bugün
- utanmadan şort giyen erkek7
- sedat pekmez8
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız14
- lahmacunu elle yiyen kız20
- patates kızartmasına yapışan biber tohumu3
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- san marino nun dünya kupasını alması2
- israil'in lübnan da işgali sürdürme mesajı3
- ismet gurbuz 202418
- milli takımı eleştirenleri hapse atma çağrısı8
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur4
- küfreden kız iticiliği7
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması15
- öndeki bir tutam saçına çok özen gösteren kel2
- 22 haziran 2026 arjantin avusturya maçı5
- lionel messi3
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi3
- bir kadını araba park ederken izlemek2
- rte'nin 2028 adaylığının açıklanması2
- ideal sevgilinin en önemli özelliği16
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba2
- beyaz otomobil satın almak15
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması3
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak5
- dünya kupasında özbekistan'ı desteklemek3
- usta şoförlerden acemi şoförlere tavsiyeler8
- 2002 dünya kupası üçüncülük maçı2
- lise defteri7
- yürüyüş partisi8
- ankara da nato zirvesi tedbirleri5
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi10
- bakire kızla evlenmeyi savunmak5
- bugün de meme atan olmaması13
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- cuckold esnasında karınızın fenalaşması2
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı4
- ankara4
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler5
- bacak kıllarını almadan şort giyen erkek4
- yeniden üretilse satın alınacak eski arabalar4
- türkiye6
- saba makamı ile okunan ezan4
- mağaza camına kafa atan ergen genç4
- yaşlılığınız için insan biriktirin12
- ilgi3
- wine me dine me2
- 2 buçuk yaşında çocuğuna şarap seçen anne5
--Mehmet Y. YILMAZ--
geçen hafta başında istanbulda bir seminer veren "senaristlerin hocası" amerikalı robert mc keeden hafta içinde söz etmiştim.
mc keenin bu seminerde anlattığı konulardan biri de kendi ülkesine yönelik bir eleştiriydi.
ünlü "hoca" ülkesinde artık sadece homoseksüellerin ve yaşlı insanların el ele tutuştuğunu, romantizmin artık öldüğünü anlatıyordu.
"bugün amerikada bir kadına çiçek, mektup, mesaj yollarsanız polisi arayıp, taciz edildiğini söylüyor" diye anlatıyor.
bu ülkede artık sokakta gördüğünüz bir minik çocuğun saçını bile okşayamıyorsunuz, çünkü bakıcısı ya da annesi polisi arayıp, sizin bir çocuk tacizcisi olduğunuzu ihbar edebiliyor.
bunun filmler ve gazete haberleriyle beslenen bir tür paranoyaya dönüştüğünü ve bununla mücadele etmenin artık çok güç olduğunu söylüyor.
toplumsal paranoyaların, insanların günlük yaşamlarını nasıl bir cehenneme çevirebileceğini bizler de iyi biliyoruz aslında.
bir düşünün bakalım nelerden çok korkuyoruz?
ve bu korkumuzun maddi bir temeli var mı?
ne de olsa burası "küçük amerika", niteliği farklı da olsa toplumsal paranoyalarımız bizim de var.
ve bu paranoyalar bize nelere mal oluyor?
haftaya başlarken bunu düşünmek içinizi sıkabilir ama biliyorsunuz ki bu tür şeylerle mücadele edebilmek her şeyden önce sorunun varlığını kabul etmekle başlıyor!
--Mehmet Y. YILMAZ--
geçen hafta başında istanbulda bir seminer veren "senaristlerin hocası" amerikalı robert mc keeden hafta içinde söz etmiştim.
mc keenin bu seminerde anlattığı konulardan biri de kendi ülkesine yönelik bir eleştiriydi.
ünlü "hoca" ülkesinde artık sadece homoseksüellerin ve yaşlı insanların el ele tutuştuğunu, romantizmin artık öldüğünü anlatıyordu.
"bugün amerikada bir kadına çiçek, mektup, mesaj yollarsanız polisi arayıp, taciz edildiğini söylüyor" diye anlatıyor.
bu ülkede artık sokakta gördüğünüz bir minik çocuğun saçını bile okşayamıyorsunuz, çünkü bakıcısı ya da annesi polisi arayıp, sizin bir çocuk tacizcisi olduğunuzu ihbar edebiliyor.
bunun filmler ve gazete haberleriyle beslenen bir tür paranoyaya dönüştüğünü ve bununla mücadele etmenin artık çok güç olduğunu söylüyor.
toplumsal paranoyaların, insanların günlük yaşamlarını nasıl bir cehenneme çevirebileceğini bizler de iyi biliyoruz aslında.
bir düşünün bakalım nelerden çok korkuyoruz?
ve bu korkumuzun maddi bir temeli var mı?
ne de olsa burası "küçük amerika", niteliği farklı da olsa toplumsal paranoyalarımız bizim de var.
ve bu paranoyalar bize nelere mal oluyor?
haftaya başlarken bunu düşünmek içinizi sıkabilir ama biliyorsunuz ki bu tür şeylerle mücadele edebilmek her şeyden önce sorunun varlığını kabul etmekle başlıyor!
--Mehmet Y. YILMAZ--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar