bugün

fenerbahçe

ortaokul son sınıfa kadar galatasaray taraftarı olan, lise yıllarıyla birlikte doğru yolu bulup memleketinin takımı olan bursaspor taraftarı olan biri olarak hakkında birşeyler yazmak istediğim kulüp.

bakın okuyacaksanız yazayım, ipneliğin alemi yok.

peki madem...

benim ortaokul yıllarım galatasaray'ın nöşatel ve monako zaferleri yıllarına denk gelir.
ilginçtir ki ailemde kimse galatasaray'ı tutmazken ben galatasaray'lı oldum bu yıllarda. ne günlerdi amına koyayım, ıtt marka kocaman bir radyom vardı, hagi'nin 3 tane yerleştirdiği steau bükreş maçını okulda derste bu radyodan dinlediydik.

işte o yıllara denk gelir fanatik galatasaray taraftarı oluşum. yani şimdinin ergenleri gibi, şimdikiler de uefa kupasından sonra tutmaya başlamadılar mı? yapın bir araştırma, taraftarları yaş gruplarına göre ayırın, en ergen taraftar galatasaray taraftarıdır.
işte biz de öyleydik.

babam olsun, kardeşim olsun, eniştem olsun her fener-galatasaray maçının ardından sürekli kızdırırlardı beni. çünkü sürekli fener kazanırdı amına koyayım.
hele o hasan vezir'in yağladığı 3-0'dan 4-3 olan maçı unutamam.

neyse,
derken lise döneminde bir gün sınıfça bir organizasyon yaptık.
sınıfta fenerliler, cimbomlular, beşiktaşlılar alayı bilet aldık. bursaspor trabzonspor maçına gitmeye karar verdik. hatta çok büyük bir de pankart yaptırdık, şimdi pankartta ne yazdığını söylesem bursaspor'u takip edenler hemen bilecek.
neyse içeriğe fazla gerek yok.
o gün bursa atatürk stadında trabzonspor kaydı bize. 2-0 yenildik. ama o gün taraftarlığın ne olduğunu gördüm.

daha önce de maça gitmiştim 4-5 defa, ama o maçta maraton tribününde bursaspor'un nasıl bir sevda olduğu işledi damarlarıma.

ta van'a bile gittim deplasmana.
bursaspor peşinde...
ne aydın kaldı, ne samsun, ne adana...

şampiyonluk da gördük, timsah yürüyüşü yapan mususi'yi de.
şükürler olsun, türkiye'nin en iyi takımının, en iyi seyirciye sahip camiasının taraftarıyım...

ama şu son 1 senedir sürekli soruyorlar bana.
"abi neden fenerden yanasın" diye.

şöyle,
ben galatasaray'ı tuttuğum yıllarda anladım fenerbahçe büyüklüğünü, galatasaraylı ezikliğini...bu yıllarda tattım...
galatasaray bir spor kulübüydü ama fenerbahçe bir cumhuriyetti.
ta o zamandan beri biliyordum bunu.

nitekim geçen sene galatasaray sportif olarak yerlerde süründü. camia kenetleneceği yerde, sporcusuna, yöneticisine sövdü-küstü...
bu sene bakıyorum fenerbahçe camiasında inanılmaz bir birlik ve beraberlik var.
ve adım gibi eminim ki bu şike davası da aynı ergenekon tertibi gibi bir düzmece.

işte bu yüzden fenerbahçe'ye saygı duyuyorum.
zira haksızlığa uğradılar...dağıtılmak istendiler...yıpratıldılar...
ama yılmadılar.
yılmadılar ve dün gece galatasaray'a bir kez daha koydular. her zamanki gibi...

eğer sezon başında fenerbahçe'nin başına gelen şeyler galatasaray'ın başına gelmiş olsa, bu sezon ligi ankaragücü 17. galatasaray 18. bitirirdi. samsunspor da kümede kalırdı...

ister zorunuza gitsin, ister borunuza.
bu böyle dostlar...

çocukluğumda galatasaraylıydım, şimdi bursasporluyum...
ama kendimi bildim bileli her alanda fener cimboma koyuyor. bu gerçek önümüzdeki yüz sene boyunca da değişmeyecek gibi...
© copyright 2005 - 2026