bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri63
- bugün uyuyakalmışım11
- 9 5 çalışan ipneler12
- sözlükten bir yazarın cenazesine gitmek4
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- terlikle döven anne13
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- uludede ile camiye gitmek5
- akşamki tantana13
- arap neferler9
- fatma betül sayan kaya17
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- türküm doğruyum çalışkanım15
- duanın bir şeye yaramaması3
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması3
- dolarla sigarasini yakan ogrenci3
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- alevilerin camiye gitmemesi2
- ideal koca3
- poğaça yiyen kız6
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- evliliğin süper bir şey olması5
- kalktı mı diye mesaj atan kız2
- kargaların insanları fişlemesi5
- karısını aldatan yazarlar2
- türkiye libya anlaşmasının yunanistan da yankısı2
- bir kaplumbağanın acele işi olması4
- köftenin insandan çok güven vermesi5
- kokoreç10
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar2
- özlale'nin fon krizinde gönüllü iade eleştirisi7
- from gold'un bicepsleri11
- açtığın başlığa yazılanları favlama kuralı3
- patlıcanın organize suç örgütü kurması3
- sözlük yazarlarının tatlıları18
- bir salatalığın geçmişinden utanması3
- grup yeke yek2
- gocu2
- hurdacı aradı ben kaçtım2
- hayatta başarısı olmayıp güzel hapşıran insan4
- uzaylı dışkısından gübre yapılır mı3
- sokağın sinirli hacı amcası3
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- lokum gibi3
- muzlu centro5
- yarayı ateşle dağlamak5
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest2
- hurdacı geldi hurdacı2
zaman ve hareket
ikisi de birbirine bağımlı
zaman, hareketin sayısı; davranışın ritmidir. saatler, dakikalar ilerledikçe; büyüdükçe kendimi davranışın içinde biraz daha yavaşlamış buldum.
bazı gerçeklikler karşısında gözlerim yanıldı. hoş, matematik bile bazen yanlış çıkarımlar yapıyor ise benim aklım neden yapmasın. yaptığım bazı eylemlerin hesabını verebilecekken, çoğunda bunu yapamıyorum. benim hatam gerçek dünyayı değil, algıladığım dünyayı bilmemdi. bu benim hatam olabilir, ama bu insanın zaruri sonucu; dünyayı kendisi gibi görmesi
gelişen olaylar karşısında kayıtsız kalma zorunluluğu, olunmaması gereken dünyalarda olmak, karar verirken istemiyormuş gibi görünmek ve sonuç ne olursa olsun hep gülmek; en zoru da budur. hep gülelim ki insanlar bizim hakkımızda karar verirken muallakta kalsın. neden? hepsi küçücük 65 yıl; milyarlarca insanın olduğu milyon yıldır yaşayan insanların içinde; en az birinde etki bırakma çabasıydı belki
gün geçtikçe farklı açılardan baktığım penceremden sevdiklerimin, hoşlandıklarımın, mutlu olduklarımın unutulduğunu görüyorum. az insan tarafından hatırlanan etkisi küçük, hayalleri bol anılar demek ki zaman, hareketi kontrol ettiği gibi onu yok da edebiliyormuş.
belki yarım kalmış bir anı, eksik kalmış bir kişi, yaptığı tek bir davranışla tüm hayatınızı değiştirebilir. bu, sizin zayıflığınızdan değil. sevginizin büyüklüğünden kaynaklıdır. sevdiğimiz, hoşlandığımız veya aşık olduğumuz insanlara karşı belirli bir savunma mekanizması geliştirmeyiz. çünkü onlardan zarar görmeyeceğimizi düşünürüz. peşi sıra gelen aksi ve beklenmedik davranışlar bizi savunmasız bir çocuk gibi, annesinin kucağına almasını bekleyen bir bebek gibi yapar. kısacası yiyebileceğimiz en büyük darbeyi sevdiklerimizden yeriz. sevmediğimiz, kavgalı olduğumuz kişilere karşı oluşturduğumuz psikolojiyi ve davranış şeklini sevdiğimiz insanlara da uygulayabilsek daha güzel bir dünyada kontrollü bir biçimde yaşayabilirdik. ama olmadı.
küçük maceralarını büyütme çabasındadır insan. aklının erişebileceği en son noktaya gitmek ister; yaşadığı dünyaya nispet yaparmış gibi sonra başkaları tarafından yakılıp, yıkılır. yaşamak için bile devlet gibi faşist bir organa ihtiyaç duyduğumuz halde duygularımızı da sömürecek insanların olabileceğini düşünemiyoruz.
zorlama hislerin, yanlış hayatların, farkında olup sessiz kalanların nefes aldığı bir yerde bir tutam mutluluk aramak; onları içinize alıp saf duygularınızla tanıştırmak, bu dünya adına yapacağınız son şey olsun.
dünyanın neresine kaçarsam kaçayım, beni bırakmayacak; peşimden gelecek bir hayatım olduğunu; unutamadıklarımın olduğunu biliyorum. unutmak için, mutlu olmak için kaçmıyor ki insan. onlarla baş başa kalmak için gidiyor. onları daha iyi hatırlamak ve içinde daha iyi yaşamak için gidiyor. benimde bu hayatla ilgili son ereğim budur.
bazı gerçeklikler karşısında gözlerim yanıldı. hoş, matematik bile bazen yanlış çıkarımlar yapıyor ise benim aklım neden yapmasın. yaptığım bazı eylemlerin hesabını verebilecekken, çoğunda bunu yapamıyorum. benim hatam gerçek dünyayı değil, algıladığım dünyayı bilmemdi. bu benim hatam olabilir, ama bu insanın zaruri sonucu; dünyayı kendisi gibi görmesi
gelişen olaylar karşısında kayıtsız kalma zorunluluğu, olunmaması gereken dünyalarda olmak, karar verirken istemiyormuş gibi görünmek ve sonuç ne olursa olsun hep gülmek; en zoru da budur. hep gülelim ki insanlar bizim hakkımızda karar verirken muallakta kalsın. neden? hepsi küçücük 65 yıl; milyarlarca insanın olduğu milyon yıldır yaşayan insanların içinde; en az birinde etki bırakma çabasıydı belki
gün geçtikçe farklı açılardan baktığım penceremden sevdiklerimin, hoşlandıklarımın, mutlu olduklarımın unutulduğunu görüyorum. az insan tarafından hatırlanan etkisi küçük, hayalleri bol anılar demek ki zaman, hareketi kontrol ettiği gibi onu yok da edebiliyormuş.
belki yarım kalmış bir anı, eksik kalmış bir kişi, yaptığı tek bir davranışla tüm hayatınızı değiştirebilir. bu, sizin zayıflığınızdan değil. sevginizin büyüklüğünden kaynaklıdır. sevdiğimiz, hoşlandığımız veya aşık olduğumuz insanlara karşı belirli bir savunma mekanizması geliştirmeyiz. çünkü onlardan zarar görmeyeceğimizi düşünürüz. peşi sıra gelen aksi ve beklenmedik davranışlar bizi savunmasız bir çocuk gibi, annesinin kucağına almasını bekleyen bir bebek gibi yapar. kısacası yiyebileceğimiz en büyük darbeyi sevdiklerimizden yeriz. sevmediğimiz, kavgalı olduğumuz kişilere karşı oluşturduğumuz psikolojiyi ve davranış şeklini sevdiğimiz insanlara da uygulayabilsek daha güzel bir dünyada kontrollü bir biçimde yaşayabilirdik. ama olmadı.
küçük maceralarını büyütme çabasındadır insan. aklının erişebileceği en son noktaya gitmek ister; yaşadığı dünyaya nispet yaparmış gibi sonra başkaları tarafından yakılıp, yıkılır. yaşamak için bile devlet gibi faşist bir organa ihtiyaç duyduğumuz halde duygularımızı da sömürecek insanların olabileceğini düşünemiyoruz.
zorlama hislerin, yanlış hayatların, farkında olup sessiz kalanların nefes aldığı bir yerde bir tutam mutluluk aramak; onları içinize alıp saf duygularınızla tanıştırmak, bu dünya adına yapacağınız son şey olsun.
dünyanın neresine kaçarsam kaçayım, beni bırakmayacak; peşimden gelecek bir hayatım olduğunu; unutamadıklarımın olduğunu biliyorum. unutmak için, mutlu olmak için kaçmıyor ki insan. onlarla baş başa kalmak için gidiyor. onları daha iyi hatırlamak ve içinde daha iyi yaşamak için gidiyor. benimde bu hayatla ilgili son ereğim budur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar