bugün
- hilafetin türklere faydası17
- kibarhergele11
- sorusormayin5
- sözlüğün kırbacı10
- cehennemde sigara içme yasağı4
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- pavyonları dönüştürmek4
- total war3
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- george washington2
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi7
- lahana sarma turşusu2
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- emniyet kemeri2
- günün kitabı2
- kız sanılan yazarlar6
- ucan tekme atan hipopotam44
- yazarların sağlık sorunları7
- hangi yazarla çift olursunuz28
- insanların birbirini gizlice puanlaması3
- şeytanın kariyer değişikline gitmesi3
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon4
- tff başkanı hacıosmanoğlu'nun istifa yanıtı2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı11
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- samimiyetin bir noktadan sonra hakarete dönüşmesi3
- öbür dünyada referans istenmesi2
- tulumba tatlısı3
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- anın görüntüsü32
- 6 ekim 2026 ali emre ballı'nın intihar etmesi5
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- pforzheim şu an 10 derece3
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- ölümden sonra yapılan performans değerlendirmesi2
- futbol8
- galatasaray4
- kasımpaşa2
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- ya bi siktirin gidin15
- uyuyan insanın asıl amacı3
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- penis boyu takıntısı6
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- tai lung2
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- özgür özel'in mersin de tutuklu başkan ziyareti2
5. Adım
-içinde Sıkışıp Kaldığım Roman-
Beş metrekare. Her yer toz içinde. Sehpanın üzerinde sigara külleri, yemek kırıntıları, boş sigara paketleri ve kirli bir kupa bardak. Üç dört adet takı. Yanan ve yanmayan çakmaklar. Etrafa saçılmış boş bira şişeleri, hazır yiyecek ambalajları. Türlü türlü kitaplar, elbiseler, çoraplar, bir futbol takımına ait atkı ve forma. Kirli perde, yastık, terlik, birkaç defter ve o defterlerden koparılmış yarısı yazılı kağıt parçaları. Onlarca kitap. Uzun zamandır. Çok uzun zamandır yaşadığım beş metrekarelik kafesin nüfus kağıdında bunlar yazıyor. insan yıkıldığında genelde olmaktan korktuğu şeylerden biri olmaya başlıyor. Belki bir cahil, belki bir yaratık, belki başka bir şey. Neyden korkuyor ve tiksiniyorsa, onlardan biri olmaya başlıyor insan.
Her yerim kanıyor. Acılar içinde ağrılar çekiyorum. Neden ve nasıl olduğuna dair bir fikrim yok. Aslında var ancak gücüm kendime ifade etmeye. Bilgisayarı başından kalkmayan, şişman, yağlı bir tene sahip, kendini sanal alemde işe yarar bir adam haline getiren, bütün gün sanal alemde ahkam kesen, porno izleyip otuz bir çekmekten başka bir boka yaramayan adamlardan korktum hep. Öyle adamlardan olmaktan. Yavaş yavaş korktuğum şeylerden biri olmaya başladım. Henüz pornografik eğilimlerim yok, şişman ve yağlı bir vücuda da sahip değilim ve diğer belirtilerin çoğu da yok ancak aylardır beş metrekarelik bu kafesten çıkmayışım, o yola doğru girdiğimi gösteriyor gibi. Bu beni ürkütüyor. Ürkmekten başka bir bok yapamamak daha da korkunç. Gücüm yok. Kalkıp koşmaya gücüm yok. Nefes almaya gücüm yok. Sevmeye gücüm yok. Yok. Hiçbir şeye gücüm yok. Olanları kabullenmeye bile gücüm yok. Ruhum ağrıyor. Sabahları aynada yüzüme bakmaktan korkuyorum çünkü gözbebeklerimin arkasında çığlık atan bir ruh görüyorum. Kıvranan bir ruh. Elini bana doğru uzatan bir ruh. Sanki uzattığı eli tutarsam beni o ağrıların içine çekecek gibi.
Her türlü inançtan vazgeçtim. Kendime inanmaktan vazgeçtim ilk. Sonra dualara inanmaktan vazgeçtim. Çünkü bunca yıl o kadar dua ettim ve bir işime yaramadı. Sonra tüm insanlara olan inancımdan vazgeçtim en sonunda tanrıyla aram açıldı ve işte uzun zamandır lanetlenmiş bir şekilde beş metrekare kafeste lanetlenmiş bir şekilde, yalnızlığa mahkum edilmiş bir şekilde göğsüm inip kalkıyor. Göğsüm inip kalkıyor sadece çünkü bunca olana rağmen yaşadığını iddia edemeyecek kadar zeki bir adamım.
Bu beş metrekare kafeste tanrı yok. Dua yok. Merhamet yok. Duygular yok. Bataklık gibi. Ağrı var, acı var, yangınlar var, kötü kokular, kötü duygular, kötü anılar ve gözyaşı bol bol. Her gece uyuduğumda sabahları uyanmamak adına düşler kuruyorum. Bir sabah yatakta öylece ölü bulunmak. Ambulans sesleri, polis telsizlerinden yükselen anonslar, otopsi raporları ve görkemsiz bir cenaze töreni. Bu beş metrekare, tüm uygarlığın bitip en ilkel acıların başladığı topraklar gibi.
Zihnimi öldürmek istiyorum. içindeki bütün beni ben yapan şeylerle birlikte. Hatıralar, bilgiler, IQ taneleri, acılar, kaygılar, endişeler vs. ne varsa içinde. Hepsi. Sonra boş bir beden, boş bir beyin ile, yepyeni bir kimlikle, dilini, dinini, kültürünü bilmediğim bambaşka bir coğrafyada gözümü açmak. Hafıza kaybına uğramış bir adam gibi.
Bu olmalı. Bu olmalı çünkü bu içinde sıkışıp kaldığım romanın sayfalarında oksijen tükenmeye başladı. Ve ciğerlerim batıyor artık.
-Biri romanın sayfalarını çeviriyor.-
Reverans…
B
at
uha
n Ded
de
-içinde Sıkışıp Kaldığım Roman-
Beş metrekare. Her yer toz içinde. Sehpanın üzerinde sigara külleri, yemek kırıntıları, boş sigara paketleri ve kirli bir kupa bardak. Üç dört adet takı. Yanan ve yanmayan çakmaklar. Etrafa saçılmış boş bira şişeleri, hazır yiyecek ambalajları. Türlü türlü kitaplar, elbiseler, çoraplar, bir futbol takımına ait atkı ve forma. Kirli perde, yastık, terlik, birkaç defter ve o defterlerden koparılmış yarısı yazılı kağıt parçaları. Onlarca kitap. Uzun zamandır. Çok uzun zamandır yaşadığım beş metrekarelik kafesin nüfus kağıdında bunlar yazıyor. insan yıkıldığında genelde olmaktan korktuğu şeylerden biri olmaya başlıyor. Belki bir cahil, belki bir yaratık, belki başka bir şey. Neyden korkuyor ve tiksiniyorsa, onlardan biri olmaya başlıyor insan.
Her yerim kanıyor. Acılar içinde ağrılar çekiyorum. Neden ve nasıl olduğuna dair bir fikrim yok. Aslında var ancak gücüm kendime ifade etmeye. Bilgisayarı başından kalkmayan, şişman, yağlı bir tene sahip, kendini sanal alemde işe yarar bir adam haline getiren, bütün gün sanal alemde ahkam kesen, porno izleyip otuz bir çekmekten başka bir boka yaramayan adamlardan korktum hep. Öyle adamlardan olmaktan. Yavaş yavaş korktuğum şeylerden biri olmaya başladım. Henüz pornografik eğilimlerim yok, şişman ve yağlı bir vücuda da sahip değilim ve diğer belirtilerin çoğu da yok ancak aylardır beş metrekarelik bu kafesten çıkmayışım, o yola doğru girdiğimi gösteriyor gibi. Bu beni ürkütüyor. Ürkmekten başka bir bok yapamamak daha da korkunç. Gücüm yok. Kalkıp koşmaya gücüm yok. Nefes almaya gücüm yok. Sevmeye gücüm yok. Yok. Hiçbir şeye gücüm yok. Olanları kabullenmeye bile gücüm yok. Ruhum ağrıyor. Sabahları aynada yüzüme bakmaktan korkuyorum çünkü gözbebeklerimin arkasında çığlık atan bir ruh görüyorum. Kıvranan bir ruh. Elini bana doğru uzatan bir ruh. Sanki uzattığı eli tutarsam beni o ağrıların içine çekecek gibi.
Her türlü inançtan vazgeçtim. Kendime inanmaktan vazgeçtim ilk. Sonra dualara inanmaktan vazgeçtim. Çünkü bunca yıl o kadar dua ettim ve bir işime yaramadı. Sonra tüm insanlara olan inancımdan vazgeçtim en sonunda tanrıyla aram açıldı ve işte uzun zamandır lanetlenmiş bir şekilde beş metrekare kafeste lanetlenmiş bir şekilde, yalnızlığa mahkum edilmiş bir şekilde göğsüm inip kalkıyor. Göğsüm inip kalkıyor sadece çünkü bunca olana rağmen yaşadığını iddia edemeyecek kadar zeki bir adamım.
Bu beş metrekare kafeste tanrı yok. Dua yok. Merhamet yok. Duygular yok. Bataklık gibi. Ağrı var, acı var, yangınlar var, kötü kokular, kötü duygular, kötü anılar ve gözyaşı bol bol. Her gece uyuduğumda sabahları uyanmamak adına düşler kuruyorum. Bir sabah yatakta öylece ölü bulunmak. Ambulans sesleri, polis telsizlerinden yükselen anonslar, otopsi raporları ve görkemsiz bir cenaze töreni. Bu beş metrekare, tüm uygarlığın bitip en ilkel acıların başladığı topraklar gibi.
Zihnimi öldürmek istiyorum. içindeki bütün beni ben yapan şeylerle birlikte. Hatıralar, bilgiler, IQ taneleri, acılar, kaygılar, endişeler vs. ne varsa içinde. Hepsi. Sonra boş bir beden, boş bir beyin ile, yepyeni bir kimlikle, dilini, dinini, kültürünü bilmediğim bambaşka bir coğrafyada gözümü açmak. Hafıza kaybına uğramış bir adam gibi.
Bu olmalı. Bu olmalı çünkü bu içinde sıkışıp kaldığım romanın sayfalarında oksijen tükenmeye başladı. Ve ciğerlerim batıyor artık.
-Biri romanın sayfalarını çeviriyor.-
Reverans…
B
at
uha
n Ded
de
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar