bugün
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi13
- tai lung35
- türkiye toplumu ile anlaşamamak4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı6
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist5
- arkadaşlar hesabı silicem14
- jack london4
- neden sosyalist oldun sorusuna verilecek yanıtlar3
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak6
- şeriat gelsin de isterse türkiye batsın2
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan12
- arapça küfür edilse amin inşallah diyecek kitle3
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı9
- rafael leao30
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- deccal7
- kapadokya27
- velvet25
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- anın görüntüsü18
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi24
- gs kadro değerinin 400 milyon euroya dayanması3
- leao'nun süper lig'in içinden geçecek olması2
- habire126
- yılmaz güney7
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- mauro icardi2
- türkiye'nin nato'dan çıkıp abd'ye barış götürmesi5
- ölürken dinlenecek müzik5
- dünyaya sürekli meteor yağsaydı2
- tom barrack2
- pes 62
- aleksey batrakov6
- türkiye22
- sarapci koala71
- istanbul'a nur doğacak2
- yapay zeka ile yazılımcı olmak3
- hz şuayb2
- günün sözü23
- oh şuralarıma da eksile2
- açık eksi oy4
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar5
- antipanik9
- gocu'nun gerçekten komik biri olması4
- sih yazarlar3
- avanos8
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı4
- rafael leao'nun galatasaray'a transferi2
YOLLAR BANA MEMLEKET
"Bir yolculukla başladı bu hikaye yollarla doğdu...
Bir yolculuk, umudun, hayallerin kucağına...
Büyümek, büyütmek üzere.
Hiç sorgu sual olmadı.
Başlanan öykü doğru muydu acaba ?
Dilden dile dolaşacak mıydı? "
ışıklarla süslenmiş bu kentin sokaklarında yol alıp duruyorum. Eldivenlerimi cebimde bırakıp istanbul'un taştan duvarlarına , köprülerine dokunmaya başlıyorum. Haliç'te güneşi sisin ardından selamlayan balıkçılar, işe yetişme telaşıyla boğazın manzarasına pas vermeyen uykulu gözler, kepenklerini dünün yorgunluğuna kapar gibi açan esnaflar...
Yolculuk sabah başlar bu kentte ve hiç bitmez.
Bitmeyen yolculuklarımda indi-bindi arası kaybolduğum da olur, şehirler arası yolculuk yapar gibi mola verip karnımı doyurduğum da.
Trafiğin düğümlerle boğduğu kentin yollarına sakinliğimi gösteremem. Yolları hep eksik adım tamamlarım. Ya çok erken varırım gideceğim yere, ya çok geç! Bekleten şehir, beklettiren şehir.
Bir dolmuş kuyruğunda, telsizinde neler kaybetmedim ki. Ağza alınmayacak lafları duyan kulağımı, Hermes'in ayak bileklerindeki kanatları düşünürken beklemekten yorulan ayağımı...
Ön koltukta bağıra bağıra ahlaksızlıklarını paylaşma isteği duyan üç kadın. Üç utanç arası, üç yemek tarifi. Konuştuklarının ahlaki yanlışlığını sorgulamaya dalmışken, reklam arası gibi verdikleri yemek tariflerini aklıma yazmaya bile çalıştım. Unutmak istediklerim başkaydı ama yemek tarifleri de onlarla beraber silindi, gitti.
Otobüs yolculuklarım. Baleye yatkınlığımın olabileceği kanısına bu yolculuklarda vardım. Hem itip kakıp hem ayakta durmayı bu kadar ustalıkla beceren cevherler istanbul'un otobüslerinde yok olup gidiyor.
Elinde dabrukasıyla iki kişilik yer kaplayan adam, hakkını otobüse müzik ziyafeti çekerek ödüyor. Düm- tak- tek... iki durak deliliğe sabredemeyenler, gülüşerek alkışlayanlar...
Cep telefonlarının zil sesinden kişilik tahlili yapmayı da bu sırada öğrendim. Asabi, bunalımda, hareketli, uykucu... Susmaz telefonlar. Zırrrr, zırrr.
"ALO!" Bir adam açar telefonu en gür sesiyle. Kurban bayramı üzeri küçük baş hayvan fiyatları tahmini, her hastalığa çare bitkisel formüller, akrabasının geçirdiği kalp ameliyatı sonrasında başımıza cerrah kesilmeler, ekonomi, siyaset her ne ararsan duydu tüm kulaklar. Ve son cümlesiydi herkesi kahkahaya boğan " Ya otobüsteyim rahat konuşamıyorum." Bir otobüs şoförü tarafından sorguya alındığım da oldu.
Şoför, akbili olmayan yolculara akbilini verip, haram helal arası yolculuğa çıkmışken çaldırıvermiş içi para yüklü akbilini. "Kim aldı çabuk söyleyin." tehditleri savruldu etrafa. Her yolcudan yirmi beş kuruş kazanmasına mani olunca hırsız da biz olduk ahlaksız da.
Her yanıma yaklaşanı kapkaççı, her çantayı bomba sanar oldum. Belediye otobüslerinde kaybettim huzurumu. Biber gazıyla elele dolaştım sokakları, sıkıca tuttum elinden bırakmadım. Sanırım her sakallıyı dedem sandığım günlere geri dönüyorum.
Güneşli, sisli, az bulutlu, karlı, yağmurlu, balçıklı... Kalabalık, kalabalık, kalabalık... Şehirler arası yolculuklara benzer istanbul'da yolculuk. insan manzaraları, şehrin manzarası hep değişir durur.
Belki sen de varsın bu hikayede, belki senin de hikayendir, belki...
"Bir yolculukla başladı bu hikaye yollarla doğdu...
Bir yolculuk, umudun, hayallerin kucağına...
Büyümek, büyütmek üzere.
Hiç sorgu sual olmadı.
Başlanan öykü doğru muydu acaba ?
Dilden dile dolaşacak mıydı? "
ışıklarla süslenmiş bu kentin sokaklarında yol alıp duruyorum. Eldivenlerimi cebimde bırakıp istanbul'un taştan duvarlarına , köprülerine dokunmaya başlıyorum. Haliç'te güneşi sisin ardından selamlayan balıkçılar, işe yetişme telaşıyla boğazın manzarasına pas vermeyen uykulu gözler, kepenklerini dünün yorgunluğuna kapar gibi açan esnaflar...
Yolculuk sabah başlar bu kentte ve hiç bitmez.
Bitmeyen yolculuklarımda indi-bindi arası kaybolduğum da olur, şehirler arası yolculuk yapar gibi mola verip karnımı doyurduğum da.
Trafiğin düğümlerle boğduğu kentin yollarına sakinliğimi gösteremem. Yolları hep eksik adım tamamlarım. Ya çok erken varırım gideceğim yere, ya çok geç! Bekleten şehir, beklettiren şehir.
Bir dolmuş kuyruğunda, telsizinde neler kaybetmedim ki. Ağza alınmayacak lafları duyan kulağımı, Hermes'in ayak bileklerindeki kanatları düşünürken beklemekten yorulan ayağımı...
Ön koltukta bağıra bağıra ahlaksızlıklarını paylaşma isteği duyan üç kadın. Üç utanç arası, üç yemek tarifi. Konuştuklarının ahlaki yanlışlığını sorgulamaya dalmışken, reklam arası gibi verdikleri yemek tariflerini aklıma yazmaya bile çalıştım. Unutmak istediklerim başkaydı ama yemek tarifleri de onlarla beraber silindi, gitti.
Otobüs yolculuklarım. Baleye yatkınlığımın olabileceği kanısına bu yolculuklarda vardım. Hem itip kakıp hem ayakta durmayı bu kadar ustalıkla beceren cevherler istanbul'un otobüslerinde yok olup gidiyor.
Elinde dabrukasıyla iki kişilik yer kaplayan adam, hakkını otobüse müzik ziyafeti çekerek ödüyor. Düm- tak- tek... iki durak deliliğe sabredemeyenler, gülüşerek alkışlayanlar...
Cep telefonlarının zil sesinden kişilik tahlili yapmayı da bu sırada öğrendim. Asabi, bunalımda, hareketli, uykucu... Susmaz telefonlar. Zırrrr, zırrr.
"ALO!" Bir adam açar telefonu en gür sesiyle. Kurban bayramı üzeri küçük baş hayvan fiyatları tahmini, her hastalığa çare bitkisel formüller, akrabasının geçirdiği kalp ameliyatı sonrasında başımıza cerrah kesilmeler, ekonomi, siyaset her ne ararsan duydu tüm kulaklar. Ve son cümlesiydi herkesi kahkahaya boğan " Ya otobüsteyim rahat konuşamıyorum." Bir otobüs şoförü tarafından sorguya alındığım da oldu.
Şoför, akbili olmayan yolculara akbilini verip, haram helal arası yolculuğa çıkmışken çaldırıvermiş içi para yüklü akbilini. "Kim aldı çabuk söyleyin." tehditleri savruldu etrafa. Her yolcudan yirmi beş kuruş kazanmasına mani olunca hırsız da biz olduk ahlaksız da.
Her yanıma yaklaşanı kapkaççı, her çantayı bomba sanar oldum. Belediye otobüslerinde kaybettim huzurumu. Biber gazıyla elele dolaştım sokakları, sıkıca tuttum elinden bırakmadım. Sanırım her sakallıyı dedem sandığım günlere geri dönüyorum.
Güneşli, sisli, az bulutlu, karlı, yağmurlu, balçıklı... Kalabalık, kalabalık, kalabalık... Şehirler arası yolculuklara benzer istanbul'da yolculuk. insan manzaraları, şehrin manzarası hep değişir durur.
Belki sen de varsın bu hikayede, belki senin de hikayendir, belki...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar