bugün
- sözlükte kavga olmayacak hissi9
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- kiraz cicegi kolonyasi26
- kendini çok önemli sanan yazar13
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
- tai lung'un sürekli yanlış bilgi vermesi3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı14
- üniversiteli eskort kadınlar10
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı76
- format at düzelir3
- ağırlık kaldıramayan erkek4
- türk kızı6
- sivas3
- şahin siyonistle islamcı kardeştir5
- fikir paylaşma günü6
- woke2
- orta doğu teknik üniversitesi2
- kızılay avm2
- ateizm sekülerizm deccaliyet ruhunun bi parçasıdır4
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek4
- bir insanı tanımak5
- bütün dövmeli kızlar patlaktır7
- nineteen ninety four5
- türkiye'yi ışid zihniyeti yönetseydi nasıl olurdu4
- modern çağın insanı2
- allah tüm insanları isa'nın suretinde yaratmıştır4
- leroy sane2
- şehrin bağırsaklarını sevmek5
- yeni iş yerinde yaşanan olaylar ve klişeler2
- e r'e k t o r5
- kedi sevmeyen insan4
- küs olan yazarları öpüştürüp barıştırmak7
- adalet bakanlığı'nın 15 bin alım süreci2
- ey insan7
- güne bir söz bırak2
- 9 eylül 2026 barcelona feyenoord maçı2
- mutfağına konuk olunan yazara arkadan sarılmak5
- osimhensiz galatasaray6
- okul zilinin pavlovsal etkisi7
- tulumba tatlısı5
- özgür özel11
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak6
- kazandibinin pişmemiş kek olması2
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek14
- hazreti muhammed yahudilerle ticaret yapmaz mıydı2
- sudekiray7
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı17
- tava böreği3
herkesin ağzında bir "aşk" sakızı. liseli bebelerden , yaşını başını almış insanlara dek. "aşk" yok hayatımda,yüzüm gülmedi,ulan bulamadık şöyle bir hatun / herif bir alay serzeniş. sanki aşk olsa herşey güllük gülistanlık olacak. oysa aranan "aşk" nedir kimsenin ondan bile haberi yok.
bir insan düşünün , yemekten hiç anlamayan,hani yaşamak için yiyenlerden o insana dünyanın en mükellef sofrasını da kursak alabileceği keyif ve doyum "tavuk döner yanına ayran" dan daha çok olmayacaktır, hatta belki de alışık olmadığı tanımadığı yemekler yüzünden şikayetçi bile olabilecektir. bunun gibi bir nev'i karşımızdakinin ruhundan beslendiğimiz ikili ilişkilerde de vizyonumuz,gustomuz,görgümüz yaşadığımız "duygu durum yoğunluğu" ndan alacağımız keyfi belirliyor. karşımızdan alabileceklerimiz bizim algı kapasitemizle sınırlı. kütüğün tekiysen "leyla" nın sana sırılsıklam aşık olması, acuzenin tekiysen "kerem" in senin için dağları delmesi anlamsızdır. ayrıca hayata dair binbir türlü mutsuzluğu ve tatminsizliği pansumanlıyacak bir ilaç da değildir aşk ve aşık.günlük, gelgeç ilişkilerin adını "aşk koyuyor artık modern insan.
çoğumuz gündelik hayattaki tempo,şans ve benzeri sebeplerden dolayı asıl beklentilerimiz doğrultusundaki insanlarla çok sık beraber olamıyoruz. olsak dahi donanımlarımız beklentilerimizi taşıyan insanlara yetmiyor o zaman da. güzelliğin,hoşluğun,bilginin, her şeyin ama her şeyin paraya endekslendiği çevrilebildiği bir hayatın içinde umutsuzca paha biçilmez ama paraya da çevrilmez duygular arıyoruz. iyi adam ya da şefkatli bir kadın olmak artık bu dünyada bir "zaaf" hepimiz farketmesek de, kabullenmesek de vicdanlarımızın bir kısmını kaybettik. kollarımızı açtığımız kadını veya adamı hep bir gözümüz açık seviyoruz. haklıyız da artık yanında kendimizi güvende hissedebileceğimiz kimse kalmadı çünkü biz de çok güvenilir değiliz.
kötülük gördükçe iletişim biçimlerimiz gitgide paranoyaklaşıyor. bir önceki sevgiliden,eşten ne düzeyde muammele gördüysek, bir sonrakine çok daha kuşku ve bazen acımasızlıkla yaklaşıyoruz. bu koşullar altında "aşk" yaşanabilir mi ya da yaşanan şeye "aşk" demek mümkün mü ?
üstelik tamamen ortalama ve fastfood bir beğeni ile donandık hepimiz. ticari trendlerin yoğurduğu , satın alınabilir,edinilmiş güzellikler ve standart cazibeler tetikliyor algımızı. üst - baş,parfüm,giysiler. ne kadar farklı olduğumuza inansak da bulunduğumuz toplumsal katman içinde standardız. farkı sağlayacak tek şey kafanın içindekiler ve "sevme" kapasitesi. ama bunları da algılayacak sağduyuyu kaybettik bu parlak ekranların karşısında,televizyonlarda bizden başka herkesi,herşeyi anlatan dizilerin karşısında ... artık leylalar , menunlar alış veriş merkezlerindei sokaklarda birbirlerinin yanından farketmeden gelip geçiyorlar.biri yalnız , diğerinin kolunda hiç olmayacak bir kadın ya da erkek. üstelik bu herif bu kızı nerden bulmuş ya da şu hatunun yanındaki adama bak olmuş mu hiç ? dediğimiz zamanlarda ayıpladığımız büyük olasılıkla bize benzeyen ve içten içe mağdur olan taraf oluyor. o ayı kılıklı herif kendisine hiç sevgisi olmayan bir kadın için takla atıyor, o süprüntü karı beğendiğini sandığın herifin bin türlü kahrını çekiyor .....
devam edecek ...
bir insan düşünün , yemekten hiç anlamayan,hani yaşamak için yiyenlerden o insana dünyanın en mükellef sofrasını da kursak alabileceği keyif ve doyum "tavuk döner yanına ayran" dan daha çok olmayacaktır, hatta belki de alışık olmadığı tanımadığı yemekler yüzünden şikayetçi bile olabilecektir. bunun gibi bir nev'i karşımızdakinin ruhundan beslendiğimiz ikili ilişkilerde de vizyonumuz,gustomuz,görgümüz yaşadığımız "duygu durum yoğunluğu" ndan alacağımız keyfi belirliyor. karşımızdan alabileceklerimiz bizim algı kapasitemizle sınırlı. kütüğün tekiysen "leyla" nın sana sırılsıklam aşık olması, acuzenin tekiysen "kerem" in senin için dağları delmesi anlamsızdır. ayrıca hayata dair binbir türlü mutsuzluğu ve tatminsizliği pansumanlıyacak bir ilaç da değildir aşk ve aşık.günlük, gelgeç ilişkilerin adını "aşk koyuyor artık modern insan.
çoğumuz gündelik hayattaki tempo,şans ve benzeri sebeplerden dolayı asıl beklentilerimiz doğrultusundaki insanlarla çok sık beraber olamıyoruz. olsak dahi donanımlarımız beklentilerimizi taşıyan insanlara yetmiyor o zaman da. güzelliğin,hoşluğun,bilginin, her şeyin ama her şeyin paraya endekslendiği çevrilebildiği bir hayatın içinde umutsuzca paha biçilmez ama paraya da çevrilmez duygular arıyoruz. iyi adam ya da şefkatli bir kadın olmak artık bu dünyada bir "zaaf" hepimiz farketmesek de, kabullenmesek de vicdanlarımızın bir kısmını kaybettik. kollarımızı açtığımız kadını veya adamı hep bir gözümüz açık seviyoruz. haklıyız da artık yanında kendimizi güvende hissedebileceğimiz kimse kalmadı çünkü biz de çok güvenilir değiliz.
kötülük gördükçe iletişim biçimlerimiz gitgide paranoyaklaşıyor. bir önceki sevgiliden,eşten ne düzeyde muammele gördüysek, bir sonrakine çok daha kuşku ve bazen acımasızlıkla yaklaşıyoruz. bu koşullar altında "aşk" yaşanabilir mi ya da yaşanan şeye "aşk" demek mümkün mü ?
üstelik tamamen ortalama ve fastfood bir beğeni ile donandık hepimiz. ticari trendlerin yoğurduğu , satın alınabilir,edinilmiş güzellikler ve standart cazibeler tetikliyor algımızı. üst - baş,parfüm,giysiler. ne kadar farklı olduğumuza inansak da bulunduğumuz toplumsal katman içinde standardız. farkı sağlayacak tek şey kafanın içindekiler ve "sevme" kapasitesi. ama bunları da algılayacak sağduyuyu kaybettik bu parlak ekranların karşısında,televizyonlarda bizden başka herkesi,herşeyi anlatan dizilerin karşısında ... artık leylalar , menunlar alış veriş merkezlerindei sokaklarda birbirlerinin yanından farketmeden gelip geçiyorlar.biri yalnız , diğerinin kolunda hiç olmayacak bir kadın ya da erkek. üstelik bu herif bu kızı nerden bulmuş ya da şu hatunun yanındaki adama bak olmuş mu hiç ? dediğimiz zamanlarda ayıpladığımız büyük olasılıkla bize benzeyen ve içten içe mağdur olan taraf oluyor. o ayı kılıklı herif kendisine hiç sevgisi olmayan bir kadın için takla atıyor, o süprüntü karı beğendiğini sandığın herifin bin türlü kahrını çekiyor .....
devam edecek ...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar