bugün
- türklerin ileri olduğu konular21
- en gey özelliğiniz10
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- bir kadının en güzel bölgesi8
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- eski seni özlüyor musun6
- dinsize inanır mısın17
- deri ceketli serseri5
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- abd vizesi5
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- arkadaşlar bakar mısınız11
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- bir gün öleceğini unutmak10
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
- seninle şurada olabilirdik5
- nasuh mahruki2
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- kültürün bireyi boğması4
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- gocu pandela barışı4
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- ayak sevecek kadar abaza olmak3
- salak yazarlar7
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- film izlerken ağlayanlara gülmek3
- ioçke'nin elleri4
- sevgiliyle karşılıklı ağlamak3
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- geceye bir şarkı bırak23
- kasiyer kızdan hoşlanmak4
- pandela6
- ak saçlı klavye delikanlısı3
- kültür seviyesi yüksek esprilerin havada kalması4
- gocu31
- bir kadının kalitesiz oldugunu gösteren detaylar3
- ses yakışıklılığı2
- bir insanda en sevilen özellik3
etkileyici bir jonathan demme filmi.
filmdeki iki vurgu dikkati çekmekte. bir aile (anne, baba, kardeşler vs)evlatlarının eşcinsel olmasından utanç vs. duymamalı ne şekilde olursa olsun desteğini ve sevgisini eksik etmemelidir. burada aile kavramının toplum çekirdeği olarak önemine değinilmiş ve bir kutsallık/ değer bindirilmiş. konuyu aslında ailesel bağlamda ele alacaksak evladın karakteri, iyi insan olma özellikleri, aklı selimliği şeklinde algılıyorum ben. şekilcilik ve dış görüntü veya cinsel tercihler, din vs. ailelerin evlatlarına bakışını olumsuz yapmamalı elbet. fakat burda bir öngörü var, aile kavramına binaen. kutsallık addetmek... işte bu bağlamda ben aileyle evlatları arasındaki diyaloga insansı bazı tutarlı argümanlar öne sürüyorum. yani hakikaten çevresine zarar veren hümanizmden iyi insan kriterinden oldukça uzaklaşmış bir baba veya evlat sonsuz sevgi ağıyla desteklenmeli mi? ailenin kutsal bir metafor olarak toplumsal aidiyet olarak yansıtılması beni geriyor. ha filmdeki evlat baştan sona ötekileştirilmemeyi, desteklenmeyi hak eden bir evlat, orası ayrı. ikinci mevzumuz kanunlara aşık olmak olarak zikredildi film de. hangi kanunlara diyorum ben bazen. insanların çıkarcılıklarıyla kotardıkları keyfi dizgeler toplamına mı aşık olunacak? filmimiz de deniliyor ki hakkaniyete ancak o şekilde uzanabilir. bir avukat yoksa ne yapacak? neye inanacak? nasıl kara verecek? bu kanun adı verilen yazı dizgesi, kurallar bütünü kafa karıştıyor biraz. belki saçma sapan insan özgürlüğünü hiçe sayan kanunlar barındıran türkiye penceresinden bakmaktayım olaya bilemedim. insan özgürlüğü deyince iş bulanıklaşıyor, yazı dizgelerinden ,kurallardan ayrışıyor. belki de kötünün iyisi şeklinde genel geçer kanun, doğru kanun, tutarlı kanun, eşitlikçi kanunu bulup onunla yetinmeliyiz.
kanunlar ve aile kavramına kutsallık addetme bakış açılarının dışında, homofobik avukatın önyargısını yıkışı ve eşcinsellerden hazzetmeyen bakış açısını değiştirip( bununla ilgili çevresinden sen de mi eşcinsel oldun yorumları almasına rağmen) Andrew'in bir performans düşüşünden veya beceriksizliğinden değil salt cinsel tercihinden dolayı ötekileştirildiği için işinden olmasını algılayıp hak arama mücadelesine sonsuz bir hazla girmesi takdire şayan işlenmişti. burada cinsel tercihlere saygı duyma eşiğinin belirlenmesi filmin mühim noktası zaten. avukat miller'ın çıkışıyla yargıca homoseksüellere bakış açısından (aslında, bakış açısızlığından)dem vurması manidardı. aidsle ilgili bir ön zemin olsa da arka planda onu da kapsayan cinsel tercihlere saygı meselesi var. hem de homofobik bir avukatın mücadelesi şeklinde yansıtılmış.
filmin zirve sahnesi kuşkusuz; tom hanks 'in maria callas 'tan sevdiği aryayı dinleyerek dans edip acıdan geçtim güzelleştim tavrı... harikulade bir sahne bu! tom hanks neden bu denli başarılı bir oyuncu göze sokmakta derin derin. sonuçta izlenmesi gereken lorenzo's oil gibi rain man gibi hüzünlü yapısıyla etkileyen bir film...
10 üzerinden 8!7,5 olurdu da bu tom hanks yok mu tom hanks, ekstrası oluyor filmin.
filmdeki iki vurgu dikkati çekmekte. bir aile (anne, baba, kardeşler vs)evlatlarının eşcinsel olmasından utanç vs. duymamalı ne şekilde olursa olsun desteğini ve sevgisini eksik etmemelidir. burada aile kavramının toplum çekirdeği olarak önemine değinilmiş ve bir kutsallık/ değer bindirilmiş. konuyu aslında ailesel bağlamda ele alacaksak evladın karakteri, iyi insan olma özellikleri, aklı selimliği şeklinde algılıyorum ben. şekilcilik ve dış görüntü veya cinsel tercihler, din vs. ailelerin evlatlarına bakışını olumsuz yapmamalı elbet. fakat burda bir öngörü var, aile kavramına binaen. kutsallık addetmek... işte bu bağlamda ben aileyle evlatları arasındaki diyaloga insansı bazı tutarlı argümanlar öne sürüyorum. yani hakikaten çevresine zarar veren hümanizmden iyi insan kriterinden oldukça uzaklaşmış bir baba veya evlat sonsuz sevgi ağıyla desteklenmeli mi? ailenin kutsal bir metafor olarak toplumsal aidiyet olarak yansıtılması beni geriyor. ha filmdeki evlat baştan sona ötekileştirilmemeyi, desteklenmeyi hak eden bir evlat, orası ayrı. ikinci mevzumuz kanunlara aşık olmak olarak zikredildi film de. hangi kanunlara diyorum ben bazen. insanların çıkarcılıklarıyla kotardıkları keyfi dizgeler toplamına mı aşık olunacak? filmimiz de deniliyor ki hakkaniyete ancak o şekilde uzanabilir. bir avukat yoksa ne yapacak? neye inanacak? nasıl kara verecek? bu kanun adı verilen yazı dizgesi, kurallar bütünü kafa karıştıyor biraz. belki saçma sapan insan özgürlüğünü hiçe sayan kanunlar barındıran türkiye penceresinden bakmaktayım olaya bilemedim. insan özgürlüğü deyince iş bulanıklaşıyor, yazı dizgelerinden ,kurallardan ayrışıyor. belki de kötünün iyisi şeklinde genel geçer kanun, doğru kanun, tutarlı kanun, eşitlikçi kanunu bulup onunla yetinmeliyiz.
kanunlar ve aile kavramına kutsallık addetme bakış açılarının dışında, homofobik avukatın önyargısını yıkışı ve eşcinsellerden hazzetmeyen bakış açısını değiştirip( bununla ilgili çevresinden sen de mi eşcinsel oldun yorumları almasına rağmen) Andrew'in bir performans düşüşünden veya beceriksizliğinden değil salt cinsel tercihinden dolayı ötekileştirildiği için işinden olmasını algılayıp hak arama mücadelesine sonsuz bir hazla girmesi takdire şayan işlenmişti. burada cinsel tercihlere saygı duyma eşiğinin belirlenmesi filmin mühim noktası zaten. avukat miller'ın çıkışıyla yargıca homoseksüellere bakış açısından (aslında, bakış açısızlığından)dem vurması manidardı. aidsle ilgili bir ön zemin olsa da arka planda onu da kapsayan cinsel tercihlere saygı meselesi var. hem de homofobik bir avukatın mücadelesi şeklinde yansıtılmış.
filmin zirve sahnesi kuşkusuz; tom hanks 'in maria callas 'tan sevdiği aryayı dinleyerek dans edip acıdan geçtim güzelleştim tavrı... harikulade bir sahne bu! tom hanks neden bu denli başarılı bir oyuncu göze sokmakta derin derin. sonuçta izlenmesi gereken lorenzo's oil gibi rain man gibi hüzünlü yapısıyla etkileyen bir film...
10 üzerinden 8!7,5 olurdu da bu tom hanks yok mu tom hanks, ekstrası oluyor filmin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar