bugün
- gocu34
- dünya50
- gocunun elleri9
- anneye hakaret etmek6
- anın görüntüsü23
- kalbinde sevgiye yer olmayan insan9
- ermeni rum soykırımını inkar etmek13
- sözlüğün bayması4
- avrupa9
- sırrı süreyya önder türkmen dir4
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları16
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak7
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı4
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu5
- ismetin sol framenin içine etmesi4
- true vs gocu2
- 28 eylül 2026 belçika fransa maçı3
- askerde nefret edilen şeyler7
- istanbul'a taşınmak istemek2
- almanya7
- kendi kendine kavga etmek2
- yunanistan6
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği13
- enam suresi 152 ayet2
- fransa8
- belçika4
- sözlüğün en güzel kadını26
- israil15
- adanalı bir kıza vurulmak4
- bana onu sormayin nickli feyk zengini5
- ay noluyo noluyo4
- 27 eylül 2026 sırbistan hollanda maçı3
- bana ona sormayın'ın iq düzeyi4
- kova burcu erkeği güvenilirliği4
- sarapci koala hatayi11
- babası fakir olup evlenirken altın isteyen kezban8
- 28 eylül 2026 romanya bosna hersek maçı2
- uludağ sözlük kostüm partisi5
- true'nin moderasyon tarafından kollanması4
- bir inkar yöntemi olarak seri eksici3
- 28 eylül 2026 gürcistan ukrayna maçı2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- 26 eylül 2026 slovenya iskoçya maçı5
- sırbistan3
- hollanda2
- 27 eylül 2026 norveç portekiz maçı2
- 27 eylül 2026 avusturya kosova maçı2
- günün sözü7
- amerika birleşik devletleri28
- 27 eylül 2026 danimarka galler maçı2
bir okul gezisi sırasında gittiğim mükemmel insan, mükemmel usta, mükemmel abimin yeri.
gaziantep'e gitmiştik, taksicelere sorduk.
- abi biz ankara'dan geliyoruz, ve et yemek istiyoruz.
+ yeğenim, doğruca halil abi'me gidiyorsunuz, lakin 2'den önce kapatır.
- tamam 2'ye kalmayız zaten abi.
+ öğle vakti 2 diyorum ama ben.
- hö?
tamam dedik ama bir yandan da düşündük lan bizi kendi arkadaşına mı postalıyor, dandik mekan olmasın. neyse, çaremiz yoktu gittik. saat 1 gibi öğle vakti uğradık, salaş bir mekan, zeki alasya görünümlü doktor önlüklü de bir tombik amca. işte o halil abi'mizmiş.
20 küsür kişi gittik. önce herkesin önüne içeceği ve metal çanaklarda salatalar geldi. zaten onunla doyduk denilebilir. sonrasında herkese 1 porsiyon adana, 1 porsiyon kuzu şiş, 1 porsiyon da yanlış yazmıyorsam küşneme getirdi. bu küşneme hayatımda yediğim en güzel ettir beyefendiler. o etten sonra ben et yemedim diye sayıyorum ve bir yandan da sövüyorum ulan artık hiçbir etten tat alamıyorum diye.
neyse efendim, ben biraz aç bir insanımdır. gözüm doymaz. bir arkadaşımla birlikte * ustaya seslendik.
- usta şuradaki etlerin hepsinden 1er porsiyon daha
+ aman diyeyim yeğenim
- yav sen getir
tabi parasını sormayı unuttuk o güzelim etleri görünce. neyse efendim, bize adam başı 7 porsiyon et geldi, ve tahmin edersinzi ki öküz gibi yedik. e böyle eti başka nerede bulacaktık? ve hesap vakti, herkesin yediği et 13 lira, bizim yediğimi 75 lira tuttu. ohh dedik ne yapıcaz ne edicez. halil abi'miz bize sordu,
- gençler neredensiniz siz?
+ ankara abi
- öğrenci misiniz?
+ evet abi
- eti beğendiniz mi?
+ evet abi
- tamam o zaman 13 lira verin geçin siz de
+ hö?
ve o an adamın gözünde gördüm ki bu iş için yaratılmış. tek amacı insanları mutlu etmek, emeğinin karşılığını almak. gözü gönlü tok. zaten kapısında 5.0 phaeton vardı, paraya ihtiyacı yok anladığım kadarıyla. ayrıca belirttiğim gibi öğlen 2'ye kadar açık dükkan. ve nedenini sorduğumuzda "et bozulmasın, taze kalsın yeğenim" demişti.
gaziantep'e bir dahaki gidişimde ilk durağım orası olacak.
allah tuttuğunu altın etsin o adamın.
gaziantep'e gitmiştik, taksicelere sorduk.
- abi biz ankara'dan geliyoruz, ve et yemek istiyoruz.
+ yeğenim, doğruca halil abi'me gidiyorsunuz, lakin 2'den önce kapatır.
- tamam 2'ye kalmayız zaten abi.
+ öğle vakti 2 diyorum ama ben.
- hö?
tamam dedik ama bir yandan da düşündük lan bizi kendi arkadaşına mı postalıyor, dandik mekan olmasın. neyse, çaremiz yoktu gittik. saat 1 gibi öğle vakti uğradık, salaş bir mekan, zeki alasya görünümlü doktor önlüklü de bir tombik amca. işte o halil abi'mizmiş.
20 küsür kişi gittik. önce herkesin önüne içeceği ve metal çanaklarda salatalar geldi. zaten onunla doyduk denilebilir. sonrasında herkese 1 porsiyon adana, 1 porsiyon kuzu şiş, 1 porsiyon da yanlış yazmıyorsam küşneme getirdi. bu küşneme hayatımda yediğim en güzel ettir beyefendiler. o etten sonra ben et yemedim diye sayıyorum ve bir yandan da sövüyorum ulan artık hiçbir etten tat alamıyorum diye.
neyse efendim, ben biraz aç bir insanımdır. gözüm doymaz. bir arkadaşımla birlikte * ustaya seslendik.
- usta şuradaki etlerin hepsinden 1er porsiyon daha
+ aman diyeyim yeğenim
- yav sen getir
tabi parasını sormayı unuttuk o güzelim etleri görünce. neyse efendim, bize adam başı 7 porsiyon et geldi, ve tahmin edersinzi ki öküz gibi yedik. e böyle eti başka nerede bulacaktık? ve hesap vakti, herkesin yediği et 13 lira, bizim yediğimi 75 lira tuttu. ohh dedik ne yapıcaz ne edicez. halil abi'miz bize sordu,
- gençler neredensiniz siz?
+ ankara abi
- öğrenci misiniz?
+ evet abi
- eti beğendiniz mi?
+ evet abi
- tamam o zaman 13 lira verin geçin siz de
+ hö?
ve o an adamın gözünde gördüm ki bu iş için yaratılmış. tek amacı insanları mutlu etmek, emeğinin karşılığını almak. gözü gönlü tok. zaten kapısında 5.0 phaeton vardı, paraya ihtiyacı yok anladığım kadarıyla. ayrıca belirttiğim gibi öğlen 2'ye kadar açık dükkan. ve nedenini sorduğumuzda "et bozulmasın, taze kalsın yeğenim" demişti.
gaziantep'e bir dahaki gidişimde ilk durağım orası olacak.
allah tuttuğunu altın etsin o adamın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar