bugün
- bir adaya düşsek6
- her tuttuğunu uludağ sözlüğe getir kampanyası3
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız4
- ayakçı erkek5
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek4
- anın görüntüsü14
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması5
- zengin çocukları niye askerlik yapmıyor3
- eski fotoğraflara bakmak3
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi4
- whatsapp gurubu açınca sözlüğün ölmesi5
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi4
- katalonya özerk bölgesi4
- ekşi sözlük toplu yazar alımı6
- dersimli kızlar6
- sinem dedetaş8
- sözlüğün ölü gibi olması4
- 29 ekim 2026 kapadokya peribacasının çökmesi2
- yaşasın cumhuriyet7
- sözlük çok güzel ya5
- revizyon ameliyatı2
- 29 ekim cumhuriyet bayramı14
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- türkiye cumhuriyeti5
- escort taş mı yesin11
- katalanlar2
- istanbul12
- arkadaşlar nerdesiniz4
- amedspor10
- cumhuriyet 103 yaşında3
- sigara içelim mi4
- cumhuriyet bayramı14
- gecenin şarkısı10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- iklim2
- sırrı süreyyacı ünlülerin 29 ekim kutlaması7
- bizi küçümsediler3
- türkiye12
- gocu uzun süre çaylak mı kaldı3
- gocu yu bulup getirene tam 100 lira veriyorum3
- ısparta nokulu6
- 29 ekim 2026 bitlisspor kayserispor maçı4
- seni sevmediğim yalan2
- muğla vs uşak afyon denizli aydın kütahya manisa4
- alzheimer günlüğü6
- demokratikleşme paketi için ne dediler3
tarih içinde zamanımızın paradoksunu şöyle sıralayabiliriz:
daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.
daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. daha çok uzmanımız, ama
yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla tv izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.
mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık. aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. dış uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik. daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik. daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz. koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir.
vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.
yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür. paylaşmak özel ve güzeldir, yaşamı paylaşmak, özel gün ve anları paylaşmak, değer verip değerinizi bilen birileri olduğunu bilmek, onunla paylaşmak ne kadar lüks artık. onu bulmak ve kaybetmemek, dostluğu, sevgiyi, hüznü paylaşmak, ne güzeldir tüm bunların tarihe karıştığı bir dönemde elde etmek ve yaşamak...
(bkz: george carlin)
daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.
daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. daha çok uzmanımız, ama
yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla tv izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.
mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık. aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. dış uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik. daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik. daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz. koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir.
vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.
yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür. paylaşmak özel ve güzeldir, yaşamı paylaşmak, özel gün ve anları paylaşmak, değer verip değerinizi bilen birileri olduğunu bilmek, onunla paylaşmak ne kadar lüks artık. onu bulmak ve kaybetmemek, dostluğu, sevgiyi, hüznü paylaşmak, ne güzeldir tüm bunların tarihe karıştığı bir dönemde elde etmek ve yaşamak...
(bkz: george carlin)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar