bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- birine geç kalmak9
- sabah sekizde okulda olmanın felsefi anlamsızlığı2
- cayır cayır yanan kız13
- seni ne mutlu eder sorusu6
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- m r e r e c t o12
- larisalisa10
- insanlardan nefret etmek8
- eşime sormam lazım kadınları3
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız3
- beyazsemsiyeliyabanci48
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- uludağ sözlük discord grubu7
- satranç haram yasaklansın17
- chery2
- yer sofrası5
- eve atılan kızın ekşici çıkması4
- gir içime hünharca12
- bruce lee4
- yalnızlık güç değildir4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- güzel bir kadını terk etmek5
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- afganistan islam emirliği4
- arkadaşlar bakar mısınız8
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- park sorunu6
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- timsah4
- gocu43
- yorgun mermi22
- kürt mutfağı7
- escort2
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- dul kalmak4
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- anayasa değişiklik paketi3
- en sevilen meyveler8
- togg'a lpg taktırmak11
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- müzik haramdır5
hincal ulucun cok anlamli bir yazisidir.
dönüşte harika bir film buldum, kanyon`da.. yani film olarak harika olmayabilir.. ama öyle bir mesaj veriyor ki insana..
"yolu yaşayın" derim hep yıllardır, bu sütunlarda.. "yolu yaşayın.. yolun sonuna ulaşmak değildir amaç.. yolun kendisidir.."
click bu mesajı hem de nasıl damardan vermek için çekilmiş bir film.. tek eksiği var.. bu filmin müziği "kaybolan yıllar" olmalıydı..
"şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler" der ya sezen hani..
adam sandler harika karısı ve iki güzel çocuğu olan bir genç mimar.. ama fena halde iş aşığı tiplerden.. işi eve de taşıyan, sabahlara kadar çalışanlar var ya hani.. onlardan..
evi uzaktan kumanda dolu.. televizyon, klima, garaj kapısı.. aklınıza ne gelirse.. hepsini de birbirine karıştırıyor.. bir gün çarşıya gidiyor, çok gelişmiş bir kumanda bulmak için. öyle bir alet ki, her şeye hükmetsin..
ve karşısına christopher walken çıkıyor.. morty adlı bir hafif kaçık bilim adamı.. ona dünyanın en gelişmiş uzaktan kumandasını veriyor.. sadece aletlere değil, yaşayanlara da hükmeden kumanda..
sandler bu kumanda ile hayatını ileri sarabileceğini keşfediyor ve bu keşfini her fırsatta kullanmaya başlıyor..
mesela..
aşağıda iş beklerken karısı sevişmek istiyor.. ama ön sevişmeli.. uzun.. adamın vakti yok. hadi hızlı çekimle ileri sarıyor hayatı.. yarım saati bir dakikaya indiriyor..
terfi bekliyor.. sabrı yok.. ileri sarıyor gene, terfi ettiği güne geliyor.. sardığı her anın hayatı olduğunu düşünmeden sarıyor.. kendisine kumandayı veren adamın adının morty olduğunu, yani mort, yani ölümden türetildiğine bakmadan sarıyor.
durmadan amaca ulaşmak peşinde olduğu için yolu yaşamadan koca bir ömrü tüketiyor, hepimiz gibi..
hep bir şeyler bekleyerek yaşamı ertelemiyor muyuz?.. daha doğrusu beklediğimiz dakikaları, saatleri, günleri, yılları hızla geçmek istemiyor muyuz?.
uzunlu kısalı bekleyişler, aslında yaşamın yaşanmamış anları olmuyor mu?. sevgili ile buluşmak için hafta sonunu beklemek.. dizi için akşamı beklemek..
tatili bekleyerek kışı geçirmek.. okulu bitirmeyi beklemek.. askerliği bitirmeyi beklemek.. evlenmeyi, bebeği beklemek.. terfi, daha iyi kazanmayı beklemek..
yaşamı kaç defa erteledik bugüne dek.. "hele şu olsun da.."
ama "olsun da"lar hiç bitmez.. bir bakarız ki durmadan ertelediğiniz yaşamın sonuna gelmişiz..
click, bu içeriği ile mutlak, ama mutlak görülmesi gereken bir film..
iyi oynanmış.. adam sandler çok iyi.. christopher walken da öyle.. karısında kate beckinsale bayıldım..
iki eski dost, kara şimşekteki yakışıklı delikanlı david hasselhofun orta yaşını, mork ve mindy, laverne ve shirleydeki çılgın delikanlı henry winklerin ihtiyarlığını görünce şaşırdım..
final hoşuma gitmedi. bu finali en başta işaret eden sahne de.. film yağmur sahnesinde bitse, bu mesaj daha güçlü olurdu. ille de amerikan filmi yapma merakı çok şey götürüyor.
eve dönerken, morty`nin bir mısır gevreği reklamına atıf yapan sözleri vardı aklımda..
"bütün gün altın tasın peşinde koşarsın. gün sona ererken ulaştığın sadece mısır gevreği olur!.."
dönüşte harika bir film buldum, kanyon`da.. yani film olarak harika olmayabilir.. ama öyle bir mesaj veriyor ki insana..
"yolu yaşayın" derim hep yıllardır, bu sütunlarda.. "yolu yaşayın.. yolun sonuna ulaşmak değildir amaç.. yolun kendisidir.."
click bu mesajı hem de nasıl damardan vermek için çekilmiş bir film.. tek eksiği var.. bu filmin müziği "kaybolan yıllar" olmalıydı..
"şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler" der ya sezen hani..
adam sandler harika karısı ve iki güzel çocuğu olan bir genç mimar.. ama fena halde iş aşığı tiplerden.. işi eve de taşıyan, sabahlara kadar çalışanlar var ya hani.. onlardan..
evi uzaktan kumanda dolu.. televizyon, klima, garaj kapısı.. aklınıza ne gelirse.. hepsini de birbirine karıştırıyor.. bir gün çarşıya gidiyor, çok gelişmiş bir kumanda bulmak için. öyle bir alet ki, her şeye hükmetsin..
ve karşısına christopher walken çıkıyor.. morty adlı bir hafif kaçık bilim adamı.. ona dünyanın en gelişmiş uzaktan kumandasını veriyor.. sadece aletlere değil, yaşayanlara da hükmeden kumanda..
sandler bu kumanda ile hayatını ileri sarabileceğini keşfediyor ve bu keşfini her fırsatta kullanmaya başlıyor..
mesela..
aşağıda iş beklerken karısı sevişmek istiyor.. ama ön sevişmeli.. uzun.. adamın vakti yok. hadi hızlı çekimle ileri sarıyor hayatı.. yarım saati bir dakikaya indiriyor..
terfi bekliyor.. sabrı yok.. ileri sarıyor gene, terfi ettiği güne geliyor.. sardığı her anın hayatı olduğunu düşünmeden sarıyor.. kendisine kumandayı veren adamın adının morty olduğunu, yani mort, yani ölümden türetildiğine bakmadan sarıyor.
durmadan amaca ulaşmak peşinde olduğu için yolu yaşamadan koca bir ömrü tüketiyor, hepimiz gibi..
hep bir şeyler bekleyerek yaşamı ertelemiyor muyuz?.. daha doğrusu beklediğimiz dakikaları, saatleri, günleri, yılları hızla geçmek istemiyor muyuz?.
uzunlu kısalı bekleyişler, aslında yaşamın yaşanmamış anları olmuyor mu?. sevgili ile buluşmak için hafta sonunu beklemek.. dizi için akşamı beklemek..
tatili bekleyerek kışı geçirmek.. okulu bitirmeyi beklemek.. askerliği bitirmeyi beklemek.. evlenmeyi, bebeği beklemek.. terfi, daha iyi kazanmayı beklemek..
yaşamı kaç defa erteledik bugüne dek.. "hele şu olsun da.."
ama "olsun da"lar hiç bitmez.. bir bakarız ki durmadan ertelediğiniz yaşamın sonuna gelmişiz..
click, bu içeriği ile mutlak, ama mutlak görülmesi gereken bir film..
iyi oynanmış.. adam sandler çok iyi.. christopher walken da öyle.. karısında kate beckinsale bayıldım..
iki eski dost, kara şimşekteki yakışıklı delikanlı david hasselhofun orta yaşını, mork ve mindy, laverne ve shirleydeki çılgın delikanlı henry winklerin ihtiyarlığını görünce şaşırdım..
final hoşuma gitmedi. bu finali en başta işaret eden sahne de.. film yağmur sahnesinde bitse, bu mesaj daha güçlü olurdu. ille de amerikan filmi yapma merakı çok şey götürüyor.
eve dönerken, morty`nin bir mısır gevreği reklamına atıf yapan sözleri vardı aklımda..
"bütün gün altın tasın peşinde koşarsın. gün sona ererken ulaştığın sadece mısır gevreği olur!.."
güncel Önemli Başlıklar
