bugün
- ekonomi8
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- çerçeve yasa10
- eşitlik mi özgürlük mü8
- kainattaki değişim2
- emekliler2
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- emeklilik2
- sonradan olma2
- yaşlandığının farkına varmak9
- ekşi sözlük referans17
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- müzik dinlemek5
- tarım3
- apı uygulama programlama ara yüzü2
- kartoncu birader vs erecto bey3
- allah'ın doğurmamış ve doğmamış olması2
- dağ evi olmayan erkek5
- sözlük yazarlarının kekleri5
- allah3
- mekke anlaşması20
- asosyal ve çirkin olmak4
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- sözlüğün çok durgun olması6
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- yahudilere sallayan kitaplar3
- almanya12
- clean girl akımı4
- sıcak hava vs soğuk hava6
- sigara içmeyen erkek4
- namaz5
- evlenmeme nedenleri5
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- kedi3
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- eva mendes2
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- merfulu11
- 11 ağustos 20262
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- ulu parti5
- hesaplama3
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- günlük tutan erkek19
- adavet2
- baliye balayına gitme ezikliği4
Abdulkadir Duru - iŞADAMI-YAZAR-ŞAiR (1920-1989)
Erzincan- Kemaliye'nin (Eğin) Apçağa köyünde 1920 yılında doğan Duru, Eminağagil lakabıyla anılan ailedendir. Ailenin diğer mensupları farklı illere giderken Sandık Emini olarak görev yapan dedesi Eğin'de yerleşmeyi tercih etmiştir. Çünkü Yavuz Sultan Selim zamanında verilen bir ferman ile et kethüdalığına, IV. Murad döneminde de odun ve kömür kethüdalığına sahip olan Eğin, zamanın ticaret merkezlerinden biri olarak ekonomik kalkınmışlığı ile cazip bir şehir durumundadır. Nitekim oğlu Osman Bey, istanbul'da sarayın et ihtiyacını karşılayan tüccarlardan biri olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nın yokluk, acı ve kederinden bu şehir de nasibini almış, ticaret ve zanaat hayatı sönmüş ve göç veren bir şehir haline gelmiştir. Abdulkadir Duru, babasının göç etmemesi ve istanbul'da eğitim imkanı da sağlayamaması nedeniyle, mevcut mesleklerden birini seçmek mecburiyetinde kalmış ve kunduracılığı seçmiştir. Önceki dönemde Anadolu'nun ayakkabı ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Eğin'de kunduracılık mesleği değerini korumakla birlikte, sanayileşmenin gerisinde kaldığı için yerel ihtiyaca cevap verir niteliktedir. Eğitimini sürdürememeyi ve yerel bir zanaatkar olmayı daha fazla kabullenemeyerek 16 yaşında tek başına istanbul'a gitmiş, gündüzleri ünlü bir ayakkabı ustasına ücret almaksızın çırak olmuş, geceleri de hamal postalları vb. para kazanabileceği iş yaparak hayatını kazanmıştır. Ustasının verdiği onay ile kendi işini kurarak kısa zamanda aranılan bir ayakkabı imalatçısı olmuştur. Amcazadesi Ahmet Kutsi Tecer'in milletvekili olduğu dönemde Ankara'ya gelerek eğitimini sürdürmek için imkan aradıysa da, babasından bile maddi destek almayacak kadar özgür bir ruha sahip olan Duru, istanbul'a ilk geldiği zaman kendi kendine verdiği; kimseden para da dahil hiçbir destek almayacağım; sözünün esiri olarak bu kez izmir'e giderek mesleğinde ilerlemeye devam etmiştir.
Kültürel ve genetik mirasının dürtüsüyle iş ve meslek hayatında iddialı ürünler ortaya koyarak adını duyurmakla kalmamış, düşünce ve eylemleriyle de çevresindeki insanlara; ne iş yapıyorsan mutlaka en iyisini yap; ilkesini benimsetmeye çalışmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte emeklemeye başlayan bir birey olarak, o güne kadarki hayatı boyunca edindiği tecrübeleriyle; muasır medeniyetler düzeyine ulaşmak için asıl engelin Girişimcilik ve Yenilikçiliğe imkan vermeyen zihniyet olduğunu görmüş ve bunun için Kültür ve Fikirle Aydınlatma derneğini kurmuştur. Herhangi bir akademik kariyeri olmaması sebebiyle ve ergin insanlara özgü tevazusuyla, vatandaşlık görevi bilinci içerisinde düşünce ve görüşlerini paylaştığı dernek çalışmaları sırasında, bazı sözlerinin yanlış anlaşıldığını, bunun da fayda yerine zarar vereceğini düşünerek yazmaya başlamıştır. Örgünöz Fikir Sistemi tanımlamasıyla ortaya koyduğu dünya görüşünü, Fikir kulaktan önce eylemden girer; diyerek kendisi uygulamak üzere, memleketi olan Kemaliye'de kendine ait şifa bağı mevkiinde bir Teknokent kurmuştur. Ulaşım zorluğuna ve arazinin elverişsiz olmasına rağmen kunduracılık hayatı boyunca kazandıklarını harcayarak 1975 yılında başlattığı faaliyetine, 1980 yılına kadar devam ederek, çeşitli sanayi dallarında ar-ge çalışmaları ve üretim yapmaya imkan sağlayan atölyelerin bulunduğu, matbaa , ilkokul , lojman ve dinlenme tesisinin de yer aldığı bir yerleşke oluşturmuştur.
Boşa akan suları değerlendirmeye örnek olarak hidroelektrik santralı, atıkların değerlendirilmesi ve çevrenin korunması için örnek bir biyogaz tesisi, verimli arazilerin betonlaşmaması görüşünün örneği bir yerleşke ve ar-ge faaliyetlerinin önemine dair görüşünün örneği bir metal atölyesi kuran Duru, burada sanayinin gelişmesi için yeni ürünler yapmak isteyen genç girişimcilere imkan vermiştir. Girişimci yeteneğine sahip olan yenilikçilere ortam sağlamak olarak adlandırdığı bu çabalarını sürdürürken, bir yandan da izmir, Ankara ve istanbul'da iş hayatına devam etmiştir.
Çeşitli sanayi dallarında, inşaat ve basın- yayın alanında faaliyet gösteren sekiz şirketin kurucu ortağı olarak koordinatörlük görevlerini de yerine getirmiştır. 1980 den itibaren sağlık nedeniyle Ankara'da bulunmuş, 1984'de de Ankara'ya yerleşmiştir.
Bütün yapmak istediğim insanların zihinsel tabulardan kurtulup kendi yeteneklerini keşfetmesi ve bunu hayata geçirmekte tereddüt etmemesidir. Çünkü Türk insanının tek zaafı kulağından yönetilmesi, tek eksiği de iş, ürün sahibi olmayı bilmemesi, ekonomik oyunlara gelmesidir ifadesiyle yaptıklarını özetleyen Duru, 48 kitap yazmıştır. 1989'da vefatından sonra da çeşitli gazete yazıları vb. derlenerek kitapları yayınlanmıştır.
Erzincan- Kemaliye'nin (Eğin) Apçağa köyünde 1920 yılında doğan Duru, Eminağagil lakabıyla anılan ailedendir. Ailenin diğer mensupları farklı illere giderken Sandık Emini olarak görev yapan dedesi Eğin'de yerleşmeyi tercih etmiştir. Çünkü Yavuz Sultan Selim zamanında verilen bir ferman ile et kethüdalığına, IV. Murad döneminde de odun ve kömür kethüdalığına sahip olan Eğin, zamanın ticaret merkezlerinden biri olarak ekonomik kalkınmışlığı ile cazip bir şehir durumundadır. Nitekim oğlu Osman Bey, istanbul'da sarayın et ihtiyacını karşılayan tüccarlardan biri olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nın yokluk, acı ve kederinden bu şehir de nasibini almış, ticaret ve zanaat hayatı sönmüş ve göç veren bir şehir haline gelmiştir. Abdulkadir Duru, babasının göç etmemesi ve istanbul'da eğitim imkanı da sağlayamaması nedeniyle, mevcut mesleklerden birini seçmek mecburiyetinde kalmış ve kunduracılığı seçmiştir. Önceki dönemde Anadolu'nun ayakkabı ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Eğin'de kunduracılık mesleği değerini korumakla birlikte, sanayileşmenin gerisinde kaldığı için yerel ihtiyaca cevap verir niteliktedir. Eğitimini sürdürememeyi ve yerel bir zanaatkar olmayı daha fazla kabullenemeyerek 16 yaşında tek başına istanbul'a gitmiş, gündüzleri ünlü bir ayakkabı ustasına ücret almaksızın çırak olmuş, geceleri de hamal postalları vb. para kazanabileceği iş yaparak hayatını kazanmıştır. Ustasının verdiği onay ile kendi işini kurarak kısa zamanda aranılan bir ayakkabı imalatçısı olmuştur. Amcazadesi Ahmet Kutsi Tecer'in milletvekili olduğu dönemde Ankara'ya gelerek eğitimini sürdürmek için imkan aradıysa da, babasından bile maddi destek almayacak kadar özgür bir ruha sahip olan Duru, istanbul'a ilk geldiği zaman kendi kendine verdiği; kimseden para da dahil hiçbir destek almayacağım; sözünün esiri olarak bu kez izmir'e giderek mesleğinde ilerlemeye devam etmiştir.
Kültürel ve genetik mirasının dürtüsüyle iş ve meslek hayatında iddialı ürünler ortaya koyarak adını duyurmakla kalmamış, düşünce ve eylemleriyle de çevresindeki insanlara; ne iş yapıyorsan mutlaka en iyisini yap; ilkesini benimsetmeye çalışmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte emeklemeye başlayan bir birey olarak, o güne kadarki hayatı boyunca edindiği tecrübeleriyle; muasır medeniyetler düzeyine ulaşmak için asıl engelin Girişimcilik ve Yenilikçiliğe imkan vermeyen zihniyet olduğunu görmüş ve bunun için Kültür ve Fikirle Aydınlatma derneğini kurmuştur. Herhangi bir akademik kariyeri olmaması sebebiyle ve ergin insanlara özgü tevazusuyla, vatandaşlık görevi bilinci içerisinde düşünce ve görüşlerini paylaştığı dernek çalışmaları sırasında, bazı sözlerinin yanlış anlaşıldığını, bunun da fayda yerine zarar vereceğini düşünerek yazmaya başlamıştır. Örgünöz Fikir Sistemi tanımlamasıyla ortaya koyduğu dünya görüşünü, Fikir kulaktan önce eylemden girer; diyerek kendisi uygulamak üzere, memleketi olan Kemaliye'de kendine ait şifa bağı mevkiinde bir Teknokent kurmuştur. Ulaşım zorluğuna ve arazinin elverişsiz olmasına rağmen kunduracılık hayatı boyunca kazandıklarını harcayarak 1975 yılında başlattığı faaliyetine, 1980 yılına kadar devam ederek, çeşitli sanayi dallarında ar-ge çalışmaları ve üretim yapmaya imkan sağlayan atölyelerin bulunduğu, matbaa , ilkokul , lojman ve dinlenme tesisinin de yer aldığı bir yerleşke oluşturmuştur.
Boşa akan suları değerlendirmeye örnek olarak hidroelektrik santralı, atıkların değerlendirilmesi ve çevrenin korunması için örnek bir biyogaz tesisi, verimli arazilerin betonlaşmaması görüşünün örneği bir yerleşke ve ar-ge faaliyetlerinin önemine dair görüşünün örneği bir metal atölyesi kuran Duru, burada sanayinin gelişmesi için yeni ürünler yapmak isteyen genç girişimcilere imkan vermiştir. Girişimci yeteneğine sahip olan yenilikçilere ortam sağlamak olarak adlandırdığı bu çabalarını sürdürürken, bir yandan da izmir, Ankara ve istanbul'da iş hayatına devam etmiştir.
Çeşitli sanayi dallarında, inşaat ve basın- yayın alanında faaliyet gösteren sekiz şirketin kurucu ortağı olarak koordinatörlük görevlerini de yerine getirmiştır. 1980 den itibaren sağlık nedeniyle Ankara'da bulunmuş, 1984'de de Ankara'ya yerleşmiştir.
Bütün yapmak istediğim insanların zihinsel tabulardan kurtulup kendi yeteneklerini keşfetmesi ve bunu hayata geçirmekte tereddüt etmemesidir. Çünkü Türk insanının tek zaafı kulağından yönetilmesi, tek eksiği de iş, ürün sahibi olmayı bilmemesi, ekonomik oyunlara gelmesidir ifadesiyle yaptıklarını özetleyen Duru, 48 kitap yazmıştır. 1989'da vefatından sonra da çeşitli gazete yazıları vb. derlenerek kitapları yayınlanmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar