bugün

ispirtocular

binaları saldırgan böğürtülerin ardına yaptılar.
çünkü onlar kasaptı ve mandalinaları yoktu.
herkesin çocuk olmak istediği sebepsiz bir korku
geldi kapladı muhte$em ay tutulmasını / gözlüklerim nerde
diye bağırdı kertenkelenin içindeki ölü çekirge;
birkaç kez daha zıplasa, ta$a tutunacaktı.

bütün tela$lara mahal gibiydi
kanımızı donduran vicdan azabı,
sarhoştuk, durup durup gülüyorduk
döke saça içiyorduk / döke saça ya$ıyorduk
ormanı arayan kentli birer çakaldık da aslında
yüzlerimiz me$guldu ağızlarımız çirkindi
yalnızlığımızdan mesulduk!

bir fırsat daha tanınsa, ayılacaktık sırasıyla!
biraz istirahat buyurduğumuz alkolden kalkacak
ve ellerimizi, ve a$kı siper ederek gözlerimize
uzaklara bakacaktık!

herkes, her $ey kendine gelmeye çalı$ıyordu
dağ, doruğunu çalı$ıyordu; ırmak debisini
bir yabancı dil öğrenmek gibi sevmek birisini
bize bu koyuyordu!

evet! hep çalı$ılınacaktı!
ölüm çalı$ılınacaktı, tabiat çalı$ılınacaktı!
ne zaman ki hesap pusulası bırakılacaktı masaya,
bir insanın toplam kaç insan ettiği
sanırım, o zaman anla$ılacaktı!

küçük iskender - ipucu bırakma sanatı'ndan..
© copyright 2005 - 2026