bugün
- bardak ticareti7
- herkese garip size normal gelen şeyler8
- arkadaşlar iyi geceler7
- 2045 yılında ucan arabalar olacak mı sorunsalı4
- online kişi sayısının artık gözükmemesi4
- kale3112'nin gece de artılaması5
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- nervio4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- sosyal olarak başarısız insanlar5
- gece 3 te yatıp sabah 8 de işe gitmek3
- cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar4
- hikayenin kötü adamı olmak4
- ahbap derneğine para kaptırıp elfida dinlemek3
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- arkadaşlar ben sarhoş oldum3
- fingirdek erkek2
- ekşi sözlük referans19
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- gece gece yarım ekmek sucuklu tost gömmek3
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- perseid göktaşı yağmuru3
- tomşak dudaklı kezo4
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- çerçeve yasa31
- ipsala vs kapıkule3
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- recep ivedik'in yoga yapması2
- acıktım lan3
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- türbede dua etmenin şirk olması13
- ona bir şey söyle4
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- eve yarasa girmesi3
- memleketime şiir3
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- g i l d e d l i l y10
- birazdan geliyorum2
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- kitap okuma alışkanlığı4
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- sokakta öpüşmek7
- backrooms3
- yurt dışı çıkış harcı8
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
Şu günlerde ortalıkta bir imsak yani oruca başlama zamanı tartışması almış başını gidiyor. Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır, kurmuş olduğu Süleymaniye Vakfı aracılığı ile namaz ve oruç vakitleri konusunda bir proje yürütüyor. Vakfa bağlı bir ekip tarafından yürütülen proje kapsamında kutuplarda bile araştırma yapılmış.
Evvela Abdulaziz Bayındır Hoca başta olmak üzere bu konuda emek sarf edenlerin hepsini gayretlerinden dolayı tebrik etmek lazım. Bir ilahiyat profesörü öncülüğünde teknolojik imkânlardan da yararlanılarak bu denli kapsamlı bir çalışmanın yürütülmesi herkese örnek olacak niteliktedir. Abdulaziz Bayındır Hoca; kendine toplumun Kuran ve sünnetin ışığında bir hayat yaşayabilmesini ve bunun önünde engel olacak her şeyin kaldırılabilmesi veya buna gayret edilmesini dert etmesi ve sırf Allah rızası için böyle meşakkatli bir konuda elini taşın altına sokmuş olması ile hepimizin özlemle beklediği âlim profilinin bir numunesi olduğunu göstermiştir.
insanları eleştirmeden önce evvela eleştiri konusu edilen mevzulara birinci elden bakmak ve incelemek gerekir. Abdulaziz Bayındır Hocayı çok tanımam, herkesin bildiği kadar bilirim. Hilal TVde ara ara tefsir derslerine rast gelmişliğim vardır. Daha önce de ismine televizyonlarda rastladım ama kendisi hakkında detaylı bir araştırma yapma imkânım olmadı. Bu son oruç vakitleri ile ilgili basına yansıyan açıklamalarından sonra kurucusu olduğu Süleymaniye Vakfının internet sitesi üzerinden kendisi ve çalışmaları hakkında bilgi sahibi oldum.
Oruç vakitleri ile ilgili görüşlerini temellendirdiği Ekvatordan Kutuplara Namaz başlıklı çalışmasını Vakfın web sayfasından (http://www.suleymaniyevakfi.org/) indirip inceledim. Yazımın bundan sonraki kısmı bu çalışmanın Namaz Vakitleri adlı kısmı ile alakalı olacaktır. Ayrıca Diyanet Vakfı islam Ansiklopedisinin Yakup Çiçek tarafından yazılmış "Fecir" maddesinden de büyük oranda istifade ettim.
Sabah namazı vakti ile imsak yani oruca başlama vakti aynı zamanlardır. Yani takvimlerimizde yer alan imsak kısmı sabah namazını kılabileceğimiz ve oruç tutacakların artık yiyip içemeyeceğimiz zamanı göstermektedir. Abdulaziz Bayındır Hocanın burada genel geçer görüşten daha doğrusu Diyanet işleri Başkanlığından ayrıldığı taraf imsak vaktinin ne zaman girdiğidir.
islami literatürde imsak vaktinin girmesi Fecir ile ifade edilir. Fecir, Arapçada yarmak, bir şeyi iki parçaya ayırmak, açığa çıkartmak, suya yol vermek anlamlarına gelip, güneşin doğmasından önceki tan yeri ağarmasını ifade eder. Fecrin Türkçedeki karşılığı sabahın alacakaranlığı, şafak sökmesi veya gün ağarmasıdır. Sabahın erken saatlerinde güneşten doğu ufkuna ulaşan kızıllık olarak da bilinmektedir. Güneş doğmadan evvel yeryüzünde oluşan bir çeşit aydınlıktır. Nitekim bu aydınlıktan bir süre sonra güneş doğmaktadır. Yani fecir gecenin gündüze en yakın zamanını ve bu zamanda yeryüzünün aldığı haldir. Tam bu noktada başka bir mesele devreye girmektedir. Bu fecirden önce doğuda ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen piramit şeklinde, akşamınkine benzer akçıl ve donuk bir beyazlık oluşur. Bu geçici bir beyazlıktır ve bir süre sonra karanlık tekrar basar. işte bu aydınlığın, mevzu bahis olan fecir ile karıştırılmaması için buna Fecr-i Kazib yani yalancı fecir veya yalancı, aldatıcı aydınlık, diğerine yani asıl Fecre ise Fecr-i Sadık yani gerçek, hakiki fecir denir. Fecr-i Kazib gecenin bir bölümü kabul edildiği için ayrıca dini bir hükme konu teşkil etmez. Fecr-i Sadıkta ufukta yatay olarak boydan boya uzanan giderek genişleyip yayılan bir aydınlık vardır. Fecr-i Sadık; ışık ufuk boyunca yayılmaya başlayıp, altta kara parçasının siyahlığı, üstte kızıl ışık kuşağı, onun üstünde de beyaz ışık kuşağı kesin çizgilerle ayrılınca başlar. işte bu vakit sabah namazının girdiği ve oruca niyetli kişinin yeme içme fiilini sonlandıracağı imsak vaktidir. Fecri-i Sadıkta başlayan sabah namazı vakti güneşin doğmasıyla son bulur.
Bakara Suresinin 187. Ayetinde yer alan fecirden siyah ip beyaz ipten sizce tam ayırt edilir hale gelinceye kadar yiyin, için ifadesi fecir vaktinin dolayısıyla oruç vaktinin başlangıcına işaret eder. Peygamberimiz siyah ve beyaz iplikle ilgili olarak biri gecenin karanlığı, diğeri gündüzün aydınlığıdır şeklinde açıklama yaparak ayette muğlak görünen ifadeyi vuzuha kavuşturmuştur.
Abdulaziz Bayındır Hoca'ya göre Fecr-i Sadıkta renkler ayrışır, koyu karanlık yeryüzüne çekilir, üstte beyaz ışık kuşağı, ortada kızıl ışık kuşak iyice belirginleşir. Bu sebeple imsak vaktinde enine yayılan kızıl ve beyaz ışık kuşaklarının net görülmesi gerekirken aydınlığın emaresinin dahi olmadığı saatlerde oruca ve namaza başlanması tam bir akıl tutulmasıdır diyerek Diyanetin imsak vakitlerinin ayette belirtilen duruma uymadığını ifade eder.
Söz konusu çalışmasında Abdulaziz Bayındır Hoca, Fecr-i Sadıktaki bu aydınlık halin imsak olduğuna dair bir çok da sahih hadisi delil olarak gösterir. Ayrıca görüşlerini, istanbulda değişik zamanlarda çektiği fotoğraflarla da kanıtlamaya çalışır. Mesela Diyanetin imsak vaktinde çekilen bir görüntüde ortalığın nerdeyse zifiri karanlık olduğunu görebiliyoruz. Aynı şekilde yukarıdaki ayete ve hadislere uygun olarak enlemesine yayılmış beyazlık ve kızlığın net bir şekilde görüldüğü anları da fotoğraflardan görebiliyoruz ki bunlar bilinen imsak vaktinden bir saatten fazla sonra çekilmiş fotoğraflardır.
Çalışmasında ayet hadis ve gözlemlerden oluşan birçok delille beraber sonuç olarak Abdulaziz Bayındır, Diyanetin imsak vaktinin Fecr-i Kazib zamanı olduğunu ve Fecri Sadıkın bundan epey sonra gerçekleştiğini ve dolayısyla gerekenden fazla süre oruç tuttuğumuzu ve bu vakitle Sabah namazı girdiği için Fecr-i Sadıka kadar beklenmeyip kılınan namazların da olmadığını söylemektedir.
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=42
Evvela Abdulaziz Bayındır Hoca başta olmak üzere bu konuda emek sarf edenlerin hepsini gayretlerinden dolayı tebrik etmek lazım. Bir ilahiyat profesörü öncülüğünde teknolojik imkânlardan da yararlanılarak bu denli kapsamlı bir çalışmanın yürütülmesi herkese örnek olacak niteliktedir. Abdulaziz Bayındır Hoca; kendine toplumun Kuran ve sünnetin ışığında bir hayat yaşayabilmesini ve bunun önünde engel olacak her şeyin kaldırılabilmesi veya buna gayret edilmesini dert etmesi ve sırf Allah rızası için böyle meşakkatli bir konuda elini taşın altına sokmuş olması ile hepimizin özlemle beklediği âlim profilinin bir numunesi olduğunu göstermiştir.
insanları eleştirmeden önce evvela eleştiri konusu edilen mevzulara birinci elden bakmak ve incelemek gerekir. Abdulaziz Bayındır Hocayı çok tanımam, herkesin bildiği kadar bilirim. Hilal TVde ara ara tefsir derslerine rast gelmişliğim vardır. Daha önce de ismine televizyonlarda rastladım ama kendisi hakkında detaylı bir araştırma yapma imkânım olmadı. Bu son oruç vakitleri ile ilgili basına yansıyan açıklamalarından sonra kurucusu olduğu Süleymaniye Vakfının internet sitesi üzerinden kendisi ve çalışmaları hakkında bilgi sahibi oldum.
Oruç vakitleri ile ilgili görüşlerini temellendirdiği Ekvatordan Kutuplara Namaz başlıklı çalışmasını Vakfın web sayfasından (http://www.suleymaniyevakfi.org/) indirip inceledim. Yazımın bundan sonraki kısmı bu çalışmanın Namaz Vakitleri adlı kısmı ile alakalı olacaktır. Ayrıca Diyanet Vakfı islam Ansiklopedisinin Yakup Çiçek tarafından yazılmış "Fecir" maddesinden de büyük oranda istifade ettim.
Sabah namazı vakti ile imsak yani oruca başlama vakti aynı zamanlardır. Yani takvimlerimizde yer alan imsak kısmı sabah namazını kılabileceğimiz ve oruç tutacakların artık yiyip içemeyeceğimiz zamanı göstermektedir. Abdulaziz Bayındır Hocanın burada genel geçer görüşten daha doğrusu Diyanet işleri Başkanlığından ayrıldığı taraf imsak vaktinin ne zaman girdiğidir.
islami literatürde imsak vaktinin girmesi Fecir ile ifade edilir. Fecir, Arapçada yarmak, bir şeyi iki parçaya ayırmak, açığa çıkartmak, suya yol vermek anlamlarına gelip, güneşin doğmasından önceki tan yeri ağarmasını ifade eder. Fecrin Türkçedeki karşılığı sabahın alacakaranlığı, şafak sökmesi veya gün ağarmasıdır. Sabahın erken saatlerinde güneşten doğu ufkuna ulaşan kızıllık olarak da bilinmektedir. Güneş doğmadan evvel yeryüzünde oluşan bir çeşit aydınlıktır. Nitekim bu aydınlıktan bir süre sonra güneş doğmaktadır. Yani fecir gecenin gündüze en yakın zamanını ve bu zamanda yeryüzünün aldığı haldir. Tam bu noktada başka bir mesele devreye girmektedir. Bu fecirden önce doğuda ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen piramit şeklinde, akşamınkine benzer akçıl ve donuk bir beyazlık oluşur. Bu geçici bir beyazlıktır ve bir süre sonra karanlık tekrar basar. işte bu aydınlığın, mevzu bahis olan fecir ile karıştırılmaması için buna Fecr-i Kazib yani yalancı fecir veya yalancı, aldatıcı aydınlık, diğerine yani asıl Fecre ise Fecr-i Sadık yani gerçek, hakiki fecir denir. Fecr-i Kazib gecenin bir bölümü kabul edildiği için ayrıca dini bir hükme konu teşkil etmez. Fecr-i Sadıkta ufukta yatay olarak boydan boya uzanan giderek genişleyip yayılan bir aydınlık vardır. Fecr-i Sadık; ışık ufuk boyunca yayılmaya başlayıp, altta kara parçasının siyahlığı, üstte kızıl ışık kuşağı, onun üstünde de beyaz ışık kuşağı kesin çizgilerle ayrılınca başlar. işte bu vakit sabah namazının girdiği ve oruca niyetli kişinin yeme içme fiilini sonlandıracağı imsak vaktidir. Fecri-i Sadıkta başlayan sabah namazı vakti güneşin doğmasıyla son bulur.
Bakara Suresinin 187. Ayetinde yer alan fecirden siyah ip beyaz ipten sizce tam ayırt edilir hale gelinceye kadar yiyin, için ifadesi fecir vaktinin dolayısıyla oruç vaktinin başlangıcına işaret eder. Peygamberimiz siyah ve beyaz iplikle ilgili olarak biri gecenin karanlığı, diğeri gündüzün aydınlığıdır şeklinde açıklama yaparak ayette muğlak görünen ifadeyi vuzuha kavuşturmuştur.
Abdulaziz Bayındır Hoca'ya göre Fecr-i Sadıkta renkler ayrışır, koyu karanlık yeryüzüne çekilir, üstte beyaz ışık kuşağı, ortada kızıl ışık kuşak iyice belirginleşir. Bu sebeple imsak vaktinde enine yayılan kızıl ve beyaz ışık kuşaklarının net görülmesi gerekirken aydınlığın emaresinin dahi olmadığı saatlerde oruca ve namaza başlanması tam bir akıl tutulmasıdır diyerek Diyanetin imsak vakitlerinin ayette belirtilen duruma uymadığını ifade eder.
Söz konusu çalışmasında Abdulaziz Bayındır Hoca, Fecr-i Sadıktaki bu aydınlık halin imsak olduğuna dair bir çok da sahih hadisi delil olarak gösterir. Ayrıca görüşlerini, istanbulda değişik zamanlarda çektiği fotoğraflarla da kanıtlamaya çalışır. Mesela Diyanetin imsak vaktinde çekilen bir görüntüde ortalığın nerdeyse zifiri karanlık olduğunu görebiliyoruz. Aynı şekilde yukarıdaki ayete ve hadislere uygun olarak enlemesine yayılmış beyazlık ve kızlığın net bir şekilde görüldüğü anları da fotoğraflardan görebiliyoruz ki bunlar bilinen imsak vaktinden bir saatten fazla sonra çekilmiş fotoğraflardır.
Çalışmasında ayet hadis ve gözlemlerden oluşan birçok delille beraber sonuç olarak Abdulaziz Bayındır, Diyanetin imsak vaktinin Fecr-i Kazib zamanı olduğunu ve Fecri Sadıkın bundan epey sonra gerçekleştiğini ve dolayısyla gerekenden fazla süre oruç tuttuğumuzu ve bu vakitle Sabah namazı girdiği için Fecr-i Sadıka kadar beklenmeyip kılınan namazların da olmadığını söylemektedir.
yazının devamı: http://www.genchacilar.or...ageID=KoseDetay&id=42
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar