bugün
- en gey özelliğiniz15
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler10
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek7
- zallın fake hesabı var mı9
- dönerci isim önerileri4
- hemcinslerle istihza veya şiddet yoluyle iletişim3
- eşimi aldattım vicdan azabı çekiyorum3
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor2
- yaz günü bira içmek2
- gocu26
- kadınlar hakkında net gerçekler3
- seksten sonra pişman olmak2
- oralı olmayan yazarlar4
- özşen madencilik işçilerinin direnişi7
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- yanılgı mimarisini kökünden sökmek2
- ilk buluşmaya karnı aç gelen kezo5
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- eski filozofların külyutmaz dölleri2
- uludağ sözlüğü 3 kelime ile anlat2
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi8
- dinciler2
- mor semsiyeli yabanci21
- anın görüntüsü20
- erkeklerin annelerini aramadan duramamaları5
- ben geldim naneler5
- kürtçü şımarıklığı3
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba6
- allah nasıl hep var olmuştur3
- clydeless bonnie5
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- silivri belediyesi ne operasyon5
- 90lara damga vuran türk dizileri3
- doğu bizim batı hepimizin2
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi2
- chp'nin hali ne olacak49
- tayyip ölünce başa kim geçecek sorunsalı2
- siz hepiniz biz türkiye marşı3
- kinci bir insan olmak4
- içki içtikten sonra yeterince su içmeden uyumak3
- yapay zeka moderatörle kavga etmek2
- muharrem ince haklıydı3
- değer bilmeyene yapılması gereken4
- meksika5
- vatan hainleri3
- muharrem ince3
- afrika'ya kurban bağışı furyası5
- savaşta haklı olmak yetmez yenen haklıdır4
- otokar kent xl2
- sigara içen kızla öpüşülür mü14
Paul Auster beyazperdede ilk kez Philip Haas'ın yönettiği 'Şans Müziği'yle boy gösterdi. Ama, filme temel olan romanı yazmak dışında bir sinemasal faaliyeti olmadı. Kendisi, filmden hoşnut kaldığını söylüyor. Sonra Auggie Wren geldi. Sadece bir talep sonucu. New York Times'ın 'Op-Ed' bölümünün başına getirilen kişi, bölümü daha ilginç yapma adına, oraya ilk kez bir hikâye koymayı düşünmüş. Noel günü bir Noel hikâyesi. Paul Auster'ı aramış. Yazar, "Yapmak isteyeceğimi düşündüm, ama ne yapacağım hakkında hiç fikrim yoktu" diyor. Sonra tam gazeteyi arayıp da yapamayacağını söylemeye hazırlanırken, gözü masasının üstündeki Shimmelpenninck purolarının teneke kutusuna takılmış. "Brooklyn'de onları satın aldığım adamı düşünmeye başladım." Aklına, büyük şehirlerde kurulan benzeri ilişkiler gelmiş. Dostça davranan, ama dostum demediğin insanlarla kurulan ilişkiler. Auggie Wren'in hikâyesi de böyle doğmuş işte.
Auster, hikâyeyi yazdı, San Francisco'da yaşayan yönetmen Wayne Wang Times'da okudu, etkilendi. Auster, önce senaryoyu yazmayı aklına bile getirmemişti. Wang'ın hikâyeyi beğenmiş olmasından hoşnuttu. Ama yönetmen yavaş yavaş onu kandırdı, işe dahil etti. 'Duman'ı tamamlayana kadar hayli bir süre birlikte çalıştılar. Ortak yanlarını keşfettiler. ikisi de, bir yönleriyle ciddi adamlardı, ama bir yönleriyle de saçmasapan şeyleri ve vodvili seviyorlardı. Auster, Auggie Wren'in Brooklyn'deki puro dükkânındaki doğaçlama olayları izleyen bir sonraki filmleri 'Blue in the Face' için, "Ben onu bir tür modern vodvil olarak düşünüyorum," diyor.
Auggie Wren'e gelince, Auster'a sonradan film haline getirilmiş hikâye için esin kaynağı olan adam, puro satıcısı, ne yazık ki beyin kanseri olup dükkândan çekilmişti. Sonra da genç yaşta öldü. Yazar, film piyasaya çıkınca dükkâna gittiğini hatırlıyor. Ortakları filmden çok memnunmuş. 'Daily News'dan biri gidip onlarla söyleşi yapınca, Auster'ın eski dostunun ortağı, "Herkes bunun anlamsız bir iş olduğunu düşünüyor, tamam mı?" demiş, "Sadece tezgâhın arkasında oturuyorsun. Ama herkes geliyor buraya ve en şaşırtıcı hikâyeleri dinliyorsun!" Auster, "Tıpkı Auggie gibiydi," diyor.
Adı jenerikte geçmese de Wayne Wang ile birlikte yaptığı 'Duman' onun için başlangıç oldu. Hemen ardından, 'Blue in the Face'i onunla birlikte yönetti. Sonra kendi yönettiği ve kızı Sophie'nin de oynadığı 'Köprüdeki Lulu' geldi. Başrolünde, 'Duman'ın Auggie Wren'ini oynayan Harvey Keitel oynuyordu gene. Şu sıralarda da, 'The Inner Life of Martin Frost'u tamamladı, Sophie onda da oynuyor. Paul Auster Cannes'a bir seferinde jüri üyesi olarak gitmişti.
Kim bilir, belki de artık yönetmen olarak katılır, hatta ödül bile alır. *
Auster, hikâyeyi yazdı, San Francisco'da yaşayan yönetmen Wayne Wang Times'da okudu, etkilendi. Auster, önce senaryoyu yazmayı aklına bile getirmemişti. Wang'ın hikâyeyi beğenmiş olmasından hoşnuttu. Ama yönetmen yavaş yavaş onu kandırdı, işe dahil etti. 'Duman'ı tamamlayana kadar hayli bir süre birlikte çalıştılar. Ortak yanlarını keşfettiler. ikisi de, bir yönleriyle ciddi adamlardı, ama bir yönleriyle de saçmasapan şeyleri ve vodvili seviyorlardı. Auster, Auggie Wren'in Brooklyn'deki puro dükkânındaki doğaçlama olayları izleyen bir sonraki filmleri 'Blue in the Face' için, "Ben onu bir tür modern vodvil olarak düşünüyorum," diyor.
Auggie Wren'e gelince, Auster'a sonradan film haline getirilmiş hikâye için esin kaynağı olan adam, puro satıcısı, ne yazık ki beyin kanseri olup dükkândan çekilmişti. Sonra da genç yaşta öldü. Yazar, film piyasaya çıkınca dükkâna gittiğini hatırlıyor. Ortakları filmden çok memnunmuş. 'Daily News'dan biri gidip onlarla söyleşi yapınca, Auster'ın eski dostunun ortağı, "Herkes bunun anlamsız bir iş olduğunu düşünüyor, tamam mı?" demiş, "Sadece tezgâhın arkasında oturuyorsun. Ama herkes geliyor buraya ve en şaşırtıcı hikâyeleri dinliyorsun!" Auster, "Tıpkı Auggie gibiydi," diyor.
Adı jenerikte geçmese de Wayne Wang ile birlikte yaptığı 'Duman' onun için başlangıç oldu. Hemen ardından, 'Blue in the Face'i onunla birlikte yönetti. Sonra kendi yönettiği ve kızı Sophie'nin de oynadığı 'Köprüdeki Lulu' geldi. Başrolünde, 'Duman'ın Auggie Wren'ini oynayan Harvey Keitel oynuyordu gene. Şu sıralarda da, 'The Inner Life of Martin Frost'u tamamladı, Sophie onda da oynuyor. Paul Auster Cannes'a bir seferinde jüri üyesi olarak gitmişti.
Kim bilir, belki de artık yönetmen olarak katılır, hatta ödül bile alır. *
güncel Önemli Başlıklar