bugün
- kabataş olayı görüntüleri26
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı5
- istanbul un çok pahalı olması27
- en sevilmeyen ev işleri15
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gocu25
- mehdiyete dair hayalleriniz3
- erdogan ve trump'ın yakın ilişkisi4
- gönül almaya çalışan erkek11
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak3
- arkadaşlar ne oldu size böyle3
- en son ne aldınız5
- temas2
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
- mehdi bir ihtiyaçtır2
- bilgi içerikli entry girmeyen yazarın cnsl yönelmi2
- hangi manifest kızısın4
- helicobacter pylori2
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- dünya kaç renklidir3
- ben lafa değil göte bakarım4
- haluk levent son açıklaması6
- şimdi herkes su içsin3
- karı kıza para yedirir misiniz4
- ne yesem3
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- küsünce sevgiliye komik video atmak3
- kız dediğin biraz saf olur3
- toplu taşımada milletin ekranına bakan tipler4
- ömer hayyam5
- lansor4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- 21 temmuz 2026 fenerbahçe gornik zabrze maçı4
- düşene gülmek2
- mücteba hamaney2
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan4
- molla rejimi2
- hata çözmek2
- 1 saatte 10 bira içmek19
- herkes yatsın iyi geceler9
- sözlük kızlarının kombinleri20
- yks 20263
- en fazla artılanmayı hak eden yazarlar2
- tembel ve çalışmayan insan16
- velvet vs nervio19
- gençlerin öfkesinin yanlış yerlere yönelmesi2
- yıldız falına bakan kezo2
- hayat geriye doğru anlaşılır2
- neden okula gitmek zorundayız3
--spoiler--
Fırtt sesi sadece tanklardan önce mi gelir, B.Coşkun!
Başbakan'ın, B. Coşkun'u tanımlayan konuşması, 'hedef gösterme' imiş!
Şimdi kartelozların hepsi, bunu dillendiriyorlar.
Meğerse, B. Coşkun efendi çok korkmuş..
''Ben ne yapacağım, nereye gideceğim şimdi?'' diyormuş.
Adres basit.
Fransa'ya; hanımı Andre'nin memleketine..
Şaka şaka..
O kadar vicdansız değiliz.
Onlar bize, Suudi Arabistan'ı adres olarak gösterirler de..
Biz kimsenin, ülkesini terketmek durumunda kalmasını istemeyiz.
istemeyiz de; bu iyiniyetimizin istismarına da eyvallah edemeyiz.
Bu utanmazların, zamanında neler yazdıklarını hatırlayıp, şimdi küçücük bir çıkışa nasıl ciyakladıklarını da görmeli, göstermeliyiz.
Hatırlayın, Vakit'te ''onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke'' başlıklı makale sebebi ile 312 generalin biraraya gelip, trilyonluk tazminat davası açmasını..
Ne yapıyordu, bugün B. Coşkun'a sahip çıkanlar?
içten içe seviniyorlar.. ''Hah işte.. Generaller Vakit'in hakkından şimdi gelecekler işte'' diye dört köşe oluyorlar.. Gazeteleri de ''Generallerin zaferi'' diye başlık atıyordu..
Neymiş?
iki tane general için, ''Bu bilgi ile, o iki generalin onbaşı olması bile abes bir durum'' denilmiş..
iki generale eleştiri yapılmış.
iki general yerine, 312 general çıkmış karşımıza..
Sadece generaller çıksa yine iyi.
Bir de yalakası medya çıktı karşımıza.!
Haberleriyle, köşe yazılarıyla destek verdiler, 312 general davasına.. ''Vakit de çok oluyor''muş. ''Generallere böyle eleştiri yapılır mı'ymış?
Mış mış... mış mış..
Şimdi ne oldu?
Niye korktunuz hemen?
Bir Genelkurmay Başkanı değil, onun yanında dört kuvvet komutanı ve daha onlarla birlikte 307 general daha karşımıza dikilmişti de, biz sendelememiştik!
Siz niye, ecel terleri döküyorsunuz hemen?
Hayır; Genelkurmay Başkanı'nın açıklaması için de, Başbakan'ın tesbiti için de, ''oh iyi oldu'' noktasında değilim.
Ama muhatabın şu yazılarının hatırlatılması da görevimiz olsa gerek:
Tarih: 5.3.2005... Kaleminden ''pislik saçan'' B. Coşkun yazıyor:
''Erbakan ayran ve şerbetle geçiştirmek isterken, generaller 'Rakı mönüde yok' diyen garsona emir vermişlerdi:
'Koşun büfeden getirin...'
Az sonra Hoca'nın gözleri tavanda dört tur atıp paşaların önündeki rakı bardaklarında durduğunda, anlamıştı başına geleceği.
Tankların seslerinden önce her zaman bir 'fırtt...' sesi vardır.''
''Fırtt'' ha!
Biz Erbakan Hoca'dan o yönde hiçbir korku emaresi görmedik..
Ama bugün, ''fırtt'' sesi başka yerlerden geliyor?
Geliyor ki, ''Beni hedef gösterdier. Ben ne yapacağım şimdi?.. Basın niye bana sahip çıkmıyor?'' diye ağlaşıyor, yukarıdaki seviyesiz ifadelerin sahibi!
Demek ki, sadece tankların seslerinden önce gelmiyormuş ''fırtt'' sesi..
Dik duran siviller, darbe yalakası gazetecilere had bildirdiğinde de, aynı sesi duyabiliyormuşuz!
Değil mi B. Coşkun..
Hayır, arşive girip, tek bir yazısını bulmuş değilim, bugünlerde ''fırtt''ı tutan ''pislik saçan kalem''in!
''Paşa-köpek'' hakaretine, Genelkurmay'ın cevap vermesine bugün salya sümük olanlar, bakın aynı askerin, kanuna aykırı bildirilerine nasıl alkış tutuyorlardı:
''Pislik saçan kalem''in 11.1.2003 tarihli yazısından (Tam da, Sarıkız-Ayışığı darbe planlarının zirve yaptığı tarihler..):
''Sizce sözü edilen 'muhtıra' kime?..
Sadece siyasi iktidara, yani AKP'ye mi?..
Yoksa medyayı, patronlarından genel yönetmenlerine, yazarlarına, çizerlerine kadar çağırıp, bizzat Genelkurmay Başkanı'nın onların gözünün içine baka baka konuşmasında bir anlam yok mu?..
Bence var.
Özkök Paşa; ikinci derecede de medyayı uyardı.''
Yaa!.
Sadece siyasi iktidar değil, medya da muhtırayı yemiş.
Bunu yazabiliyordu, bugün ağlayan muhterem!
''Siyasi iktidara destek vermeye kalkışmayın haa. Sonunuz, onlarla aynı olur sonra!'' tehdidini savurabiliyordu, medyadaki arkadaşlarına..
O gün tehdidi savuruyordu.. Şimdi onlardan destek bekliyor.. ali karahasanoğlu.
--spoiler--
Fırtt sesi sadece tanklardan önce mi gelir, B.Coşkun!
Başbakan'ın, B. Coşkun'u tanımlayan konuşması, 'hedef gösterme' imiş!
Şimdi kartelozların hepsi, bunu dillendiriyorlar.
Meğerse, B. Coşkun efendi çok korkmuş..
''Ben ne yapacağım, nereye gideceğim şimdi?'' diyormuş.
Adres basit.
Fransa'ya; hanımı Andre'nin memleketine..
Şaka şaka..
O kadar vicdansız değiliz.
Onlar bize, Suudi Arabistan'ı adres olarak gösterirler de..
Biz kimsenin, ülkesini terketmek durumunda kalmasını istemeyiz.
istemeyiz de; bu iyiniyetimizin istismarına da eyvallah edemeyiz.
Bu utanmazların, zamanında neler yazdıklarını hatırlayıp, şimdi küçücük bir çıkışa nasıl ciyakladıklarını da görmeli, göstermeliyiz.
Hatırlayın, Vakit'te ''onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke'' başlıklı makale sebebi ile 312 generalin biraraya gelip, trilyonluk tazminat davası açmasını..
Ne yapıyordu, bugün B. Coşkun'a sahip çıkanlar?
içten içe seviniyorlar.. ''Hah işte.. Generaller Vakit'in hakkından şimdi gelecekler işte'' diye dört köşe oluyorlar.. Gazeteleri de ''Generallerin zaferi'' diye başlık atıyordu..
Neymiş?
iki tane general için, ''Bu bilgi ile, o iki generalin onbaşı olması bile abes bir durum'' denilmiş..
iki generale eleştiri yapılmış.
iki general yerine, 312 general çıkmış karşımıza..
Sadece generaller çıksa yine iyi.
Bir de yalakası medya çıktı karşımıza.!
Haberleriyle, köşe yazılarıyla destek verdiler, 312 general davasına.. ''Vakit de çok oluyor''muş. ''Generallere böyle eleştiri yapılır mı'ymış?
Mış mış... mış mış..
Şimdi ne oldu?
Niye korktunuz hemen?
Bir Genelkurmay Başkanı değil, onun yanında dört kuvvet komutanı ve daha onlarla birlikte 307 general daha karşımıza dikilmişti de, biz sendelememiştik!
Siz niye, ecel terleri döküyorsunuz hemen?
Hayır; Genelkurmay Başkanı'nın açıklaması için de, Başbakan'ın tesbiti için de, ''oh iyi oldu'' noktasında değilim.
Ama muhatabın şu yazılarının hatırlatılması da görevimiz olsa gerek:
Tarih: 5.3.2005... Kaleminden ''pislik saçan'' B. Coşkun yazıyor:
''Erbakan ayran ve şerbetle geçiştirmek isterken, generaller 'Rakı mönüde yok' diyen garsona emir vermişlerdi:
'Koşun büfeden getirin...'
Az sonra Hoca'nın gözleri tavanda dört tur atıp paşaların önündeki rakı bardaklarında durduğunda, anlamıştı başına geleceği.
Tankların seslerinden önce her zaman bir 'fırtt...' sesi vardır.''
''Fırtt'' ha!
Biz Erbakan Hoca'dan o yönde hiçbir korku emaresi görmedik..
Ama bugün, ''fırtt'' sesi başka yerlerden geliyor?
Geliyor ki, ''Beni hedef gösterdier. Ben ne yapacağım şimdi?.. Basın niye bana sahip çıkmıyor?'' diye ağlaşıyor, yukarıdaki seviyesiz ifadelerin sahibi!
Demek ki, sadece tankların seslerinden önce gelmiyormuş ''fırtt'' sesi..
Dik duran siviller, darbe yalakası gazetecilere had bildirdiğinde de, aynı sesi duyabiliyormuşuz!
Değil mi B. Coşkun..
Hayır, arşive girip, tek bir yazısını bulmuş değilim, bugünlerde ''fırtt''ı tutan ''pislik saçan kalem''in!
''Paşa-köpek'' hakaretine, Genelkurmay'ın cevap vermesine bugün salya sümük olanlar, bakın aynı askerin, kanuna aykırı bildirilerine nasıl alkış tutuyorlardı:
''Pislik saçan kalem''in 11.1.2003 tarihli yazısından (Tam da, Sarıkız-Ayışığı darbe planlarının zirve yaptığı tarihler..):
''Sizce sözü edilen 'muhtıra' kime?..
Sadece siyasi iktidara, yani AKP'ye mi?..
Yoksa medyayı, patronlarından genel yönetmenlerine, yazarlarına, çizerlerine kadar çağırıp, bizzat Genelkurmay Başkanı'nın onların gözünün içine baka baka konuşmasında bir anlam yok mu?..
Bence var.
Özkök Paşa; ikinci derecede de medyayı uyardı.''
Yaa!.
Sadece siyasi iktidar değil, medya da muhtırayı yemiş.
Bunu yazabiliyordu, bugün ağlayan muhterem!
''Siyasi iktidara destek vermeye kalkışmayın haa. Sonunuz, onlarla aynı olur sonra!'' tehdidini savurabiliyordu, medyadaki arkadaşlarına..
O gün tehdidi savuruyordu.. Şimdi onlardan destek bekliyor.. ali karahasanoğlu.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar