bugün
- boşalırken anıran erkek6
- fon vurgunu39
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması8
- sergen yalçın9
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek7
- acı soslu süs domuzu7
- özelden gelen saçma mesajlar12
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- devlet putu2
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- fenerbahçe 5 slavia prag 13
- yemek yapmayı bilmeyen erkek3
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- clemence baptista16
- kim bu erzincanlı9
- annenin felsefe profesörü değil ev hanımı olması2
- memeleri ile gündeme oturan yazar2
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu3
- nohut köftesi3
- haberler3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- mercimek makarnası5
- günü geçmiş buz gibi süt4
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- palmiye4
- kylie jenner4
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- kolye140
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- anın görüntüsü17
- pavyon bu dünya4
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- tabiat4
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- murat ağırel4
- s'i l v'e r m'i s t15
- platon un mağara alegorisi10
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- saraca'ya uzaylı soruları4
- hakkını helal etmeyen evlat2
- kemal kılıçdar3
Reklamını yapmış olmak gibi olmayayım, bulunduğum şehir küçük bir cep sinemasına sahip. Filmler buraya bürokratların binbir ricasıyla geliyor ve bedava. 80 kişilik salon 2 yıldır hiç dolmamış tam olarak buna rağmen. Ancak Fetih 1453'e girebilmek tüm bu şartlarda tam 3 gün sürdü. Neredeyse tüm şehir filme akmıştı ve ancak 3 günün sonunda kendimizi o cep'in içine atabildik... Neyse... Filme gelince, beğendiğimi söyleyebilirim; harcanan paraya değmiş. Tebi eleştireceğim noktalar var bir tarihçi olaraktan. Zira ben tarihin "tarihi roman" ve "filmlerden" öğrenilemeyeceğini söylerim hep. Bunun nedeni biz seyircilerin bu türü okuyup izledikten sonra gerçekle özdeşleştirip özümsemimiz... Allah aşkına 1453'te 21. yüzyıl istanbul Türkçesiyle konuşuluyor olabilir mi? Gene neyse eleştirilerimizi sıralayalım:
- Kullanılan dil kesinlikle otantik ve -en azından- hafiften Osmanlıca olmalıydı.
- Yabancı karakterlerde dublaj kullanılsa daha gerçekçi ve hoş olurdu.
- Gerçek olup olmadığı bile tam bilinmeyen bir efsane-Ulubatlı, filmin önüne bu kadar geçmemeliydi. (Film biraz Ulubatlı'nın hikayesi olmuş kusura bakmayın. Düşünün Ulubatlı'nın dövüş sahnesi neredeyse 15-20 dakika, ama gemilerin yürütülmesi gerçeği sadece aksiyon dozu artırılmış 2-3 dakikalık ufak bir sahne... Aaartı gemilerin Haliç'e inişini de göremedik malesef... Neyse devam...)
- Başrol oyuncusu rolünün hakkını vermiş gerçekten, ayrıca öyle denildiği gibi Fatih pasifleştirilmemiş, gayet orjinal bir Fatih yansıtılmış. Tek bir nokta: keşke kemer burunlu bir oyuncu oynasaymış padişahı, gerçeklik dozunu artırmak adına...
- Filmin başı çok muallak, Sultan II. Murat'ın son zamanları çok üstünkörü geçilmiş, Fatih'in ilk tahta çıkışı da yeteri kadar anlamlı ve açık anlatılamamış.
- ilk 15 dakikadan sonra film harika bir seyir izliyor. Ta ki son 15 dakikaya kadar... Fetih sürecinin başlangıcı süper ilerlerken sonuçlanması gene çalakalem yazılmış görüntüsü veriyordu. (Sanırım süre sıkıntısı devreye girdi. Uzayan hikayenin sıkabileceği düşünülmüş gibiydi. E canım Ulubatlı'ya o kadar rol biçersen Fetih'e zaman kalmaz tabi. Ha bir de maliyet var.)
- Ayasofya sahnesi hoştu, ama keşke istanbul sokaklarında biraz daha gezeydi padişah, orada kalmasaydı sadece keşke.
- Ak Şemsettin için daha iyi bir oyuncu tercih edilebilir, süresi artırabilirdi. Çünkü sultanın hep yanında olan birisinden bahsediyoruz.
Offf yoruldum. Tüm herşeye rağmen gerçekten güzel bir film çıkmış ortaya, baya uğraşılmış harcanan paraya değmiş. Hollywoodvari bir sinema filmimiz var diyebileceğimiz türden güzel bir 3 saatti.
- Kullanılan dil kesinlikle otantik ve -en azından- hafiften Osmanlıca olmalıydı.
- Yabancı karakterlerde dublaj kullanılsa daha gerçekçi ve hoş olurdu.
- Gerçek olup olmadığı bile tam bilinmeyen bir efsane-Ulubatlı, filmin önüne bu kadar geçmemeliydi. (Film biraz Ulubatlı'nın hikayesi olmuş kusura bakmayın. Düşünün Ulubatlı'nın dövüş sahnesi neredeyse 15-20 dakika, ama gemilerin yürütülmesi gerçeği sadece aksiyon dozu artırılmış 2-3 dakikalık ufak bir sahne... Aaartı gemilerin Haliç'e inişini de göremedik malesef... Neyse devam...)
- Başrol oyuncusu rolünün hakkını vermiş gerçekten, ayrıca öyle denildiği gibi Fatih pasifleştirilmemiş, gayet orjinal bir Fatih yansıtılmış. Tek bir nokta: keşke kemer burunlu bir oyuncu oynasaymış padişahı, gerçeklik dozunu artırmak adına...
- Filmin başı çok muallak, Sultan II. Murat'ın son zamanları çok üstünkörü geçilmiş, Fatih'in ilk tahta çıkışı da yeteri kadar anlamlı ve açık anlatılamamış.
- ilk 15 dakikadan sonra film harika bir seyir izliyor. Ta ki son 15 dakikaya kadar... Fetih sürecinin başlangıcı süper ilerlerken sonuçlanması gene çalakalem yazılmış görüntüsü veriyordu. (Sanırım süre sıkıntısı devreye girdi. Uzayan hikayenin sıkabileceği düşünülmüş gibiydi. E canım Ulubatlı'ya o kadar rol biçersen Fetih'e zaman kalmaz tabi. Ha bir de maliyet var.)
- Ayasofya sahnesi hoştu, ama keşke istanbul sokaklarında biraz daha gezeydi padişah, orada kalmasaydı sadece keşke.
- Ak Şemsettin için daha iyi bir oyuncu tercih edilebilir, süresi artırabilirdi. Çünkü sultanın hep yanında olan birisinden bahsediyoruz.
Offf yoruldum. Tüm herşeye rağmen gerçekten güzel bir film çıkmış ortaya, baya uğraşılmış harcanan paraya değmiş. Hollywoodvari bir sinema filmimiz var diyebileceğimiz türden güzel bir 3 saatti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar