimlik deneyimi bulunan kubat, prenses için amade olan hekimlerden sadece bir kaçıymış. artık kimseciklerde ümit kalmamış. öyle ki kral, biricik kızının mezarını bile yavaştan yaptırmaya başlamış.
işte bu karanlık dehlizlerin içine, bu umut fakiri mihraplara bir kişi çıkagelmiş, umut'un "u"sunun yitirildiği bu anda. ağlamaktan bitap düşmüş gözler, bu asil vucüda çevirelecek gücü bile zor bulmuş kendilerinde.
"açılın ben geldim" demiş bu yürüyen karizma. "açılın kaybolan umudunuzu bulmaya geldim" demiş bu umut avcısı. "açılın işte ben geldim" demiş kelimelerle tasvirin imkansız olduğu bu delikanlı.
prensesin bulunduğu odaya girmesiyle beraber, nefesi odanın 4-1 yanına yayılmaya başlamış. bu genç adam prensese yaklaşmış. işte bu anda güzeller güzeli prensesin çehresini bir tebessüm kaplamış. odadaki herkes şaşkın gözlerle izlemekteymiş.
ve prenses gözlerini açmasıyla beraber, ilacı olan bu delikanlının serin nefesinin sıfatına çarptığını hissetmiş. işte o anda bu asalet timsalinin dudaklarına yapışmış. nasıl dayanabilirdi ki zaten. öpüşme o kadar uzun sürmüş ki, kral boğazını temizleyerek adeta "odada aile var yavaş yavaş" demek istemiş. fakat prenses kimseye aldırış etmeden, bu genç delikanlıyı sömürmüş resmen.
prenses yine sarayın avlusundaki gülleri koklamaya, ağaçtaki sincaplarla kikirdeşmeye başlamış. ve kral, mükafatlara boğmak için genç delikanlıyı huzuruna çağırmış. ""ülke senin, hazinelerim senin, neyi istersen al benden" demiş, delikanlıya. bu sözler üzerine asalet timsali o genç gülümsemiş ve "ben suleyman bugra tanseheroglu'yum" demiş. herkes birbirine donuk gözlerle bakmaya başlamış. suleyman bugra tanseheroglu ile aynı çatı altında soluk alıp-vermiş olmanın şaşkınlığı, benliklerini silip atmış.
ve suleyman bugra tanseheroglu ardına bakmadan çekip gitmiş.
işte suleyman bugra tanseheroglu böyle biridir. artık umarım bu nick altına gelip gürültü yapmazsınız.
sevgilerimle suleyman bugra tanseheroglu.
ağaçlarına anka kuşunun yuvasını kurduğu, sahillerine karetta karettaların yumurtalarını sakladığı bir ülke varmış.
bu ülke öylesine büyükmüş ki, güneş ilk bu ülkenin sınırlarında doğar ve yine bu ülkenin sınırlarında batarmış en son.
işte bir gün, bu büyük ülkenin kralının kızı çaresi bulunamayan bir hastalığa yakalanmış. öylesine bir hastalıkmış ki, ülkedeki hiçbir hekim, hastalığa teşhis dahi koyamamış.
kral ferman yayımlamış. kim ki prensesin hastalığına çare olursa, ülkenin anahtarı artık onun olacakmış. kral biricik kızı için ülkesinden çoktan vazgeçmiş. yeter ki sultanı iyileşsin. eski günlerdeki gibi sarayın bahçesindeki gülleri koklasın istemiş. baba yüreği neylesin altını, sarayı; biricik kızı olmadıkça...
tam 1 yıl boyunca prenses için kimler gelip, çare olmaya çalışmamış ki. prof. dr. mehmet öz, ferhat göçer, haydar dümen, cüneyt arkın, erol köse, dr. oetker, ahmet çakar, prof.dr.ibrahim adnan saraçoğlu, dr.ender saraç ve bir zamanlar doktorlar dizinde başhekimlik deneyimi bulunan kubat, prenses için amade olan hekimlerden sadece bir kaçıymış. artık kimseciklerde ümit kalmamış. öyle ki kral, biricik kızının mezarını bile yavaştan yaptırmaya başlamış.
işte bu karanlık dehlizlerin içine, bu umut fakiri mihraplara bir kişi çıkagelmiş, umut'un "u"sunun yitirildiği bu anda. ağlamaktan bitap düşmüş gözler, bu asil vucüda çevirelecek gücü bile zor bulmuş kendilerinde.
"açılın ben geldim" demiş bu yürüyen karizma. "açılın kaybolan umudunuzu bulmaya geldim" demiş bu umut avcısı. "açılın işte ben geldim" demiş kelimelerle tasvirin imkansız olduğu bu delikanlı.
prensesin bulunduğu odaya girmesiyle beraber, nefesi odanın 4-1 yanına yayılmaya başlamış. bu genç adam prensese yaklaşmış. işte bu anda güzeller güzeli prensesin çehresini bir tebessüm kaplamış. odadaki herkes şaşkın gözlerle izlemekteymiş.
ve prenses gözlerini açmasıyla beraber, ilacı olan bu delikanlının serin nefesinin sıfatına çarptığını hissetmiş. işte o anda bu asalet timsalinin dudaklarına yapışmış. nasıl dayanabilirdi ki zaten. öpüşme o kadar uzun sürmüş ki, kral boğazını temizleyerek adeta "odada aile var yavaş yavaş" demek istemiş. fakat prenses kimseye aldırış etmeden, bu genç delikanlıyı sömürmüş resmen.
prenses yine sarayın avlusundaki gülleri koklamaya, ağaçtaki sincaplarla kikirdeşmeye başlamış. ve kral, mükafatlara boğmak için genç delikanlıyı huzuruna çağırmış. ""ülke senin, hazinelerim senin, neyi istersen al benden" demiş, delikanlıya. bu sözler üzerine asalet timsali o genç gülümsemiş ve "ben suleyman bugra tanseheroglu'yum" demiş. herkes birbirine donuk gözlerle bakmaya başlamış. suleyman bugra tanseheroglu ile aynı çatı altında soluk alıp-vermiş olmanın şaşkınlığı, benliklerini silip atmış.
ve suleyman bugra tanseheroglu ardına bakmadan çekip gitmiş.
işte suleyman bugra tanseheroglu böyle biridir. artık umarım bu nick altına gelip gürültü yapmazsınız.
sevgilerimle suleyman bugra tanseheroglu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar