bugün
- kilo vermenin çok zor olması2
- cyle larin'in gol sevinci açıklaması2
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- rahmi koç3
- erkeğin evlenince eşine it gibi davranması2
- en iyi antidepresan7
- true denilen yazar10
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- borçlarınızın ne zaman biteceğini biliyor musunuz2
- kötü biri olduğunu bilmek5
- deli olduğunun farkına varmak6
- diyanetin abd'deki villaları8
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı7
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite6
- arkadaşlar nasılsınız6
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- acıkmamak için öneriler5
- ben bu yazıyı oğluma yazdım2
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- cilgincapkin221
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- chp'nin hali ne olacak49
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn2
- kontrat fosfor karburator5
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor4
- gammazlar çetesi17
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- determinizm2
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- sarı yeleli aslan trump8
- uludağ sözlüğün en yakışıklı ve en zeki yazarı4
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- gecenin şarkısı5
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- anın görüntüsü18
- çocuk parklarındaki yalnız yetişkin yasağı2
- mor semsiyeli yabanci14
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek3
- gocu26
- zallın fake hesabı var mı9
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- rocky 4 te aporlo'nun ölmesi3
- iç sesin sürekli konuşması3
- hababam sınıfı semra hoca7
- yazarları gülümseten şeyler6
kur an ın 25. suresi.
rahmân ve rahîm (olan) allah'ın adıyla.
1. âlemlere uyarıcı olsun diye kulu muhammed'e furkan'ı indiren, allah, yüceler yücesidir.
2. göklerin ve yerin mülkü o'nundur.o bir çocuk edinmemiştir,mülkünde ortağı yoktur .her şeyi yaratmış, ona ölçü , biçim ve düzen vermiştir.
3. (kâfirler) o'nu (allah'ı) bırakıp, hiçbir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.
4. inkâr edenler: bu (kur'an), olsa olsa onun (muhammed'in) uydurduğu biryalandır. başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.
5. yine onlar dediler ki: (bu âyetler), onun, başkasına yazdırıp da kendisine sabah-akşam okunmakta olan, öncekilere ait masallardır.
6. (resûlüm!) de ki: onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen allah indirdi. şüphesiz o, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
7. onlar (bir de) şöyle dediler: bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı!
8. yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (meşakkatsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı. (ayrıca) o zalimler (müminlere): siz, ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız! dediler.
9. (resûlüm!) senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
10. dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan allah'ın şanı yücedir.
11. onlar üstelik kıyameti de yalan saydılar. biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık.
12. cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun öfkelenişini (müthiş kaynamasını) ve uğultusunu işitirler.
13. elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yokoluvermeyi isterler.
14. (onlara şöyle denir:) bugün (yalnız) bir defa yok olmayı istemeyin; aksine birçok defalar yok olmayı isteyin!
15. de ki: bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vâdedilen ebedilik cenneti mi? orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir.
16. onlar için orada ebedî kalmak üzere diledikleri her şey vardır. işte bu, rabbinin üzerine (aldığı ve yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir.
17. o gün rabbin onları ve allah'tan başka taptıkları şeyleri toplar da, der ki: şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?
18. onlar: seni tenzih ederiz. seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda (seni) anmayı unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular, derler.
19. (bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) işte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. içinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!
20. (resûlüm!) senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (ey insanlar!) sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
21. bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: bize ya melekler indirilmeliydi ya da rabbimizi görmeliydik, dediler. andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.
22. (fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.
23. onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız).
24. o gün cennetliklerin kalacakları yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir.
25. o gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.
26. işte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan allah'ındır. kâfirler için de pek çetin bir gündür o.
27. o gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!
28. yazık bana! keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim!
29. çünkü zikir (kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.
30. peygamber der ki: ey rabbim! kavmim bu kur'an'ı büsbütün terkettiler.
31. (resûlüm!) işte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar peydâ ettik. hidayet verici ve yardımcı olarak rabbin yeter.
32. inkâr edenler: kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
33. onların sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun karşılığında) sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.
34. yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.
35. andolsun biz musa'ya kitab'ı verdik, kardeşi harun'u da ona yardımcı yaptık.
36. "ayetlerimizi yalan sayan kavme gidin" dedik. sonunda, (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ediverdik.
37. nuh kavmine gelince, peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde onları, suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
38. ad'ı, semûd'u, ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesilleri de (inkârcılıklarından ötürü helâk ettik).
39. onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
40. (resûlüm!) andolsun (bu mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. peki onu görmmüyorlar mıydı? hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.
41. seni gördükleri zaman: "bu mu allah'ın peygamber olarak gönderdiği!" diyerek hep seni alaya alıyorlar.
42. "şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!
43. kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? sen (resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin?
44. yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.
45. rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. sonra biz güneşi, ona delil kıldık.
46. sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş kendimize çektik (kısalttık).
47. sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan, o'dur.
48. rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen o'dur. biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.
49. rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen o'dur. biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.
50. andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.
rahmân ve rahîm (olan) allah'ın adıyla.
1. âlemlere uyarıcı olsun diye kulu muhammed'e furkan'ı indiren, allah, yüceler yücesidir.
2. göklerin ve yerin mülkü o'nundur.o bir çocuk edinmemiştir,mülkünde ortağı yoktur .her şeyi yaratmış, ona ölçü , biçim ve düzen vermiştir.
3. (kâfirler) o'nu (allah'ı) bırakıp, hiçbir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.
4. inkâr edenler: bu (kur'an), olsa olsa onun (muhammed'in) uydurduğu biryalandır. başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.
5. yine onlar dediler ki: (bu âyetler), onun, başkasına yazdırıp da kendisine sabah-akşam okunmakta olan, öncekilere ait masallardır.
6. (resûlüm!) de ki: onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen allah indirdi. şüphesiz o, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
7. onlar (bir de) şöyle dediler: bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı!
8. yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (meşakkatsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı. (ayrıca) o zalimler (müminlere): siz, ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız! dediler.
9. (resûlüm!) senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
10. dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan allah'ın şanı yücedir.
11. onlar üstelik kıyameti de yalan saydılar. biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık.
12. cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun öfkelenişini (müthiş kaynamasını) ve uğultusunu işitirler.
13. elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yokoluvermeyi isterler.
14. (onlara şöyle denir:) bugün (yalnız) bir defa yok olmayı istemeyin; aksine birçok defalar yok olmayı isteyin!
15. de ki: bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vâdedilen ebedilik cenneti mi? orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir.
16. onlar için orada ebedî kalmak üzere diledikleri her şey vardır. işte bu, rabbinin üzerine (aldığı ve yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir.
17. o gün rabbin onları ve allah'tan başka taptıkları şeyleri toplar da, der ki: şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan çıktılar?
18. onlar: seni tenzih ederiz. seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda (seni) anmayı unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular, derler.
19. (bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) işte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. içinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!
20. (resûlüm!) senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (ey insanlar!) sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
21. bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: bize ya melekler indirilmeliydi ya da rabbimizi görmeliydik, dediler. andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.
22. (fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.
23. onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız).
24. o gün cennetliklerin kalacakları yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir.
25. o gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.
26. işte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan allah'ındır. kâfirler için de pek çetin bir gündür o.
27. o gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!
28. yazık bana! keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim!
29. çünkü zikir (kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.
30. peygamber der ki: ey rabbim! kavmim bu kur'an'ı büsbütün terkettiler.
31. (resûlüm!) işte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar peydâ ettik. hidayet verici ve yardımcı olarak rabbin yeter.
32. inkâr edenler: kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
33. onların sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun karşılığında) sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.
34. yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.
35. andolsun biz musa'ya kitab'ı verdik, kardeşi harun'u da ona yardımcı yaptık.
36. "ayetlerimizi yalan sayan kavme gidin" dedik. sonunda, (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ediverdik.
37. nuh kavmine gelince, peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde onları, suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
38. ad'ı, semûd'u, ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesilleri de (inkârcılıklarından ötürü helâk ettik).
39. onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
40. (resûlüm!) andolsun (bu mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. peki onu görmmüyorlar mıydı? hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.
41. seni gördükleri zaman: "bu mu allah'ın peygamber olarak gönderdiği!" diyerek hep seni alaya alıyorlar.
42. "şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!
43. kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? sen (resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin?
44. yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.
45. rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. sonra biz güneşi, ona delil kıldık.
46. sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş kendimize çektik (kısalttık).
47. sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan, o'dur.
48. rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen o'dur. biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.
49. rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen o'dur. biz, ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.
50. andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar