bugün
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı7
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın9
- manuel vites araba kullanan kadın4
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- mekke anlaşması7
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- devalüasyon yakın mı9
- sözlükte kavga olacak hissi2
- kotor6
- iki pedal olan bir arabada yanlış pedala basmak2
- günlük tutan erkek9
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır11
- velvet hanım çay içelim mi6
- anın görüntüsü10
- yavrum diye hitap eden erkek7
- kadın kocasının hizmetkarıdır4
- israil3
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- hurdacılık2
- eğitiyorum ayağına işkence eden sensei4
- ülkücüleri ciddiye almak3
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı2
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- ümmetçilerin azerbaycan düşmanlığı2
- bir günde 100 bayana merhaba demek3
- ortega sedat3
- burunla blok flüt çalabilmek6
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- cedicader'i gsli yapıyoruz kampanyası2
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- kadın yazar çekme başlıkları6
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- cersei lannister'in dincileri patlatması3
- sezgin tanrıkulu2
- fenerbahçe de romelu lukaku gelişmesi2
- artı oy veren kişinin erkek yazar olması3
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- geldimgittim5
- mohamed salah ghaly14
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti3
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- dar kot pantolon ile uyumak3
- şeyhine karısını sunarak evliya olmak2
Asya Hun Devleti'nin kullandığı silahların farkı
Sadece hafif zırhla korunmuş ve tamamı atlı okçulardan oluşan bir ordunun, nasıl bunca orduları yok ettiği ve hattâ iyi eğitimli, tam zırhlı ve yüksek tecrübeli Roma lejyonlarını yendiği, ilk bakışta hayret vericidir. Bu zaferlerin sırrını çözebilmek için, Hunlar'ın savaş taktiklerini, silahlarını ve nasıl organize olduklarını iyi bilmek gerekir.
Atlar, Hun askerî kuvvetinin temel taşıydı. Daha sonraları Avarlar ve Macarlar gibi Türk kavimleri de atı, ataları Hunlar gibi iyi kullanmışlardır. Hun atları, Avrupa atlarından farklıdır. Bunlar daha küçük, tüylü ve daha dayanıklı, cesurdular. Bu atlar sayesinde Hunlar, düşmanlarından 5 kat daha uzun mesafeleri, onlarla eşit sürede alabiliyorlardı. Bütün askerler, yanlarında en az iki at taşırlardı ve bu yedek atlar sayısı, 5 e kadar çıkardı. Bunun, iki nedeni vardı. Eğer savaşta atı ölürse, diğer atlardan birini kullanabiliyordu ve üstelik çok sayıda at, düşmanların, Hun kuvvetlerinin miktarını tam olarak kestirmesini engelliyordu. Hun askerleri, ikmal yolları kurmazlardı. Her asker, yiyeceğini, silahını, çadırını, sefere çıkmadan önce ayarlamak zorundaydı ve bunları yedek atlara yüklerdi. Hun atları da, askerleri gibi, çok hafif zırhlı idiler. Hunlar, semeri kullanmasını biliyorlardı, fakat, üzengiyi kullanmamışlardır. Aslında kullanmalarına gerek olmadığı da bazı Çin ve Avrupa tarihçileri tarafından bahsedilmektedir. Çünkü, Hun askerleri, ata, sözleri ile hakim olabiliyorlar, böylece ok ve kılıç kullanırken, çok rahat hareket edebiliyorlardı. Emirlerle atların düşman atlarını ısırması ve yere düşen düşman askerinin ezilmesi sağlanıyordu. Üzengi, Avarlar sayesinde 5. yüzyılda Avrupa'da yayılmaya başlamıştır.
Hun atlı okçuları, "Birleşik Yay" diye bilinen, çok güçlü ve etkili, ağaçtan yapılma, boynuz ve deriyle kaplanmış bir yay kullanıyorlardı. Elbetteki bu yaylar, yerin altında binlerce yıl kaldıklarından, bugün sadece kemikle kaplanmış kısımları mevcuttur. Bir Macar okçuluk uzmanı ve seyisi, Lajos Kassai, yıllar sonra Hun hikâyelerine, buluntulara ve arkeolojik kazılara dayanarak Macar, Hun ve Moğol yaylarını üretmeyi başarmıştır. Bu şekilde bir yayla, bir asker, 2 yaya sahip olmuş oluyordu. Bu yaylar, kuru tutulmak zorundaydılar. Askerler, yanlarında deriden yapılma bir sadak taşırlardı. Bu çeşit bir yayı üretmek, genelde yarım sene alıyordu. Öncelikle kayın ya da akça ağaç diye bilinen uygun ve şekil alabilir bir ağaç olması gerekiyordu. Yay'ın gövdesine, boynuz ve sert odun parçaları yapıştırılıyordu. Deriyle kaplanarak, nem karşısında önlemler alınmış oluyordu. Bu yay sayesinde, Avrupalı askerlerin kullandıkları yaylardan daha etkili ve hızlı bir şekilde atış yapabiliyorlar, daha az yoruluyorlardı. Şimdi düşünün, 10 000 atlı asker, düşman karşısında ve atlarını sadece sözleri ve diz hareketleri ile yönetiyorlar, ellerinde en az 3-4 ok var, yani bu bir dakikadan az bir sürede, aynı anda 40 000 ok demek.
Hun ordusu yakın savaşa pek girmese de, mecbur kaldığında genellikle mızrak ya da pala, hançer kullanırlardı. Askerler, küçük yaştan itibaren eğitilmeye başlanır, onlara at sürmesi, yay ve kılıç kullanması öğretilirdi. Okçuluk talimleri, genellikle fare, kuş, gelincik, daha sonra tavşan ve tilki gibi küçük hayvanlara karşı yaptırılırdı. Böylece, büyüdüğünde mükemmel derecede at süren ve yay kullanan, kusursuz bir atlı okçu savaşçı yetişirdi.
Hunlar gibi atlı göçebe milletler, genellikle savaşlarda mahvediciydiler. Kullandıkları taktikler, Avrupa orduları ve Çin piyadeleri için bilinmeyen ve sezilemeyen tuzaklarla doluydular. Hun askerleri, hep sayıca üstün kuvvetlerle savaştıkları için, öncelikle onların sayılarını etkisiz hale getirene kadar ok yağmuruna tutar, iyice yıpranan düşmana mızrak ve kılıç hücumuna çıkarlardı. Oklara karşı kalkan kullanmayı deneyen ordulara karşı ise, grup halindeki okçularla ateş ederlerdi. Önce havadan ok yağmuru başlar, diğer grup da hemen, kalkanlarını havaya kaldırmış askerleri oklardı. Genellikle, pusu kurarak hücum etme taktiği kullanılırdı. Avrupalı ve Çinli tarihçiler, Hunlar'ın en tehlikeli ve hileli taktiğini, yani bizim bildiğimiz Turan Taktiğini şöyle tanımlamışlardır: Ordu bütün kuvvetleri ile düşman hatlarına hücum eder, kısa bir süre çarpıştıktan sonra, bir işaretle geri çekilir, gözünü hırs bürümüş düşman, zaferi kazandığına inanıp Hun ordusunu takibe koyulur, ancak ani bir işaretle Hun atlıları, eğerlerinin üzerinde ters döner ve 3-5 ok atarak ön hücum hattının saldırısını kırarlar ve bu sırada yanlara açılmış Hun okçuları, düşmanı iyice çevirmiştir. Avrupa tarihçileri bile, bu taktikleri ve iyi organize olmuş savaş düzenini, barbar ve kana susamış ilkel kavimlerin yapamayacağını kabul etmiştir.
Hun Ordularının büyük kısmı okçu birlikten oluşuyordu; lakin "qaenk" dedikleri kılıçlı birliği neredeyse hiçbir yerde geçmiyor..
"Qaenk"ler okçuların zayıflattığı düşman ordularının içlerine girer ve "Sqmu" adı verilen özel yapılmış kılıçlarıyla düzen sağlamaya çalışan sersemlemiş orduları dağıtırdı.. Bu kılıçların özelliği, keskin yanının taraklı olmasıve jilet gibi keskinliğe sahip olmasıydı.. Hun demircileri kılıç yapımında çeliğe kattıkları özel bir madde ile kılıçların aşırı sağlam olmasını sağlarlardı; aşırı sağlam olmasının yanısıra yalnız kendi topraklarında ait olan bir bile taşıyla bileyledikten sonra askerlere verilirdi...
"Quank" orduları en fazla 1000 kişi tutulurdu ve savaş esnasında düşmanın gücüne göre azar azar gönderilirdi. Bu askerler savaş alanına ölmek için giderlerdi ve koca kalabalık yığınlarını iki ellerinde iki "Sqmu" kılıçlarıyla donatarak yere paralel tutar ve saf tutmaya çalışan ordunun safını yarardı...
Timin başında bulunan "Enrek Quank" adını verdikleri tim konutanının işaretinin ardında geri çekilerek kalan düşmanı üzerlerine çeker ve Hun Ordusuna "Turan Taktiğini" uygulamaları için ortam hazırlarlardı...
Genellikle katıldıkları savaşta, küçük bir tim olarak kaldıkları için Turan Taktiği esnasında kendi okçuları tarafından kaza okuna maruz kalarak hayatlarını kaybederlerdi...
Kaynak : Smiliuse Hazive
https://www.youtube.com/watch?v=8LoIF6VzH9A
Sadece hafif zırhla korunmuş ve tamamı atlı okçulardan oluşan bir ordunun, nasıl bunca orduları yok ettiği ve hattâ iyi eğitimli, tam zırhlı ve yüksek tecrübeli Roma lejyonlarını yendiği, ilk bakışta hayret vericidir. Bu zaferlerin sırrını çözebilmek için, Hunlar'ın savaş taktiklerini, silahlarını ve nasıl organize olduklarını iyi bilmek gerekir.
Atlar, Hun askerî kuvvetinin temel taşıydı. Daha sonraları Avarlar ve Macarlar gibi Türk kavimleri de atı, ataları Hunlar gibi iyi kullanmışlardır. Hun atları, Avrupa atlarından farklıdır. Bunlar daha küçük, tüylü ve daha dayanıklı, cesurdular. Bu atlar sayesinde Hunlar, düşmanlarından 5 kat daha uzun mesafeleri, onlarla eşit sürede alabiliyorlardı. Bütün askerler, yanlarında en az iki at taşırlardı ve bu yedek atlar sayısı, 5 e kadar çıkardı. Bunun, iki nedeni vardı. Eğer savaşta atı ölürse, diğer atlardan birini kullanabiliyordu ve üstelik çok sayıda at, düşmanların, Hun kuvvetlerinin miktarını tam olarak kestirmesini engelliyordu. Hun askerleri, ikmal yolları kurmazlardı. Her asker, yiyeceğini, silahını, çadırını, sefere çıkmadan önce ayarlamak zorundaydı ve bunları yedek atlara yüklerdi. Hun atları da, askerleri gibi, çok hafif zırhlı idiler. Hunlar, semeri kullanmasını biliyorlardı, fakat, üzengiyi kullanmamışlardır. Aslında kullanmalarına gerek olmadığı da bazı Çin ve Avrupa tarihçileri tarafından bahsedilmektedir. Çünkü, Hun askerleri, ata, sözleri ile hakim olabiliyorlar, böylece ok ve kılıç kullanırken, çok rahat hareket edebiliyorlardı. Emirlerle atların düşman atlarını ısırması ve yere düşen düşman askerinin ezilmesi sağlanıyordu. Üzengi, Avarlar sayesinde 5. yüzyılda Avrupa'da yayılmaya başlamıştır.
Hun atlı okçuları, "Birleşik Yay" diye bilinen, çok güçlü ve etkili, ağaçtan yapılma, boynuz ve deriyle kaplanmış bir yay kullanıyorlardı. Elbetteki bu yaylar, yerin altında binlerce yıl kaldıklarından, bugün sadece kemikle kaplanmış kısımları mevcuttur. Bir Macar okçuluk uzmanı ve seyisi, Lajos Kassai, yıllar sonra Hun hikâyelerine, buluntulara ve arkeolojik kazılara dayanarak Macar, Hun ve Moğol yaylarını üretmeyi başarmıştır. Bu şekilde bir yayla, bir asker, 2 yaya sahip olmuş oluyordu. Bu yaylar, kuru tutulmak zorundaydılar. Askerler, yanlarında deriden yapılma bir sadak taşırlardı. Bu çeşit bir yayı üretmek, genelde yarım sene alıyordu. Öncelikle kayın ya da akça ağaç diye bilinen uygun ve şekil alabilir bir ağaç olması gerekiyordu. Yay'ın gövdesine, boynuz ve sert odun parçaları yapıştırılıyordu. Deriyle kaplanarak, nem karşısında önlemler alınmış oluyordu. Bu yay sayesinde, Avrupalı askerlerin kullandıkları yaylardan daha etkili ve hızlı bir şekilde atış yapabiliyorlar, daha az yoruluyorlardı. Şimdi düşünün, 10 000 atlı asker, düşman karşısında ve atlarını sadece sözleri ve diz hareketleri ile yönetiyorlar, ellerinde en az 3-4 ok var, yani bu bir dakikadan az bir sürede, aynı anda 40 000 ok demek.
Hun ordusu yakın savaşa pek girmese de, mecbur kaldığında genellikle mızrak ya da pala, hançer kullanırlardı. Askerler, küçük yaştan itibaren eğitilmeye başlanır, onlara at sürmesi, yay ve kılıç kullanması öğretilirdi. Okçuluk talimleri, genellikle fare, kuş, gelincik, daha sonra tavşan ve tilki gibi küçük hayvanlara karşı yaptırılırdı. Böylece, büyüdüğünde mükemmel derecede at süren ve yay kullanan, kusursuz bir atlı okçu savaşçı yetişirdi.
Hunlar gibi atlı göçebe milletler, genellikle savaşlarda mahvediciydiler. Kullandıkları taktikler, Avrupa orduları ve Çin piyadeleri için bilinmeyen ve sezilemeyen tuzaklarla doluydular. Hun askerleri, hep sayıca üstün kuvvetlerle savaştıkları için, öncelikle onların sayılarını etkisiz hale getirene kadar ok yağmuruna tutar, iyice yıpranan düşmana mızrak ve kılıç hücumuna çıkarlardı. Oklara karşı kalkan kullanmayı deneyen ordulara karşı ise, grup halindeki okçularla ateş ederlerdi. Önce havadan ok yağmuru başlar, diğer grup da hemen, kalkanlarını havaya kaldırmış askerleri oklardı. Genellikle, pusu kurarak hücum etme taktiği kullanılırdı. Avrupalı ve Çinli tarihçiler, Hunlar'ın en tehlikeli ve hileli taktiğini, yani bizim bildiğimiz Turan Taktiğini şöyle tanımlamışlardır: Ordu bütün kuvvetleri ile düşman hatlarına hücum eder, kısa bir süre çarpıştıktan sonra, bir işaretle geri çekilir, gözünü hırs bürümüş düşman, zaferi kazandığına inanıp Hun ordusunu takibe koyulur, ancak ani bir işaretle Hun atlıları, eğerlerinin üzerinde ters döner ve 3-5 ok atarak ön hücum hattının saldırısını kırarlar ve bu sırada yanlara açılmış Hun okçuları, düşmanı iyice çevirmiştir. Avrupa tarihçileri bile, bu taktikleri ve iyi organize olmuş savaş düzenini, barbar ve kana susamış ilkel kavimlerin yapamayacağını kabul etmiştir.
Hun Ordularının büyük kısmı okçu birlikten oluşuyordu; lakin "qaenk" dedikleri kılıçlı birliği neredeyse hiçbir yerde geçmiyor..
"Qaenk"ler okçuların zayıflattığı düşman ordularının içlerine girer ve "Sqmu" adı verilen özel yapılmış kılıçlarıyla düzen sağlamaya çalışan sersemlemiş orduları dağıtırdı.. Bu kılıçların özelliği, keskin yanının taraklı olmasıve jilet gibi keskinliğe sahip olmasıydı.. Hun demircileri kılıç yapımında çeliğe kattıkları özel bir madde ile kılıçların aşırı sağlam olmasını sağlarlardı; aşırı sağlam olmasının yanısıra yalnız kendi topraklarında ait olan bir bile taşıyla bileyledikten sonra askerlere verilirdi...
"Quank" orduları en fazla 1000 kişi tutulurdu ve savaş esnasında düşmanın gücüne göre azar azar gönderilirdi. Bu askerler savaş alanına ölmek için giderlerdi ve koca kalabalık yığınlarını iki ellerinde iki "Sqmu" kılıçlarıyla donatarak yere paralel tutar ve saf tutmaya çalışan ordunun safını yarardı...
Timin başında bulunan "Enrek Quank" adını verdikleri tim konutanının işaretinin ardında geri çekilerek kalan düşmanı üzerlerine çeker ve Hun Ordusuna "Turan Taktiğini" uygulamaları için ortam hazırlarlardı...
Genellikle katıldıkları savaşta, küçük bir tim olarak kaldıkları için Turan Taktiği esnasında kendi okçuları tarafından kaza okuna maruz kalarak hayatlarını kaybederlerdi...
Kaynak : Smiliuse Hazive
https://www.youtube.com/watch?v=8LoIF6VzH9A
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar