bugün
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı35
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu8
- arjantin'e bir taktik ver9
- velvet'in silver'a benzemesi11
- mason greenwood59
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı5
- bir insana akpliliği üzerinden saldırmak29
- bir sözlük kızıyla saatlerce sevişmek11
- kahpe dölün soyu2
- karnımızı içimize çekince nereye gidiyor7
- franz kafka4
- ya arkadaşlar of5
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek4
- lionel messi5
- kadınlar ne zaman süt vermeye başlar4
- burçlara inanan erkek9
- cincon ve fetö3
- yazın sevilen yönleri2
- süleyman soylu14
- ingiltere milli futbol takımı7
- uludağ sözlük bitti mi5
- acıktım ama yiyemem3
- kangal sucuk 1000 lira13
- kezo erkeklerin ortak özellikleri15
- elfida3
- kuantum sıçraması3
- 2026 dünya kupası22
- tövbe etmenin felsefi anlamsızlığı5
- geceye bir şarkı bırak20
- kabataş olayı görüntüleri6
- insan olmaya ceyrek kala23
- 14 temmuz 2026 fransa ispanya maçı27
- mauro icardi2
- olgun zeki yakışıklı entelektüel iyi sevişen erkek2
- telefonu kapatmak için en güzel yalan2
- karımı sevmiyorum3
- thomas tuchel2
- sözlük kızlarının gelinlikleri6
- dünya7
- fetö nün siyasi ayağı9
- dünyanın en pahalı evi3
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler5
- haluk levent13
- ingiltere8
- timur neden geldi2
- arjantin5
- spor yapan sözlük erkeği8
- anayasa değişmeli mi5
- kadınlar neden bu kadar şirin ve bıcırık sorusu8
- 15 temmuzda çalışan yazarlar10
beklemek...
ben beklemeyi öğreniyorum. çünkü bugün yeni bir şey öğrendim; beklemeyi bilmiyorum. ben bekliyorum. en azından deniyorum.
'o' ile bekleyişlerim, o'nu bekleyişlerim. o'nu bekliyorum, çünkü;
ben hiçbir şeyi kaybetmemek için kalktım ayağa. hiçbir şeyi düzeltmek için belki. giderken aklımdan kader ve kaderciliğe dair hiçbir şey geçmiyordu. kadere inanmıyordum belki. hâlâ da inanıp inanmadığımdan emin değilim. ama kader, ama bir şey; var...
'beni acaba kalbinden de sildi mi ?'
yoksa madem neden öyle davrandı ? neden onun için orada olduğum halde sanki orada değilmişim gibi davrandı ? acaba ben her şeyi yanlış mı anladım ?
ama..
ama ben, hiçbir zaman o'nu 'sevgilim' olarak görmedim. 'sevgilim' olarak görmek de istemedim. ben sadece o'nu çok sevdim. ben sadece o'na kendimden bile daha fazla değer verdim. en azından denedim.
cuma günü yanına gittiğimde çok mutluydum. beraber bir şeyler paylaştık. bir şeyler yedik. bir şeyler içtik. birlikte dans etmek için cesaretimizi test ettik hoş bir mekanda. bedava tekila uğruna... cesur değildik. o cesur değildi zaten.
cesur değildi demişken, ben; o'nunla seviştim. o cesur değildi. ben o'nunla 'sevgili' olduk sandım, belki hiç olmadık; o cesur değildi çünkü. ben o'nunla sevişmekten öte, o'nun gözüyle görmek, saçında şampuana bulanmak, yeyip içtiklerine sarılmak, diz kapakçığında kıvrılmak, güldüğünde ses dalgası olup etrafa yayılmak istiyordum.
çünkü; ben o'nun için defalarca doğdum.
gece, loş bir ışıkta sevişirken, mutluydu. gözlerinde gördüm çünkü. fakat acaba gerçekten mutlu muydu ? cesur değildi o. öğrenemedim mutlu olup olmadığını gerçekten. öğrenemeyeceğim sanırım asla.
ben kötüydüm. o da kötüydü belki. ben o'nu hep geyik muhabbeti yapıyor sandım. hayatı hiç umursamıyor sandım. haklı mıydım ? bilmiyorum. bilemem asla.
ben kötüydüm. benim sağlığım kötüydü. o'nun da sağlığı kötü olmasın istedim. istedim ama, o sigaranın dibini çok seviyordu.
ben o'na sigaranın dibini verirken tekrar ve tekrar, o; arkadaşlarıyla benim hiçbir ortak paydada buluşamadığım geyik muhabbetlerine devam ediyordu. ben akşam yemeği de dahil olmak üzere, sürekli düşen bir ivmeyle, geyik muhabbetlerine küçük 'ehe'lerimle, sadece 'bir şeyler söyleme çabası' ile eşlik etmeye çalışıyordum. sonra o, birden beni yoksaymaya başladı. önce alınmadım. sonra ivmem düştü elbette. sonra bir baktım arkama yaslanmışım kendi kendime biramı içiyorum. o gülüyor. arkadaşları gülüyor. ben telefonumdan başka bir kıza 'naber ?' diye mesaj atıyorum. arada o'na bakıyorum. dönüp bana bakmıyor. 'o'nun için burada olduğumu bilmiyor değildir herhalde..' diye düşünüyorum. başka bir şehirde, o'nun yanında; yalnızım.
seviyorum. o'nunlayım. yalnızım...
eve gidene kadar hiç konuşmadık. evde hiç konuşmadık. ben, konuşacak bir şeyim olmadığı için susarken o da sanırım benim yüzüme nedenini söyleyemeyecek kadar korkuyordu. sigara içtik hiç konuşmadan. yattım. o içeriye gitti. gelsin diye saatlerce bekledim. gece ben uyurken bana sarılır diye umarak uyudum. olmadı.
sabah uyandığımda uyuyordu. üstümü giyindim. ses yaptım korka korka. uyanmadı. uyandırsam mı diye düşündüm sırt çantamı taktığımda. baktım şöyle bir daha. uyanır gibi oldu, sol tarafına döndü ama uyanmadı. çok tatlıydı. uyandıramadım. 'ben gidiyorum' deyince bana 'neden ?' diyecekti. ben bir şey diyemeyecektim çünkü konuşması gereken ben değildim. o da dün geceye dair hiçbir şey diyemeyecekti bana. zaten gecenin bir vakti su içmek için mutfağa gittiğimde arkadaşlarıyla baya bir neşeli olduğu ve benimle yine ve yine konuş(a)madığı geldi aklıma, yeniden kızdım. yani uyandırsaydım yine o sükuneti bir şeye yaramayacak tam tersi daha çok canımı sıkacaktı. korkmasından korktum özetle.
sonra, sonra beni aradı. açmadım. sonra...
sonralarını düşünmüyorum. beklemeyi öğreniyorum. özneye bakmak yüklemi görmeme engel oluyor. özneden cümlenin tamamını anlayamam. ben şimdi yüklemi bekliyorum.
bugün bir şey öğrendim; artık bencil olmayacağım. artık özneye bakmayacağım.
hayatımdaki en beklenmedik hayalkırıklığını yaşamamak için,
ağlamamak için,
kelimelerle boğuşmamak için,
acı çekmemek için,
yeniden 'seni seviyorum!' diyebilmek için,
bekliyorum. en azından, deniyorum.
ben beklemeyi öğreniyorum. çünkü bugün yeni bir şey öğrendim; beklemeyi bilmiyorum. ben bekliyorum. en azından deniyorum.
'o' ile bekleyişlerim, o'nu bekleyişlerim. o'nu bekliyorum, çünkü;
ben hiçbir şeyi kaybetmemek için kalktım ayağa. hiçbir şeyi düzeltmek için belki. giderken aklımdan kader ve kaderciliğe dair hiçbir şey geçmiyordu. kadere inanmıyordum belki. hâlâ da inanıp inanmadığımdan emin değilim. ama kader, ama bir şey; var...
'beni acaba kalbinden de sildi mi ?'
yoksa madem neden öyle davrandı ? neden onun için orada olduğum halde sanki orada değilmişim gibi davrandı ? acaba ben her şeyi yanlış mı anladım ?
ama..
ama ben, hiçbir zaman o'nu 'sevgilim' olarak görmedim. 'sevgilim' olarak görmek de istemedim. ben sadece o'nu çok sevdim. ben sadece o'na kendimden bile daha fazla değer verdim. en azından denedim.
cuma günü yanına gittiğimde çok mutluydum. beraber bir şeyler paylaştık. bir şeyler yedik. bir şeyler içtik. birlikte dans etmek için cesaretimizi test ettik hoş bir mekanda. bedava tekila uğruna... cesur değildik. o cesur değildi zaten.
cesur değildi demişken, ben; o'nunla seviştim. o cesur değildi. ben o'nunla 'sevgili' olduk sandım, belki hiç olmadık; o cesur değildi çünkü. ben o'nunla sevişmekten öte, o'nun gözüyle görmek, saçında şampuana bulanmak, yeyip içtiklerine sarılmak, diz kapakçığında kıvrılmak, güldüğünde ses dalgası olup etrafa yayılmak istiyordum.
çünkü; ben o'nun için defalarca doğdum.
gece, loş bir ışıkta sevişirken, mutluydu. gözlerinde gördüm çünkü. fakat acaba gerçekten mutlu muydu ? cesur değildi o. öğrenemedim mutlu olup olmadığını gerçekten. öğrenemeyeceğim sanırım asla.
ben kötüydüm. o da kötüydü belki. ben o'nu hep geyik muhabbeti yapıyor sandım. hayatı hiç umursamıyor sandım. haklı mıydım ? bilmiyorum. bilemem asla.
ben kötüydüm. benim sağlığım kötüydü. o'nun da sağlığı kötü olmasın istedim. istedim ama, o sigaranın dibini çok seviyordu.
ben o'na sigaranın dibini verirken tekrar ve tekrar, o; arkadaşlarıyla benim hiçbir ortak paydada buluşamadığım geyik muhabbetlerine devam ediyordu. ben akşam yemeği de dahil olmak üzere, sürekli düşen bir ivmeyle, geyik muhabbetlerine küçük 'ehe'lerimle, sadece 'bir şeyler söyleme çabası' ile eşlik etmeye çalışıyordum. sonra o, birden beni yoksaymaya başladı. önce alınmadım. sonra ivmem düştü elbette. sonra bir baktım arkama yaslanmışım kendi kendime biramı içiyorum. o gülüyor. arkadaşları gülüyor. ben telefonumdan başka bir kıza 'naber ?' diye mesaj atıyorum. arada o'na bakıyorum. dönüp bana bakmıyor. 'o'nun için burada olduğumu bilmiyor değildir herhalde..' diye düşünüyorum. başka bir şehirde, o'nun yanında; yalnızım.
seviyorum. o'nunlayım. yalnızım...
eve gidene kadar hiç konuşmadık. evde hiç konuşmadık. ben, konuşacak bir şeyim olmadığı için susarken o da sanırım benim yüzüme nedenini söyleyemeyecek kadar korkuyordu. sigara içtik hiç konuşmadan. yattım. o içeriye gitti. gelsin diye saatlerce bekledim. gece ben uyurken bana sarılır diye umarak uyudum. olmadı.
sabah uyandığımda uyuyordu. üstümü giyindim. ses yaptım korka korka. uyanmadı. uyandırsam mı diye düşündüm sırt çantamı taktığımda. baktım şöyle bir daha. uyanır gibi oldu, sol tarafına döndü ama uyanmadı. çok tatlıydı. uyandıramadım. 'ben gidiyorum' deyince bana 'neden ?' diyecekti. ben bir şey diyemeyecektim çünkü konuşması gereken ben değildim. o da dün geceye dair hiçbir şey diyemeyecekti bana. zaten gecenin bir vakti su içmek için mutfağa gittiğimde arkadaşlarıyla baya bir neşeli olduğu ve benimle yine ve yine konuş(a)madığı geldi aklıma, yeniden kızdım. yani uyandırsaydım yine o sükuneti bir şeye yaramayacak tam tersi daha çok canımı sıkacaktı. korkmasından korktum özetle.
sonra, sonra beni aradı. açmadım. sonra...
sonralarını düşünmüyorum. beklemeyi öğreniyorum. özneye bakmak yüklemi görmeme engel oluyor. özneden cümlenin tamamını anlayamam. ben şimdi yüklemi bekliyorum.
bugün bir şey öğrendim; artık bencil olmayacağım. artık özneye bakmayacağım.
hayatımdaki en beklenmedik hayalkırıklığını yaşamamak için,
ağlamamak için,
kelimelerle boğuşmamak için,
acı çekmemek için,
yeniden 'seni seviyorum!' diyebilmek için,
bekliyorum. en azından, deniyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar