bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı19
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- distopik film önerisi6
- galatasaray12
- yandım çavuş ayranı3
- aşkım sakso ne demek diye soran kız3
- victor osimhen14
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi20
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar13
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- dursun özbek3
- la taverne des yeux2
- köprüleri yakmak2
- discordçu iki arkadaşa rastlamak2
- sözlükteki galatasaraylılar2
- ismet gurbuz 20242
- uludağ sözlük evreni9
- ishal olmak5
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- sözlükten birine telefon vermek3
- galatasaray'ın kırmız kart jokeri3
- galatahahahahahaha2
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- gurbetçi mehdi2
- monica bellucci bakışı3
- doruk madencilik işçilerinin direnişi5
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- bir bela geliyor8
- çorum fk2
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- barış alper yılmaz2
- velvet15
- brokeback dagindan ev almak3
- yunus akgün2
- davinson sanchez2
- iremga32
- whatsapp'dan görüntülü arayan yabancı numaralar2
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- yakışıklı seri katil4
- sebahattin şirin21
- villach2
- chp'li kızların açık giyinmesi3
- çorum futbol kulübü2
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- ömer karakaş3
- qazi muhammed2
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı2
- sözlükte marka olmak11
zamane, çağ, nesil hastalığıdır. 80 li yıllarda çocuk olanlar bilir; tek katlı gecekondu evler vardı, bahçelerindeki dut ağaçlarının yemişlerine daldığımız, kapıları her daim açık, içinde el süpürgesiyle yerleri süpüren bir kadın olmadan asla hatırlayamadığımız evler. susadığımızda içeri dalıp su istediğimiz, güneş battığında bahçelerindeki akşamsefalarının gölgesinde çekirdek çitlettiğimiz o evler, aslında birer iletişim aracıydı bizlere hayatı öğreten.
en yakın arkadaşlarımız vardı o zamanlar, beraber yaşadığımız ama asla anlatamadığımız aşklarımız vardı. platonik.
misket ortağımız ayrı, gazoz kapağı ortağımız ayrıydı. eriklerine daldığımız ağacın sahibi kovaladığında ayrı yönlere doğru kaçsakta anlaştığımız gibi, buluşma yerimiz hep aynıydı.
iletişememenin konusu bile yoktu. çünkü iletişim, hayatımızın her anında, her saniyesinde bizlere sayısız tecrübelerle donanımlar eklemiş, bizleri, daha büyümeden ileriki senelere hazırlamıştı; ama haberli ama habersiz.
şimdiki çocuklar öyle mi?.
bilgisayarın başından kalkamayan bir çocukluk sunmak zorunda kaldık şimdiki çocuklara. misket ortaklıklarının yerini, feysbuk, msn arkadaşlıkları aldı; platonik aşklar yerine, ''kim kimde ekli, kimin nesi var'' oldu.
okey oynamak için ''dördüncü''ye gerek yok artık. taş çalmak tarihe karıştı.
zamanın akışını, hayatın ilerleyişini istediğiniz tarafa yönlendiremiyorsunuz. hatta bir anlamda o sizi yönlendiriyor istediği tarafa. teknoloji ilerledi ve buna kızabilmek mümkün değil.
fakat yine de insan o günleri özlemiyor değil.
bahsedilen bu yeni çağın, etkisi altına aldığı yeni nesile bıraktığı en acı miras; iletişememe. yani iletişimsizlik.
artık iki nokta üst üste ve bir kapanan parantez ile gülebiliyoruz. yüzümüzdeki mimikler pas tuttu. karşımızdaki kişinin ruh halini bilmeden istediğimiz gibi konuşabiliyoruz. çağ ilerledi.
empati sadece altı tane harfe dokunarak çok kolay yazılabiliyor klavyede.
sabırsızız. kızıyoruz bilgisayara yavaş çalıştığında. her şey bir an önce olsun istiyoruz.
görmediğimiz çiçekler gönderiyoruz sevgiliye, msn de muhabbetin tadına doyum olmuyor artık, her şey ama her şey bir kamera ve kulaklıkla oluyor. yanlızlaştırıldık; öyle olmak zorundaydı.
bundan sonra olacak gelişmeler hayatımızdan neleri alıp götürecek şimdiden tahmin etmek zor. yalnızlar ordusu her geçen gün çoğaltıyor müritlerini. iletişememeye devam etmek sıkıcı. güler yüzler görememek kötü. konuşamamak acı verici.
robotlaşmış yaşamlarımızda ürettiğimiz sahte pencerelere asla doğmayacak güneşlere sahibiz artık.
ışık var ama ısı yok!
en yakın arkadaşlarımız vardı o zamanlar, beraber yaşadığımız ama asla anlatamadığımız aşklarımız vardı. platonik.
misket ortağımız ayrı, gazoz kapağı ortağımız ayrıydı. eriklerine daldığımız ağacın sahibi kovaladığında ayrı yönlere doğru kaçsakta anlaştığımız gibi, buluşma yerimiz hep aynıydı.
iletişememenin konusu bile yoktu. çünkü iletişim, hayatımızın her anında, her saniyesinde bizlere sayısız tecrübelerle donanımlar eklemiş, bizleri, daha büyümeden ileriki senelere hazırlamıştı; ama haberli ama habersiz.
şimdiki çocuklar öyle mi?.
bilgisayarın başından kalkamayan bir çocukluk sunmak zorunda kaldık şimdiki çocuklara. misket ortaklıklarının yerini, feysbuk, msn arkadaşlıkları aldı; platonik aşklar yerine, ''kim kimde ekli, kimin nesi var'' oldu.
okey oynamak için ''dördüncü''ye gerek yok artık. taş çalmak tarihe karıştı.
zamanın akışını, hayatın ilerleyişini istediğiniz tarafa yönlendiremiyorsunuz. hatta bir anlamda o sizi yönlendiriyor istediği tarafa. teknoloji ilerledi ve buna kızabilmek mümkün değil.
fakat yine de insan o günleri özlemiyor değil.
bahsedilen bu yeni çağın, etkisi altına aldığı yeni nesile bıraktığı en acı miras; iletişememe. yani iletişimsizlik.
artık iki nokta üst üste ve bir kapanan parantez ile gülebiliyoruz. yüzümüzdeki mimikler pas tuttu. karşımızdaki kişinin ruh halini bilmeden istediğimiz gibi konuşabiliyoruz. çağ ilerledi.
empati sadece altı tane harfe dokunarak çok kolay yazılabiliyor klavyede.
sabırsızız. kızıyoruz bilgisayara yavaş çalıştığında. her şey bir an önce olsun istiyoruz.
görmediğimiz çiçekler gönderiyoruz sevgiliye, msn de muhabbetin tadına doyum olmuyor artık, her şey ama her şey bir kamera ve kulaklıkla oluyor. yanlızlaştırıldık; öyle olmak zorundaydı.
bundan sonra olacak gelişmeler hayatımızdan neleri alıp götürecek şimdiden tahmin etmek zor. yalnızlar ordusu her geçen gün çoğaltıyor müritlerini. iletişememeye devam etmek sıkıcı. güler yüzler görememek kötü. konuşamamak acı verici.
robotlaşmış yaşamlarımızda ürettiğimiz sahte pencerelere asla doğmayacak güneşlere sahibiz artık.
ışık var ama ısı yok!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar