bugün
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi7
- ismetin ciddi sıkıntıları olması7
- teomancalmasur23
- jeffrey epstein12
- herzevekil7
- simko38
- türk solu15
- ukrayna rusya belarus kadınları6
- gram altın3
- halloween kutlamayı yasaklamak6
- nevşehir2
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- true mi döver gocu mu5
- fes takıp kemalist hoplatmak2
- ekrem imamoğlu'nun istanbul'a 10 metro yapması5
- atam tayyip erdoğan'ı eleştirip prim kasmak6
- kim cha eon6
- yeni parti7
- ekşi sözlük toplu alım bitti3
- şeker bey birader dönsün kampanyası3
- tek türkçe padişah adı4
- köy kahvesi3
- fenerbahçe göztepe2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- zamanın ruhu2
- flört etmeme ilkesi5
- sözlükte aksiyon ve sataşma6
- 29 ekim 2026 kapadokya peribacasının çökmesi5
- noodle2
- ak partiyi savunan dayılar10
- kudüs üç semavi din için önemlidir11
- erzurumspor çorumspor2
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan2
- nervio12
- tarih dizileri6
- kel ve at kuyruklu kötü adam6
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı2
- sözlükçü erkeklerin zevksiz olması3
- mevsim değişmesinin kombinlere etkisi5
- aliyev'in türk devletleri zirvesi ne katılmaması6
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- kemal kılıçdaroğlu2
- okulda zil çalmasının gereksizliği4
- esra'yı aç esra'yı5
- kızların yara izi olan erkeklere bayılması4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın17
- üçler yediler kırklar11
- bir kızın peşinde koşan erkek sayısı5
- yemen3
bir varmış bir yokmuş,
ağaçlarına anka kuşunun yuvasını kurduğu, sahillerine karetta karettaların yumurtalarını sakladığı bir ülke varmış.
bu ülke öylesine büyükmüş ki, güneş ilk bu ülkenin sınırlarında doğar ve yine bu ülkenin sınırlarında batarmış en son.
işte bir gün, bu büyük ülkenin kralının kızı çaresi bulunamayan bir hastalığa yakalanmış. öylesine bir hastalıkmış ki, ülkedeki hiçbir hekim, hastalığa teşhis dahi koyamamış.
kral ferman yayımlamış. kim ki prensesin hastalığına çare olursa, ülkenin anahtarı artık onun olacakmış. kral biricik kızı için ülkesinden çoktan vazgeçmiş. yeter ki sultanı iyileşsin. eski günlerdeki gibi sarayın bahçesindeki gülleri koklasın istemiş. baba yüreği neylesin altını, sarayı; biricik kızı olmadıkça...
tam 1 yıl boyunca prenses için kimler gelip, çare olmaya çalışmamış ki. prof. dr. mehmet öz, ferhat göçer, haydar dümen, cüneyt arkın, erol köse, dr. oetker, ahmet çakar, prof.dr.ibrahim adnan saraçoğlu, dr.ender saraç ve bir zamanlar doktorlar dizinde başhekimlik deneyimi bulunan kubat, prenses için amade olan hekimlerden sadece bir kaçıymış. artık kimseciklerde ümit kalmamış. öyle ki kral, biricik kızının mezarını bile yavaştan yaptırmaya başlamış.
işte bu karanlık dehlizlerin içine, bu umut fakiri mihraplara bir kişi çıkagelmiş, umut'un "u"sunun yitirildiği bu anda. ağlamaktan bitap düşmüş gözler, bu asil vucüda çevirelecek gücü bile zor bulmuş kendilerinde.
"açılın ben geldim" demiş bu yürüyen karizma. "açılın kaybolan umudunuzu bulmaya geldim" demiş bu umut avcısı. "açılın işte ben geldim" demiş kelimelerle tasvirin imkansız olduğu bu delikanlı.
prensesin bulunduğu odaya girmesiyle beraber, nefesi odanın 4-1 yanına yayılmaya başlamış. bu genç adam prensese yaklaşmış. işte bu anda güzeller güzeli prensesin çehresini bir tebessüm kaplamış. odadaki herkes şaşkın gözlerle izlemekteymiş.
ve prenses gözlerini açmasıyla beraber, ilacı olan bu delikanlının serin nefesinin sıfatına çarptığını hissetmiş. işte o anda bu asalet timsalinin dudaklarına yapışmış. nasıl dayanabilirdi ki zaten. öpüşme o kadar uzun sürmüş ki, kral boğazını temizleyerek adeta "odada aile var yavaş yavaş" demek istemiş. fakat prenses kimseye aldırış etmeden, bu genç delikanlıyı sömürmüş resmen.
prenses yine sarayın avlusundaki gülleri koklamaya, ağaçtaki sincaplarla kikirdeşmeye başlamış. ve kral, mükafatlara boğmak için genç delikanlıyı huzuruna çağırmış. ""ülke senin, hazinelerim senin, neyi istersen al benden" demiş, delikanlıya. bu sözler üzerine asalet timsali o genç gülümsemiş ve "ben suleyman bugra tanseheroglu'yum" demiş. herkes birbirine donuk gözlerle bakmaya başlamış. suleyman bugra tanseheroglu ile aynı çatı altında soluk alıp-vermiş olmanın şaşkınlığı, benliklerini silip atmış.
ve suleyman bugra tanseheroglu ardına bakmadan çekip gitmiş.
işte suleyman bugra tanseheroglu böyle biridir. artık umarım bu nick altına gelip gürültü yapmazsınız.
sevgilerimle suleyman bugra tanseheroglu.
ağaçlarına anka kuşunun yuvasını kurduğu, sahillerine karetta karettaların yumurtalarını sakladığı bir ülke varmış.
bu ülke öylesine büyükmüş ki, güneş ilk bu ülkenin sınırlarında doğar ve yine bu ülkenin sınırlarında batarmış en son.
işte bir gün, bu büyük ülkenin kralının kızı çaresi bulunamayan bir hastalığa yakalanmış. öylesine bir hastalıkmış ki, ülkedeki hiçbir hekim, hastalığa teşhis dahi koyamamış.
kral ferman yayımlamış. kim ki prensesin hastalığına çare olursa, ülkenin anahtarı artık onun olacakmış. kral biricik kızı için ülkesinden çoktan vazgeçmiş. yeter ki sultanı iyileşsin. eski günlerdeki gibi sarayın bahçesindeki gülleri koklasın istemiş. baba yüreği neylesin altını, sarayı; biricik kızı olmadıkça...
tam 1 yıl boyunca prenses için kimler gelip, çare olmaya çalışmamış ki. prof. dr. mehmet öz, ferhat göçer, haydar dümen, cüneyt arkın, erol köse, dr. oetker, ahmet çakar, prof.dr.ibrahim adnan saraçoğlu, dr.ender saraç ve bir zamanlar doktorlar dizinde başhekimlik deneyimi bulunan kubat, prenses için amade olan hekimlerden sadece bir kaçıymış. artık kimseciklerde ümit kalmamış. öyle ki kral, biricik kızının mezarını bile yavaştan yaptırmaya başlamış.
işte bu karanlık dehlizlerin içine, bu umut fakiri mihraplara bir kişi çıkagelmiş, umut'un "u"sunun yitirildiği bu anda. ağlamaktan bitap düşmüş gözler, bu asil vucüda çevirelecek gücü bile zor bulmuş kendilerinde.
"açılın ben geldim" demiş bu yürüyen karizma. "açılın kaybolan umudunuzu bulmaya geldim" demiş bu umut avcısı. "açılın işte ben geldim" demiş kelimelerle tasvirin imkansız olduğu bu delikanlı.
prensesin bulunduğu odaya girmesiyle beraber, nefesi odanın 4-1 yanına yayılmaya başlamış. bu genç adam prensese yaklaşmış. işte bu anda güzeller güzeli prensesin çehresini bir tebessüm kaplamış. odadaki herkes şaşkın gözlerle izlemekteymiş.
ve prenses gözlerini açmasıyla beraber, ilacı olan bu delikanlının serin nefesinin sıfatına çarptığını hissetmiş. işte o anda bu asalet timsalinin dudaklarına yapışmış. nasıl dayanabilirdi ki zaten. öpüşme o kadar uzun sürmüş ki, kral boğazını temizleyerek adeta "odada aile var yavaş yavaş" demek istemiş. fakat prenses kimseye aldırış etmeden, bu genç delikanlıyı sömürmüş resmen.
prenses yine sarayın avlusundaki gülleri koklamaya, ağaçtaki sincaplarla kikirdeşmeye başlamış. ve kral, mükafatlara boğmak için genç delikanlıyı huzuruna çağırmış. ""ülke senin, hazinelerim senin, neyi istersen al benden" demiş, delikanlıya. bu sözler üzerine asalet timsali o genç gülümsemiş ve "ben suleyman bugra tanseheroglu'yum" demiş. herkes birbirine donuk gözlerle bakmaya başlamış. suleyman bugra tanseheroglu ile aynı çatı altında soluk alıp-vermiş olmanın şaşkınlığı, benliklerini silip atmış.
ve suleyman bugra tanseheroglu ardına bakmadan çekip gitmiş.
işte suleyman bugra tanseheroglu böyle biridir. artık umarım bu nick altına gelip gürültü yapmazsınız.
sevgilerimle suleyman bugra tanseheroglu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar