bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- kolye142
- cep telefonu20
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- istersem sozlugu hacklerim5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- samsunspor3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- esaretin bedeli4
- konya denilince akla gelenler7
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- doğu ekspresinde cinayet2
- hakta birlik partisi2
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
- nokia16
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- pizza bira ikilisi6
- rüzgar12
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- mahmut ışıldak2
- ismailağa cemaati2
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- asla evlenilmeyecek kızlar3
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- anın görüntüsü21
- lale14
- hindistan da kamyonun kalabalığa dalması2
- erlik5
- bal10
- chatgpt'nin sorunu ne3
- var olmak için ne yaptınız13
- günün sözü6
- yapay zeka teksaslı bir cin kavmidir4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- uraz kaygılaroğlu'nun 18 yıllık değişimi2
- ruhi çenet'in uygur türkleri için yaptığı video2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- yogartiksen39
benim kadar sık rüya gören bir rüya makinesinin yapmaması şaşırtıcı olurdu. ama bu durumun böyle önemli etki ve yan etkileri olduğunu bilmeden tesadüfi şekilde yapıyormuşum.
rüya içinde rüyaya uyanmak, gerçeklik algınızı saptırabilir. somut-soyut dengesinde ufak bir oynama bile sizi akıp giden yaşamdan soğutmaya yeter. manevi anlamda aslında neyin gerçek olduğunu düşünmekten başka bir fikre geçemezsiniz. berrak mantığın daha etkili olduğu dünya düzeninde size bulanık bir mantık duygusu verir ki, din adamı gibi uhrevi bir işiniz yoksa tüm hırsınızı kaybedebilirsiniz.
en kötü deneyimlerinden birinde iç içe geçmiş 3 rüyadan uyanmıştım.
birincisinde gün batımında bir tarlada ellerim bağlı şekilde oturmaktayım. yanımda tanımadığım insanlar var ve onlar da bağlı. bizi kimin bağladığını merak ederken gökyüzünün su gibi dalgalanmaya başladığını görüp bunun bir rüya olduğunu kavradım. bu bir uyanmaydı, bilinç beni uyararak böyle bir şeyin mümkün olmayacağını gösterdi.
ama bu tuhaf rüyadan beni uyandıran bu uyanış değildi. uyandığımda şiddetli bir deprem oluyordu. ben bu sallantının rüyama etki ettiği fikrine kapıldım. böylece ikinci rüyayı gerçekmiş gibi yaşamaya odaklandım. ancak yine de bir terslik vardı çünkü uyandığımda tanımadığım bir evdeydim. camlar kırılırken ben kendimi çıkış kapısına doğru attım. bu telaşla ters giden şeyleri ayrıntılı düşünecek zamanım olmadığından ölmek üzere olmanın da etkisiyle "buraya kadar" düşüncesine kapıldım. dış kapıya vardığımda çıktığım oda çökmüştü. kapıyı açıp bina merdivenlerdeki portakal ağaçlarını görünce zihnim ikinci darbeyi yemiş oldu. o an rüyada olduğumu farkettim ama daha da dehşete kapıldım. farklı bir boyutta sıkışmışım gibi hissettim. kendimi portakal ağaçlarının dikenli çalılarının üzerine doğru atarken artık bana bir şey olmayacağını biliyordum. gerçekten de uçmaya başladığımda korkunç bir güce kavuştuğumu hissettim. dehşet bitmiş eğlence başlamıştı. artık her şeyi kontrol ediyordum.
tüm bunlar olurken birden telefonum çaldı ve yatağımda sırılsıklam uyandım. odam oldukça oksijensiz ve loştu. koridor ışığı bir parça görüş mesafesi oluşturuyordu. telefonum, şarja koyduğum komidinin üzerindeydi. yatağımın yakınında priz olmadığı için daima oraya koyardım. şükürler olsun ki bu defa gerçek dünyadaydım. ben telefona uzanırken komidinin yanında yarı dolu bir kül tablasının üzerine bastım. tabla ters dönmüş ayağım kül kaplanmıştı. bir an orada tabla olup olmadığını düşünmeye başladım. telefondaki en yakın arkadaşımın beni aslında pek sık aramayan kardeşiydi. ben telefona cevap verirken, mutfakta oturan ev arkadaşlarımın sesini duyuyordum. alperen'le konuştuk:
- abi naber ya nasıl gidiyor.
+ iyi alperen senden naber. takılıyoruz abinler mutfakta.
- abi gaye nasıl. ne ara ayarladın ya hehehe. sen de az değilsin
+ gaye.. he iyi (içses: gaye kim amına koyim)
ev arkadaşlarım da bu konuşmayı duymuş, hakan oğuzhan'a "gaye, kim hafız yeni manitası mı?" diye sormuştu. ben bunları yanımdaymış gibi duyarken telefonu kapattım. bu da bir rüyaydı ve artık bitkin düşmüştüm. odamın ışığını açmaya çalıştığım sırada yeniden sırılsıklam olarak yatağımda uyandım..
ancak zerre hareket edemiyor, zar zor nefes alıyordum. bilincim rüyadan bu sefer erken uyanmıştı ama beynim geç kalmıştı ve bu bir felç haliydi.
zar zor kaldırdığım kolumu örtüden dışarı çıkardım. ağırlık git gide artarken bunun da bir karabasan olduğunu anladım. son kudretimi toplayıp bir meydan okumayla "ne yapıyorsan yap ulan" dedim. artık nefes alamıyordum. gözlerimin yuvalarından fırlayacağını zannettim bir anda. dışarı çıkarabildiğim sağ kolumu duvara destek yaparak kendimi yataktan atmayı planladım. bu artık tek şansımdı çünkü beynim halen uyuyordu.
bunu başarıp yere çakıldığımda gerçekten uyandım. gecenin 2 buçuğunda bu yaşadıklarımın hiç birisi aslında olmamıştı..
rüya içinde rüyaya uyanmak, gerçeklik algınızı saptırabilir. somut-soyut dengesinde ufak bir oynama bile sizi akıp giden yaşamdan soğutmaya yeter. manevi anlamda aslında neyin gerçek olduğunu düşünmekten başka bir fikre geçemezsiniz. berrak mantığın daha etkili olduğu dünya düzeninde size bulanık bir mantık duygusu verir ki, din adamı gibi uhrevi bir işiniz yoksa tüm hırsınızı kaybedebilirsiniz.
en kötü deneyimlerinden birinde iç içe geçmiş 3 rüyadan uyanmıştım.
birincisinde gün batımında bir tarlada ellerim bağlı şekilde oturmaktayım. yanımda tanımadığım insanlar var ve onlar da bağlı. bizi kimin bağladığını merak ederken gökyüzünün su gibi dalgalanmaya başladığını görüp bunun bir rüya olduğunu kavradım. bu bir uyanmaydı, bilinç beni uyararak böyle bir şeyin mümkün olmayacağını gösterdi.
ama bu tuhaf rüyadan beni uyandıran bu uyanış değildi. uyandığımda şiddetli bir deprem oluyordu. ben bu sallantının rüyama etki ettiği fikrine kapıldım. böylece ikinci rüyayı gerçekmiş gibi yaşamaya odaklandım. ancak yine de bir terslik vardı çünkü uyandığımda tanımadığım bir evdeydim. camlar kırılırken ben kendimi çıkış kapısına doğru attım. bu telaşla ters giden şeyleri ayrıntılı düşünecek zamanım olmadığından ölmek üzere olmanın da etkisiyle "buraya kadar" düşüncesine kapıldım. dış kapıya vardığımda çıktığım oda çökmüştü. kapıyı açıp bina merdivenlerdeki portakal ağaçlarını görünce zihnim ikinci darbeyi yemiş oldu. o an rüyada olduğumu farkettim ama daha da dehşete kapıldım. farklı bir boyutta sıkışmışım gibi hissettim. kendimi portakal ağaçlarının dikenli çalılarının üzerine doğru atarken artık bana bir şey olmayacağını biliyordum. gerçekten de uçmaya başladığımda korkunç bir güce kavuştuğumu hissettim. dehşet bitmiş eğlence başlamıştı. artık her şeyi kontrol ediyordum.
tüm bunlar olurken birden telefonum çaldı ve yatağımda sırılsıklam uyandım. odam oldukça oksijensiz ve loştu. koridor ışığı bir parça görüş mesafesi oluşturuyordu. telefonum, şarja koyduğum komidinin üzerindeydi. yatağımın yakınında priz olmadığı için daima oraya koyardım. şükürler olsun ki bu defa gerçek dünyadaydım. ben telefona uzanırken komidinin yanında yarı dolu bir kül tablasının üzerine bastım. tabla ters dönmüş ayağım kül kaplanmıştı. bir an orada tabla olup olmadığını düşünmeye başladım. telefondaki en yakın arkadaşımın beni aslında pek sık aramayan kardeşiydi. ben telefona cevap verirken, mutfakta oturan ev arkadaşlarımın sesini duyuyordum. alperen'le konuştuk:
- abi naber ya nasıl gidiyor.
+ iyi alperen senden naber. takılıyoruz abinler mutfakta.
- abi gaye nasıl. ne ara ayarladın ya hehehe. sen de az değilsin
+ gaye.. he iyi (içses: gaye kim amına koyim)
ev arkadaşlarım da bu konuşmayı duymuş, hakan oğuzhan'a "gaye, kim hafız yeni manitası mı?" diye sormuştu. ben bunları yanımdaymış gibi duyarken telefonu kapattım. bu da bir rüyaydı ve artık bitkin düşmüştüm. odamın ışığını açmaya çalıştığım sırada yeniden sırılsıklam olarak yatağımda uyandım..
ancak zerre hareket edemiyor, zar zor nefes alıyordum. bilincim rüyadan bu sefer erken uyanmıştı ama beynim geç kalmıştı ve bu bir felç haliydi.
zar zor kaldırdığım kolumu örtüden dışarı çıkardım. ağırlık git gide artarken bunun da bir karabasan olduğunu anladım. son kudretimi toplayıp bir meydan okumayla "ne yapıyorsan yap ulan" dedim. artık nefes alamıyordum. gözlerimin yuvalarından fırlayacağını zannettim bir anda. dışarı çıkarabildiğim sağ kolumu duvara destek yaparak kendimi yataktan atmayı planladım. bu artık tek şansımdı çünkü beynim halen uyuyordu.
bunu başarıp yere çakıldığımda gerçekten uyandım. gecenin 2 buçuğunda bu yaşadıklarımın hiç birisi aslında olmamıştı..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar