bugün
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek36
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri10
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi12
- arkadaşlar döner mi yesem schnitzel mi4
- masklavi'nin biraz gergin olması10
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak12
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz22
- dindarların çoğunun fakir olması14
- herkes işiyle ilgili bir bilgi versin3
- sözlük açsanız ismi ne olurdu11
- yandaş basını okumak7
- kira sözleşmesinde'e devlet dönemi3
- 2027 hedefleri2
- sude sendromu10
- ahmet davutoğlu'na soruşturma açılması3
- 2027 asgari ücret tahmin yarışması7
- sevgiliyle aynı iş yerinde çalışmak2
- kız kıza sevişmek4
- yagmurcu6
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı5
- kadıköy de kara gece3
- arkadaşlar kızarmış ekmek isteyen var mııı5
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci3
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- tuğberk imamoğlu gemisinin denizde kaza yapması2
- günümüz çocuklarının ana babayı saymaması5
- adana demirspor3
- mehdiyetin takımı galatasaray3
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak5
- maun2
- kemal kılıçdaroğlu6
- mutlu bey mutlu olsun kampanyası2
- rams parkta kara gece2
- erecto don don bey3
- kürt kızlarının güzel olması5
- ismet gürbüz5
- silver ile evlenecek erkek52
- en sevdiğiniz ayı3
- belçika polisinin öldürdüğü türk3
- kızları en güzel olan şehir13
- melih gökçek13
- 4 kasım 2026 viking sabah maçı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- akrostişli şiir7
- sırrı süreyya önder28
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- 13 ekim 2026 sabah slavia prag maçı2
- maide 82
- ilk buluşmada ehonomi çoğ eyi diyen kız2
- 30 yaşına girmek6
Üniversiteli gençlik bugünkü kadar işsiz, iş umudundan yoksun ve geleceksiz olmadı. Üniversite diploması, üniversiteli gençler için yıllar boyunca bir kurtuluş, ömür boyu iş ve yaşam güvencesi anlamına geliyordu. Ulaşılan meslek şahsında tek "dikey sosyal hareketlilik" kanalını açıyordu. Ancak bugün sistemin o meşhur "saadet zinciri" koptu.
2000'lerden itibaren kriz gençliği olarak adlandırılan ve hiç de azımsanmayacak bir kesim var artık. Kaybedecek işi bile olmayan artı nüfusun eğitimli kesimleri...
Üniversite öğrencileri okul bittiği anda bir ikilemle karşı karşıya: yedek işsizler ordusuna dahil olmak ya da ucuz işgücü olup bedava öğle yemeği için işe gidip gelmeye devam etmek... Daha kötüsü ise; üniversiteli gençliği bu seçeneklerden ağırlıklı olarak birincisinin bekliyor olması.
"saadet zinciri" 2000-2001 kriziyle koptu asıl olarak. Yüksek öğrenimli işgücü içerisinde -patron vekili konumundaki yönetici kademelere de vuracak tarzda- yüzde 35'leri bulan işsizlik oranı, özel ve seçme üniversite mezunlarını da vurmaya başladı. Anahtar sözcük: eğitimli işsizlik! işsizliğin "altın vuruş"u elit üniversite mezunlarını dahi iş bulabilme korkusu ile yüzyüze bıraktı. Mühendisler 2001 sonrası yüzde 20 oranında işsizlik çukuruna atılırken, geriye kalanların büyük bir çoğunluğu meslek dışı alanlarda çalışır duruma geldi. 2001 krizi 60 bin mühendis ve 50 bin banka çalışanını işsiz bıraktı. Tıp fakültelerinin her yıl verdiği 4500 mezundan ancak 400'ü için mecburi hizmet kadrosu açılırken, tus'u kazananların oranı yüzde 10'du. Eğitim fakültesi mezunlarının durumu da bundan pek farklı değil. Kadro verilmeyen öğretmen adayları sözleşmeli veya vekil öğretmenlik adı altında kölelik ücretine razı olmak zorunda bırakıldı. Bu yüzden intihar eden kişilerin sayısı hiç de az değil. Fen-edebiyat mezunlarının hali ise hepsinden beter.
2005 yılında üniversite son sınıf öğrencileri arasında yapılan bir ankette, yüzde 96 gibi kriz yıllarına göre çıldırmış bir oranla türkiye'nin en önemli sorunun işsizlik olduğuna işaret ediliyor. Üniversite mezunları açlık sınırının altında ücretlerle işe girmek için birbiriyle yarışıyor. Ve daha yaşamının 20'li yaşlarında işsizlikle tanışıyor. Bunun nedenini ve çözümünü isteyen gençliğe sistemin verdiği yanıt; hızlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğimiz, verimlilik ölçülerinin değiştiği, krizin yarattığı şiddetli rekabet koşullarına uyum sağlamamız, mesleki beceri ve yetilerimizi geliştirmemiz gerektiği oluyor.
Sürekli vasıfsızlaşıyoruz. işsizlik riskinden kurtulmak için bir dil biliyorsak iki dil, iki bilgisayar programı biliyorsak beş program bilmemizi; yetmedi kriz çöpe atacak bile olsa elit bir üniversite diploması!
Sürekli dibe doğru bir yarış hali... birilerinin ayağını kaydırmaktan, en yakınındakinin felaketi üzerine bir yaşam kurmaya çalışmaktan başka seçenek sunulmuyor.
Başka seçenek yok mu? Elbette var; bu çoğunluğun ne yapacağını bilmesi...
2000'lerden itibaren kriz gençliği olarak adlandırılan ve hiç de azımsanmayacak bir kesim var artık. Kaybedecek işi bile olmayan artı nüfusun eğitimli kesimleri...
Üniversite öğrencileri okul bittiği anda bir ikilemle karşı karşıya: yedek işsizler ordusuna dahil olmak ya da ucuz işgücü olup bedava öğle yemeği için işe gidip gelmeye devam etmek... Daha kötüsü ise; üniversiteli gençliği bu seçeneklerden ağırlıklı olarak birincisinin bekliyor olması.
"saadet zinciri" 2000-2001 kriziyle koptu asıl olarak. Yüksek öğrenimli işgücü içerisinde -patron vekili konumundaki yönetici kademelere de vuracak tarzda- yüzde 35'leri bulan işsizlik oranı, özel ve seçme üniversite mezunlarını da vurmaya başladı. Anahtar sözcük: eğitimli işsizlik! işsizliğin "altın vuruş"u elit üniversite mezunlarını dahi iş bulabilme korkusu ile yüzyüze bıraktı. Mühendisler 2001 sonrası yüzde 20 oranında işsizlik çukuruna atılırken, geriye kalanların büyük bir çoğunluğu meslek dışı alanlarda çalışır duruma geldi. 2001 krizi 60 bin mühendis ve 50 bin banka çalışanını işsiz bıraktı. Tıp fakültelerinin her yıl verdiği 4500 mezundan ancak 400'ü için mecburi hizmet kadrosu açılırken, tus'u kazananların oranı yüzde 10'du. Eğitim fakültesi mezunlarının durumu da bundan pek farklı değil. Kadro verilmeyen öğretmen adayları sözleşmeli veya vekil öğretmenlik adı altında kölelik ücretine razı olmak zorunda bırakıldı. Bu yüzden intihar eden kişilerin sayısı hiç de az değil. Fen-edebiyat mezunlarının hali ise hepsinden beter.
2005 yılında üniversite son sınıf öğrencileri arasında yapılan bir ankette, yüzde 96 gibi kriz yıllarına göre çıldırmış bir oranla türkiye'nin en önemli sorunun işsizlik olduğuna işaret ediliyor. Üniversite mezunları açlık sınırının altında ücretlerle işe girmek için birbiriyle yarışıyor. Ve daha yaşamının 20'li yaşlarında işsizlikle tanışıyor. Bunun nedenini ve çözümünü isteyen gençliğe sistemin verdiği yanıt; hızlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğimiz, verimlilik ölçülerinin değiştiği, krizin yarattığı şiddetli rekabet koşullarına uyum sağlamamız, mesleki beceri ve yetilerimizi geliştirmemiz gerektiği oluyor.
Sürekli vasıfsızlaşıyoruz. işsizlik riskinden kurtulmak için bir dil biliyorsak iki dil, iki bilgisayar programı biliyorsak beş program bilmemizi; yetmedi kriz çöpe atacak bile olsa elit bir üniversite diploması!
Sürekli dibe doğru bir yarış hali... birilerinin ayağını kaydırmaktan, en yakınındakinin felaketi üzerine bir yaşam kurmaya çalışmaktan başka seçenek sunulmuyor.
Başka seçenek yok mu? Elbette var; bu çoğunluğun ne yapacağını bilmesi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar