bugün
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz5
- ne oldu bana6
- şiir yazan erkek16
- çağla idi19
- yavaş araba kullanmanın daha tehlikeli olması8
- kadınları susturmanın en iyi yolu11
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz14
- kız yeğen sahibi olmak4
- özelden alet fotosu atan erkek yazar8
- sevişmek istenen ünlüler10
- aynı anda iki kişiye aşık olmak13
- beni linç ettiler abi8
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı10
- çok bekar olan sözlük kızı9
- sözlükteki flört listem9
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler10
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- arkadaşlar özür dilerim11
- beni kimsenin gözünde canlandıramaması4
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- 0 0 727
- sarapci koala hatayi28
- köylülere hakaret eden yazarlar5
- bilinç açık şekilde uyumak3
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- traveler vs iock6
- sözlükten biriyle kavga etmek2
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- yediğiniz en ağır dayak2
- neden bu kadar kişi online5
- kafaya sıkmak4
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- sevgi yeter mi4
- uzun saçlı erkek3
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- mesaj alımı kapalı olan yazarın mesaj atması3
- fusya semsiyeli yabanci7
- sözlükteki linç kültürü5
- karşı cinse sorulan sorular8
- yazarların gördüğü rüyalar2
- beybi leydi seksiliği6
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- köfteci yusuf5
- gocu abi7
- politize olmuş sözlük erkeği5
- viski kola15
- sözlüğün embesillerle dolu olması3
- köylü milletin efendisi midir3
OYUN zehir gibi bir hızla başladı. Takımların kuvveti müsavi değildi. "Zavallılar" takımının for hattında sadece kuvvetli bir baba vardı. Karşı taraftaki "insaf-Arama" takımında ise bakkal, kasap, ev sahibi, terzi, elektrik-havagazı tahsildarı, ayakkabıcı, manav çok kurt oyunculardı. Sıkı çalımlarla Zavallılar takımının kalesine doğru tehlikeli akınlar yaratıyorlardı.
***
Ayın otuz birinde, bakkalın çırağı, bakkaldan aldığı pusulayı kasapla paslaşarak sürmeye başladı. Manav arkadan geliyordu. Vaziyet çok kritikti. insaf-Arama takımı, Zavallılar'ın kalesini iyice sıkıştırmaya başlamıştı. Ayın birinde ev sahibi de santrayı geçerek babanın on sekizi içine girdi. Baba sağa sola koşuyor, çırpınıyordu. Terzinin demir gibi bir şutu babanın "vallahi param yok" defansına çarptı. O sırada sağdan yetişen ayakkabıcı, boşluğu doldurdu, "vallahi param yok"u atlatırken "canımı mı alacaksın"a takıldı, borcu taca çıkardı.
***
Zavallılar, tacı, tahsildarın ayağına verdiler. Tahsildar sürdü sürdü, baba, tahsildarı annenin yardımıyla atlattı. Ayağına geçirdiği maaşı uzun bir vuruşla insaf-Arama'lıların kalesine gönderdi. Bütün takım kalenin önünü tutmuştu, bir anda maaş yok oldu.
Asıl büyük hücum manavla başladı. Baba, manavın arkasından dolaşarak kasti bir faul yapmıştı. Zaten sıkışınca hep böyle yapar, arka taraflardan dolaşırdı. Derhal bakkalla manav ceza çizgisinin içinden çift vuruşa geçtiler. Bomba gibi bir "veresiyeyi keseriz" Zavallılar kalesinin direğini sıyırarak auta çıktı.
Ayın beşinde baba, pusulaları dikti, "nasıl olsa ödeyeceğiz" diye sıkı bir aut çekti.
Fakat ev sahibi bırakmıyordu. Baba bu hücumları kafayla önlemek istiyor, bu yüzden de kafası pek şişiyordu. Oraya kafa vur, buraya kafa vur, nihayet ne babada kafa, ne de kafasını vuracağı bir yer kaldı.
***
Ayın sonunda insaf-Arama'lılar tek kale oynamaya başlamışlardı.
Zavallılar'ın kalesi bombardımana tutuluyordu. Bakkal, manav, kasap, ev sahibi, terzi, tahsildar, ayakkabıcı pusulaları peş peşe patlatıyorlardı. Baba bir oraya koşuyor, bir buraya koşuyordu. Evdeki halıyla defansı kuvvetlendirmek istedi. Annenin bileziklerini haf hattına soktu. Hiçbiri hücumu durdurmaya yetmedi. Nihayet sert bir icra ile kalenin ağları delindi.
Ayın on beşinde insaf-Arama'lıların skoru bir hayli ilerdeydi. Zavallılar panik halindeydiler. Ayın sonuna kadar vaziyet büsbütün bozuldu. Penaltıdan bir de tahliye kararı yediler. Ev sahibi gerilip gerilip tahliyeyi ağlara takmıştı.
***
Ayın sonunda baba, anne ile üç çocuk ve kaynanadan ibaret takımını alıp boynunu bükerek; o mahallenin sahasından mağlup çekildi. Bir dahaki ayın maçını başka bir mahallenin sahasında oynayacaktı. Kolay kolay galip gelemeyeceğini biliyordu ama, ne yapsın, maç maçtı. Ve bu ölünceye kadar böyle devam edecekti. Belki ileride bir ikramiye, bir piyango; bir sürpriz yaratırdı. Zavallılar'ın bütün ümidi bundaydı. Baba takımını kabil olduğu kadar ayakta tutmak için sık sık moral vermeye çalışıyor ve:
- Üzülmeyin, diyordu, babanız zengin değilse de, namuslu adamdır.
Ama bu kadarı hayatta galip gelmeye bir türlü yetmiyordu.
çetin altan
***
Ayın otuz birinde, bakkalın çırağı, bakkaldan aldığı pusulayı kasapla paslaşarak sürmeye başladı. Manav arkadan geliyordu. Vaziyet çok kritikti. insaf-Arama takımı, Zavallılar'ın kalesini iyice sıkıştırmaya başlamıştı. Ayın birinde ev sahibi de santrayı geçerek babanın on sekizi içine girdi. Baba sağa sola koşuyor, çırpınıyordu. Terzinin demir gibi bir şutu babanın "vallahi param yok" defansına çarptı. O sırada sağdan yetişen ayakkabıcı, boşluğu doldurdu, "vallahi param yok"u atlatırken "canımı mı alacaksın"a takıldı, borcu taca çıkardı.
***
Zavallılar, tacı, tahsildarın ayağına verdiler. Tahsildar sürdü sürdü, baba, tahsildarı annenin yardımıyla atlattı. Ayağına geçirdiği maaşı uzun bir vuruşla insaf-Arama'lıların kalesine gönderdi. Bütün takım kalenin önünü tutmuştu, bir anda maaş yok oldu.
Asıl büyük hücum manavla başladı. Baba, manavın arkasından dolaşarak kasti bir faul yapmıştı. Zaten sıkışınca hep böyle yapar, arka taraflardan dolaşırdı. Derhal bakkalla manav ceza çizgisinin içinden çift vuruşa geçtiler. Bomba gibi bir "veresiyeyi keseriz" Zavallılar kalesinin direğini sıyırarak auta çıktı.
Ayın beşinde baba, pusulaları dikti, "nasıl olsa ödeyeceğiz" diye sıkı bir aut çekti.
Fakat ev sahibi bırakmıyordu. Baba bu hücumları kafayla önlemek istiyor, bu yüzden de kafası pek şişiyordu. Oraya kafa vur, buraya kafa vur, nihayet ne babada kafa, ne de kafasını vuracağı bir yer kaldı.
***
Ayın sonunda insaf-Arama'lılar tek kale oynamaya başlamışlardı.
Zavallılar'ın kalesi bombardımana tutuluyordu. Bakkal, manav, kasap, ev sahibi, terzi, tahsildar, ayakkabıcı pusulaları peş peşe patlatıyorlardı. Baba bir oraya koşuyor, bir buraya koşuyordu. Evdeki halıyla defansı kuvvetlendirmek istedi. Annenin bileziklerini haf hattına soktu. Hiçbiri hücumu durdurmaya yetmedi. Nihayet sert bir icra ile kalenin ağları delindi.
Ayın on beşinde insaf-Arama'lıların skoru bir hayli ilerdeydi. Zavallılar panik halindeydiler. Ayın sonuna kadar vaziyet büsbütün bozuldu. Penaltıdan bir de tahliye kararı yediler. Ev sahibi gerilip gerilip tahliyeyi ağlara takmıştı.
***
Ayın sonunda baba, anne ile üç çocuk ve kaynanadan ibaret takımını alıp boynunu bükerek; o mahallenin sahasından mağlup çekildi. Bir dahaki ayın maçını başka bir mahallenin sahasında oynayacaktı. Kolay kolay galip gelemeyeceğini biliyordu ama, ne yapsın, maç maçtı. Ve bu ölünceye kadar böyle devam edecekti. Belki ileride bir ikramiye, bir piyango; bir sürpriz yaratırdı. Zavallılar'ın bütün ümidi bundaydı. Baba takımını kabil olduğu kadar ayakta tutmak için sık sık moral vermeye çalışıyor ve:
- Üzülmeyin, diyordu, babanız zengin değilse de, namuslu adamdır.
Ama bu kadarı hayatta galip gelmeye bir türlü yetmiyordu.
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar