bugün
- diamond bosphorus denince akla gelenler11
- macron adamdır13
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen27
- bursa'nın şeftalisi çok meşhurdur diyen kız3
- akp ve mhp oylarıyla reddedildi4
- filistin52
- sude kiray ismet gurbuz evliliği3
- sözlük prenslerinin fotoğrafları3
- eğer bir dizi veya film karakteri olsaydınız7
- kabir ziyareti6
- ten uyumu vs kafa uyumu12
- anasına sövdürmek için doğmuş insanlar4
- 2026 uludağ sözlük analizi8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- biranın tok karnına içilmemesi3
- neml suresi 90 ayet2
- 1 artı 1 havuzlu müstakil ev2
- ne kadar yaşlısın16
- antipanik sahipsiz değildir6
- megan fox6
- sen özgür bir suriyelisin2
- fon kurdum para yatırır mısınız15
- galatasaray'ın tekrar lider olması2
- hiç kibir yoksa karakter büyük sıkıntı7
- duyduğunuz en ağır laf4
- mossat yaptı abi heralde yani9
- fussilet suresi 34 ayet2
- anın görüntüsü26
- türkiye azerbaycan ilişkilerinde israil tartışması6
- fransız arabaları9
- birader bey olmayanlar4
- lgbt bireylerinin asıl amacı4
- uludağ sözlük akımları3
- yanan sıvı maddeler2
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu17
- türklere karınız nasıl diye sormak6
- kadın cinayetlerinin asıl sebebi6
- kamal6
- sadece türkiye milliyetçi olsun düşüncesi2
- yakışıklıksız sözlük erkeklerinin pazar kombileri4
- astral seyahat gerçek mi6
- sigara satışında kimlik şartı tartışması4
- 11 ekim 2026 beşiktaş kocaelispor maçı3
- kadir mısıroğlu'nun vatan haini olması8
- yanındakiyle yaşar aklındakiyle ölürsün7
- erecto biraderin suyu ıslatması2
- pazar günü evde oturan ezik ve yalnız insan4
- düşman ülkeler3
- bedelini ödeyen yazarlar17
--spoiler--
iki gün içerisinde 300 ile birlikte izlediğim ve istemesem de kıyaslama yaptığım filmdir. filme gitmeden evvel beklediğim, umduğum aslında belgesel tadında, bana bilmediklerimi, hiç görmediğim ve detaylarını öğrenmek istediğim bir uygarlık hakkında bir çok şey gösterecek bir film idi.
karşılaştığım şey ise;
genellikle kişisel bi hareketliliğin hakim olduğu, aslında merak edilen bir çok olgunun es geçildiği, olması gerekene dokunup yanından geçen bir film idi. baş kahramanımızın şehirden kurtulup ormana dalmasına kadar aslında gayet başarılı geçen, fakat daha sonrasında her aksiyon filminde gördüğümüz karelerin sadece ortam ve şeklin değiştiği bir hal alması istediğim doygunluktan uzaklaştırdı beni. şahsen, esirlerin o şehire girmesi ve bir anda 20 kişilik kabile ortamından kocaman, hareketli ve neler döndüğünü bilmediğimiz bir şehire geçilmesi beni inanılmaz heyecanlandırmıştı. orada olacaklar, orada nasıl bir hayat yaşandığı, neler olduğu ile ilgili bir çok detay verilmesi gerekirken çok kısa kesilmiş.
isterdim ki, filmin büyük bir kısmı o şehirde geçsin ve stargate tadında, bir uygarlığı çok farklı yönleri ile anlatabilecek bir hale gelsin. sadece insanın içinde onlar ne, bunlar ne, şunlar ne yapıyor, bunlar neden burada gibi bir çok soru bırakan ama hiç bir cevap vermeyen bir film haline gelmiş.
fakat yine de, bir çok bildik tanıdık, benzer çerçeveye sahip filmden daha farklı ve daha fazla tat veren bir çalışma olmuş. özellikle oyuncuların, genellikle konuşmaların az geçtiği bu filmde mimik, hareket ve ifadeler ile anlatılmak istenenleri çok güzel anlatmış olmaları çok etkileyici idi.
filmin sonu ise, bütün film boyunca hangi tarih aralığında geçtiği ile ilgili pek fazla ipucu vermeyen, uygarlığın bile aztek mi maya mı olduğunu anlayamadığımız bir şekilde devam eden olaylar zincirini bir anda bir aydınlığa kavuşturan, anaaaa diye seslendiren ve daha sonra filmden kopup bir anda medeniyetler arasındaki farklılıkların türlü türlü nedenlerini beyin içerisinde koşuşturtan bir son olmuş.
eğer serisi çekilecek ise, filmin ikincisinde bu uygarlığın bilinmezlikte kalan gündelik yaşamı, gelenekleri, hayat tarzları ve o hengame içinde neler olduğunun daha fazla incelenmesini isterim.
son olarak ben, filmin başındaki "medeniyetler dışarı bir güç ile değil kendi kendilerine yıkılırlar" tadındaki cümlenin aztekler, ispanyollarla ilgili olmadığını düşünüyorum. anlatılmak istenen, filmin bir çok yerinde geçen farklı bir açılım idi bence. insanı dış kuvvetlerin yıkmadığı, kendi içine korkuyu yerleştirirse işte o zaman kendi kendine yenildiği idi. nasıl medeniyetler kendi içlerinden yıkılıyorlarsa, insan da içine yerleşen korku nedeniyle yenilir, dış güçlerin etkisi ile değil. ve tam tersi olarak içinde korkusuzluk varsa işte o zaman kazanır.
dip not: 300 filmi ile yaptığım kıyaslama ise; iki filmde de toplumların ve uygarlıkların işlenmesi mevcut idi. fakat bu film, 300 filmindeki gibi çirkince ve adice, bir toplumu eleştirmemiş. bu film bir toplum için; "zorbalık ve mistizmden dünyayı kurtarıp parlak bir geleceğe çıkacağız" dememiştir, 300'de olduğu gibi.
--spoiler--
iki gün içerisinde 300 ile birlikte izlediğim ve istemesem de kıyaslama yaptığım filmdir. filme gitmeden evvel beklediğim, umduğum aslında belgesel tadında, bana bilmediklerimi, hiç görmediğim ve detaylarını öğrenmek istediğim bir uygarlık hakkında bir çok şey gösterecek bir film idi.
karşılaştığım şey ise;
genellikle kişisel bi hareketliliğin hakim olduğu, aslında merak edilen bir çok olgunun es geçildiği, olması gerekene dokunup yanından geçen bir film idi. baş kahramanımızın şehirden kurtulup ormana dalmasına kadar aslında gayet başarılı geçen, fakat daha sonrasında her aksiyon filminde gördüğümüz karelerin sadece ortam ve şeklin değiştiği bir hal alması istediğim doygunluktan uzaklaştırdı beni. şahsen, esirlerin o şehire girmesi ve bir anda 20 kişilik kabile ortamından kocaman, hareketli ve neler döndüğünü bilmediğimiz bir şehire geçilmesi beni inanılmaz heyecanlandırmıştı. orada olacaklar, orada nasıl bir hayat yaşandığı, neler olduğu ile ilgili bir çok detay verilmesi gerekirken çok kısa kesilmiş.
isterdim ki, filmin büyük bir kısmı o şehirde geçsin ve stargate tadında, bir uygarlığı çok farklı yönleri ile anlatabilecek bir hale gelsin. sadece insanın içinde onlar ne, bunlar ne, şunlar ne yapıyor, bunlar neden burada gibi bir çok soru bırakan ama hiç bir cevap vermeyen bir film haline gelmiş.
fakat yine de, bir çok bildik tanıdık, benzer çerçeveye sahip filmden daha farklı ve daha fazla tat veren bir çalışma olmuş. özellikle oyuncuların, genellikle konuşmaların az geçtiği bu filmde mimik, hareket ve ifadeler ile anlatılmak istenenleri çok güzel anlatmış olmaları çok etkileyici idi.
filmin sonu ise, bütün film boyunca hangi tarih aralığında geçtiği ile ilgili pek fazla ipucu vermeyen, uygarlığın bile aztek mi maya mı olduğunu anlayamadığımız bir şekilde devam eden olaylar zincirini bir anda bir aydınlığa kavuşturan, anaaaa diye seslendiren ve daha sonra filmden kopup bir anda medeniyetler arasındaki farklılıkların türlü türlü nedenlerini beyin içerisinde koşuşturtan bir son olmuş.
eğer serisi çekilecek ise, filmin ikincisinde bu uygarlığın bilinmezlikte kalan gündelik yaşamı, gelenekleri, hayat tarzları ve o hengame içinde neler olduğunun daha fazla incelenmesini isterim.
son olarak ben, filmin başındaki "medeniyetler dışarı bir güç ile değil kendi kendilerine yıkılırlar" tadındaki cümlenin aztekler, ispanyollarla ilgili olmadığını düşünüyorum. anlatılmak istenen, filmin bir çok yerinde geçen farklı bir açılım idi bence. insanı dış kuvvetlerin yıkmadığı, kendi içine korkuyu yerleştirirse işte o zaman kendi kendine yenildiği idi. nasıl medeniyetler kendi içlerinden yıkılıyorlarsa, insan da içine yerleşen korku nedeniyle yenilir, dış güçlerin etkisi ile değil. ve tam tersi olarak içinde korkusuzluk varsa işte o zaman kazanır.
dip not: 300 filmi ile yaptığım kıyaslama ise; iki filmde de toplumların ve uygarlıkların işlenmesi mevcut idi. fakat bu film, 300 filmindeki gibi çirkince ve adice, bir toplumu eleştirmemiş. bu film bir toplum için; "zorbalık ve mistizmden dünyayı kurtarıp parlak bir geleceğe çıkacağız" dememiştir, 300'de olduğu gibi.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar