bugün
- 4 kez üst üste cumaya gitmemek5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i6
- hiçbir şeyin tat vermemesi4
- bir kızın aşkı size naptırabilir5
- melissa vargas'dan tokat yemek4
- eksilenmekten aldığım tadı hiçbir şeyden almadım3
- piercing takmanın zorluğu5
- kıvırcık saç8
- ak çomarların tartışmada fetöcü ilan etme eşiği3
- kurucu önder3
- sigara içmeyenleri anlamamak3
- otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi4
- seri eksicim kooooş3
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci19
- abd de valilik adayına silahlı saldırı3
- recep tayyip erdoğan4
- kelebek saç kesimi4
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi4
- mel mel bakan birine usulca sokulmak2
- serhat kılıç20
- çomarizasyon2
- rüyada çaylak olduğunu görmek2
- tung tung tung sahur3
- çomarların herkesi pkk lı yapması2
- kredi kartı ile ödeme almayan esnaf2
- akılda kalan film replikleri2
- bir bela geliyor11
- türklerin yoğurt dışında icadının olmadığı gerçeği3
- 2020'lilerin okula başlaması2
- kalite tesadüf değildir2
- filenin sultanları7
- rennie4
- yalnızlık edebiyatı13
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- tai lung42
- sözlüğü 2000 ve sonrası doğumluların basması5
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- en sevmediğin insan tipleri9
- sağlıklı beslenmek2
- ikinci defa askere gitmek8
- deccal internetten çıkacak10
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı39
- italyan mutfağı2
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- özbek kadınlar14
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- dur bakalım kimin elinde kalacak2
- ahmet hakan'ın kalkan topuk analizi2
Çağın başında Wilhelm Worringer, sanat tarihine yeni bir araştırma mantığı getirirken, tüm sanat yaratmaları için iki kavram saptamak ister. Bu iki kavram, iki temel içtepiyi, iki psikolojik fenomeni karşılar. Bunlardan biri, bütün natüralist eğilimli sanat anlayışlarının dayandığı özdeşleyim (Einfühlung) içtepisi, öbürü de tüm anti-natüralist, soyut eğilimli sanat anlayışlarının dayandığı soyutlama (Abstraktion) içtepisidir. Özdeşleyim kavramını, Theodor Lippsden alan Worringer, bununla; doğaya yönelik, doğa ile mutlu bir ilgi kurmak isteyen sanat üslûplarını açıklamak ister. Şöyle ki, özdeşleyim de insan, kendi varlığının dışında bulunan objelere yönelir, onların varlığında kendi duygularını ve tinsel etkinliğini, özgürlüğünü yaşar. Ancak, bunun olabilmesi için, önce insan ile insan süjesi ile doğa ve doğal nesneler arasında bir güven ve bir sempati ilgisinin doğmuş olması gerekir. Böyle bir güven ve sempati ilgisi, insanı doğaya ve nesnelere götürür. insan, karşılaştığı bu nesnelere kendi duygu ve tinsel etkinliğini yükler. Estetik haz, böyle bir süreç içinde doğan bir ürün olur. Çünkü, estetik haz, insanın duygularını yüklediği bir nesnede, kendi duygularını yaşamasından doğar. Ancak, Th. Lippsden aldığı ve Lippsin de tüm sanat yaratmalarına uyguladığı bu özdeşleyim içtepinin Worringer tüm sanat yaratmalarına uygulanamayacağını, yalnız bir tür sanat yaratmalarına, natüralist sanat yaratmalarına uygulanabileceğini saptamak ister. Buna göre anti-natüralist sanat anlayışları özdeşleyim kavramı ile açıklanamaz. Bu anti-natüralist sanat anlayışları ise ‘soyut’ kavramı altında toplanır. Şu halde, soyut sanat anlayışı özdeşleyim ile açıklanamadığına göre, soyut sanatı açıklayacak bir başka kavrama gereksinme vardır. Bu kavramı Worrin-ger soyutlama içtepisinde bulur. Soyutlama içtepisi, özdeşleyimin natüralist sanat üslûplarını açıklamasına karşılık, soyut sanat üslûplarını açıklayacaktır. Böylece, Worringer, tüm sanat üslûplarını ve sanat tarihini açıklayabilecek iki temel içtepi ve iki temel kavram ele geçirmiş oluyor. Bu iki kavram iki psikolojik yetiyi ifade ettiğine göre, tüm sanat üslûpları ve üslûplardan oluşan tüm sanat tarihi, psikolojik bir temele oturtulmuş oluyor. Genellikle sanat fenomenini böyle psikolojik olarak açıklama ki bu, Worringere göre biricik mümkün açıklama biçimidir, çağdaş en sağlıklı araştırma yöntemidir. Hattâ, bu, Worringer için estetik’i modern bir bilim olarak belirleyen en önemli bir niteliktir. Worringer bunu şöyle belirtir: «Estetik objektivizmden estetik sübjektivizme en kesin adımı atmış olan, yani araştırmalarında artık estetik objenin biçiminden değil de, estetik objeye bakan süjenin davranışından hareket eden modern estetik» derken, modern estetikin bu ana niteliğini, sübjektivist-psikolojik niteliğini vurgulamak ister. Buna göre, iki içtepimiz var: özdeşleyim ve soyutlama içtepileri. Bir de bunların karşılıkları olan iki üslûp var: natüralizm ve soyut üslûp. Yukarda, natüralist üslûp ile özdeşleyim arasındaki ilgiye kısaca değinmiştik. Bu ilgi, insan süjesi ile doğa varlığı arasında kurulan mutlu bir ilgiye dayanıyordu. Şimdi, soyutlama içtepisi açısından insan ile doğa arasındaki ilginin nasıl bir ilgi olduğunu sorabiliriz. Hemen söylememiz gerekir ki, bu ilgi, insanın dış dünya ve dış dünya olayları karşısında duyduğu bir iç huzursuzluğunu ve tinsel bir korkuyu dile getirir. insanın, bağlanışız, karmaşık ve sınırsız dünya olayları karşısında duyabileceği en belirgin duygu, iç-huzursuzluğu ve korku duyguları olacaktır. Ama, öte yandan, insan evrende güven ve huzur içinde, korkusuz yaşamak ister. insan bu huzur ve güven ihtiyacım nasıl gerçekleştirecektir? insan, bu huzur ve güveni sanatta, sanat biçimlerinde bulacaktır. Ancak, sanatta huzur ve güven bulma olanağı, artık özdeşleyimde olduğu gibi, «dış dünyanın nesnelerine kendini vermek, onlar aracıyla kendi kendinden haz duymak değildir; tersine her tir nesneyi keyfiliğinden ve görünüşteki tesadüfiliğinden kurtarma, onu » oyut biçimlere yaklaştırarak ölümsüz kılma ve böylece görünüşler dünyası
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar