bugün
- dem partili yazar7
- z kuşağı kitap okuyor mu8
- selahattin demirtaş4
- laik teyzelerin fenotipi34
- kalp ritmini hızlandıran şeyler5
- ekrem imamoğlu8
- 3 numara saç kirli sakal5
- vincenzo italiano5
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak6
- şarapçı koala'nın denemediği ideoloji3
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı6
- özgür özel2
- geceye bir şiir bırak4
- zamanda geriye gitmek2
- kitap okumaya geç başlamak4
- müzikten soğumak3
- haydi güzelim şeker ezelim4
- mhp dem kardeştir ayrım yapan kalleştir2
- yeni başlayanlar için soruşturma3
- hangi sözlük kızıyla ne yapmak isterdin2
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- abdülhamid'in sanat zevki3
- 2 dünya savaşı'na katılmış yazarlar4
- sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği2
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- muhaliflere haşhaşi diyen butlancı vekil3
- beşiktaş7
- mansur yavaş11
- anayurt oteli2
- huzursuz insan4
- recep tayyip erdoğan4
- pişman olmak2
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- devlet bahçeli5
- yavuz çetin2
- sanat filmi izlerken sıkılmayan insan2
- futbolu aşırı kafaya takmak3
- hamam oğlanı3
- islam barış dinidir13
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu4
- kendiyle barışık olan insan3
- akşamın konusu2
- kamp yapmaktan anlayan doğayı tanıyan erkek2
- elektronik müzik2
- elif şafak3
- ıssız bir yerde kamp yapmak2
- susan sontag2
- halil konakçı'nın hatay işgalini savunması4
- ölürken söylenecek son söz2
Tutuklu: On üç yaşındaydım. Ortaokula gidiyordum. Babam öleli iki yıl olmuştu. Yoksul düşmüştük. Annem terzilik yapıyordu, zar zor geçiniyorduk. Büyük bir evin iki odasında oturuyorduk. Kitaplarımın çoğu noksandı, okul çantam bile yoktu. Bayram geldi. Annem ne yaptı etti, bana bir ayakkabı aldı. Bir pantolonla bir gömlek dikti. Sabah erkenden kalkıp giyindim. Bir gün önceden sözleşmiştik, iki arkadaşım beni evden alacaklar, birlikte bayram yerine gidecektik. Atlı karıncaya, kiralık bisikletlere binecektik, tatlıcıda tatlı yiyecektik. Belki sinemaya da gidecektik. Annemden para istedim. Paramız yok oğlum, dedi. Çılgına dönmüştüm, arkadaşlarım neredeyse geleceklerdi. Onlara ne diyebilirdim? Parasız olduğumuzu, bu yüzden bayram yerine gidemeyeceğimi söyleyemezdim ya... Hırçınlaşmıştım, üstümdekileri çıkarıp duvarlara atmaya başladım. Beni üzgün üzgün seyreden annem, o zaman dolaptan çantasını çıkardı, para aradı. Bula bula bir lira buldu. Kadıncağızın bir lirası kalmıştı yalnız, bütün parası oydu. O bir lirayı bana uzattı: Haydi giyin, dedi, Bir lira yetmez mi? ... Bir lira o zaman büyük paraydı. Oraya buraya attığım elbiselerimi ayakkabılarımı topladım. Yeniden giyindim, paramı cebime koyup arkadaşlarımı beklemeye başladım. Geldiler. Biraz oturdular. Annem onlara şeker ikram etti, ikisini de okşadı, öptü. Sonra: Haydi artık gidin! dedi. Güzel güzel eğlenin!
Sokağa çıktık. Çok neşeliydim, kabıma sığamıyordum. Fakat köşeyi dönerken evimize baktım, annem pencereden uzanmış, gülümseyerek bana el sallıyordu. O zaman içimden bir ağlamadır geldi, gözlerim dolu dolu oldu. Tıkanıyordum. Ağladığımı belli etmemeye çalışarak arkadaşlarıma: Ben gelmeyeceğim dedim. Neden olduğunu anlamadılar. Biri: Paran yok ondan gelmiyorsun. dedi, alay ederek. Elimi cebime attım ve bir lirayı çıkarıp gösterdim: işte para! dedim. Beni orada bırakıp gittiler. Sokaklara gelişi güzel dalarak bir süre sersem sersem dolaştım. Kimseye göstermeden doya doya ağladım, sonra gözlerimi sildim,elimden geldiği kadar neşeli olmaya çalışarak eve döndüm. Annem beni görünce: Neden döndün? diye sordu. Canım istemedi,dedim ve cebimden bir lirayı çıkarıp anneme uzattım. Zavallı kadıncağız, çok şaşırdı, parayı elimden alıp masanın üstüne koydu. Sonra beni kucakladı, göğsüne bastırdı. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Ben ağlamıyordum artık. Sokakta doya doya ağlamıştım. Annemin yüzünü öptüm, ağlamamasını söyledim. (Susar, dalar, düşünür) Artık üzüntülü değildim. Bayram yerine gidemediği için üzülmek benim gibi koca bir çocuğa, bir ortaokul öğrencisine yakışmazdı. Olgun bir adam olmuştum birdenbire.
Oyunun Adı : içerdekiler
Yazarı: Melih Cevdet ANDAY
Sokağa çıktık. Çok neşeliydim, kabıma sığamıyordum. Fakat köşeyi dönerken evimize baktım, annem pencereden uzanmış, gülümseyerek bana el sallıyordu. O zaman içimden bir ağlamadır geldi, gözlerim dolu dolu oldu. Tıkanıyordum. Ağladığımı belli etmemeye çalışarak arkadaşlarıma: Ben gelmeyeceğim dedim. Neden olduğunu anlamadılar. Biri: Paran yok ondan gelmiyorsun. dedi, alay ederek. Elimi cebime attım ve bir lirayı çıkarıp gösterdim: işte para! dedim. Beni orada bırakıp gittiler. Sokaklara gelişi güzel dalarak bir süre sersem sersem dolaştım. Kimseye göstermeden doya doya ağladım, sonra gözlerimi sildim,elimden geldiği kadar neşeli olmaya çalışarak eve döndüm. Annem beni görünce: Neden döndün? diye sordu. Canım istemedi,dedim ve cebimden bir lirayı çıkarıp anneme uzattım. Zavallı kadıncağız, çok şaşırdı, parayı elimden alıp masanın üstüne koydu. Sonra beni kucakladı, göğsüne bastırdı. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Ben ağlamıyordum artık. Sokakta doya doya ağlamıştım. Annemin yüzünü öptüm, ağlamamasını söyledim. (Susar, dalar, düşünür) Artık üzüntülü değildim. Bayram yerine gidemediği için üzülmek benim gibi koca bir çocuğa, bir ortaokul öğrencisine yakışmazdı. Olgun bir adam olmuştum birdenbire.
Oyunun Adı : içerdekiler
Yazarı: Melih Cevdet ANDAY
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar