bugün
- gocu bak bi7
- manisada okul saldırısı4
- evliliği ayakta tutan güçler6
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- yanlış yönde yürüdüğünü fark ettiğin an2
- drew barrymore4
- çıplakken buzdolabının kapağını açmak2
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü2
- orta asyadakilerin penis boyu3
- çayı karıştırdıktan sonra kaşığı yalamak2
- kedinin yanında kediyi çekiştirmek2
- umumi tuvalette telefonundan video izleyen insan2
- tavuk pilav yiyen erkek3
- yumurtayı sivri tarafından kıran insan2
- 100tlnin hesabını yapan cimri3
- foşik törklörön liginde birinci amedspor23
- türkler ile moğollar kardeştir18
- motorinin 100 lirayı görmesi5
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra5
- iş arayanların aslında para araması8
- mason greenwood5
- entry girmek için entry girmek2
- tulumba tatlısı7
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı12
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm17
- akp'li tayyar'ın erdoğan'a sıra dayağı çağrısı4
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz16
- z kuşağı3
- musa anter10
- halk tv haberciliği2
- çamaşır makinasını çalışırken izlemek7
- true nickli yazar3
- husiler ve mekke ittifakı'nın ilk sınavı2
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- altı nesil boyunca köleliğin ekmeğini yemek2
- yapay zekaya porno aratmak4
- ölümden korkuyor musunuz34
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı30
- claudian clouds43
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- katatespizartmasi3
- game of thrones taki kerhaneci17
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- parcalandim toparlanamiyorum313
- anın görüntüsü26
- hollanda'nın deniz seviyesinin altında bulunması6
- 29 yaşında erkek 40 yaşında kadın evliliği7
- sözlük kızları dertleşiyor14
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- flört uygulamasında match oranı2
Bazen bitmez bir tünel bitiveriyor. Bir aydınlık, bir aydınlık. Havada uçan tüy. Kıyıda sallanan kayık. Göğüste atan kalp. Sokakta koşan çocuk. Dudaklarda çizilen mutluluk. Ve yaşamanın sıcacık lezzeti taze bir pasta kokusu gibi siniyor gönle...
Bir cenaze töreninde mezara doğru tekerlekli bir araba üzerinde tabutu iten, silindir şapkalı, fraklı, beyaz eldivenli adamlar görmüştük. Tabut mezara inince kenara çekilmişlerdi. Ölenin yakınlarının, uzaklaşmasını bekliyorlardı. Kimse kalmayınca, mezarı onlar kapatacaklardı.
***
O adamları çok gördüm sonradan. Kenarda bekleyen kara giyimli adamlar. Ölü gömücüler. Aralarında fısıl fısıl konuşmaları. Uzaktakilere arada bir göz atmaları. Birçoğu cebine bir de diploma koymuştu. Her çevreye yaklaşıyor, kenarda bakınarak duruyor, gömecek bir şey arıyorlardı.
Gömecek bir şey; bir iyi niyet, bir çalışma, bir dürüstlük, bir aşk...
Mırıltılarını duyuyordum. Soruyorlardı birbirlerine:
- Ne zaman gömeceğiz? Ne zaman gömeceğiz?
Sağa git onlar, sola git onlar. Hangi kapıyı açsan arkasında böyle biri duruyordu. Hangi köşeye koşsan gölgede bir başkası... Ve tüneller karanlık karanlık devam ediyordu.
Rutubet, soğuk, karanlık ve kapkara ölü gömücüler...
***
Birden bir aydınlık oldu. Göz kamaştıran bir aydınlık. Dünya varmış, hayat varmış, yaşamak varmış gibi bir aydınlık... Halk yeni doğmuş çocuğuna bakan bir baba gibi bakıyordu. Haset, nefret, kin, kıskançlık erimiş, kaybolmuştu. Çoğunun cebinde bir de diploma bulunan fraklılar, dalgaya düşmüşler, gelememişlerdi...
Fertler kitlelerden daha ileridir der dururduk. Bazen kitle fertlerden daha ışıklı, daha candan, daha samimi oluyordu. Oraya buraya sık sık sokuluveren, kaşı kalkıkların, musalla taşına benzeyen suratları yoktu onlarda.
***
Bir düdük ötüyordu. Kış yaza dönüyordu. Çiçekler dökülüyordu etrafa. Uçan tüy güzeldi, sallanan kayık güzeldi. Her zaman özlenip de gidilemeyen yerler gibi güzeldi.
- Uçurtma uçuralım mı kırlarda...
- Gel çiçek toplayalım ormanda...
- Hiç bilinmeyen bir denizde kulaç kulaç yüzelim...
Neydi o tüneller... O fısıltılı adamlar... Bir kabustu o; ve gerçek hayat burada. Yahut gerçek oradaydı ve bir avuntu rüyasıydı bu...
***
Köpükler, bulutlar, şen çığlıklar... Çalışmak, daha çok çalışmak... değer çalışmaya şu kitle... Cımbız cımbız ayıklamak fertleri. Süpürmek hasetleri, kinleri, pislikleri...
- Sağ ol dost.
- Yaşa arkadaş.
- Öpüşelim kardeşim...
El ele, sevinçli, mutlu şen...
***
Atladı ölü gömücüler bu sefer. Sona erdi bir tünel... Ama yarın, yarın yine geleceklerdir. Başlayacaktır başka bir tünel... Rutubetli, soğuk, karanlık... Dostlardan ayrı, dostlardan uzak ve aynı fısıltılar dudaklarda:
- Ne zaman gömeceğiz? Ne zaman gömeceğiz?
çetin altan
Bir cenaze töreninde mezara doğru tekerlekli bir araba üzerinde tabutu iten, silindir şapkalı, fraklı, beyaz eldivenli adamlar görmüştük. Tabut mezara inince kenara çekilmişlerdi. Ölenin yakınlarının, uzaklaşmasını bekliyorlardı. Kimse kalmayınca, mezarı onlar kapatacaklardı.
***
O adamları çok gördüm sonradan. Kenarda bekleyen kara giyimli adamlar. Ölü gömücüler. Aralarında fısıl fısıl konuşmaları. Uzaktakilere arada bir göz atmaları. Birçoğu cebine bir de diploma koymuştu. Her çevreye yaklaşıyor, kenarda bakınarak duruyor, gömecek bir şey arıyorlardı.
Gömecek bir şey; bir iyi niyet, bir çalışma, bir dürüstlük, bir aşk...
Mırıltılarını duyuyordum. Soruyorlardı birbirlerine:
- Ne zaman gömeceğiz? Ne zaman gömeceğiz?
Sağa git onlar, sola git onlar. Hangi kapıyı açsan arkasında böyle biri duruyordu. Hangi köşeye koşsan gölgede bir başkası... Ve tüneller karanlık karanlık devam ediyordu.
Rutubet, soğuk, karanlık ve kapkara ölü gömücüler...
***
Birden bir aydınlık oldu. Göz kamaştıran bir aydınlık. Dünya varmış, hayat varmış, yaşamak varmış gibi bir aydınlık... Halk yeni doğmuş çocuğuna bakan bir baba gibi bakıyordu. Haset, nefret, kin, kıskançlık erimiş, kaybolmuştu. Çoğunun cebinde bir de diploma bulunan fraklılar, dalgaya düşmüşler, gelememişlerdi...
Fertler kitlelerden daha ileridir der dururduk. Bazen kitle fertlerden daha ışıklı, daha candan, daha samimi oluyordu. Oraya buraya sık sık sokuluveren, kaşı kalkıkların, musalla taşına benzeyen suratları yoktu onlarda.
***
Bir düdük ötüyordu. Kış yaza dönüyordu. Çiçekler dökülüyordu etrafa. Uçan tüy güzeldi, sallanan kayık güzeldi. Her zaman özlenip de gidilemeyen yerler gibi güzeldi.
- Uçurtma uçuralım mı kırlarda...
- Gel çiçek toplayalım ormanda...
- Hiç bilinmeyen bir denizde kulaç kulaç yüzelim...
Neydi o tüneller... O fısıltılı adamlar... Bir kabustu o; ve gerçek hayat burada. Yahut gerçek oradaydı ve bir avuntu rüyasıydı bu...
***
Köpükler, bulutlar, şen çığlıklar... Çalışmak, daha çok çalışmak... değer çalışmaya şu kitle... Cımbız cımbız ayıklamak fertleri. Süpürmek hasetleri, kinleri, pislikleri...
- Sağ ol dost.
- Yaşa arkadaş.
- Öpüşelim kardeşim...
El ele, sevinçli, mutlu şen...
***
Atladı ölü gömücüler bu sefer. Sona erdi bir tünel... Ama yarın, yarın yine geleceklerdir. Başlayacaktır başka bir tünel... Rutubetli, soğuk, karanlık... Dostlardan ayrı, dostlardan uzak ve aynı fısıltılar dudaklarda:
- Ne zaman gömeceğiz? Ne zaman gömeceğiz?
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar