bugün
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek24
- sude sendromu10
- yagmurcu6
- 2027 asgari ücret tahmin yarışması4
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak8
- arkadaşlar kızarmış ekmek isteyen var mııı3
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı4
- yandaş basını okumak3
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz18
- en sevdiğiniz ayı3
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak5
- kemal kılıçdaroğlu6
- sözlük açsanız ismi ne olurdu9
- arkadaşlar kavga etmeyin2
- kürt kızlarının güzel olması4
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- don don bey birader2
- melih gökçek12
- tulumba tatlısı7
- 30 yaşına girmek6
- hristiyanlık8
- özenilen şeyler3
- kızları en güzel olan şehir13
- silver ile evlenecek erkek52
- bir şeyler söyle2
- ey insan3
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor12
- samed agirbas3
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- sırrı süreyya önder28
- intihardaki vücut pozisyonunu yatakta taklit etmek3
- erkek erkeğe arkadaşça sakso çekmek3
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- mauro icardi13
- sarapci koala58
- euro 20163
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- bir insanı aslında olmadığına ikna etmek2
- and the oscar goes to5
- dindarların çoğunun fakir olması10
- affetmenin gücü6
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- akrostişli şiir6
- hayatinin bittigini fark etmek2
- flört uygulamasında yazılımcı profili2
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
Hâfız Sami Efendi 1874 yılında Filibe'de doğdu. Hacı Ali Efendi ile Zatiye Hanımın oğludur. Dedesi Bekir Efendi de çevresinde sesinin güzelliği ile tanınırmış. Hâfız Sami dört yaşında iken ailesi istanbul'a göç ederek Fatih semtine yerleşti. Tezgâhçılar ve Ata mektebinde okurken Hâfız Hüseyin Efendi'den hıfza başladı ve on iki yaşında hıfzını tamamladı. Hacı Kadri Efendi, Eğinli Rahmi Efendi ile Muhaddis Hacı Abduş Efendi'den medrese dersleri görerek "icâzet" aldı. Çeşitli câmilerde imamlık yaptı. Hac'ca gitti.sonra eski hocası Hacı Hüseyin Efendi'den "ilm-i Kıraat" okudu ise de bitiremedi.
Mûsikîyi Bolahenk Nuri Bey, Enderûnî Hâfız Yusuf, Bestenigâr Ziya Bey, Çarşambalı Cemal Efendi, Şeyh Hacı Edhem Efendi ve Hacı Kirâmî Efendi'den öğrendi. Mûsikîmizin pratik yönlerini çok iyi kavrayan, özellikle modülasyon ( geçki ) tekniğini ustalıkla kullanan güçlü bir hâfız ve gazelhandı. Münir Kökten, Sami Efendi'yi dedesi Zekâi Dede'ye götürerek dinletmiş, genç sanatkârı biraz yoklayan bu büyük usta sesini ve mûsikî bilgisini beğenmişti. Türk mûsikîsi alanında ses sanatkârları arasında en büyük seslerden biri olarak bilinir. Çok güzel bir uslûbla Mukabele, Kur'ân ve Mevlid okurdu. Kısa sürede ün kazanarak ülke çapında tanınan bir sanatkâr oldu. Kendinden sonra gelen hâfızları ve gazelhanları etkilemiştir. Ruşen Kam, Bazı sabahlar Mesud Cemil ile Aksaray'dan Sultanahmet'e gelerek, Sultan Ahmed ve Ayasofya câmilerinde ezan okuyan Hâfız Sami ve Hâfız Kemal Efendileri dinlediklerini ve orada büyük bir kalabalığın biriktiğini söylerdi.
Hâfız Sâmi'nin sesi hem pestlerde hem de tizlerde çok geniş bir sahaya sâhipti ve kesinlikle falso yoktu. Tizlerde okuduğu zaman sanki sesinin tavanı yokmuş gibi nağmeleri peşpeşe sıralıyordu.
Hac farîzasını yerine getirmek üzere Hicâz'a gittiği zaman Hicaz Emîri "Şerif Hüseyin Efendi" kendisini dinlemiş ve "Evlâdım senin sülâlende mutlaka bir arab vardır. Kur'ân'ın telâffuzunu böyle okuyabilmek için ancak arab olmak gerekir" diyerek iltifât etmişti. (Meşhur Hâfız Sâmî, Ali Rızâ Sağman, 1947) Bu da gösteriyor ki Hâfız Sâmî Kur'ân-ı Kerîm'i sâdece Türk Mûsikîsi makamlarıyla süslemekle kalmıyor, Arapça olan Kur'ân'ı telâffuzların hakkını vererek, mahreçlerde (Türk Makamlarını kullanırken mahreçleri farklı olan kaf, kef, ayın, ha, vav, he gibi harfleri Türkçe harflerin mahreçleri gibi telâffuz eden ve "ayın" ve "kaf" ları mübâlâğalı biçimde çatlatan bâzı hâfızlar gibi) mübâlağaya kaçmadan, kırâat ilminin bütün özelliklerini okuyuşuna yansıtıyordu. Türkçe olan sâdece okuyuş tavrı ve Mûsikîsi idi.
Ne yazık ki bugün elimizde Kur'ân-ı Kerîm ve ezân okuduğu plâkları yoktur. Fâtih Câmii'nde okuyacağı zaman sadece istanbul'dan değil yurdun bir çok yerlerinden onu dinlemeye gelindiği ve câminin dışarılarda bile yer kalmayıncaya kadar dolduğu bir dönemde bir çok gazel plâğı doldurmuş olmasına rağmen, Kur'ân'ı bu kadar güzel okuduğu bilinen bu üstâdımızın plâklara neden Kur'ân-ı Kerîm okumamış olduğunu düşünmek lâzımdır. Okumuş olup da bunların yurt dışına dağılmış olma ve Allah Kelâmı'nı "gereken saygı gösterilemez" endişesiyle plâklara okumadığı ihtimâlini de düşünmek lâzımdır. Sebepleri çeşitli olabilir. Fakat uzun bir süre ezânın yasak edildiği bir ülkede herhalde ezânı ve dolayısıyla Kur'ân'ı plâğa okumak cesâret işi olsa gerektir. Fakat buna rağmen okumuş olup da bunların Amerika ve Avrupa gibi dış ülkelere çıkmış olabileceği ihtimâlini ve bir gün bir yerlerden çıkıp geleceği hüsn-i niyetini taşıdığımı da belirtmeliyim.
Mevcut olan gazel plâkları okuyuşu, sesi, mûsikî tavrı hakkında yeterli bilgi vermektedir. Türk Mûsikîsi makamlarını bütün incelikleriyle kullanıyor, her okuyuşunda makâmı târif ediyordu. "Şevkefzâ" makâmındaki gazeli onun okuyuşunu ifâde etmek için en güzel örneklerindendir. (hafızsami1) Hele bu sesle ve tavırla okuduğu Kur'ân-ı Kerîm'i bir de dinleyebilseydik...
Sami Efendi genç sayılabilecek bir yaşta ( Otuz yaşında ) bir ruh hastalığına yakalandı. Dinlemek isteyenlere önem vermez, içinden geldiği zaman okurdu. Tedavilerinden bir sonuç alınamadı. 26 Nisan 1943 tarihinde ablası ile doktora giderken Nişancı caddesinde öldü. Cenazesi Edirne kapısı mezarlığında şair Bakî'nin mezarının yanı başına defnedildi.
Yaşadığı sürece büyük saygı ve sevgiye mazhar olan bu üstâdımıza Allah'dan rahmet diliyor, Onun okuduğu Kur'ân'ı hiç olmazsa âhirette dinlemeyi nasib etmesini niyâz ediyoruz. Allah ondan râzı olsun.
Mûsikîyi Bolahenk Nuri Bey, Enderûnî Hâfız Yusuf, Bestenigâr Ziya Bey, Çarşambalı Cemal Efendi, Şeyh Hacı Edhem Efendi ve Hacı Kirâmî Efendi'den öğrendi. Mûsikîmizin pratik yönlerini çok iyi kavrayan, özellikle modülasyon ( geçki ) tekniğini ustalıkla kullanan güçlü bir hâfız ve gazelhandı. Münir Kökten, Sami Efendi'yi dedesi Zekâi Dede'ye götürerek dinletmiş, genç sanatkârı biraz yoklayan bu büyük usta sesini ve mûsikî bilgisini beğenmişti. Türk mûsikîsi alanında ses sanatkârları arasında en büyük seslerden biri olarak bilinir. Çok güzel bir uslûbla Mukabele, Kur'ân ve Mevlid okurdu. Kısa sürede ün kazanarak ülke çapında tanınan bir sanatkâr oldu. Kendinden sonra gelen hâfızları ve gazelhanları etkilemiştir. Ruşen Kam, Bazı sabahlar Mesud Cemil ile Aksaray'dan Sultanahmet'e gelerek, Sultan Ahmed ve Ayasofya câmilerinde ezan okuyan Hâfız Sami ve Hâfız Kemal Efendileri dinlediklerini ve orada büyük bir kalabalığın biriktiğini söylerdi.
Hâfız Sâmi'nin sesi hem pestlerde hem de tizlerde çok geniş bir sahaya sâhipti ve kesinlikle falso yoktu. Tizlerde okuduğu zaman sanki sesinin tavanı yokmuş gibi nağmeleri peşpeşe sıralıyordu.
Hac farîzasını yerine getirmek üzere Hicâz'a gittiği zaman Hicaz Emîri "Şerif Hüseyin Efendi" kendisini dinlemiş ve "Evlâdım senin sülâlende mutlaka bir arab vardır. Kur'ân'ın telâffuzunu böyle okuyabilmek için ancak arab olmak gerekir" diyerek iltifât etmişti. (Meşhur Hâfız Sâmî, Ali Rızâ Sağman, 1947) Bu da gösteriyor ki Hâfız Sâmî Kur'ân-ı Kerîm'i sâdece Türk Mûsikîsi makamlarıyla süslemekle kalmıyor, Arapça olan Kur'ân'ı telâffuzların hakkını vererek, mahreçlerde (Türk Makamlarını kullanırken mahreçleri farklı olan kaf, kef, ayın, ha, vav, he gibi harfleri Türkçe harflerin mahreçleri gibi telâffuz eden ve "ayın" ve "kaf" ları mübâlâğalı biçimde çatlatan bâzı hâfızlar gibi) mübâlağaya kaçmadan, kırâat ilminin bütün özelliklerini okuyuşuna yansıtıyordu. Türkçe olan sâdece okuyuş tavrı ve Mûsikîsi idi.
Ne yazık ki bugün elimizde Kur'ân-ı Kerîm ve ezân okuduğu plâkları yoktur. Fâtih Câmii'nde okuyacağı zaman sadece istanbul'dan değil yurdun bir çok yerlerinden onu dinlemeye gelindiği ve câminin dışarılarda bile yer kalmayıncaya kadar dolduğu bir dönemde bir çok gazel plâğı doldurmuş olmasına rağmen, Kur'ân'ı bu kadar güzel okuduğu bilinen bu üstâdımızın plâklara neden Kur'ân-ı Kerîm okumamış olduğunu düşünmek lâzımdır. Okumuş olup da bunların yurt dışına dağılmış olma ve Allah Kelâmı'nı "gereken saygı gösterilemez" endişesiyle plâklara okumadığı ihtimâlini de düşünmek lâzımdır. Sebepleri çeşitli olabilir. Fakat uzun bir süre ezânın yasak edildiği bir ülkede herhalde ezânı ve dolayısıyla Kur'ân'ı plâğa okumak cesâret işi olsa gerektir. Fakat buna rağmen okumuş olup da bunların Amerika ve Avrupa gibi dış ülkelere çıkmış olabileceği ihtimâlini ve bir gün bir yerlerden çıkıp geleceği hüsn-i niyetini taşıdığımı da belirtmeliyim.
Mevcut olan gazel plâkları okuyuşu, sesi, mûsikî tavrı hakkında yeterli bilgi vermektedir. Türk Mûsikîsi makamlarını bütün incelikleriyle kullanıyor, her okuyuşunda makâmı târif ediyordu. "Şevkefzâ" makâmındaki gazeli onun okuyuşunu ifâde etmek için en güzel örneklerindendir. (hafızsami1) Hele bu sesle ve tavırla okuduğu Kur'ân-ı Kerîm'i bir de dinleyebilseydik...
Sami Efendi genç sayılabilecek bir yaşta ( Otuz yaşında ) bir ruh hastalığına yakalandı. Dinlemek isteyenlere önem vermez, içinden geldiği zaman okurdu. Tedavilerinden bir sonuç alınamadı. 26 Nisan 1943 tarihinde ablası ile doktora giderken Nişancı caddesinde öldü. Cenazesi Edirne kapısı mezarlığında şair Bakî'nin mezarının yanı başına defnedildi.
Yaşadığı sürece büyük saygı ve sevgiye mazhar olan bu üstâdımıza Allah'dan rahmet diliyor, Onun okuduğu Kur'ân'ı hiç olmazsa âhirette dinlemeyi nasib etmesini niyâz ediyoruz. Allah ondan râzı olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar