bugün
- sözlük kızlarının kekleri13
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek8
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak7
- ölümden korkuyor musunuz17
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- yesene beni diyen kız5
- akçe2
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- sözlük yazarları istanbul'un fethine katilsalardi3
- matrix te yaşadığımız gerçeği8
- ghost rider4
- benim babamın siki kutu kola gibidir5
- sudekiray2
- yahudi düşmanlığı4
- sözlükte ne değişti6
- illüminati ve grup sex ayinleri2
- zalbert ramstein8
- ben basit bir insanım5
- amerikan küfürleri3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı5
- intihar düşüncesi6
- uludağ itiraf18
- cumartesi kahvaltısı5
- sözlüğe resim yüklenememesi3
- flört etmeyen liberter öğretmen4
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller4
- aşk6
- tulumba tatlısı6
- keki haddinden fazla kabaran kadın2
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- vombatların kakasının küp şeklinde olması2
- evliliği zorlaştırmak3
- queen feristah15
- hava su ateş toprak3
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- anneanne3
- insan olmaya ceyrek kala11
- bir bela geliyor28
- hafızayı sildirmek7
- fusya semsiyeli yabanci20
- idealizm vs materyalizm2
- gocu39
- bir kadından hoşlanmak4
- at eti yiyen gay2
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- işiniz gücünüz yok mu11
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- bugün ne oldu6
- iki yapay zekanın sohbeti2
4. albümü goodbye lullaby 8 mart 2011 tarihinde çıkacak ama dün itibariyle nete sızınca 12 gün önceden albüme ulaşmak zor olmadı. elbet bu övünülecek bir şey değil ama 12 gün evvelden düşünce malum ortamlara merakına yenik düşebiliyor insan. albümü baştan sona her şarkıyı en az 3 kere dinleyecek şekilde bir denedim ve her şarkı için, biraz da genel olarak albüm için yorumlarımı belirtmek istiyorum. ama önce genel bir avril yorumu yapayım.
avril lavigne özellikle genelde sevimsiz ergen kitlesi sağolsun, her geçen gün antipatik gelmeye başlayan bir müzisyen. ben severim kendisini ama kara kaşı, kara gözü için değil derler ya işte o hesap. sarı kaşı sarı saçı içinde değil. elbette güzel bir bayan ama sırf güzel diye bir insanı çıktığı günden bu yana neden dinleyip durayım. kulağıma yazık. çok mu sansasyonel bir sesi var? hayır yok ama çıktığı günden beri en sevdiğim yanı kendi tarzını yaratmış olmasıydı. ve olgunlaştıkça, büyüdükçe o çılgın kız gidip yerine olgun bir bayan geldi gibi. görünümü, sansasyonel olayları, tarzı, demeçleri falan bir yana ilk albümden beri hep güzel şarkılar üretti, belli bir tarzı yok bu kesin, her albümde başka bir yöne gitti. ama ilk 3 albümde genelde çılgın ve hayata meydan okuyan çatlak bir kız imajı vardı. ve genelde hareketli şarkılarla gündem olmuştu ama bildiğim kadarıyla daha meşhur olmadan önce altyapı eğitimi country tarzındaydı. ve slow şarkılara sesi çok daha iyi gidiyordu aslında, hatırlayın; nobody's home, i'm with you, naked, innocence, when you're gone, tomorrow hatta don't tell me gibi şarkılarında bu özelliğini göstermişti. biliyorum bu fasıl çok uzadı ama anlatmak istediğim şu salak ergen kitle popüler olan bir şey gördümü bokunu çıkartasıya dek onu sömürüyor ve insanlara o şey antipatik gelmeye başlıyor bu yüzden. ve avril'da bu yüzden antipatik oldu ama tabii kendisinin de bunda hataları vardır elbet. ama müzik yeteneği yok demek saçmalık olur, babasının hayrına bu kadar grammy dahil onlarca ödül vermezler kimseye ki ilk çıktığından bu yana da bu kadar albüm satamazdı, yaptığı şarkılarda saçma ve kötü olanlar var elbet ama genelde başarılı işler yapmıştı. neyse gerçekten uzadı geleyim esas konuya. ilk 2 albüm genelde hareketli ve sert ve asi tavırlar işliyor gibiyken, 3. albümde bildiğin popa kaydı tamamen tarzı. yine de 3. albümde çok iyi şarkılar vardı ki bunları biliyor herkes.
ve derken 4. albüm geldi erkenden. görünen şu ki; tarz yine tamamen değişmiş. what the hell şarkısının bu albümün çıkış parçası olması o kadar abuk olmuş ki, çünkü albüm tamamen slow, akustik ağırlıklı olmuş. insanı dinlendiren, huzur veren müzikler ve yorumlarla dolu. çoğu sözü de kendisi yazmış eski gitaristi evan taubenfeld ile beraber. anladığım kadarıyla söz yazımı konusunda kendisini daha bir geliştirmiş bu geçen sürede. albümde sesini çok iyi kullanmış ve dediğim gibi slow şarkılara daha uygun olan bir sese sahip kendisi, bu yüzden sesinin güzelliği daha önceki albümlere göre daha ön plana çıkmış. ama her şeyden öte müzikler beklemediğim kadar sağlam olmuş. what the hell'de güzel şarkı ama çıkış parçası olarak onu görünce çok fazla beklenti içine girmemiştim albümden, derken neredeyse full akustik, slow bir albüm dinleyince, şarkılara ve müziklere çok iyi uyan sesini görünce şaşırdım. genel yorumumu burda bitirirken, demek istediğim; beklediğimden çok daha iyi bir albüm olmuş. önyargı ile yaklaşanlar varsa en azından remember when şarkısını 1 kere dinlesinler derim, fikirleri değişecektir eminim.
şöyle bir genel bir şarkı yorumunu yaparsak;
what the hell; çıkış parçası seçilmesi tamamen plak şirketinin saçmalığı, satış stratejisi gibi duruyor. çünkü albümün belki de tek hareketli şarkısı. herkes dinlemiştir zaten artık, dinledikçe güzelleşen eğlenceli bir şarkı.
alice; geçen sene çıkan filme ait şarkının uzun versiyonu. bunu da herkes dinledi zaten. karanlık bir şarkı.
4 real; albümün dikkat çekici şarkılarından. hoş bir slow olmuş. özellikle nakaratı dile dolanıyor anında. tavsiye edebileceğim şarkılardan.
remember when; şu ana kadar albümde en çok dinlediğim şarkı bu sanırım. girişiyle ben iyi şarkıyım diyor zaten. albümün bana göre en etkileyici şarkısı bu olmuş ilk izlenime göre. ikinci bir when you're gone etkisi yaratıyor dinledikçe, özellikle sonlara doğru kopuyor tamamen.
darlin; slowlardan birisi daha. çok iyi değil ama fena da sayılmaz. dinlenilebilir.
everybody hurts; albümün yine iddaalı şarkılarından birisi. büyük ihtimalle klip gelecek şarkılardan birisi bu olabilir.
goodbye; albümün en slow şarkılarından birisi bu. müziğiyle dikkat çekiyor. hoş.
i love you; adına bakılınca daha aşk kokan bir şarkı bekliyor insan ama biraz daha hareketli beklenene göre. nakaratı güzel yine.
not enough; en değişkenlik gösteren şarkı belkide bu. bazı yerleri slow daha sonra oldukça hızlanan bir şarkı olmuş.
push; yanlış anlamadıysam arada giren sesi, evan taubenfeld ile düet gibi bir şey olmuş. diğer şarkılara göre biraz sönük gibi geldi, son 1 dakikada güzelleşiyor sanki.
smile; albümün en hareketli ve sert sayılabilecek şarkısı belkide. çok sert değil ama albüme göre sert yani.
stop standing there; albümün yine en güzel şarkılarından birisi olmuş. dinledikçe dinleten cinsten bir şarkı.
wish you were here; remember when ile albümün en iyi şarkısı benim ilk izlenimime göre. nakaratı özellikle çok güzel olmuş. müzik ve yorum açısından da oldukça beğendim. klip gelebilecek şarkılardan birisi.
black star; albümün en kısa ve en iyilerinden. kendi parfümünün adı zaten bu ve ona ithafen yazılmış sanırım. hoş ve kısa.
oldukça uzun oldu ama genel olarak dinleyebildiğim albümleri yorumlamaya çalışıyorum zamanım oldukça. avril'ı çıktığı günden bu yana zevkle dinleyen ve seven birisiyim. güzel bir albüm olmuş, sesine çok iyi giden genelde slow şarkılarla dolu, güzel vakit geçirten bir albüm. yani sesini ve yorum yeteneğini bu albümde çok daha ön plana çıkarmış. önyargılardan kurtularak bir deneyin derim. beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez elbet ama benim yorumlarım bunlar. en azından albümü almayı düşünenlere bir fikir vermesi için uzunca yorumladım. sıkılmadan okuyanlara da teşekkürler.
avril lavigne özellikle genelde sevimsiz ergen kitlesi sağolsun, her geçen gün antipatik gelmeye başlayan bir müzisyen. ben severim kendisini ama kara kaşı, kara gözü için değil derler ya işte o hesap. sarı kaşı sarı saçı içinde değil. elbette güzel bir bayan ama sırf güzel diye bir insanı çıktığı günden bu yana neden dinleyip durayım. kulağıma yazık. çok mu sansasyonel bir sesi var? hayır yok ama çıktığı günden beri en sevdiğim yanı kendi tarzını yaratmış olmasıydı. ve olgunlaştıkça, büyüdükçe o çılgın kız gidip yerine olgun bir bayan geldi gibi. görünümü, sansasyonel olayları, tarzı, demeçleri falan bir yana ilk albümden beri hep güzel şarkılar üretti, belli bir tarzı yok bu kesin, her albümde başka bir yöne gitti. ama ilk 3 albümde genelde çılgın ve hayata meydan okuyan çatlak bir kız imajı vardı. ve genelde hareketli şarkılarla gündem olmuştu ama bildiğim kadarıyla daha meşhur olmadan önce altyapı eğitimi country tarzındaydı. ve slow şarkılara sesi çok daha iyi gidiyordu aslında, hatırlayın; nobody's home, i'm with you, naked, innocence, when you're gone, tomorrow hatta don't tell me gibi şarkılarında bu özelliğini göstermişti. biliyorum bu fasıl çok uzadı ama anlatmak istediğim şu salak ergen kitle popüler olan bir şey gördümü bokunu çıkartasıya dek onu sömürüyor ve insanlara o şey antipatik gelmeye başlıyor bu yüzden. ve avril'da bu yüzden antipatik oldu ama tabii kendisinin de bunda hataları vardır elbet. ama müzik yeteneği yok demek saçmalık olur, babasının hayrına bu kadar grammy dahil onlarca ödül vermezler kimseye ki ilk çıktığından bu yana da bu kadar albüm satamazdı, yaptığı şarkılarda saçma ve kötü olanlar var elbet ama genelde başarılı işler yapmıştı. neyse gerçekten uzadı geleyim esas konuya. ilk 2 albüm genelde hareketli ve sert ve asi tavırlar işliyor gibiyken, 3. albümde bildiğin popa kaydı tamamen tarzı. yine de 3. albümde çok iyi şarkılar vardı ki bunları biliyor herkes.
ve derken 4. albüm geldi erkenden. görünen şu ki; tarz yine tamamen değişmiş. what the hell şarkısının bu albümün çıkış parçası olması o kadar abuk olmuş ki, çünkü albüm tamamen slow, akustik ağırlıklı olmuş. insanı dinlendiren, huzur veren müzikler ve yorumlarla dolu. çoğu sözü de kendisi yazmış eski gitaristi evan taubenfeld ile beraber. anladığım kadarıyla söz yazımı konusunda kendisini daha bir geliştirmiş bu geçen sürede. albümde sesini çok iyi kullanmış ve dediğim gibi slow şarkılara daha uygun olan bir sese sahip kendisi, bu yüzden sesinin güzelliği daha önceki albümlere göre daha ön plana çıkmış. ama her şeyden öte müzikler beklemediğim kadar sağlam olmuş. what the hell'de güzel şarkı ama çıkış parçası olarak onu görünce çok fazla beklenti içine girmemiştim albümden, derken neredeyse full akustik, slow bir albüm dinleyince, şarkılara ve müziklere çok iyi uyan sesini görünce şaşırdım. genel yorumumu burda bitirirken, demek istediğim; beklediğimden çok daha iyi bir albüm olmuş. önyargı ile yaklaşanlar varsa en azından remember when şarkısını 1 kere dinlesinler derim, fikirleri değişecektir eminim.
şöyle bir genel bir şarkı yorumunu yaparsak;
what the hell; çıkış parçası seçilmesi tamamen plak şirketinin saçmalığı, satış stratejisi gibi duruyor. çünkü albümün belki de tek hareketli şarkısı. herkes dinlemiştir zaten artık, dinledikçe güzelleşen eğlenceli bir şarkı.
alice; geçen sene çıkan filme ait şarkının uzun versiyonu. bunu da herkes dinledi zaten. karanlık bir şarkı.
4 real; albümün dikkat çekici şarkılarından. hoş bir slow olmuş. özellikle nakaratı dile dolanıyor anında. tavsiye edebileceğim şarkılardan.
remember when; şu ana kadar albümde en çok dinlediğim şarkı bu sanırım. girişiyle ben iyi şarkıyım diyor zaten. albümün bana göre en etkileyici şarkısı bu olmuş ilk izlenime göre. ikinci bir when you're gone etkisi yaratıyor dinledikçe, özellikle sonlara doğru kopuyor tamamen.
darlin; slowlardan birisi daha. çok iyi değil ama fena da sayılmaz. dinlenilebilir.
everybody hurts; albümün yine iddaalı şarkılarından birisi. büyük ihtimalle klip gelecek şarkılardan birisi bu olabilir.
goodbye; albümün en slow şarkılarından birisi bu. müziğiyle dikkat çekiyor. hoş.
i love you; adına bakılınca daha aşk kokan bir şarkı bekliyor insan ama biraz daha hareketli beklenene göre. nakaratı güzel yine.
not enough; en değişkenlik gösteren şarkı belkide bu. bazı yerleri slow daha sonra oldukça hızlanan bir şarkı olmuş.
push; yanlış anlamadıysam arada giren sesi, evan taubenfeld ile düet gibi bir şey olmuş. diğer şarkılara göre biraz sönük gibi geldi, son 1 dakikada güzelleşiyor sanki.
smile; albümün en hareketli ve sert sayılabilecek şarkısı belkide. çok sert değil ama albüme göre sert yani.
stop standing there; albümün yine en güzel şarkılarından birisi olmuş. dinledikçe dinleten cinsten bir şarkı.
wish you were here; remember when ile albümün en iyi şarkısı benim ilk izlenimime göre. nakaratı özellikle çok güzel olmuş. müzik ve yorum açısından da oldukça beğendim. klip gelebilecek şarkılardan birisi.
black star; albümün en kısa ve en iyilerinden. kendi parfümünün adı zaten bu ve ona ithafen yazılmış sanırım. hoş ve kısa.
oldukça uzun oldu ama genel olarak dinleyebildiğim albümleri yorumlamaya çalışıyorum zamanım oldukça. avril'ı çıktığı günden bu yana zevkle dinleyen ve seven birisiyim. güzel bir albüm olmuş, sesine çok iyi giden genelde slow şarkılarla dolu, güzel vakit geçirten bir albüm. yani sesini ve yorum yeteneğini bu albümde çok daha ön plana çıkarmış. önyargılardan kurtularak bir deneyin derim. beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez elbet ama benim yorumlarım bunlar. en azından albümü almayı düşünenlere bir fikir vermesi için uzunca yorumladım. sıkılmadan okuyanlara da teşekkürler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar