bugün
- laik teyzelerin fenotipi34
- huzursuz insan4
- 2 dünya savaşı'na katılmış yazarlar3
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı5
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- mansur yavaş11
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu4
- elif şafak3
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- koalanın arabaya binip para ödemeyip dövmek2
- 3 numara saç kirli sakal3
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak3
- islam barış dinidir13
- kendiyle barışık olan insan2
- halil konakçı'nın hatay işgalini savunması4
- baba parasıyla hava atan insan3
- kalp ritmini hızlandıran şeyler3
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- sabahları nefret edilen şeyler9
- boykot3
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- beton kemalist olmak5
- yeni parti8
- kendi aralarında anket yapıp iktidar olma heyecanı3
- türkiyede genç siyasetçi olmaması6
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- ilk tek tanrılı kutsal kitap4
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi6
- nuh ve tufan hikayesinin tora daki kıssası6
- iyi parti zafer partisi ittifakı6
- anahtar partisi büyük birlik partisi ittifakı7
- futbol15
- y chp2
- süleymancıların almanya da domuz eti yedirmesi2
- sarapci koala8
- 23 ağustos 2026 trabzonspor başakşehir maçı2
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- ellerim bos gonlum hos12
- ak partililerin apo sevdası6
- sözlüğün en güzel kız yazarı8
- nervio varıdı nerede o13
- gömlek değiştirir gibi ideoloji değiştiren tip5
- windows 84
- yazarların favori oyun karakteri15
- süper lig8
- anın fotoğrafı2
- ibrahim peygamberin tora daki kıssası4
- zengin bir erkekle evlenmek isteyen kadınlar4
- osuruktan şiirler89
5. Adım
-içinde Sıkışıp Kaldığım Roman-
Beş metrekare. Her yer toz içinde. Sehpanın üzerinde sigara külleri, yemek kırıntıları, boş sigara paketleri ve kirli bir kupa bardak. Üç dört adet takı. Yanan ve yanmayan çakmaklar. Etrafa saçılmış boş bira şişeleri, hazır yiyecek ambalajları. Türlü türlü kitaplar, elbiseler, çoraplar, bir futbol takımına ait atkı ve forma. Kirli perde, yastık, terlik, birkaç defter ve o defterlerden koparılmış yarısı yazılı kağıt parçaları. Onlarca kitap. Uzun zamandır. Çok uzun zamandır yaşadığım beş metrekarelik kafesin nüfus kağıdında bunlar yazıyor. insan yıkıldığında genelde olmaktan korktuğu şeylerden biri olmaya başlıyor. Belki bir cahil, belki bir yaratık, belki başka bir şey. Neyden korkuyor ve tiksiniyorsa, onlardan biri olmaya başlıyor insan.
Her yerim kanıyor. Acılar içinde ağrılar çekiyorum. Neden ve nasıl olduğuna dair bir fikrim yok. Aslında var ancak gücüm kendime ifade etmeye. Bilgisayarı başından kalkmayan, şişman, yağlı bir tene sahip, kendini sanal alemde işe yarar bir adam haline getiren, bütün gün sanal alemde ahkam kesen, porno izleyip otuz bir çekmekten başka bir boka yaramayan adamlardan korktum hep. Öyle adamlardan olmaktan. Yavaş yavaş korktuğum şeylerden biri olmaya başladım. Henüz pornografik eğilimlerim yok, şişman ve yağlı bir vücuda da sahip değilim ve diğer belirtilerin çoğu da yok ancak aylardır beş metrekarelik bu kafesten çıkmayışım, o yola doğru girdiğimi gösteriyor gibi. Bu beni ürkütüyor. Ürkmekten başka bir bok yapamamak daha da korkunç. Gücüm yok. Kalkıp koşmaya gücüm yok. Nefes almaya gücüm yok. Sevmeye gücüm yok. Yok. Hiçbir şeye gücüm yok. Olanları kabullenmeye bile gücüm yok. Ruhum ağrıyor. Sabahları aynada yüzüme bakmaktan korkuyorum çünkü gözbebeklerimin arkasında çığlık atan bir ruh görüyorum. Kıvranan bir ruh. Elini bana doğru uzatan bir ruh. Sanki uzattığı eli tutarsam beni o ağrıların içine çekecek gibi.
Her türlü inançtan vazgeçtim. Kendime inanmaktan vazgeçtim ilk. Sonra dualara inanmaktan vazgeçtim. Çünkü bunca yıl o kadar dua ettim ve bir işime yaramadı. Sonra tüm insanlara olan inancımdan vazgeçtim en sonunda tanrıyla aram açıldı ve işte uzun zamandır lanetlenmiş bir şekilde beş metrekare kafeste lanetlenmiş bir şekilde, yalnızlığa mahkum edilmiş bir şekilde göğsüm inip kalkıyor. Göğsüm inip kalkıyor sadece çünkü bunca olana rağmen yaşadığını iddia edemeyecek kadar zeki bir adamım.
Bu beş metrekare kafeste tanrı yok. Dua yok. Merhamet yok. Duygular yok. Bataklık gibi. Ağrı var, acı var, yangınlar var, kötü kokular, kötü duygular, kötü anılar ve gözyaşı bol bol. Her gece uyuduğumda sabahları uyanmamak adına düşler kuruyorum. Bir sabah yatakta öylece ölü bulunmak. Ambulans sesleri, polis telsizlerinden yükselen anonslar, otopsi raporları ve görkemsiz bir cenaze töreni. Bu beş metrekare, tüm uygarlığın bitip en ilkel acıların başladığı topraklar gibi.
Zihnimi öldürmek istiyorum. içindeki bütün beni ben yapan şeylerle birlikte. Hatıralar, bilgiler, IQ taneleri, acılar, kaygılar, endişeler vs. ne varsa içinde. Hepsi. Sonra boş bir beden, boş bir beyin ile, yepyeni bir kimlikle, dilini, dinini, kültürünü bilmediğim bambaşka bir coğrafyada gözümü açmak. Hafıza kaybına uğramış bir adam gibi.
Bu olmalı. Bu olmalı çünkü bu içinde sıkışıp kaldığım romanın sayfalarında oksijen tükenmeye başladı. Ve ciğerlerim batıyor artık.
-Biri romanın sayfalarını çeviriyor.-
Reverans…
B
at
uha
n Ded
de
-içinde Sıkışıp Kaldığım Roman-
Beş metrekare. Her yer toz içinde. Sehpanın üzerinde sigara külleri, yemek kırıntıları, boş sigara paketleri ve kirli bir kupa bardak. Üç dört adet takı. Yanan ve yanmayan çakmaklar. Etrafa saçılmış boş bira şişeleri, hazır yiyecek ambalajları. Türlü türlü kitaplar, elbiseler, çoraplar, bir futbol takımına ait atkı ve forma. Kirli perde, yastık, terlik, birkaç defter ve o defterlerden koparılmış yarısı yazılı kağıt parçaları. Onlarca kitap. Uzun zamandır. Çok uzun zamandır yaşadığım beş metrekarelik kafesin nüfus kağıdında bunlar yazıyor. insan yıkıldığında genelde olmaktan korktuğu şeylerden biri olmaya başlıyor. Belki bir cahil, belki bir yaratık, belki başka bir şey. Neyden korkuyor ve tiksiniyorsa, onlardan biri olmaya başlıyor insan.
Her yerim kanıyor. Acılar içinde ağrılar çekiyorum. Neden ve nasıl olduğuna dair bir fikrim yok. Aslında var ancak gücüm kendime ifade etmeye. Bilgisayarı başından kalkmayan, şişman, yağlı bir tene sahip, kendini sanal alemde işe yarar bir adam haline getiren, bütün gün sanal alemde ahkam kesen, porno izleyip otuz bir çekmekten başka bir boka yaramayan adamlardan korktum hep. Öyle adamlardan olmaktan. Yavaş yavaş korktuğum şeylerden biri olmaya başladım. Henüz pornografik eğilimlerim yok, şişman ve yağlı bir vücuda da sahip değilim ve diğer belirtilerin çoğu da yok ancak aylardır beş metrekarelik bu kafesten çıkmayışım, o yola doğru girdiğimi gösteriyor gibi. Bu beni ürkütüyor. Ürkmekten başka bir bok yapamamak daha da korkunç. Gücüm yok. Kalkıp koşmaya gücüm yok. Nefes almaya gücüm yok. Sevmeye gücüm yok. Yok. Hiçbir şeye gücüm yok. Olanları kabullenmeye bile gücüm yok. Ruhum ağrıyor. Sabahları aynada yüzüme bakmaktan korkuyorum çünkü gözbebeklerimin arkasında çığlık atan bir ruh görüyorum. Kıvranan bir ruh. Elini bana doğru uzatan bir ruh. Sanki uzattığı eli tutarsam beni o ağrıların içine çekecek gibi.
Her türlü inançtan vazgeçtim. Kendime inanmaktan vazgeçtim ilk. Sonra dualara inanmaktan vazgeçtim. Çünkü bunca yıl o kadar dua ettim ve bir işime yaramadı. Sonra tüm insanlara olan inancımdan vazgeçtim en sonunda tanrıyla aram açıldı ve işte uzun zamandır lanetlenmiş bir şekilde beş metrekare kafeste lanetlenmiş bir şekilde, yalnızlığa mahkum edilmiş bir şekilde göğsüm inip kalkıyor. Göğsüm inip kalkıyor sadece çünkü bunca olana rağmen yaşadığını iddia edemeyecek kadar zeki bir adamım.
Bu beş metrekare kafeste tanrı yok. Dua yok. Merhamet yok. Duygular yok. Bataklık gibi. Ağrı var, acı var, yangınlar var, kötü kokular, kötü duygular, kötü anılar ve gözyaşı bol bol. Her gece uyuduğumda sabahları uyanmamak adına düşler kuruyorum. Bir sabah yatakta öylece ölü bulunmak. Ambulans sesleri, polis telsizlerinden yükselen anonslar, otopsi raporları ve görkemsiz bir cenaze töreni. Bu beş metrekare, tüm uygarlığın bitip en ilkel acıların başladığı topraklar gibi.
Zihnimi öldürmek istiyorum. içindeki bütün beni ben yapan şeylerle birlikte. Hatıralar, bilgiler, IQ taneleri, acılar, kaygılar, endişeler vs. ne varsa içinde. Hepsi. Sonra boş bir beden, boş bir beyin ile, yepyeni bir kimlikle, dilini, dinini, kültürünü bilmediğim bambaşka bir coğrafyada gözümü açmak. Hafıza kaybına uğramış bir adam gibi.
Bu olmalı. Bu olmalı çünkü bu içinde sıkışıp kaldığım romanın sayfalarında oksijen tükenmeye başladı. Ve ciğerlerim batıyor artık.
-Biri romanın sayfalarını çeviriyor.-
Reverans…
B
at
uha
n Ded
de
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar