bugün
- coskuyla sabunlanan pipi9
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata8
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı15
- salata bile yapamayan tip4
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız7
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz18
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- egzotikbirkul6
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar8
- ekşi sözlük ün zıvanadan çıkması2
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- tuttuğunu koparan kadın3
- kekim kabarmıyor uff diye mesaj atan kız4
- kürt kızlarının afet'i devran olması4
- bdsm ci kadın yazar12
- anto'nun beyaz çorabı3
- dm den mesaj atılan kızın alet fotosu atması3
- sözlük yazarlarının salataları15
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- bir gun belki hayattan2
- trabzonspor bu sene çok can yakar3
- gina'ya sımsıkı sarılmak2
- zorunlu askerlik ve negatif özgürlük2
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- kolye140
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- anto'nun ayskları2
- arkadaşlar ben sapık mıyım4
- atatürk ekber atatürk ekber3
- parcalandim toparlanamiyorum36
- sözlüğün gece bekçileri listesi2
- uzaylılar gözlük takıyor mu4
- türkiye nin en büyük sorunu13
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- hem kürt hem trabzonsporlu hem milliyetçi olmak4
- tofasa nitro takmak2
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı13
- cinsel imalı şakalı başlıklar3
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- kabataş yalanı2
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek2
- unutulmayan diyaloglar2
- usualsuspects'in ayağı15
- işe giderken starbucks dan filtre kahve almak2
- fon vurgunu34
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- yazarların hayattaki başarıları9
Üniversiteli gençlik bugünkü kadar işsiz, iş umudundan yoksun ve geleceksiz olmadı. Üniversite diploması, üniversiteli gençler için yıllar boyunca bir kurtuluş, ömür boyu iş ve yaşam güvencesi anlamına geliyordu. Ulaşılan meslek şahsında tek "dikey sosyal hareketlilik" kanalını açıyordu. Ancak bugün sistemin o meşhur "saadet zinciri" koptu.
2000'lerden itibaren kriz gençliği olarak adlandırılan ve hiç de azımsanmayacak bir kesim var artık. Kaybedecek işi bile olmayan artı nüfusun eğitimli kesimleri...
Üniversite öğrencileri okul bittiği anda bir ikilemle karşı karşıya: yedek işsizler ordusuna dahil olmak ya da ucuz işgücü olup bedava öğle yemeği için işe gidip gelmeye devam etmek... Daha kötüsü ise; üniversiteli gençliği bu seçeneklerden ağırlıklı olarak birincisinin bekliyor olması.
"saadet zinciri" 2000-2001 kriziyle koptu asıl olarak. Yüksek öğrenimli işgücü içerisinde -patron vekili konumundaki yönetici kademelere de vuracak tarzda- yüzde 35'leri bulan işsizlik oranı, özel ve seçme üniversite mezunlarını da vurmaya başladı. Anahtar sözcük: eğitimli işsizlik! işsizliğin "altın vuruş"u elit üniversite mezunlarını dahi iş bulabilme korkusu ile yüzyüze bıraktı. Mühendisler 2001 sonrası yüzde 20 oranında işsizlik çukuruna atılırken, geriye kalanların büyük bir çoğunluğu meslek dışı alanlarda çalışır duruma geldi. 2001 krizi 60 bin mühendis ve 50 bin banka çalışanını işsiz bıraktı. Tıp fakültelerinin her yıl verdiği 4500 mezundan ancak 400'ü için mecburi hizmet kadrosu açılırken, tus'u kazananların oranı yüzde 10'du. Eğitim fakültesi mezunlarının durumu da bundan pek farklı değil. Kadro verilmeyen öğretmen adayları sözleşmeli veya vekil öğretmenlik adı altında kölelik ücretine razı olmak zorunda bırakıldı. Bu yüzden intihar eden kişilerin sayısı hiç de az değil. Fen-edebiyat mezunlarının hali ise hepsinden beter.
2005 yılında üniversite son sınıf öğrencileri arasında yapılan bir ankette, yüzde 96 gibi kriz yıllarına göre çıldırmış bir oranla türkiye'nin en önemli sorunun işsizlik olduğuna işaret ediliyor. Üniversite mezunları açlık sınırının altında ücretlerle işe girmek için birbiriyle yarışıyor. Ve daha yaşamının 20'li yaşlarında işsizlikle tanışıyor. Bunun nedenini ve çözümünü isteyen gençliğe sistemin verdiği yanıt; hızlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğimiz, verimlilik ölçülerinin değiştiği, krizin yarattığı şiddetli rekabet koşullarına uyum sağlamamız, mesleki beceri ve yetilerimizi geliştirmemiz gerektiği oluyor.
Sürekli vasıfsızlaşıyoruz. işsizlik riskinden kurtulmak için bir dil biliyorsak iki dil, iki bilgisayar programı biliyorsak beş program bilmemizi; yetmedi kriz çöpe atacak bile olsa elit bir üniversite diploması!
Sürekli dibe doğru bir yarış hali... birilerinin ayağını kaydırmaktan, en yakınındakinin felaketi üzerine bir yaşam kurmaya çalışmaktan başka seçenek sunulmuyor.
Başka seçenek yok mu? Elbette var; bu çoğunluğun ne yapacağını bilmesi...
2000'lerden itibaren kriz gençliği olarak adlandırılan ve hiç de azımsanmayacak bir kesim var artık. Kaybedecek işi bile olmayan artı nüfusun eğitimli kesimleri...
Üniversite öğrencileri okul bittiği anda bir ikilemle karşı karşıya: yedek işsizler ordusuna dahil olmak ya da ucuz işgücü olup bedava öğle yemeği için işe gidip gelmeye devam etmek... Daha kötüsü ise; üniversiteli gençliği bu seçeneklerden ağırlıklı olarak birincisinin bekliyor olması.
"saadet zinciri" 2000-2001 kriziyle koptu asıl olarak. Yüksek öğrenimli işgücü içerisinde -patron vekili konumundaki yönetici kademelere de vuracak tarzda- yüzde 35'leri bulan işsizlik oranı, özel ve seçme üniversite mezunlarını da vurmaya başladı. Anahtar sözcük: eğitimli işsizlik! işsizliğin "altın vuruş"u elit üniversite mezunlarını dahi iş bulabilme korkusu ile yüzyüze bıraktı. Mühendisler 2001 sonrası yüzde 20 oranında işsizlik çukuruna atılırken, geriye kalanların büyük bir çoğunluğu meslek dışı alanlarda çalışır duruma geldi. 2001 krizi 60 bin mühendis ve 50 bin banka çalışanını işsiz bıraktı. Tıp fakültelerinin her yıl verdiği 4500 mezundan ancak 400'ü için mecburi hizmet kadrosu açılırken, tus'u kazananların oranı yüzde 10'du. Eğitim fakültesi mezunlarının durumu da bundan pek farklı değil. Kadro verilmeyen öğretmen adayları sözleşmeli veya vekil öğretmenlik adı altında kölelik ücretine razı olmak zorunda bırakıldı. Bu yüzden intihar eden kişilerin sayısı hiç de az değil. Fen-edebiyat mezunlarının hali ise hepsinden beter.
2005 yılında üniversite son sınıf öğrencileri arasında yapılan bir ankette, yüzde 96 gibi kriz yıllarına göre çıldırmış bir oranla türkiye'nin en önemli sorunun işsizlik olduğuna işaret ediliyor. Üniversite mezunları açlık sınırının altında ücretlerle işe girmek için birbiriyle yarışıyor. Ve daha yaşamının 20'li yaşlarında işsizlikle tanışıyor. Bunun nedenini ve çözümünü isteyen gençliğe sistemin verdiği yanıt; hızlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğimiz, verimlilik ölçülerinin değiştiği, krizin yarattığı şiddetli rekabet koşullarına uyum sağlamamız, mesleki beceri ve yetilerimizi geliştirmemiz gerektiği oluyor.
Sürekli vasıfsızlaşıyoruz. işsizlik riskinden kurtulmak için bir dil biliyorsak iki dil, iki bilgisayar programı biliyorsak beş program bilmemizi; yetmedi kriz çöpe atacak bile olsa elit bir üniversite diploması!
Sürekli dibe doğru bir yarış hali... birilerinin ayağını kaydırmaktan, en yakınındakinin felaketi üzerine bir yaşam kurmaya çalışmaktan başka seçenek sunulmuyor.
Başka seçenek yok mu? Elbette var; bu çoğunluğun ne yapacağını bilmesi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar