bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- beyaz otomobil satın almak9
- sevgiliye en güzel hitap şekli4
- ideal sevgilinin en önemli özelliği5
- çok tanrılı dinlerde somut delil yokluğu6
- park etmek sanatı4
- hoşgeldin pazartesi7
- ilk buluşmada sevgilisine mangal yakan erkek4
- ilişkilerde yapılan en büyük hatalar6
- ibrahim hacıosmanoğlu5
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- 2026 dünya kupasında tutulan takım5
- babalar günü hediyesi2
- bugün de meme atan olmaması8
- 2026 dünya kupası17
- idolün ünlünün bokunu yer misin4
- ulan orospu seni rüyamda bile görmedim3
- neredesin2
- entelektüelin teorisiyle pratiğinin çelişmesi2
- yedi bela hüsnü deki cemal2
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı5
- kız ismet2
- paris te son tango4
- sol tarafın inzal olması2
- engellediğim yuzır başlığıma yazmasın2
- ayağında terlikle ülke yönetmek2
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı8
- aylık 294 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- ev kredisi çeken asgari ücretli2
- yer çekimine küsmek3
- senle sevişmedi diye birine küsmek3
- delilik ve daha delilik arasındaki ince çizgi2
- karaağaç ev fiyatları2
- netflix yasaklanmalıdır4
- pazar günü aktiviteleri3
- az bilinen muhteşem şarkılar3
- spor sonrası pazularını öpmek2
- komşu gezegenlerdeki kira artışı2
- cuckold erkek5
- lahmacunu elle yiyen kız18
- üç harfli bir mandalinanın anıları2
- 2026 trans onur yürüyüşü3
- yasa dışı bahis şebekesine operasyon2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- 22 yaşında kız 41 yaşında erkek ilişkisi4
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan5
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı5
- kulak arkasını keselemek2
- benim kemiklerim iri2
- olduğundan genç göstermek9
duygusal yazmayı pek sevmem ya, bu gar aklıma geldiğinde bile gözlerim doluyor, bırak içinde olmayı..
bir mekan ki, sevgiliyi gözü yaşlı bırakıp arkamda, kapısını zorlanarak açtığım, dönüp arkama bakamadığım, içerisinde attığım her bir adımın bir bıçak yarası gibi karnıma saplandığı.. tren biraz daha geciksin de aynı havayı biraz daha fazla soluyabileyim dediğim, tren gelince belki son bir kez görmek için gelir diye arkama baka baka yürüdüğüm..
ayaklarım geri geri gittiği halde bindim o trene. yerimi bulup oturdum, göz yaşlarım farkedilmesin diye yüzümü yapıştırdım cama. ama yazarken bile hala yalan söylüyorum kendime. belki koşarak gelirken görürüm onu, belki ona benzeyen birini görüp, o olma ihtimali ile mutlu olurum düşüncesiydi yüzümü cama yapıştıran. ama gelmedi, ona benzeyen birini de göremedim..
o makinist düdüğünü duyduğum an ne olduysa, içimden birşeyler artık kabına sığmayıp nasıl taştıysa her bir yanımdan, aldım sırt çantamı fırladım trenden. garın kapısına kadar koştum. soluk soluğa kalmış olsam da durmadım, hızla girdim içeri, uçarcasına katettim o ufacık mekanı. rüzgar gibi açtım garın dış kapısını. hızlı olursam, hiç durmadan koşarsam belki yetişebilirdim. ama işimi şansa bırakamazdım, garın önünde bekleyen taksilerden birine binersem doktorlar caddesinin bitiminde yakalayabilirdim onu.
bir taksi ayarlayabilmek için kaldırdım kafamı ve garın karşısında mavi bisikletine yaslanmış ağlarken gördüm onu. yerimden kımıldayamadım. allah taş yapar derler ya, aynen öyle kaldım bir süre. büyülenmiş gibi izledim bi süre ağlamasını. sonra o da kaldırdı kafasını, gardan tarafa doğru. gördü beni. o ana kadar neydi bilmiyorum ama o andan sonra benim için dünyadaki en güzel şey bir insanın ağlarken birden mutlulukla gülümsemeye başlamasıdır. gülmek bir insana bu kadar mı yakışırdı.. nasıl koştum yanına, nasıl sarıp sarmaladım onu garın ışıkları üstümüze vururken, bilmiyorum.. mutluluktan konuşamadık birkaç dakika, birbirine kilitlenmiş iki çift parlayan gözden başka birşey değildik..
2.5 yıl önceydi. şimdi ayrıyız. o parıldayan gözlerden eser yok şimdi. ama o gar hep orada duracak. hayatımın en hüzünlü ve en mutlu anını aynı gece yaşamama şahitlik eden o gar her seferinde hatırlatacak bana mavi bisikletli sevgiliyi..
bir mekan ki, sevgiliyi gözü yaşlı bırakıp arkamda, kapısını zorlanarak açtığım, dönüp arkama bakamadığım, içerisinde attığım her bir adımın bir bıçak yarası gibi karnıma saplandığı.. tren biraz daha geciksin de aynı havayı biraz daha fazla soluyabileyim dediğim, tren gelince belki son bir kez görmek için gelir diye arkama baka baka yürüdüğüm..
ayaklarım geri geri gittiği halde bindim o trene. yerimi bulup oturdum, göz yaşlarım farkedilmesin diye yüzümü yapıştırdım cama. ama yazarken bile hala yalan söylüyorum kendime. belki koşarak gelirken görürüm onu, belki ona benzeyen birini görüp, o olma ihtimali ile mutlu olurum düşüncesiydi yüzümü cama yapıştıran. ama gelmedi, ona benzeyen birini de göremedim..
o makinist düdüğünü duyduğum an ne olduysa, içimden birşeyler artık kabına sığmayıp nasıl taştıysa her bir yanımdan, aldım sırt çantamı fırladım trenden. garın kapısına kadar koştum. soluk soluğa kalmış olsam da durmadım, hızla girdim içeri, uçarcasına katettim o ufacık mekanı. rüzgar gibi açtım garın dış kapısını. hızlı olursam, hiç durmadan koşarsam belki yetişebilirdim. ama işimi şansa bırakamazdım, garın önünde bekleyen taksilerden birine binersem doktorlar caddesinin bitiminde yakalayabilirdim onu.
bir taksi ayarlayabilmek için kaldırdım kafamı ve garın karşısında mavi bisikletine yaslanmış ağlarken gördüm onu. yerimden kımıldayamadım. allah taş yapar derler ya, aynen öyle kaldım bir süre. büyülenmiş gibi izledim bi süre ağlamasını. sonra o da kaldırdı kafasını, gardan tarafa doğru. gördü beni. o ana kadar neydi bilmiyorum ama o andan sonra benim için dünyadaki en güzel şey bir insanın ağlarken birden mutlulukla gülümsemeye başlamasıdır. gülmek bir insana bu kadar mı yakışırdı.. nasıl koştum yanına, nasıl sarıp sarmaladım onu garın ışıkları üstümüze vururken, bilmiyorum.. mutluluktan konuşamadık birkaç dakika, birbirine kilitlenmiş iki çift parlayan gözden başka birşey değildik..
2.5 yıl önceydi. şimdi ayrıyız. o parıldayan gözlerden eser yok şimdi. ama o gar hep orada duracak. hayatımın en hüzünlü ve en mutlu anını aynı gece yaşamama şahitlik eden o gar her seferinde hatırlatacak bana mavi bisikletli sevgiliyi..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar