bugün
- tanga giyince osuramıyorsun5
- kaçak çay12
- borsa istanbul19
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası9
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- fon vurgunu51
- naber lan ezikler4
- iltica23
- yılmaz erdoğanla çalışan oyuncular3
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz3
- galatasaray vs akp2
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
- yulaf lapası vs tost8
- from gold from dust34
- berat albayrak'a iftira atılması11
- tavuklu pilav11
- ekonomi5
- aleyna tilki nin memeleri3
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni7
- tiktok2
- sözlük kızlarının bicepsleri18
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- arkadaşlar çok sıkıcısınız12
- halkını koruyan lidere küfür etmek2
- teoman'ın sakallı hali2
- kürt dizilerinin tutmaması11
- küçük memeli5
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- gocu nerede gocu6
- ekmek için ekmeleddin6
- türkiye25
- köylülük7
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- söz verip tutmamak2
- vurdurmaya meyilli araba6
- sizinle masumca öpüşmek istiyorum2
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak6
- ironi yapıyorum ayağına yatan çirkef yazar2
- en iyi çakmak markası8
- düşün ki o bunu okuyor6
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
- deli6
- küçük memeli kızların yaşama amacı4
- cilt kanseri aşısında yüzde 42 başarı3
- faik öztrak2
- sucuklu çekirdek3
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati6
- 1 gün diyetteyim4
- 2001 a space odyssey2
hepimiz sabah erkenden uyandık, yüzümüzü bile yıkamadan bilgisayarı açtık ve numaramızı girdik, Niğde il Jandarma Komutanlığı yazısını gördük. Her birimiz diğerimizden habersiz olarak, ve 2 gün sonra tanışacağımızı bilerek.
kısa dönem olarak geldik bu şehire. şapşal bakışlar arasında yeni hayatımızı öğrenmeye çalıştık. nerede uyuyacağız, nerede yemek yiyeceğiz, kantin nerede, tuvaletler nerede, nerede ve ne zaman duş alınır, dolaplarımız nerede, ne giyeceğiz, ne zaman giyeceğiz vs vs vs.
acemilik dönemi bitince ilk çarşı iznimizi alırız. o zaman tanırız niğdeyi. büyük şehirden buraya gelmek canınızı acıtmaz, çünkü bilirsiniz 6 ay sonra yine büyük şehrinizdesinizdir. Vakit geçirdikçe görürsünüz kü, büyük şehirler Niğde kadar olamamışlar. istanbul'dayken bir pizzacıya (hut, dominos vs gibi zincir olmayan bir pizzacıya) girmiştim, demiştim ki malzeme bol olsun neyse parası eklersin. Aynı malzeme gelmişti, sadece hesabı arttırmışlardı, 14 TL yerine 20 TL. Niğde'de ise, girdim ilmare pizza'ya, dedim ki bi orta boy pizza, bol malzemeli, fiyatı yansıtırsın. Olur mu abi dedi, bizim malzemeler zaten bol, beğenmezsen az gelirse para verme. Malzemeler bol, taze ve lezzetli, herşey süper. Hesap geliyor 5 TL. Başka bir gün niğde'nin ara sokaklarındaki urfa kebap salonuna gidiyoruz, masayı donattırıyoruz 2 kişi, 2 şer porsiyon yemek, mezeler, içecekler, arasıcaklar vs. hesap geliyor 200 TL. itiraz ediyoruz, 200 tl ne demek, istanbul mu burası diye. adam diyor ki "abi sen yanlış okudun, 200 değil 20 tl". şaşırıyorsun. taze et yiyorsun, lezzetini alıyorsun ve istanbuldan çok daha az para ödüyorsun. dönerciye gidiyorsun, 1.5 porsiyon pilavüstü istiyorsun, "2 yap asker abime, 1 parası al" diyor patronları.
şalvarlı teyzeleri de görüyorsun yolda, tayt çizme giyen kızları da, her şeyden var. askeri çok seven bir şehir, sahip çıkıyorlar. kendinizi istanbul'dan daha samimi ve içten bir yerde buluyorsunuz. gözleriniz denizi arıyor, bir sahil kenarı olsa diyorsunuz zaman zaman. amaaan, olmasa da oluyormuş.
nizamiye kapısında, öğle güneşi altında nöbet tutarken geçen öğrenci servislerinin hepsi "merhaba asker" diye bağırıp camda asker selamı veren çocuklarla dolu. yeşil kart almaya gelen köylülerin "bi ihtiyacın var mı evladım" diye size yokluk halinde bile sahip çıkmaları sizi şaşırtıyor.
evet deniz yok burada. pizza hut, burger king, günaydın et lokantası, sortie, lacivert vs de yok. bunlar olmadan da 6 ay geçtiyse bir ömür geçer mi, bilmiyorum. bir gün tekrar geleceğim Niğde'ye. 6 ay süren acı ve tatlı askerlik anılarımı barındıran bu şehri nasıl unutabilirim ki? niğde gazozunu, patates kızartmalarındaki farklı tadı, insanlarını, herşeyi özlüyorum zaman zaman.
bir gün çok zengin olursam eğer, niğde için çok güzel şeyler yapacağım. beni teskere ile uğurlayan bu şehire eminim çok büyük desteklerim olacak. bu şehrin ufku daha çok açılmalı, ama insanlıklarını unutturmadan. her şeyin en iyilerini hakediyorlar. bana yardımı dokunan her bir niğdeliyi sevgi ile anıyorum. sağ olun var olun. en zor 6 ayımda bana hepiniz çok destek oldunuz.
kısa dönem olarak geldik bu şehire. şapşal bakışlar arasında yeni hayatımızı öğrenmeye çalıştık. nerede uyuyacağız, nerede yemek yiyeceğiz, kantin nerede, tuvaletler nerede, nerede ve ne zaman duş alınır, dolaplarımız nerede, ne giyeceğiz, ne zaman giyeceğiz vs vs vs.
acemilik dönemi bitince ilk çarşı iznimizi alırız. o zaman tanırız niğdeyi. büyük şehirden buraya gelmek canınızı acıtmaz, çünkü bilirsiniz 6 ay sonra yine büyük şehrinizdesinizdir. Vakit geçirdikçe görürsünüz kü, büyük şehirler Niğde kadar olamamışlar. istanbul'dayken bir pizzacıya (hut, dominos vs gibi zincir olmayan bir pizzacıya) girmiştim, demiştim ki malzeme bol olsun neyse parası eklersin. Aynı malzeme gelmişti, sadece hesabı arttırmışlardı, 14 TL yerine 20 TL. Niğde'de ise, girdim ilmare pizza'ya, dedim ki bi orta boy pizza, bol malzemeli, fiyatı yansıtırsın. Olur mu abi dedi, bizim malzemeler zaten bol, beğenmezsen az gelirse para verme. Malzemeler bol, taze ve lezzetli, herşey süper. Hesap geliyor 5 TL. Başka bir gün niğde'nin ara sokaklarındaki urfa kebap salonuna gidiyoruz, masayı donattırıyoruz 2 kişi, 2 şer porsiyon yemek, mezeler, içecekler, arasıcaklar vs. hesap geliyor 200 TL. itiraz ediyoruz, 200 tl ne demek, istanbul mu burası diye. adam diyor ki "abi sen yanlış okudun, 200 değil 20 tl". şaşırıyorsun. taze et yiyorsun, lezzetini alıyorsun ve istanbuldan çok daha az para ödüyorsun. dönerciye gidiyorsun, 1.5 porsiyon pilavüstü istiyorsun, "2 yap asker abime, 1 parası al" diyor patronları.
şalvarlı teyzeleri de görüyorsun yolda, tayt çizme giyen kızları da, her şeyden var. askeri çok seven bir şehir, sahip çıkıyorlar. kendinizi istanbul'dan daha samimi ve içten bir yerde buluyorsunuz. gözleriniz denizi arıyor, bir sahil kenarı olsa diyorsunuz zaman zaman. amaaan, olmasa da oluyormuş.
nizamiye kapısında, öğle güneşi altında nöbet tutarken geçen öğrenci servislerinin hepsi "merhaba asker" diye bağırıp camda asker selamı veren çocuklarla dolu. yeşil kart almaya gelen köylülerin "bi ihtiyacın var mı evladım" diye size yokluk halinde bile sahip çıkmaları sizi şaşırtıyor.
evet deniz yok burada. pizza hut, burger king, günaydın et lokantası, sortie, lacivert vs de yok. bunlar olmadan da 6 ay geçtiyse bir ömür geçer mi, bilmiyorum. bir gün tekrar geleceğim Niğde'ye. 6 ay süren acı ve tatlı askerlik anılarımı barındıran bu şehri nasıl unutabilirim ki? niğde gazozunu, patates kızartmalarındaki farklı tadı, insanlarını, herşeyi özlüyorum zaman zaman.
bir gün çok zengin olursam eğer, niğde için çok güzel şeyler yapacağım. beni teskere ile uğurlayan bu şehire eminim çok büyük desteklerim olacak. bu şehrin ufku daha çok açılmalı, ama insanlıklarını unutturmadan. her şeyin en iyilerini hakediyorlar. bana yardımı dokunan her bir niğdeliyi sevgi ile anıyorum. sağ olun var olun. en zor 6 ayımda bana hepiniz çok destek oldunuz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar