bugün
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması3
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi25
- deniz göktaş27
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke16
- bodrum katlar yandı2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- hz davud2
- enjeksiyon yapan hemşirenin yüzüne yüzüne osurmak2
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması9
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu10
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- günün şiiri13
- cehennem korkusu12
- vurduranlar klübü5
- kardeş7
- sevişilen en ilginç yer6
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- ali congun2
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu12
- bik bik abla vs vurduranlar4
- milliyet gazetesi onun arabası var şarkısı reklamı4
- biraderikos6
- kimsenin seni sen olduğun için sevmediği gerçeği2
- sözlükte flörtleşmek22
- ölü balık eli7
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- penisden kot pantolunun belli olması3
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- geliyorum diyen kız5
- yarın mala vuracak olmak3
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği4
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- pandela44
- mesajlara geç cevap veren kız5
- kalçasına kelebek dövmesi yaptıran erkek4
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip2
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek6
- hardcore ne demek sorunsalı7
- 3 temmuz 2026 avustralya mısır maçı5
- karışık kızartma6
- yunus emrenin sik gibi şair olması4
- çok çişi gelen insan9
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin6
- cuckold4
--spoiler--
iki gün içerisinde 300 ile birlikte izlediğim ve istemesem de kıyaslama yaptığım filmdir. filme gitmeden evvel beklediğim, umduğum aslında belgesel tadında, bana bilmediklerimi, hiç görmediğim ve detaylarını öğrenmek istediğim bir uygarlık hakkında bir çok şey gösterecek bir film idi.
karşılaştığım şey ise;
genellikle kişisel bi hareketliliğin hakim olduğu, aslında merak edilen bir çok olgunun es geçildiği, olması gerekene dokunup yanından geçen bir film idi. baş kahramanımızın şehirden kurtulup ormana dalmasına kadar aslında gayet başarılı geçen, fakat daha sonrasında her aksiyon filminde gördüğümüz karelerin sadece ortam ve şeklin değiştiği bir hal alması istediğim doygunluktan uzaklaştırdı beni. şahsen, esirlerin o şehire girmesi ve bir anda 20 kişilik kabile ortamından kocaman, hareketli ve neler döndüğünü bilmediğimiz bir şehire geçilmesi beni inanılmaz heyecanlandırmıştı. orada olacaklar, orada nasıl bir hayat yaşandığı, neler olduğu ile ilgili bir çok detay verilmesi gerekirken çok kısa kesilmiş.
isterdim ki, filmin büyük bir kısmı o şehirde geçsin ve stargate tadında, bir uygarlığı çok farklı yönleri ile anlatabilecek bir hale gelsin. sadece insanın içinde onlar ne, bunlar ne, şunlar ne yapıyor, bunlar neden burada gibi bir çok soru bırakan ama hiç bir cevap vermeyen bir film haline gelmiş.
fakat yine de, bir çok bildik tanıdık, benzer çerçeveye sahip filmden daha farklı ve daha fazla tat veren bir çalışma olmuş. özellikle oyuncuların, genellikle konuşmaların az geçtiği bu filmde mimik, hareket ve ifadeler ile anlatılmak istenenleri çok güzel anlatmış olmaları çok etkileyici idi.
filmin sonu ise, bütün film boyunca hangi tarih aralığında geçtiği ile ilgili pek fazla ipucu vermeyen, uygarlığın bile aztek mi maya mı olduğunu anlayamadığımız bir şekilde devam eden olaylar zincirini bir anda bir aydınlığa kavuşturan, anaaaa diye seslendiren ve daha sonra filmden kopup bir anda medeniyetler arasındaki farklılıkların türlü türlü nedenlerini beyin içerisinde koşuşturtan bir son olmuş.
eğer serisi çekilecek ise, filmin ikincisinde bu uygarlığın bilinmezlikte kalan gündelik yaşamı, gelenekleri, hayat tarzları ve o hengame içinde neler olduğunun daha fazla incelenmesini isterim.
son olarak ben, filmin başındaki "medeniyetler dışarı bir güç ile değil kendi kendilerine yıkılırlar" tadındaki cümlenin aztekler, ispanyollarla ilgili olmadığını düşünüyorum. anlatılmak istenen, filmin bir çok yerinde geçen farklı bir açılım idi bence. insanı dış kuvvetlerin yıkmadığı, kendi içine korkuyu yerleştirirse işte o zaman kendi kendine yenildiği idi. nasıl medeniyetler kendi içlerinden yıkılıyorlarsa, insan da içine yerleşen korku nedeniyle yenilir, dış güçlerin etkisi ile değil. ve tam tersi olarak içinde korkusuzluk varsa işte o zaman kazanır.
dip not: 300 filmi ile yaptığım kıyaslama ise; iki filmde de toplumların ve uygarlıkların işlenmesi mevcut idi. fakat bu film, 300 filmindeki gibi çirkince ve adice, bir toplumu eleştirmemiş. bu film bir toplum için; "zorbalık ve mistizmden dünyayı kurtarıp parlak bir geleceğe çıkacağız" dememiştir, 300'de olduğu gibi.
--spoiler--
iki gün içerisinde 300 ile birlikte izlediğim ve istemesem de kıyaslama yaptığım filmdir. filme gitmeden evvel beklediğim, umduğum aslında belgesel tadında, bana bilmediklerimi, hiç görmediğim ve detaylarını öğrenmek istediğim bir uygarlık hakkında bir çok şey gösterecek bir film idi.
karşılaştığım şey ise;
genellikle kişisel bi hareketliliğin hakim olduğu, aslında merak edilen bir çok olgunun es geçildiği, olması gerekene dokunup yanından geçen bir film idi. baş kahramanımızın şehirden kurtulup ormana dalmasına kadar aslında gayet başarılı geçen, fakat daha sonrasında her aksiyon filminde gördüğümüz karelerin sadece ortam ve şeklin değiştiği bir hal alması istediğim doygunluktan uzaklaştırdı beni. şahsen, esirlerin o şehire girmesi ve bir anda 20 kişilik kabile ortamından kocaman, hareketli ve neler döndüğünü bilmediğimiz bir şehire geçilmesi beni inanılmaz heyecanlandırmıştı. orada olacaklar, orada nasıl bir hayat yaşandığı, neler olduğu ile ilgili bir çok detay verilmesi gerekirken çok kısa kesilmiş.
isterdim ki, filmin büyük bir kısmı o şehirde geçsin ve stargate tadında, bir uygarlığı çok farklı yönleri ile anlatabilecek bir hale gelsin. sadece insanın içinde onlar ne, bunlar ne, şunlar ne yapıyor, bunlar neden burada gibi bir çok soru bırakan ama hiç bir cevap vermeyen bir film haline gelmiş.
fakat yine de, bir çok bildik tanıdık, benzer çerçeveye sahip filmden daha farklı ve daha fazla tat veren bir çalışma olmuş. özellikle oyuncuların, genellikle konuşmaların az geçtiği bu filmde mimik, hareket ve ifadeler ile anlatılmak istenenleri çok güzel anlatmış olmaları çok etkileyici idi.
filmin sonu ise, bütün film boyunca hangi tarih aralığında geçtiği ile ilgili pek fazla ipucu vermeyen, uygarlığın bile aztek mi maya mı olduğunu anlayamadığımız bir şekilde devam eden olaylar zincirini bir anda bir aydınlığa kavuşturan, anaaaa diye seslendiren ve daha sonra filmden kopup bir anda medeniyetler arasındaki farklılıkların türlü türlü nedenlerini beyin içerisinde koşuşturtan bir son olmuş.
eğer serisi çekilecek ise, filmin ikincisinde bu uygarlığın bilinmezlikte kalan gündelik yaşamı, gelenekleri, hayat tarzları ve o hengame içinde neler olduğunun daha fazla incelenmesini isterim.
son olarak ben, filmin başındaki "medeniyetler dışarı bir güç ile değil kendi kendilerine yıkılırlar" tadındaki cümlenin aztekler, ispanyollarla ilgili olmadığını düşünüyorum. anlatılmak istenen, filmin bir çok yerinde geçen farklı bir açılım idi bence. insanı dış kuvvetlerin yıkmadığı, kendi içine korkuyu yerleştirirse işte o zaman kendi kendine yenildiği idi. nasıl medeniyetler kendi içlerinden yıkılıyorlarsa, insan da içine yerleşen korku nedeniyle yenilir, dış güçlerin etkisi ile değil. ve tam tersi olarak içinde korkusuzluk varsa işte o zaman kazanır.
dip not: 300 filmi ile yaptığım kıyaslama ise; iki filmde de toplumların ve uygarlıkların işlenmesi mevcut idi. fakat bu film, 300 filmindeki gibi çirkince ve adice, bir toplumu eleştirmemiş. bu film bir toplum için; "zorbalık ve mistizmden dünyayı kurtarıp parlak bir geleceğe çıkacağız" dememiştir, 300'de olduğu gibi.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar