bugün
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- hayatın acı gerçekleri4
- kolye142
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- ilişkiye ara vermek5
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- bu saatte yemek yemek4
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- nervionun mavi gözleri11
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- marka giyinmek5
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- teselli vermek6
- courtney love2
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- yazarların telefon numaraları3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- anpa gross3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- kaybolan çorabın teki2
- diksiyon4
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- cep telefonu22
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- etek tıraşı4
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- kemal kılıçdaroğlu2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- nokia20
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- bik bik'in kraliçe olması10
- sabah giyeceği kıyafeti geceden hazır eden insan2
- kadın istihdamı2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- sexting3
- sözlüğün en sevilen yazarları2
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- fransa11
- hem tipi hem fiziği iyi olan kadın3
türkiye'nin en büyük sorunu. demokrasinin temellerinin darbelerle atılmış olmasından mütevellit bir durumdu.
düşünüldüğü zaman kötü yöneticiler koltuklarını hep diğer yöneticilerin silah zoruyla giriştikleri darbe girişimleri ile gerçekleştirilmesinden kaynaklanmaktadır.
hafızalarımızı biraz zorlarsak osmanlıdan beri, bu coğrafyada demokratikleşme faaliyetleri. devlette üst düzey yönetici olmak isteyenlerin halk desteği ile yapamayacakları şeyleri silah zoru ile gerçekleşirmerlerine sebep olmuştur.
çünkü bu değişimleri yapanlar herşeyi o temsil ettikleri halk adına yapmayı görev bilmişlerdir (düşünmeyi bile) demokrasi özgür toplumların temelini oluşturur. özgürlük ancak onu isteyen halk tarafından yeterince kavranabildiği sürece sağlam temeller üzerine oturtabilir. bir toplumda yaşayan insanların herkesin hak ve ödevlere sahip olabileceği ağlayışı ile oturabilir (yanlışta düşünüyor olabilirim ama bence böyle). gelen her yönetim, devlet adamı ve padişah kendi tebasını doyurma ve rüzgarı onlara çevirme hastalığı yüzünden bu topraklarda hiç bir zaman tam anlamı ile demokratikleşememe durumunu meydana getirmiştir. kötü olansa darbeleri yapanların bunu yapma amaçları olarak toplumu olduğundan daha özgür bir yapıya kavuşturma hedeflerinden çıktığından kaynaklanmaktadır.
şimdi bir bakalım 1. meşrutiyet ; jön türklerin baskıcı tutumu ile gerçekleştirilen bir özgürlük hareketi. bunu gerçekleştirenler bu ülkenin aydın kesimi belki evet ama bunu yaparken bir padişah (abdülaziz) indirilip yerine bir başkası getirilmiş (2. abdülhamid)ki abdül hamidin ilk anayasa olan kanun'i esasiyi ne kadar kullandığı aşikardır. demokratikleşme sürecinde tahta oturan padişahın yaşattığı istibdat döneminde neler neler yaşandığı ise ortadadır. gazetelere getirilen yasaklar, sürülen aydınlar falan filan. abdülhamid'in ne kadar önemli bir isim olduğunu yazmaya gerek yok sanırım. parçalanana bir imparatorluğu nasıl ayakta tuttuğu ama bunu yaparkenki insanların hak ve hürriyetlerine nasıl ket vuruduğuda ortadadır.
neyse bir yönetim ondan hiç memnun olmayan başka bir yönetim tarafından devrildi ve bu yüksek dereceli demokratikleşme süreci olarak halka lanse edildi (2. meşrutiyet). ittaat ve terakki bu ülkede parlementer sistemin oturması için ne kadar çalıştığını söylemeye gerek yok. söylenelesi şeyse onlar geldikten sonra ne kadar çabuk dağılan bir imparatorlukla karşı karşıyaya kaldığımız. yine yönetim rüzgarını kendine çevirenler ve bundan kesinlikle memnun olmayanlar prtaya çıktı. artık coğrafyanın verdiği tezcanlılık mı? yoksa başka bişi mi bilmiyorum ama darbe ile gelen ilk demokratikleşme sürecinin eleştirisi yine bir darbe girişimi ile oldu (31 mart ayaklanması) hürriyet ve itilaf fırkası ayaklanması eğer bastırılamasa idi yönetimin ne kadar değişebileceğini anlatmaya gerek yok sanırım. sıkıntı olan ise parlementer sistemde hükümetler seçimle yada kongrelerle devrilir yada yerini sağlamlaştırır. bizde ise bildiğin askerin istanbula girişi ile yerini sağlamlaştırmıştır. burda sanırım o osmanlıdaki veraset sisteminin herkeste yarattığı inanılmaz çekicilik yatmakta gibi duruyor çünkü her gelen kendi imparatorluğunu ilan etmeye çalışmış.
peki bunla bitmiş mi? biter mi hiç, babı ali baskını ile (ki onunda bir darbe olduğunu söylemeye gerek yok sanırım) ittaat ve terakkinin istibdat döneminin başlangıcı olmuştur. 1. dünya savaşı bitene kadar.
istanbul böyle çalkalanırken tarım ülkesi olan osmanlı tebası sanırım hasatın nasıl geçeceğini düşünme dışında bişi yapmışmıdır bilemem. ama bu yönetimsel değişmelerin ne kadarı ile ilgilendiler cidden çok meraklardayım çünkü bilinen bir gerçek varki oda anadoluda okur yazar oranının çok aşşağılarda olduğudur (şahsi kanaatim kendileri için yapılan bu kadar girişimden birçoğunun haberi bile yoktu, yada ne kadar umursadılar)
neyse gel gelelim cumhuriyet dönemine; atatürk devrimine. bir savaş kahramanı ve galibi olmanın rüzgarını heralde atatürk'ten daha iyi alabilen biri olmamıştır bu ülkede. ama bu devrimleri yaparken ne kadar çok muhalefet istemediğide ortadadır (ha dipnot atatürkçüyüm ve yaptığı yeniliklerin sonuna kadar arkasındayım olması gerekeni yapmıştır özellikle laiklikle alakalı olan kısım) o direk bir baskın yapmamıştır buna gerek yoktur ama istiklal mahkemelerinin gücünü muhalefeti bertaraf etmek için nasıl kullandığı ortadadır. ha bu arada muhalefet boş durmuş mudur, terakki perver cumhuriyet fırkasının ağa babaları olmasa bile alt kesimlerinin atatürk suikasti başta olmak üzere yaptığı bir çok darbe girişimide olmuştur. başaramamışlardır sadece. daha önceki yaptıklarını yapamamışlardır. onlarda bu girişimlerde bulunurken atatürkün iktidarın rüzgarını sadece kendisi için kullandığı görüşünde birleşmişlerdir.
velhasıl kelam komple cumhuriyeti ilan ettik ama konuşmanın yada bu ülke için toptan çalışmanın silahla adam öldürmekten geçtiğini bir türlü anlayamadık.
aynı adnan menderese olduğu gibi. iyiydi kötüydü tartışmayalım benim bildiğim ülkeyi morotoryuma götürdü. kötü giden ekonomiyi popilist politikalarla köpürterek iktidarda kalma mücadelesi veriyordu. ki liberalizim demesine rağmen 3-5 yıl sonra bu düşüncesinden de uzaklaşma derdine düştü. kendi baskı dönemini oluşturdu, sırf inmemek için devletin gücünü kullandı ama noldu? onu demokratik yolla indiremeyenler babadan kalma alışkanlıklarına geri döndüler (burda her iki tarafada yükleniyorum yanlış anlaşılmasın) adnan menderesin tutumu kendi sonunu hazırladı ve bir ülkede olması gereken en son şey meydana geldi. demokrasiyi yine dar ağacında aradılar. kaybeden üç can ve koca bir millet oldu.
devam ederdim ama hep aynı hikaye birileri iktidara gelip tek yanlı hareket etti, onu indirmek isteyenler hep zor kullandı. aktörlerin rolleri hep zamanla değişti yerleri değişti ama anlayış hiçbir zaman değişmedi. bu 80dede 97'dede aynısı idi.
şimdi darbe ihitimalleri ile yapılan bir sürü soruşturma var.bi ihtimal gerçekleşmiş olsa ne olacak ki? tayyip inecek yerine benzer çalışan başka hükümetler gelecek. bu toplumunda hep bir kısmı sadece tatminkar olacaklar.
neyse çok uzatırdımda konu bunun etrafında dönüyor sürekli; sevgiler saygılar.
düşünüldüğü zaman kötü yöneticiler koltuklarını hep diğer yöneticilerin silah zoruyla giriştikleri darbe girişimleri ile gerçekleştirilmesinden kaynaklanmaktadır.
hafızalarımızı biraz zorlarsak osmanlıdan beri, bu coğrafyada demokratikleşme faaliyetleri. devlette üst düzey yönetici olmak isteyenlerin halk desteği ile yapamayacakları şeyleri silah zoru ile gerçekleşirmerlerine sebep olmuştur.
çünkü bu değişimleri yapanlar herşeyi o temsil ettikleri halk adına yapmayı görev bilmişlerdir (düşünmeyi bile) demokrasi özgür toplumların temelini oluşturur. özgürlük ancak onu isteyen halk tarafından yeterince kavranabildiği sürece sağlam temeller üzerine oturtabilir. bir toplumda yaşayan insanların herkesin hak ve ödevlere sahip olabileceği ağlayışı ile oturabilir (yanlışta düşünüyor olabilirim ama bence böyle). gelen her yönetim, devlet adamı ve padişah kendi tebasını doyurma ve rüzgarı onlara çevirme hastalığı yüzünden bu topraklarda hiç bir zaman tam anlamı ile demokratikleşememe durumunu meydana getirmiştir. kötü olansa darbeleri yapanların bunu yapma amaçları olarak toplumu olduğundan daha özgür bir yapıya kavuşturma hedeflerinden çıktığından kaynaklanmaktadır.
şimdi bir bakalım 1. meşrutiyet ; jön türklerin baskıcı tutumu ile gerçekleştirilen bir özgürlük hareketi. bunu gerçekleştirenler bu ülkenin aydın kesimi belki evet ama bunu yaparken bir padişah (abdülaziz) indirilip yerine bir başkası getirilmiş (2. abdülhamid)ki abdül hamidin ilk anayasa olan kanun'i esasiyi ne kadar kullandığı aşikardır. demokratikleşme sürecinde tahta oturan padişahın yaşattığı istibdat döneminde neler neler yaşandığı ise ortadadır. gazetelere getirilen yasaklar, sürülen aydınlar falan filan. abdülhamid'in ne kadar önemli bir isim olduğunu yazmaya gerek yok sanırım. parçalanana bir imparatorluğu nasıl ayakta tuttuğu ama bunu yaparkenki insanların hak ve hürriyetlerine nasıl ket vuruduğuda ortadadır.
neyse bir yönetim ondan hiç memnun olmayan başka bir yönetim tarafından devrildi ve bu yüksek dereceli demokratikleşme süreci olarak halka lanse edildi (2. meşrutiyet). ittaat ve terakki bu ülkede parlementer sistemin oturması için ne kadar çalıştığını söylemeye gerek yok. söylenelesi şeyse onlar geldikten sonra ne kadar çabuk dağılan bir imparatorlukla karşı karşıyaya kaldığımız. yine yönetim rüzgarını kendine çevirenler ve bundan kesinlikle memnun olmayanlar prtaya çıktı. artık coğrafyanın verdiği tezcanlılık mı? yoksa başka bişi mi bilmiyorum ama darbe ile gelen ilk demokratikleşme sürecinin eleştirisi yine bir darbe girişimi ile oldu (31 mart ayaklanması) hürriyet ve itilaf fırkası ayaklanması eğer bastırılamasa idi yönetimin ne kadar değişebileceğini anlatmaya gerek yok sanırım. sıkıntı olan ise parlementer sistemde hükümetler seçimle yada kongrelerle devrilir yada yerini sağlamlaştırır. bizde ise bildiğin askerin istanbula girişi ile yerini sağlamlaştırmıştır. burda sanırım o osmanlıdaki veraset sisteminin herkeste yarattığı inanılmaz çekicilik yatmakta gibi duruyor çünkü her gelen kendi imparatorluğunu ilan etmeye çalışmış.
peki bunla bitmiş mi? biter mi hiç, babı ali baskını ile (ki onunda bir darbe olduğunu söylemeye gerek yok sanırım) ittaat ve terakkinin istibdat döneminin başlangıcı olmuştur. 1. dünya savaşı bitene kadar.
istanbul böyle çalkalanırken tarım ülkesi olan osmanlı tebası sanırım hasatın nasıl geçeceğini düşünme dışında bişi yapmışmıdır bilemem. ama bu yönetimsel değişmelerin ne kadarı ile ilgilendiler cidden çok meraklardayım çünkü bilinen bir gerçek varki oda anadoluda okur yazar oranının çok aşşağılarda olduğudur (şahsi kanaatim kendileri için yapılan bu kadar girişimden birçoğunun haberi bile yoktu, yada ne kadar umursadılar)
neyse gel gelelim cumhuriyet dönemine; atatürk devrimine. bir savaş kahramanı ve galibi olmanın rüzgarını heralde atatürk'ten daha iyi alabilen biri olmamıştır bu ülkede. ama bu devrimleri yaparken ne kadar çok muhalefet istemediğide ortadadır (ha dipnot atatürkçüyüm ve yaptığı yeniliklerin sonuna kadar arkasındayım olması gerekeni yapmıştır özellikle laiklikle alakalı olan kısım) o direk bir baskın yapmamıştır buna gerek yoktur ama istiklal mahkemelerinin gücünü muhalefeti bertaraf etmek için nasıl kullandığı ortadadır. ha bu arada muhalefet boş durmuş mudur, terakki perver cumhuriyet fırkasının ağa babaları olmasa bile alt kesimlerinin atatürk suikasti başta olmak üzere yaptığı bir çok darbe girişimide olmuştur. başaramamışlardır sadece. daha önceki yaptıklarını yapamamışlardır. onlarda bu girişimlerde bulunurken atatürkün iktidarın rüzgarını sadece kendisi için kullandığı görüşünde birleşmişlerdir.
velhasıl kelam komple cumhuriyeti ilan ettik ama konuşmanın yada bu ülke için toptan çalışmanın silahla adam öldürmekten geçtiğini bir türlü anlayamadık.
aynı adnan menderese olduğu gibi. iyiydi kötüydü tartışmayalım benim bildiğim ülkeyi morotoryuma götürdü. kötü giden ekonomiyi popilist politikalarla köpürterek iktidarda kalma mücadelesi veriyordu. ki liberalizim demesine rağmen 3-5 yıl sonra bu düşüncesinden de uzaklaşma derdine düştü. kendi baskı dönemini oluşturdu, sırf inmemek için devletin gücünü kullandı ama noldu? onu demokratik yolla indiremeyenler babadan kalma alışkanlıklarına geri döndüler (burda her iki tarafada yükleniyorum yanlış anlaşılmasın) adnan menderesin tutumu kendi sonunu hazırladı ve bir ülkede olması gereken en son şey meydana geldi. demokrasiyi yine dar ağacında aradılar. kaybeden üç can ve koca bir millet oldu.
devam ederdim ama hep aynı hikaye birileri iktidara gelip tek yanlı hareket etti, onu indirmek isteyenler hep zor kullandı. aktörlerin rolleri hep zamanla değişti yerleri değişti ama anlayış hiçbir zaman değişmedi. bu 80dede 97'dede aynısı idi.
şimdi darbe ihitimalleri ile yapılan bir sürü soruşturma var.bi ihtimal gerçekleşmiş olsa ne olacak ki? tayyip inecek yerine benzer çalışan başka hükümetler gelecek. bu toplumunda hep bir kısmı sadece tatminkar olacaklar.
neyse çok uzatırdımda konu bunun etrafında dönüyor sürekli; sevgiler saygılar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar