bugün
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı14
- kadir mısıroğlu vs abdullah öcalan4
- fenerbahçe14
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş5
- türk vatandaşı yerine eşit yurttaşlık yeni parti3
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı4
- süleymancılar17
- sanayi devrimi bitene kadar uyuyoruz arkadaşlar2
- eğitim sisteminin gizli amacı3
- apo2
- evliliğin anlamı6
- devşirmeler2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği9
- ahmet baran yazgan11
- 16 ağustos 20264
- suçluları topluma kazandırmalıyız insanı2
- fuck pkk tişörtü2
- orta dünya da yaşamak istediğiniz yer2
- ismail kartal6
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması14
- asimilasyon harika bir şey5
- sözlükteki fenerbahçeliler10
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı18
- pazar günü klasikleri2
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- saccharine2
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey13
- hakkı yenen türkler de dağa çıksın3
- yeni parti bitmiştir2
- kadın olmanın avantajları16
- uludağ sözlük evreni11
- nervio22
- askerde 200 metre atışı yapmak15
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- g i l d e d l i l y18
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- günaydın4
- tayyip in yakın korumaları2
- gençlerbirliği6
- yaşamak istenilen şeyler10
- hayatın kuralları9
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler11
- kurtar bizi müsavat16
- türkiye'ye geldim11
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- yatırım fonu3
- saraca finch house2
- düşük zeka belirtisi3
- geceye bir şarkı bırak10
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
bir sonbahar akşamı rastladım ona.
asosyalliğin dibine vurduğum bir gece, kendimi son derece yalnız hissederken sol frame in hızına kapılmış sürükleniyordum. bir o başlıkta, bir bu başlıkta meze oluyordum kucaktan kucağa... saçma sapan entryler giriyor, iğrenç espriler yapıyor ve eğleniyordum kendimce. zerre edebi değeri olmayan, bir gram bilgi içermeyen yazılar karalıyordum. ne oylanıyordu, ne okunuyordu. "tanrım nasıl bir yer burası?" diye düşünürken aniden yandı özel mesaj kutumun ışığı. korkudan yerimden sıçradım, o zamana kadar özel mesaj atan olmamıştı hiç bana. acaba hangi mesajım beğenilmişti? ya da hangisi eleştirilecekti? saçmaladığım için uyarı mı alacaktım? bu sorularla mouse'un okunu ürkek hareketlerle sağ üst tarafa yönelttim.
- (#0900911912) hehehe çok güldümmm : ))))))
entry numarasına tıkladım. ben de çok güldüm. adam güzel yazmıştı. iyi de yazar ben değildim. neden bu mesajı benimle paylaşmıştı ki?
+ ben de güldüm. teşekkür ederim paylaştığın için. ama sizi tanımıyorum bile neden bu mesajı bana gönderdiniz?
- ya yanlış anlama, birkaç yazına denk geldim, berbat yazıyorsun, biraz feyz al diye gönderdim. hihihihi
evet aşağılanmıştım. tamam saçmaladığımı ben de biliyordum ama gururum, haysiyetim ayaklar altına alınmıştı. bunun intikamını almalıydım.
+ sen tecrübelisin galiba. ışığından faydalanmak isterim. malum yeniyim. bana yol gösterir misin? burası kasar ama msn var mı?
hemen msn adresini gönderdi. o gece sabaha kadar konuştuk. ukala tavırlarıyla beni yerin dibine soktu. güzel yazabilmem için örnek almam gereken yazarların sıralı tam listesini verdi. ertesi gün evden hiç çıkmadım, sürekli o yazarları okudum. hiçbir şey anlamadım.
bir hafta boyunca konuştuk. bırak saçmalamayı hiç yazmıyordum artık. sürekli msn de onunla konuşuyordum. artık sözlük dışında, gündelik hayatla, ilişkilerle ilgili de konuşmaya başlamıştık. sürekli sorular yöneltiyordu; "bir erkeği elde tutmanın yolları nedir sence?", "soğuyan erkeği döndürme yolu nedir?", "en komik anını anlatsana bana", "aşk hakkında ne düşünüyorsun?", "unutumadığın bir ilişkin var mı, varsa neden ve unutmak için neler yaptın?" ve benzeri... hepsine cevap veriyordum, saatlerce konuşuyorduk. bu süre zarfında sözlüğe hiç girmedim.
bir gece bu arkadaş hiç gelmedi msn'e. gireyim bari biraz sözlüğe takılayım dedim. geçen haftanın beğenilen istatistiklerine baktım. listeyi domine etmişti. 5 tane entry'si vardı. tek tek okudum. fakat... lan?! bunlar hep benim anlattığım hikayeler, yaptığım yorumlardı. msn de anlattığım ne kadar şey varsa, hepsini sözlüğe kendi yaşamış gibi aktarmıştı. karması tavan yapmıştı. işte şimdi gerçekten çok sinirlenmiştim.
bu kez ona anlatmadığım anılarımı yazdım. yine okunmadı ve oylanmadı. aynı akşam, ne kadar boktan yazdığımı, böyle yazdığım sürece kimsenin beni sallamayacağını söyleyip durdu. artık yeterdi. intikamımı almalıydım.
ertesi gün, ilk uçakla onun bulunduğu şehre gittim. otele yerleştim. mesaj attım. "aynı şehirde olmak bile bana yetiyor" dedim. neden geldiğimi sordu. "daha iyi yazabilmek için" dedim. laptopumu getirdiğimi söyledikten sonra, msn'de rahat iletişim kuramadığımı işi pratiğe dökmem gerektiğini anca bu şekilde anlayabileceğimi söyledim ve yanıma gelmesini istedim. bir saat sonra odanın kapısı çalındı...
sonra ne mi oldu?
"ben butonumu" sıvazlarken ona, insanların fikirlerini çalarak yazmanın hırsızlık olduğunu anlattım. ağzı dolu olduğu için pek tepki veremedi.
"ben butonum" içindeyken ona, kimin daha iyi yazdığını sordum. "şükela, şükela" diye inliyordu. sanırım artık üstünlüğümü kabul etmişti.
o günden sonra beni hep oyladı, övgü dolu sözler söyledi.
evet, artık ben de iyi yazıyordum.
sözlük yazarıyla sevişmek, aslında iyi yazıyor olduğunu kanıtlamanın yalnızca bir yoludur.
asosyalliğin dibine vurduğum bir gece, kendimi son derece yalnız hissederken sol frame in hızına kapılmış sürükleniyordum. bir o başlıkta, bir bu başlıkta meze oluyordum kucaktan kucağa... saçma sapan entryler giriyor, iğrenç espriler yapıyor ve eğleniyordum kendimce. zerre edebi değeri olmayan, bir gram bilgi içermeyen yazılar karalıyordum. ne oylanıyordu, ne okunuyordu. "tanrım nasıl bir yer burası?" diye düşünürken aniden yandı özel mesaj kutumun ışığı. korkudan yerimden sıçradım, o zamana kadar özel mesaj atan olmamıştı hiç bana. acaba hangi mesajım beğenilmişti? ya da hangisi eleştirilecekti? saçmaladığım için uyarı mı alacaktım? bu sorularla mouse'un okunu ürkek hareketlerle sağ üst tarafa yönelttim.
- (#0900911912) hehehe çok güldümmm : ))))))
entry numarasına tıkladım. ben de çok güldüm. adam güzel yazmıştı. iyi de yazar ben değildim. neden bu mesajı benimle paylaşmıştı ki?
+ ben de güldüm. teşekkür ederim paylaştığın için. ama sizi tanımıyorum bile neden bu mesajı bana gönderdiniz?
- ya yanlış anlama, birkaç yazına denk geldim, berbat yazıyorsun, biraz feyz al diye gönderdim. hihihihi
evet aşağılanmıştım. tamam saçmaladığımı ben de biliyordum ama gururum, haysiyetim ayaklar altına alınmıştı. bunun intikamını almalıydım.
+ sen tecrübelisin galiba. ışığından faydalanmak isterim. malum yeniyim. bana yol gösterir misin? burası kasar ama msn var mı?
hemen msn adresini gönderdi. o gece sabaha kadar konuştuk. ukala tavırlarıyla beni yerin dibine soktu. güzel yazabilmem için örnek almam gereken yazarların sıralı tam listesini verdi. ertesi gün evden hiç çıkmadım, sürekli o yazarları okudum. hiçbir şey anlamadım.
bir hafta boyunca konuştuk. bırak saçmalamayı hiç yazmıyordum artık. sürekli msn de onunla konuşuyordum. artık sözlük dışında, gündelik hayatla, ilişkilerle ilgili de konuşmaya başlamıştık. sürekli sorular yöneltiyordu; "bir erkeği elde tutmanın yolları nedir sence?", "soğuyan erkeği döndürme yolu nedir?", "en komik anını anlatsana bana", "aşk hakkında ne düşünüyorsun?", "unutumadığın bir ilişkin var mı, varsa neden ve unutmak için neler yaptın?" ve benzeri... hepsine cevap veriyordum, saatlerce konuşuyorduk. bu süre zarfında sözlüğe hiç girmedim.
bir gece bu arkadaş hiç gelmedi msn'e. gireyim bari biraz sözlüğe takılayım dedim. geçen haftanın beğenilen istatistiklerine baktım. listeyi domine etmişti. 5 tane entry'si vardı. tek tek okudum. fakat... lan?! bunlar hep benim anlattığım hikayeler, yaptığım yorumlardı. msn de anlattığım ne kadar şey varsa, hepsini sözlüğe kendi yaşamış gibi aktarmıştı. karması tavan yapmıştı. işte şimdi gerçekten çok sinirlenmiştim.
bu kez ona anlatmadığım anılarımı yazdım. yine okunmadı ve oylanmadı. aynı akşam, ne kadar boktan yazdığımı, böyle yazdığım sürece kimsenin beni sallamayacağını söyleyip durdu. artık yeterdi. intikamımı almalıydım.
ertesi gün, ilk uçakla onun bulunduğu şehre gittim. otele yerleştim. mesaj attım. "aynı şehirde olmak bile bana yetiyor" dedim. neden geldiğimi sordu. "daha iyi yazabilmek için" dedim. laptopumu getirdiğimi söyledikten sonra, msn'de rahat iletişim kuramadığımı işi pratiğe dökmem gerektiğini anca bu şekilde anlayabileceğimi söyledim ve yanıma gelmesini istedim. bir saat sonra odanın kapısı çalındı...
sonra ne mi oldu?
"ben butonumu" sıvazlarken ona, insanların fikirlerini çalarak yazmanın hırsızlık olduğunu anlattım. ağzı dolu olduğu için pek tepki veremedi.
"ben butonum" içindeyken ona, kimin daha iyi yazdığını sordum. "şükela, şükela" diye inliyordu. sanırım artık üstünlüğümü kabul etmişti.
o günden sonra beni hep oyladı, övgü dolu sözler söyledi.
evet, artık ben de iyi yazıyordum.
sözlük yazarıyla sevişmek, aslında iyi yazıyor olduğunu kanıtlamanın yalnızca bir yoludur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar