bugün
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması4
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük17
- annesizlik8
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron8
- macbook edinme sebepleri4
- erkek regline isim önerileri4
- yaşayan en ünlü filozof2
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız9
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek5
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders3
- müge anlı ile tatlı sert2
- otomatik şanzımanın bozulması2
- yeşil gözlü bir kıza aşık olmak5
- fatoş pınar türker3
- 9 haziran 2026 barış yarkadaş'ın ağlaması2
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak6
- seküler kız muhafazakar erkek birlikteliği7
- tasavvuf3
- chp tabanında kılıçdaroğlu'na destek yüzde 794
- potamya da doğmuş türk lider2
- müze gezmek3
- bursa'da evden 20 ton çöp çıkarılması2
- chp'nin hali ne olacak34
- altının düşüşü6
- byd nin türkiye ye yapacagi yatirimdan vazgeçmesi6
- yalnızlık7
- eğitimsiz cahillerin okul okumayı aşağılaması5
- kısa şort giyen şişman kız2
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini17
- ellerim bos gonlum hos5
- türkiye'nin mavi vatan hazırlığı4
- selahattin demirtaş vs recep tayyip erdoğan3
- fatoş pınar türker'in sözlükte konuşulmaması2
- teslimiyet3
- türk kızlarının sekste başarısız olması5
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği2
- edirneli kız isimleri4
- gül gibi uyuyan yılanı uyandırdın2
- türkiye de protestonun lafta kalması4
- suavi3
- hindistan ordusu2
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey6
- fakir ve cahilken doğurmak4
- kalbe dokunan sözler2
- iran'ın bahreyn'deki abd donanmasını vurması4
- duşa giriyorum diyen erkeğin asıl amacı2
- başarılı sigara bırakma teknikleri11
- bir kıza çok aşık olmak2
- kalp kırıklığı3
güne koşerken çocuklar güne erkenden
ya deniz yada dağ kokmalı yolları
çocuklar çocuk olmalı
aç bakmalı sevgiye
çocuklar bazen bir ülkedir
gözleri gök(yüzünde)
ter ve güneş kokarken işçiler evlerinde
herkes gibi olmalı, adı gibi
yoksa sonumuz olur feride
utanır rüzgarlar hak edilmiş iklimlere
çarşılarda kalabalık yürüyor
sanki topyekün bir ülke toprağın şiddetinde
ansızın o kalabalık soluyor 'faili meçhul'lerde
çarşılarda kalabalık yürüyor
her yanım kalabalık ve kabarık
duramıyorum böyle
çarşılara abanıyorum ben de
-gülüşleri, konuşmaları, oturuşları nerde?
hani çocuklar mavi esintilerde?
bu kanlar da ne?
bir bilsen o an gömleğimi parçalıyorum günün orta yerinde
çatırdıyarak kopuyor düğmelerim
suçlulular nerde?
bıyıklarımı kemiriyorum, bitiyor
çekip koparıyom saçlarımı
bir bilsen ter damlıyor yüreğimden yerlere
bileklerim kesilmiş, damarlarım dökülmüş caddelere
çarşılara abanıyorum işte
çarşılar yalnız, çarşılar yalan
çarşılar bana abanmıyor feride...
keder bile yıkar bendini
yağmur iner, gök boşaltır içini
büyür
mü benim yüzyılım?
b e n i m y ü z y ı l ı m h a n i ?
çoğaldım ve bir soruyla dolaştım sokakaları
bir soruyla açıp her sabah penceremi
benim yüzyılım hani?
benim yüzyılım hani?
sonra susamışlık oldum gitgide
ağlamışlık, kanamışlık birdenbire
artık bütün sularda bir susuzluğum
yankısı yok sesimin caddelerde
'bir yudum' diyorum
sonra 'bir yudum, halkım!'
çarşılara abanıyorum işte
çarşılar yanlız, çarşılar yalan
çarşılar bana abanmıyor feride...
artık böyle başlar gün:
tomurcuk patlar, bir dal kırılır apansız.
birileri düşer yağmurlara, yağmurlar zamansız...
belki ağzının kıyısı kansız
yarım kalır türküsü;
dağılır, yiter sesi
anlatılır rüzgarlara öyküsü...
daha önümde ardımda korkunun kokusu
dağlarda kırılan alevin, yanlızlığın
vahşetin böhründe zulmün tortusu!
sonra güne koştum, güne çoştum
kucağımda dünyaların türküsü;
çıkıp kentin en geniş meydanına
boğazımı gömleğim gibi yırtıyorum:
susmayın! bir şey bilmiyorsanız küfredin,
düpedüz küfredin işte!
bir şey anlamıyorlar bile!
o an gökyüzünde dingin bir bulut,
duvarları aşabilen rüzgarlar çarpıyor yüzüme...
(bakıyorum da kanım pıhtılaşıyor
üstüm başım kir karanlık!)
kapıyı yağmur diye çaldılar oysa
açtık:
k a s ı r g a!
(bu hep böyle sürmese
aşk, önce!)
bir kahve önünde duruyorum
insanlar öylece oturmuş kendilerini turşuluyorlar
tuzsuz...
-dikkat dikkat!
ülkem dolaylarında yatmakta olan insanlar için
. guruplarında kan
aranmıyor!
yitirdik infazda günlerimizi
can aranıyor! can aranıyor!
birden ön masadan üç adam kalkıyor,
'kes ulen' diyorlar:' -ne canı? can burada
işte! oturmuş pişti oynuyor çayına kahvede!'
utanıyor, çok utanıyorum
benim yüzyılım hani?
ülkem nerede?
arkadaşlar, su su yok mu be!
çarşılar yalnız
kentlerin üzerinden sessiz...
sensiz gidiyoruz feride...
ey kasırgalarda okyanuslar çiğneyen gemi
ayrılıksa: vur sineme öldür beni!'
ya deniz yada dağ kokmalı yolları
çocuklar çocuk olmalı
aç bakmalı sevgiye
çocuklar bazen bir ülkedir
gözleri gök(yüzünde)
ter ve güneş kokarken işçiler evlerinde
herkes gibi olmalı, adı gibi
yoksa sonumuz olur feride
utanır rüzgarlar hak edilmiş iklimlere
çarşılarda kalabalık yürüyor
sanki topyekün bir ülke toprağın şiddetinde
ansızın o kalabalık soluyor 'faili meçhul'lerde
çarşılarda kalabalık yürüyor
her yanım kalabalık ve kabarık
duramıyorum böyle
çarşılara abanıyorum ben de
-gülüşleri, konuşmaları, oturuşları nerde?
hani çocuklar mavi esintilerde?
bu kanlar da ne?
bir bilsen o an gömleğimi parçalıyorum günün orta yerinde
çatırdıyarak kopuyor düğmelerim
suçlulular nerde?
bıyıklarımı kemiriyorum, bitiyor
çekip koparıyom saçlarımı
bir bilsen ter damlıyor yüreğimden yerlere
bileklerim kesilmiş, damarlarım dökülmüş caddelere
çarşılara abanıyorum işte
çarşılar yalnız, çarşılar yalan
çarşılar bana abanmıyor feride...
keder bile yıkar bendini
yağmur iner, gök boşaltır içini
büyür
mü benim yüzyılım?
b e n i m y ü z y ı l ı m h a n i ?
çoğaldım ve bir soruyla dolaştım sokakaları
bir soruyla açıp her sabah penceremi
benim yüzyılım hani?
benim yüzyılım hani?
sonra susamışlık oldum gitgide
ağlamışlık, kanamışlık birdenbire
artık bütün sularda bir susuzluğum
yankısı yok sesimin caddelerde
'bir yudum' diyorum
sonra 'bir yudum, halkım!'
çarşılara abanıyorum işte
çarşılar yanlız, çarşılar yalan
çarşılar bana abanmıyor feride...
artık böyle başlar gün:
tomurcuk patlar, bir dal kırılır apansız.
birileri düşer yağmurlara, yağmurlar zamansız...
belki ağzının kıyısı kansız
yarım kalır türküsü;
dağılır, yiter sesi
anlatılır rüzgarlara öyküsü...
daha önümde ardımda korkunun kokusu
dağlarda kırılan alevin, yanlızlığın
vahşetin böhründe zulmün tortusu!
sonra güne koştum, güne çoştum
kucağımda dünyaların türküsü;
çıkıp kentin en geniş meydanına
boğazımı gömleğim gibi yırtıyorum:
susmayın! bir şey bilmiyorsanız küfredin,
düpedüz küfredin işte!
bir şey anlamıyorlar bile!
o an gökyüzünde dingin bir bulut,
duvarları aşabilen rüzgarlar çarpıyor yüzüme...
(bakıyorum da kanım pıhtılaşıyor
üstüm başım kir karanlık!)
kapıyı yağmur diye çaldılar oysa
açtık:
k a s ı r g a!
(bu hep böyle sürmese
aşk, önce!)
bir kahve önünde duruyorum
insanlar öylece oturmuş kendilerini turşuluyorlar
tuzsuz...
-dikkat dikkat!
ülkem dolaylarında yatmakta olan insanlar için
. guruplarında kan
aranmıyor!
yitirdik infazda günlerimizi
can aranıyor! can aranıyor!
birden ön masadan üç adam kalkıyor,
'kes ulen' diyorlar:' -ne canı? can burada
işte! oturmuş pişti oynuyor çayına kahvede!'
utanıyor, çok utanıyorum
benim yüzyılım hani?
ülkem nerede?
arkadaşlar, su su yok mu be!
çarşılar yalnız
kentlerin üzerinden sessiz...
sensiz gidiyoruz feride...
ey kasırgalarda okyanuslar çiğneyen gemi
ayrılıksa: vur sineme öldür beni!'
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
