bugün
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı52
- milli maçı izlemeyen erkek17
- migros'ta şarap seçen yalnız ve hüzünlü kadınlar4
- yahudilerin bu kadar zengin olmasının nedeni8
- özel okulların dolup taştığı kriz ülkesi4
- avustralya6
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak15
- 19 haziran 2026 paraguay türkiye maçı2
- bir kızı doyurmak6
- muşlettin geldi topu aldı vurdu goooooolll8
- kadınlar neyden hoşlanır8
- türkiye nufusunun 3 ayda 104 530 kişi artması2
- türkiye13
- avustralya 0 türkiye 75
- evde cam silerken gelen bütün camları kırma isteği2
- kerkük türküleri2
- byd türkiye fabrikasını askıya aldı2
- futbol6
- kemalizm3
- tanrıyı görmek için 12 yıldır oturmayan adam5
- avustralyalıların iri yarı olması5
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi2
- yunan adalarına gitmek2
- kızımız olacaktı2
- vincenzo montella6
- uzun zamandır aktif olmayan birinci nesil yazarlık4
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı20
- arda güler6
- abd iranın anlaş ama ması 14 haziran 20263
- nestory irankunda3
- türkiye'nin avustralya'ya 2 0 yenilmesi3
- ruh eşin nerede3
- çaylak yazarlara temiz iç çamaşırı götürme timi2
- çok fena boşladım3
- 14 haziran 2026 brezilya fas maçı2
- avustralya milli futbol takımı4
- zall yüzünden gol yememiz5
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi18
- su molası4
- aylık 346 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- futbol maçı izleyen sözlük kızı4
- en iyi antidepresan18
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı9
- chp'nin hali ne olacak58
- uludağ sözlük burada zall nerede4
- özşen madencilik işçilerinin direnişi11
- migros anal market2
- milli takım gruptan çıksın soyunurum3
- devşirme türk2
- new york knicks3
tanım : cemaat abileriyle halı saha maçına gitmektir.
lise birinci sınıfa gidiyordum. hemen hemen her semtte bulunan güzide abiler (!) her çalışkan öğrenciyi takibe aldıkları gibi beni de almışlardı. abilere giden arkadaşlarım devamlı bana abileri
övüyorlar, beni can alıcı noktam olan futbol konusundan ikna etmeye çalışıyorlardı. neyse günlerden bir gün arkadaşlar bu akşam halı saha maçına gideceğiz sen de gelsene dediler. futbol deyince benim
için akan sular dururdu. hadi bir kez gideyim bari dedim. akşam oldu. okul çıkışında beraber abilere gittik. kapıyı deneyimli olan arkadaş açtı. ve selamün aleyküm e rahmetullahü ve berakatü...
şeklinde uzayıp giden bir selam kısaca allah ın selamı üzerine olsun anlamındaki sözü söyledi. abi ise kapıda neredeyse hatim indirecekti.
ben bir şey anlamadım tabii. abilerden şaçı öne yatık gözlüklü ve kumaş pantolon giymiş olanı * "sen callofcusun galiba?" dedi. evet dedim. hoşgeldin dedi. içeriye
geçtik.
akşam yemeği yapmışlardı. ikram ettiler. adı da maklubeymiş. abiler arasında meşhurmuş. göze pek güzel gelmiyordu ama birazcık alayım derken yemeğin içine düşmüştüm. yemek bitti belki de abilerin en
iyi yanıydı. yemekten sonra namazlar kılındı, uzunca bir dua yapıldı. sıkılmıştım çünkü ne dediklerini anlamıyordum. sonrasında halı sahaya gitmek üzere evden çıktık. 14 kişiydik. bunlardan ikisi
abi 12 kişisi ise öğrencilerdi.
takımlar kuruldu. halı sahaya girildi. ben futbolu iyi oynuyordum. maçın başlarında adı kobat olan azeri bir abi çok net pozisyonlarda saçma sapan vuruşlar yapıyordu. ben de abiye takılmadan kendimi
alamıyordum. abiyi boş bırakın, bırakın gol atsın diye dalga geçiyordum. abi biraz alındı gibi gelmişti bana. sonrasında golleri leblebi gibi atmaya başladım. o zamanlar okul takımında oynuyordum.
karşı takımdaki kobat abi iyice sinirlenmişti. dört beş fark attık. arada kobat abi bir penaltı kaçırdı. yine benim dalgalarıma maruz kaldı. afedersiniz ama kobat abi de tam bir kazmaydı. şu anki
mustafa sarpın aynısıydı.
en sonunda kaçırdığı bir gol için kazma deyince abi çığrından çıktı. "sanki siz çok iyisiniz" derken beni kastediyordu. ben gülmeye devam edince "bu kadar iyiseniz öss de türkiye birincisi ol" gibi
saçma bir cümle kurdu ki o an abiler gözümde bitmişti. ne alakaydı anlamamıştım benim için futbol bir eğlenceydi ve maç içinde olanlar sahada kalırdı. kazmalığına bahane arıyordu. bağıra çağıra
halı sahayı terketti. sonrası daha ilginç ilk yarım saat yeni bitmişti sürenin ve diğer abiyle sahadan çıkarak sahayı kapattırmışlardı. üstüne bütün parayı da biz ödedik. abiler tam anlamıyla halı
saha maçının içine sıçmışlardı.
"lan bu abi dedikleri bu mu?", diye sordum abileri öven arkadaşlara. cevap alamadım mahcup olmuşlardı.
bir daha da abilere gitmedim. bilmiyorum başka abiler de böyle mantıksız ve sığ görüşlü mü ama sırf o maklubeden yemek için abilere gidilmesi gerekir. ama kendinizi fazla kaptırmayın. maklubeyi
yeyin ve uzaklaşın oradan.
düzeltme: her insanın olmasa bile ankarada yaşayan öğrencilerin büyük bir kımının şakirtlerle olan bir diyaloğu vardır.
lise birinci sınıfa gidiyordum. hemen hemen her semtte bulunan güzide abiler (!) her çalışkan öğrenciyi takibe aldıkları gibi beni de almışlardı. abilere giden arkadaşlarım devamlı bana abileri
övüyorlar, beni can alıcı noktam olan futbol konusundan ikna etmeye çalışıyorlardı. neyse günlerden bir gün arkadaşlar bu akşam halı saha maçına gideceğiz sen de gelsene dediler. futbol deyince benim
için akan sular dururdu. hadi bir kez gideyim bari dedim. akşam oldu. okul çıkışında beraber abilere gittik. kapıyı deneyimli olan arkadaş açtı. ve selamün aleyküm e rahmetullahü ve berakatü...
şeklinde uzayıp giden bir selam kısaca allah ın selamı üzerine olsun anlamındaki sözü söyledi. abi ise kapıda neredeyse hatim indirecekti.
ben bir şey anlamadım tabii. abilerden şaçı öne yatık gözlüklü ve kumaş pantolon giymiş olanı * "sen callofcusun galiba?" dedi. evet dedim. hoşgeldin dedi. içeriye
geçtik.
akşam yemeği yapmışlardı. ikram ettiler. adı da maklubeymiş. abiler arasında meşhurmuş. göze pek güzel gelmiyordu ama birazcık alayım derken yemeğin içine düşmüştüm. yemek bitti belki de abilerin en
iyi yanıydı. yemekten sonra namazlar kılındı, uzunca bir dua yapıldı. sıkılmıştım çünkü ne dediklerini anlamıyordum. sonrasında halı sahaya gitmek üzere evden çıktık. 14 kişiydik. bunlardan ikisi
abi 12 kişisi ise öğrencilerdi.
takımlar kuruldu. halı sahaya girildi. ben futbolu iyi oynuyordum. maçın başlarında adı kobat olan azeri bir abi çok net pozisyonlarda saçma sapan vuruşlar yapıyordu. ben de abiye takılmadan kendimi
alamıyordum. abiyi boş bırakın, bırakın gol atsın diye dalga geçiyordum. abi biraz alındı gibi gelmişti bana. sonrasında golleri leblebi gibi atmaya başladım. o zamanlar okul takımında oynuyordum.
karşı takımdaki kobat abi iyice sinirlenmişti. dört beş fark attık. arada kobat abi bir penaltı kaçırdı. yine benim dalgalarıma maruz kaldı. afedersiniz ama kobat abi de tam bir kazmaydı. şu anki
mustafa sarpın aynısıydı.
en sonunda kaçırdığı bir gol için kazma deyince abi çığrından çıktı. "sanki siz çok iyisiniz" derken beni kastediyordu. ben gülmeye devam edince "bu kadar iyiseniz öss de türkiye birincisi ol" gibi
saçma bir cümle kurdu ki o an abiler gözümde bitmişti. ne alakaydı anlamamıştım benim için futbol bir eğlenceydi ve maç içinde olanlar sahada kalırdı. kazmalığına bahane arıyordu. bağıra çağıra
halı sahayı terketti. sonrası daha ilginç ilk yarım saat yeni bitmişti sürenin ve diğer abiyle sahadan çıkarak sahayı kapattırmışlardı. üstüne bütün parayı da biz ödedik. abiler tam anlamıyla halı
saha maçının içine sıçmışlardı.
"lan bu abi dedikleri bu mu?", diye sordum abileri öven arkadaşlara. cevap alamadım mahcup olmuşlardı.
bir daha da abilere gitmedim. bilmiyorum başka abiler de böyle mantıksız ve sığ görüşlü mü ama sırf o maklubeden yemek için abilere gidilmesi gerekir. ama kendinizi fazla kaptırmayın. maklubeyi
yeyin ve uzaklaşın oradan.
düzeltme: her insanın olmasa bile ankarada yaşayan öğrencilerin büyük bir kımının şakirtlerle olan bir diyaloğu vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar