bugün
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- 30 ağustos zafer bayramı14
- kadınlardaki sahiplenilme isteği8
- tai lung44
- 0 0 713
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı27
- sözlüğün en bohem yazarı5
- abd greko roma ve juda sentezini temel alır2
- annenin hayatındaki kadını onaylamaması5
- kadir mısıroğlu'nun dedelerini denize döktük2
- baldız baldan tatlıdır3
- doğulu ve güneydoğulu türkler3
- rafael leao33
- türklerin türkiye de asimile olması3
- 1 eylül 2026 türkiye azerbaycan voleybol maçı2
- tarihsizlik3
- sarapci koala'nın akp'li olması4
- cem yılmaz7
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- uzun bacaklı ince belli iri göğüslü dar kalçalı4
- aleksey batrakov11
- zaman insanı olgunlaştırır mı4
- mustafa kemal atatürk6
- rafael leao victor osimhen leroy sane9
- galatasaray korkusu2
- tom holland5
- murat ağırel3
- muhabbeti sarmayan kız3
- menzil cemaati ne üretiyor9
- fenerbahçe24
- salo or 120 days of sodom filmini izlemek2
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- ne kadar şanslı birisin2
- övülmekten hoşlanmayan insan2
- futbol10
- sarapci koala73
- junko furuta2
- tarkan'ın saçlarını kestirmesi2
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı2
- 30 ağustos 20262
- yeğen2
- süper lig6
- ingilizler5
- s'i l v'e r m'i s t5
- arkadaşlar hesabı silicem14
- sözlük yazarlarının nahları9
- günün sözü23
- ben geldim naneler8
salih mirzabeyoğlu'nun bir kitabı.
kitaptan;
--spoiler--
Cakası keyfiyetinden ziyade ve piyazdan ibaret kalan takdim yerine, esere ne türlü bakılması gerektiğini gösteren bir ölçülendirme üzerindeyim ki, bu çerçevede söyleyeceğim herşey, bu eserin, bellibaşlı bir şiir anlayışına nisbetle, muhitten merkeze doğru estetik ve sanat davasına dair meselelerin örgüleştirilmesi ürünü olduğudur.
Bir yanda, unsurları ve mevzu olarak hikmiyyat ve felsefenin tabiî ilgi alanında bulunan estetik ve sanat üzerine düşünce meselesi; öbür yanda, kendi sanatı üzerine düşünme ve bunun tabiî uzantısı olarak sanat üzerine düşünce davası... Biri diğerine bakıcı ve öbürü diğerine akıcı bir çizgide, biri mütefekkire ve öbürü ise sanatkâra ait olan bu iki işi bir arada gerçekleştirmeye çalıştım.
Estetik ve sanat, bedahet çizgisi üzerindeki bellibaşlı hakikatlerden hareketle, hikemiyyat ve felsefenin kolu veya dünyayı kavrayış sistem ve metodu olarak sayısız nitelenişlere mevzu olurken, sanat ve sanatı üzerine düşünme davası da, ayrı ayrı sanat kollarından, tarihten, sanat tarihi ve münekkitlik alanına kadar gayet geniş bir yelpazede görünmekte, netice olarak irili ufaklı birbirinden kopuk ada kümeleri hâlinde, yer yer tanışık, kısım kısım barışık, çoğu zaman içiçe ve karışık bir mahiyet arzetmektedir.
Yukarıdaki herhangi bir sistem ve anlayış sistemi belirtmeyen çerçeveleyiş bir yana, bir manzaranın umumî tasviriyle, unsurları tek tek ele alış arasında bir fark vardır; ve çoğu zaman, evdeki hesabın çarşıya uymaması gibi, unsurları tek tek ele alış, umumî görüşün aleyhine olarak gelişir... Nitekim, insan ve kâinatın izahına dair sözde ilmî ve fikrî nazariyelerin çöküş sebebi, unsurların tümevarım yolunda ilerlerken bu bütünlüğü ortadan kaldırmasıdır... Mihraksız tümevarımın zafiyetiyle malûl unsurların hâli de, her biri kendi kümesinde mahpus ve birbirini tanımaz kuşların durumundan farksız... Bu misâli estetik ve sanat davası etrafındaki meselelere ve mevzulara tatbik edersek, fikir ve sanat dalları arasında bugünkü yabancılık ve küskünlükle, okuyucu, seyirci ve dinleyici arasındaki münasebet verimsizliğinin sebebini anlarız... işte ben, unsurları bellibaşlı bir şiir anlayışı etrafında tanıştırır; barıştırır ve kaynaştırırken, hem fikir ve sanat adamı niyetlilerini, hem de okuyucu, dinleyici ve seyirci mevkiindekileri, gerçek bir fikir ve sanat alâkası etrafında irtibatlandırmayı gaye edindim... Böyle bir deneme!..
Bu eser, anlaşılacağı üzere, bir fikir ve sanat sistemi vazetmek yerine, bir ruh ve anlayış sisteminin ürünüdür... Birincisi, bütün tarihte görüldüğü gibi, tökezlemeye mahkum; ikincisi ise, Mutlak Fikrin Gerekliliği davasına bağlı olarak, gelişmeye ve zenginleşmeye sonsuz açık bir yol... Yeter ki, yolcuları ehil olsun!..
Arapça konuşma dili, ingilizce iktisat, Çince hukuk, Japonca tıp okunan bir memleket düşünün... Böyle bir vasat bile, içinde bulunduğumuz sağırlar diyaloğu şartlarında diğerine sesini duyurabilme ve anlaşabilme etinliğinden daha hafif kalır... işte buşartları aşmak üzere biz, ancak islâmî bir dünya görüşüne nisbetle gerekleşebilir işi yaptık ve mevzuları Büyük Doğu-ibda mânâ diline döktük... Böyle bir abayı takdir, her türlü pürüzü silip süpürür olmalı!..
Hüküm yürütme ve geçer hüküm koyma mânâsına her yerde demek olan Nesli Han-Han Nesli keyfiyetine aidiyetim, bu eserde bir başka yönüyle tecelli ediyor... Varlığın hakikatine vakıf olmuş ve hikmetle vasıflanmış mânâsına gelen hakîmden irtibatla şu: Tecrit kavramının örtü, perde, şekil, biçim, form, norm, usul, diyalektik ve nizam, bütün bunların ise ruh, keyfiyet, muhteva, öz, nitelik ve fikir ile aynı hizaya geldiğini bilenler, nizamın güzel demek oluşundan hareketle, tecrit sırrının güzel ve güzellik idrakı davasını da kapsadığını anlarlar... işte bu ölçüp biçmeler çerçevesinde eserimi, ruh ve fikir kumaşımı ifrat hâlde tecrit! diye vasıflandıran Üstadım Necip Fazılın aziz hatırasına ithaf ediyorum!..
Büyük Doğu Mimarının ifadesiyle, ilimde tecrit, teşhis içindir; şiirde teşhis, tecrit için... Şayet mücerret mânâsıyla örtü ve perdenin, vardıkça varılacak olan ruh ve hakikat muammasının tecellisi olduğunu gözönünde tutarsak, şiirde olduğu gibi, tecritte kalan ilimlere de hikemiyat ve felsefe vasıflanması içinde sanat izâfe edilişinin sebebi ortaya çıkar... Şiirin seçme ve gizleme sanatı oluşundan, umumî olarak sanatların rolüne; mânâları ve hakikatleri sürekli olarak üst dil-üst diyalektike taşımadan tutun da, doğrudan doğruya imânın bu demek oluşuna; bir cemiyetteki ruhî nizam şartından, ruhî muvazene zarureti ve teminine kadar bütün meselelerin ipuçları burada... Niçin bütün estetik ve sanat şubelerinin ocaklaştırılması gerektiği de!.. Ve tabiî ki, eserimizin yazılış niyeti de!..
Son olarak söylemek istediğim mesele, sadece bu esere değil, umumî olarak iBDA külliyatına bakışı da kapsamaktadır ki, şu husus:
-Bir tabloyu seyrederken, onun kaç kilo boyadan yapıldığı düşüncesinden değil, üzerimizde bıraktığı intibadan zevk duyarız... Bunun gibi, bu eser, kuru mantık ve kısır aklın yavan tahlil ve kadavralaşmasına değil, doğrudan doğruya muhatabının estetik idrakına hitabetmekte, yani mevzuunu benimsetme ve bunun intibâını uyandırmayı amaçlamaktadır!
Zaten, belirli bir işaret sistemi kurmam, dil ve mânâ alanı oluşturmam, bunların keyfiyet ve kemmiyet plânının aksetmesi halindeki birikimin billurlaşması demek oluşuna ve zaruretine nazaran misâl perdesi rolüm ve tecrit misyonum, yaptığımın, yapılması gereken olduğunu açıklar.
--spoiler--
kitaptan;
--spoiler--
Cakası keyfiyetinden ziyade ve piyazdan ibaret kalan takdim yerine, esere ne türlü bakılması gerektiğini gösteren bir ölçülendirme üzerindeyim ki, bu çerçevede söyleyeceğim herşey, bu eserin, bellibaşlı bir şiir anlayışına nisbetle, muhitten merkeze doğru estetik ve sanat davasına dair meselelerin örgüleştirilmesi ürünü olduğudur.
Bir yanda, unsurları ve mevzu olarak hikmiyyat ve felsefenin tabiî ilgi alanında bulunan estetik ve sanat üzerine düşünce meselesi; öbür yanda, kendi sanatı üzerine düşünme ve bunun tabiî uzantısı olarak sanat üzerine düşünce davası... Biri diğerine bakıcı ve öbürü diğerine akıcı bir çizgide, biri mütefekkire ve öbürü ise sanatkâra ait olan bu iki işi bir arada gerçekleştirmeye çalıştım.
Estetik ve sanat, bedahet çizgisi üzerindeki bellibaşlı hakikatlerden hareketle, hikemiyyat ve felsefenin kolu veya dünyayı kavrayış sistem ve metodu olarak sayısız nitelenişlere mevzu olurken, sanat ve sanatı üzerine düşünme davası da, ayrı ayrı sanat kollarından, tarihten, sanat tarihi ve münekkitlik alanına kadar gayet geniş bir yelpazede görünmekte, netice olarak irili ufaklı birbirinden kopuk ada kümeleri hâlinde, yer yer tanışık, kısım kısım barışık, çoğu zaman içiçe ve karışık bir mahiyet arzetmektedir.
Yukarıdaki herhangi bir sistem ve anlayış sistemi belirtmeyen çerçeveleyiş bir yana, bir manzaranın umumî tasviriyle, unsurları tek tek ele alış arasında bir fark vardır; ve çoğu zaman, evdeki hesabın çarşıya uymaması gibi, unsurları tek tek ele alış, umumî görüşün aleyhine olarak gelişir... Nitekim, insan ve kâinatın izahına dair sözde ilmî ve fikrî nazariyelerin çöküş sebebi, unsurların tümevarım yolunda ilerlerken bu bütünlüğü ortadan kaldırmasıdır... Mihraksız tümevarımın zafiyetiyle malûl unsurların hâli de, her biri kendi kümesinde mahpus ve birbirini tanımaz kuşların durumundan farksız... Bu misâli estetik ve sanat davası etrafındaki meselelere ve mevzulara tatbik edersek, fikir ve sanat dalları arasında bugünkü yabancılık ve küskünlükle, okuyucu, seyirci ve dinleyici arasındaki münasebet verimsizliğinin sebebini anlarız... işte ben, unsurları bellibaşlı bir şiir anlayışı etrafında tanıştırır; barıştırır ve kaynaştırırken, hem fikir ve sanat adamı niyetlilerini, hem de okuyucu, dinleyici ve seyirci mevkiindekileri, gerçek bir fikir ve sanat alâkası etrafında irtibatlandırmayı gaye edindim... Böyle bir deneme!..
Bu eser, anlaşılacağı üzere, bir fikir ve sanat sistemi vazetmek yerine, bir ruh ve anlayış sisteminin ürünüdür... Birincisi, bütün tarihte görüldüğü gibi, tökezlemeye mahkum; ikincisi ise, Mutlak Fikrin Gerekliliği davasına bağlı olarak, gelişmeye ve zenginleşmeye sonsuz açık bir yol... Yeter ki, yolcuları ehil olsun!..
Arapça konuşma dili, ingilizce iktisat, Çince hukuk, Japonca tıp okunan bir memleket düşünün... Böyle bir vasat bile, içinde bulunduğumuz sağırlar diyaloğu şartlarında diğerine sesini duyurabilme ve anlaşabilme etinliğinden daha hafif kalır... işte buşartları aşmak üzere biz, ancak islâmî bir dünya görüşüne nisbetle gerekleşebilir işi yaptık ve mevzuları Büyük Doğu-ibda mânâ diline döktük... Böyle bir abayı takdir, her türlü pürüzü silip süpürür olmalı!..
Hüküm yürütme ve geçer hüküm koyma mânâsına her yerde demek olan Nesli Han-Han Nesli keyfiyetine aidiyetim, bu eserde bir başka yönüyle tecelli ediyor... Varlığın hakikatine vakıf olmuş ve hikmetle vasıflanmış mânâsına gelen hakîmden irtibatla şu: Tecrit kavramının örtü, perde, şekil, biçim, form, norm, usul, diyalektik ve nizam, bütün bunların ise ruh, keyfiyet, muhteva, öz, nitelik ve fikir ile aynı hizaya geldiğini bilenler, nizamın güzel demek oluşundan hareketle, tecrit sırrının güzel ve güzellik idrakı davasını da kapsadığını anlarlar... işte bu ölçüp biçmeler çerçevesinde eserimi, ruh ve fikir kumaşımı ifrat hâlde tecrit! diye vasıflandıran Üstadım Necip Fazılın aziz hatırasına ithaf ediyorum!..
Büyük Doğu Mimarının ifadesiyle, ilimde tecrit, teşhis içindir; şiirde teşhis, tecrit için... Şayet mücerret mânâsıyla örtü ve perdenin, vardıkça varılacak olan ruh ve hakikat muammasının tecellisi olduğunu gözönünde tutarsak, şiirde olduğu gibi, tecritte kalan ilimlere de hikemiyat ve felsefe vasıflanması içinde sanat izâfe edilişinin sebebi ortaya çıkar... Şiirin seçme ve gizleme sanatı oluşundan, umumî olarak sanatların rolüne; mânâları ve hakikatleri sürekli olarak üst dil-üst diyalektike taşımadan tutun da, doğrudan doğruya imânın bu demek oluşuna; bir cemiyetteki ruhî nizam şartından, ruhî muvazene zarureti ve teminine kadar bütün meselelerin ipuçları burada... Niçin bütün estetik ve sanat şubelerinin ocaklaştırılması gerektiği de!.. Ve tabiî ki, eserimizin yazılış niyeti de!..
Son olarak söylemek istediğim mesele, sadece bu esere değil, umumî olarak iBDA külliyatına bakışı da kapsamaktadır ki, şu husus:
-Bir tabloyu seyrederken, onun kaç kilo boyadan yapıldığı düşüncesinden değil, üzerimizde bıraktığı intibadan zevk duyarız... Bunun gibi, bu eser, kuru mantık ve kısır aklın yavan tahlil ve kadavralaşmasına değil, doğrudan doğruya muhatabının estetik idrakına hitabetmekte, yani mevzuunu benimsetme ve bunun intibâını uyandırmayı amaçlamaktadır!
Zaten, belirli bir işaret sistemi kurmam, dil ve mânâ alanı oluşturmam, bunların keyfiyet ve kemmiyet plânının aksetmesi halindeki birikimin billurlaşması demek oluşuna ve zaruretine nazaran misâl perdesi rolüm ve tecrit misyonum, yaptığımın, yapılması gereken olduğunu açıklar.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar