bugün
- ortanca çocuk günü2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz15
- havanın bir milyon derece olması3
- yani kısaca deriz ki2
- çarşaf peçe türbanın hıristiyan kıyafeti olması3
- ciddi ilişki yaşayamamak3
- zorunlu eğitim12
- beşer esad kardeşi ve kuzeninin ölüm cezası4
- 6 aylık ev kiralamak2
- imam malik2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz6
- bir şeyler söyle3
- reenkarnasyon gerçek olsaydı intihar oranları2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle15
- balık etli kızların zayıflardan daha çekici olması3
- pınar altuğ'un prime döneminin bitmesi2
- şeyh galip2
- toprağı bol olsun2
- sebahattin şirin14
- çerçeve yasa22
- çalışmak özgürlük müdür5
- apo piçtir piç kalacak12
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak7
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- cıvık çift5
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- velvet5
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- blackberry6
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- kalp krizi8
- sözlükte kadın yazar olması5
- ekşi sözlük referans18
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- anın görüntüsü15
- profilini gizli tutma nedeni9
- sonbahar2
- bu saatte yemek yemek4
- canınız sıkılınca ne yapıyorsunuz4
- romelu lukaku7
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları4
- arkadaşlar ben şişman miyim4
- tenis oynayan erkek4
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- su tabancasından su içen çocuk4
- türk milletine kurulan pusu7
- ey insan4
- sözlüğün kapanması4
bir okul gezisi sırasında gittiğim mükemmel insan, mükemmel usta, mükemmel abimin yeri.
gaziantep'e gitmiştik, taksicelere sorduk.
- abi biz ankara'dan geliyoruz, ve et yemek istiyoruz.
+ yeğenim, doğruca halil abi'me gidiyorsunuz, lakin 2'den önce kapatır.
- tamam 2'ye kalmayız zaten abi.
+ öğle vakti 2 diyorum ama ben.
- hö?
tamam dedik ama bir yandan da düşündük lan bizi kendi arkadaşına mı postalıyor, dandik mekan olmasın. neyse, çaremiz yoktu gittik. saat 1 gibi öğle vakti uğradık, salaş bir mekan, zeki alasya görünümlü doktor önlüklü de bir tombik amca. işte o halil abi'mizmiş.
20 küsür kişi gittik. önce herkesin önüne içeceği ve metal çanaklarda salatalar geldi. zaten onunla doyduk denilebilir. sonrasında herkese 1 porsiyon adana, 1 porsiyon kuzu şiş, 1 porsiyon da yanlış yazmıyorsam küşneme getirdi. bu küşneme hayatımda yediğim en güzel ettir beyefendiler. o etten sonra ben et yemedim diye sayıyorum ve bir yandan da sövüyorum ulan artık hiçbir etten tat alamıyorum diye.
neyse efendim, ben biraz aç bir insanımdır. gözüm doymaz. bir arkadaşımla birlikte * ustaya seslendik.
- usta şuradaki etlerin hepsinden 1er porsiyon daha
+ aman diyeyim yeğenim
- yav sen getir
tabi parasını sormayı unuttuk o güzelim etleri görünce. neyse efendim, bize adam başı 7 porsiyon et geldi, ve tahmin edersinzi ki öküz gibi yedik. e böyle eti başka nerede bulacaktık? ve hesap vakti, herkesin yediği et 13 lira, bizim yediğimi 75 lira tuttu. ohh dedik ne yapıcaz ne edicez. halil abi'miz bize sordu,
- gençler neredensiniz siz?
+ ankara abi
- öğrenci misiniz?
+ evet abi
- eti beğendiniz mi?
+ evet abi
- tamam o zaman 13 lira verin geçin siz de
+ hö?
ve o an adamın gözünde gördüm ki bu iş için yaratılmış. tek amacı insanları mutlu etmek, emeğinin karşılığını almak. gözü gönlü tok. zaten kapısında 5.0 phaeton vardı, paraya ihtiyacı yok anladığım kadarıyla. ayrıca belirttiğim gibi öğlen 2'ye kadar açık dükkan. ve nedenini sorduğumuzda "et bozulmasın, taze kalsın yeğenim" demişti.
gaziantep'e bir dahaki gidişimde ilk durağım orası olacak.
allah tuttuğunu altın etsin o adamın.
gaziantep'e gitmiştik, taksicelere sorduk.
- abi biz ankara'dan geliyoruz, ve et yemek istiyoruz.
+ yeğenim, doğruca halil abi'me gidiyorsunuz, lakin 2'den önce kapatır.
- tamam 2'ye kalmayız zaten abi.
+ öğle vakti 2 diyorum ama ben.
- hö?
tamam dedik ama bir yandan da düşündük lan bizi kendi arkadaşına mı postalıyor, dandik mekan olmasın. neyse, çaremiz yoktu gittik. saat 1 gibi öğle vakti uğradık, salaş bir mekan, zeki alasya görünümlü doktor önlüklü de bir tombik amca. işte o halil abi'mizmiş.
20 küsür kişi gittik. önce herkesin önüne içeceği ve metal çanaklarda salatalar geldi. zaten onunla doyduk denilebilir. sonrasında herkese 1 porsiyon adana, 1 porsiyon kuzu şiş, 1 porsiyon da yanlış yazmıyorsam küşneme getirdi. bu küşneme hayatımda yediğim en güzel ettir beyefendiler. o etten sonra ben et yemedim diye sayıyorum ve bir yandan da sövüyorum ulan artık hiçbir etten tat alamıyorum diye.
neyse efendim, ben biraz aç bir insanımdır. gözüm doymaz. bir arkadaşımla birlikte * ustaya seslendik.
- usta şuradaki etlerin hepsinden 1er porsiyon daha
+ aman diyeyim yeğenim
- yav sen getir
tabi parasını sormayı unuttuk o güzelim etleri görünce. neyse efendim, bize adam başı 7 porsiyon et geldi, ve tahmin edersinzi ki öküz gibi yedik. e böyle eti başka nerede bulacaktık? ve hesap vakti, herkesin yediği et 13 lira, bizim yediğimi 75 lira tuttu. ohh dedik ne yapıcaz ne edicez. halil abi'miz bize sordu,
- gençler neredensiniz siz?
+ ankara abi
- öğrenci misiniz?
+ evet abi
- eti beğendiniz mi?
+ evet abi
- tamam o zaman 13 lira verin geçin siz de
+ hö?
ve o an adamın gözünde gördüm ki bu iş için yaratılmış. tek amacı insanları mutlu etmek, emeğinin karşılığını almak. gözü gönlü tok. zaten kapısında 5.0 phaeton vardı, paraya ihtiyacı yok anladığım kadarıyla. ayrıca belirttiğim gibi öğlen 2'ye kadar açık dükkan. ve nedenini sorduğumuzda "et bozulmasın, taze kalsın yeğenim" demişti.
gaziantep'e bir dahaki gidişimde ilk durağım orası olacak.
allah tuttuğunu altın etsin o adamın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar