bugün
- yagmurcu ile revani yemek4
- eski sevgilinin 1 haftada yeni sevgili yapması5
- sözlük erkekleri aranıyor mu6
- sedat pekmez12
- sözlük yazarlarının bileklikleri6
- kabullenince huzur veren gerçekler5
- gocu yla bilek güreşi yapmak3
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi15
- bir kadını araba park ederken izlemek5
- artık pek kullanılmayan kelimeler2
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması19
- dut ağacı4
- haziran 2026 arnavutluk protestoları2
- muşlettin amca4
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması8
- ne yapıyorsunuz yakışıklı ve güzel dostlarım4
- yaş ilerledikçe katlanılması zor şeyler3
- agresif süs köpeği2
- pantolon cebinde lahmacun taşımak3
- utanmadan şort giyen erkek7
- elimde goruntuleriniz var4
- bir çiçek fotoğrafı bırak5
- sofra adabı2
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- uludağ sözlük ün kokusu2
- diamond bosphoruss denen yazar2
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler10
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur6
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi5
- ismet gurbuz 202418
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- açlığı çekilmeyen insan2
- kadınlarda asalet2
- bakire kızla evlenmeyi savunmak7
- küfreden kız iticiliği8
- beyaz yakalıyım hissi veren gıdalar2
- pringles kutusuna eli giren yetişkin erkek2
- evlenmek için gereken minimum para5
- eski mesajları okumak3
- san marino nun dünya kupasını alması3
- öndeki bir tutam saçına çok özen gösteren kel3
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak6
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı5
- patates kızartmasına yapışan biber tohumu3
- dünya kupasında özbekistan'ı desteklemek4
- ideal sevgilinin en önemli özelliği16
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler6
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba3
- bacak kıllarını almadan şort giyen erkek5
insan neden sanat yapar, film çeker?
birinci ve saf yanıtı; kalıcı olma isteğidir. bu isteğin sebebinin; film çeken insanın unutulmuş, yok olmuş, hiçlenmiş hayatının, anılarının arasında saklandığını düşünür zeki demirkubuz.
ona göre bu; varlığını ispatlamaya, yaşadığını diğerlerine inandırmaya çalışan insanın dramıdır!
bilinçli ya da bilinçsiz, insanı; öldükten sonra yok olma, unutulma korkusu sarar.
hikayelerinin öneminden çok,
"ben vardım, yaşadım" olgusunu anlatma
içgüdüsüne dönüşür. böyle bakınca dilsiz ve hayvanımsı bir yaratığın, nasıl van gogh a, dostoyevski ye, tarkovski ye dönüşebildiğini, zaman denilen unutma öğtücüsüne direnebildiğini daha iyi anlar.
ancak bu "kalıcı olma hakkı" nın, sadece onu isteyenlere, bunu sorun edenlere! verildiği de bir gerçektir.
demirkubuz un film yapmasının bir başka sebebi de özgürleşme çabası ve isteğidir.
ona göre; insanın en kötü kader!lerinden birisi de; getirildiği ve orta yerine bırakıldığı dünya nın yasaları yapılırken o! na söz hakkı verilmeyişidir.
kısa hayatı boyunca önüne konulan "ya sev ya terket" seçeneğinin çilesini çeker o.
peki nedir o na düşen?
kurulmuş, kabullenilmesi gerekenin tutsağı olmayı mı kabul edecek ya da gördüğünün, anladığının, düşündüğünün ve hayal edebildiğinin peşine mi düşecek?
işte bu vicdani duruştur!
yaşamak; yapılması emredilen bir görev gibi durur önümüzde. ta ki, bir gün içimiz sızlayana "öteki" itiraz edene değin.
vicdan kıpırdayıp, "heyy, ben burdayım" deyince çile ve yalnızlık başlamıştır artık. herkesin ak dediğine kara demenin bedeli ödenir.
sanatçının popüler, kabul gören, uzlaşan değil; reddeden, bozguncu, düzen karşıtı, cezalandırıcı, muhalif yanı burdan gelir.
"biz" dururken ben demek, olanın değil, olması gerekenin peşine düşmek, gerçekler dururken hayal etmeye kalkmak, resmi olanın karşısında sivil olmak; muhalefettir.
ondan sonra gelsin tuhaf, sıkıcı şüpheli öyküler, zihni saran garip düşünceler, sıkışmış kalbin fırçaya, kaleme vizöre uzanma isteği...
minicik ve çaresiz bedenimizin yıkmaya gücünün yetmediği "kurulu gerçek" hayallerde yıkılmaya başlanır.
zeki demirkubuz; film çekmenin, sanat yapmanın bütün anlamının; bu bir tür kişilik bölünmesi gibi görünen sayıklamaların, "davranış bozukluğu" ve "irrasyonel eylem" olduğunu düşünür.
ya da alp zeki heper in dediği gibi;
" sinema aşktır, düştür, gerçeği bozup, yeniden kurmaktır"
birinci ve saf yanıtı; kalıcı olma isteğidir. bu isteğin sebebinin; film çeken insanın unutulmuş, yok olmuş, hiçlenmiş hayatının, anılarının arasında saklandığını düşünür zeki demirkubuz.
ona göre bu; varlığını ispatlamaya, yaşadığını diğerlerine inandırmaya çalışan insanın dramıdır!
bilinçli ya da bilinçsiz, insanı; öldükten sonra yok olma, unutulma korkusu sarar.
hikayelerinin öneminden çok,
"ben vardım, yaşadım" olgusunu anlatma
içgüdüsüne dönüşür. böyle bakınca dilsiz ve hayvanımsı bir yaratığın, nasıl van gogh a, dostoyevski ye, tarkovski ye dönüşebildiğini, zaman denilen unutma öğtücüsüne direnebildiğini daha iyi anlar.
ancak bu "kalıcı olma hakkı" nın, sadece onu isteyenlere, bunu sorun edenlere! verildiği de bir gerçektir.
demirkubuz un film yapmasının bir başka sebebi de özgürleşme çabası ve isteğidir.
ona göre; insanın en kötü kader!lerinden birisi de; getirildiği ve orta yerine bırakıldığı dünya nın yasaları yapılırken o! na söz hakkı verilmeyişidir.
kısa hayatı boyunca önüne konulan "ya sev ya terket" seçeneğinin çilesini çeker o.
peki nedir o na düşen?
kurulmuş, kabullenilmesi gerekenin tutsağı olmayı mı kabul edecek ya da gördüğünün, anladığının, düşündüğünün ve hayal edebildiğinin peşine mi düşecek?
işte bu vicdani duruştur!
yaşamak; yapılması emredilen bir görev gibi durur önümüzde. ta ki, bir gün içimiz sızlayana "öteki" itiraz edene değin.
vicdan kıpırdayıp, "heyy, ben burdayım" deyince çile ve yalnızlık başlamıştır artık. herkesin ak dediğine kara demenin bedeli ödenir.
sanatçının popüler, kabul gören, uzlaşan değil; reddeden, bozguncu, düzen karşıtı, cezalandırıcı, muhalif yanı burdan gelir.
"biz" dururken ben demek, olanın değil, olması gerekenin peşine düşmek, gerçekler dururken hayal etmeye kalkmak, resmi olanın karşısında sivil olmak; muhalefettir.
ondan sonra gelsin tuhaf, sıkıcı şüpheli öyküler, zihni saran garip düşünceler, sıkışmış kalbin fırçaya, kaleme vizöre uzanma isteği...
minicik ve çaresiz bedenimizin yıkmaya gücünün yetmediği "kurulu gerçek" hayallerde yıkılmaya başlanır.
zeki demirkubuz; film çekmenin, sanat yapmanın bütün anlamının; bu bir tür kişilik bölünmesi gibi görünen sayıklamaların, "davranış bozukluğu" ve "irrasyonel eylem" olduğunu düşünür.
ya da alp zeki heper in dediği gibi;
" sinema aşktır, düştür, gerçeği bozup, yeniden kurmaktır"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar