bugün
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- gece yarısı çalan telefon7
- ayı saldırınca yapılması gerekenler12
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- geceye bir söz bırak3
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- uysaljakoben21
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- gammaz olmuşum13
- eski dizileri izlemek3
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- aquila bicipite8
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- reha muhtar25
- minyon kadın siniri5
- kel erkek3
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- death2
- kemal kılıçdaroğlu35
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- bizim delilere bakayım4
- gecenin şarkısı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- ses yakışıklılığı2
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- pazarda su satmak2
- gazlamak2
- semum3
- sevgiliyle kavga etmek2
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
Mutfak lanetlenmiş bir gölgeyle yavaş yavaş kararmaktadır, adam kafasını yukarı kaldırır. Her tarafı salyalanmış ıslak ve yeşil dokusuyla, sanki cehennemden inen bir kıvırcık salata önüne çıkan her şeyi içine alıp sindirmek istercesine yaklaşmaktadır... Adam tezgâhın üzerindeki bıçağı alır ve yaratığı şaşırtarak ilk hamleyi yapar. Ölümcül kıvırcığı yakalar, sebze tahtasına bastırır ve doğramaya başlar. Yeşil, uğursuz kıvrımlar gafil avlanmıştır ve soğuk çeliğin her inip kalkışında çaresi olmayan kıtırtılarla doğrandıkça parçalanır. Her bir parça titreyerek tahtanın üzerine dağılır. Adam bir an soluklandığında, arkasından gelen başka bir tehlikenin keskin kokulu nefesini ve hırıltısını duyar. Arkasına bakar. Ölüm uyanmış, soğuk ve karanlık ininden çıkıp adeta yuvarlanarak üzerine gelmektedir. Birkaç tane vahşi taze soğanın birbirleri üzerinde dönerek kötücül devinimlerle ve bu dünyadan olmayan iğrenç hışırtılar çıkararak yaklaştığını son anda gören adam yana kaçar ve elindeki bıçağı sallar. Taze soğan iblislerinin beşi birden ortalarından ikiye ayrılarak çırpınmaya başlar...
Sadece bu kadar değil. Asit fışkırtan belalı limonlar, vıcık vıcık dokuları ve kırmızı vampir gözleriyle tombul birer zebaniyi andıran domatesler, vesaire... Böyle bir korku filmi yapıp, evdeki rol dağılımında görevleri salata yapmak olan erkeklere ithaf etmek isterdim. Bir korku filmi ille de tasarlanmış yaratıklar, gerçeküstü mekânlar ve özel efektler kullanmayı gerektirmiyor. Japon filmi 'Karanlık Sular' bize bir kez daha 'el yapımı ve katkısız' korkunun daha makbul ve daha irkiltici olabileceğini gösteriyor. Çocuk çantası, şemsiye ve küvet gibi son derece sıradan malzemeler bile sağlam bir öykü içinde irkiltici objelere dönüşebiliyor. Ve tabii ki içinde güvenle yaşadığımızı zannettiğimiz binaları da adeta birer oyuncu gibi kullanıp tekinsiz canavarlara dönüştürmek de bu korkunun iliklere kadar işlemesini sağlıyor.
Bir arkadaşım böyle bir korkunun pençesine düşmüştü. Her gece aynı saatlerde kaynağını bilemediği sinir bozucu adım sesleri duyuyordu. Ve çok daha derinlerden, sanki soğuk yeraltı mağaralarından yankılanan belli belirsiz akıl dışı kahkahalar. Ruh sağlığı öylesine bozulmaya başladı ki dış dünyayla olan tek bağlantısı sokak kapısının gözetleme deliği oldu. Üst üste kapanmış zincirler ve sımsıkı kilitler bile bu korkusunu gideremiyordu.
Gözetleme deliğinden baktığında yana kayıveren gölgeler beliriyordu dışarıda. Ve bir gün... Oturduğu apartmanın asansörü bozuldu. insanlar merdivenlerden inip çıkmak zorunda kaldılar. Komşular birbirleriyle karşılaştı. Tedirgin ve kaçamak bakışlar giderek baş hareketleriyle selamlaşmaya ve sonra merhabalaşmaya dönüştü... Şunu dedi arkadaşım. Korku aslında bilinmeyendir. Adama aslı astarı olmayan şeyleri hayal ettirir. Terlik sesleri bile kanını dondurur. Üst katımda her gece dolaşan hortlağın aslında serbest muhasebeci Adnan bey olduğunu bilsem niye korkayım ki...
CAN BARSLAN
Sadece bu kadar değil. Asit fışkırtan belalı limonlar, vıcık vıcık dokuları ve kırmızı vampir gözleriyle tombul birer zebaniyi andıran domatesler, vesaire... Böyle bir korku filmi yapıp, evdeki rol dağılımında görevleri salata yapmak olan erkeklere ithaf etmek isterdim. Bir korku filmi ille de tasarlanmış yaratıklar, gerçeküstü mekânlar ve özel efektler kullanmayı gerektirmiyor. Japon filmi 'Karanlık Sular' bize bir kez daha 'el yapımı ve katkısız' korkunun daha makbul ve daha irkiltici olabileceğini gösteriyor. Çocuk çantası, şemsiye ve küvet gibi son derece sıradan malzemeler bile sağlam bir öykü içinde irkiltici objelere dönüşebiliyor. Ve tabii ki içinde güvenle yaşadığımızı zannettiğimiz binaları da adeta birer oyuncu gibi kullanıp tekinsiz canavarlara dönüştürmek de bu korkunun iliklere kadar işlemesini sağlıyor.
Bir arkadaşım böyle bir korkunun pençesine düşmüştü. Her gece aynı saatlerde kaynağını bilemediği sinir bozucu adım sesleri duyuyordu. Ve çok daha derinlerden, sanki soğuk yeraltı mağaralarından yankılanan belli belirsiz akıl dışı kahkahalar. Ruh sağlığı öylesine bozulmaya başladı ki dış dünyayla olan tek bağlantısı sokak kapısının gözetleme deliği oldu. Üst üste kapanmış zincirler ve sımsıkı kilitler bile bu korkusunu gideremiyordu.
Gözetleme deliğinden baktığında yana kayıveren gölgeler beliriyordu dışarıda. Ve bir gün... Oturduğu apartmanın asansörü bozuldu. insanlar merdivenlerden inip çıkmak zorunda kaldılar. Komşular birbirleriyle karşılaştı. Tedirgin ve kaçamak bakışlar giderek baş hareketleriyle selamlaşmaya ve sonra merhabalaşmaya dönüştü... Şunu dedi arkadaşım. Korku aslında bilinmeyendir. Adama aslı astarı olmayan şeyleri hayal ettirir. Terlik sesleri bile kanını dondurur. Üst katımda her gece dolaşan hortlağın aslında serbest muhasebeci Adnan bey olduğunu bilsem niye korkayım ki...
CAN BARSLAN
güncel Önemli Başlıklar
