bugün
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler8
- zallın fake hesabı var mı8
- gocu26
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek4
- ben geldim naneler5
- kürtçü şımarıklığı3
- oralı olmayan yazarlar3
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi8
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- erkeklerin annelerini aramadan duramamaları5
- allah nasıl hep var olmuştur3
- ilk buluşmaya karnı aç gelen kezo4
- mor semsiyeli yabanci21
- clydeless bonnie5
- doğu bizim batı hepimizin2
- anın görüntüsü20
- 90lara damga vuran türk dizileri3
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi2
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba6
- tayyip ölünce başa kim geçecek sorunsalı2
- yapay zeka moderatörle kavga etmek2
- silivri belediyesi ne operasyon5
- içki içtikten sonra yeterince su içmeden uyumak3
- siz hepiniz biz türkiye marşı3
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- muharrem ince haklıydı3
- kinci bir insan olmak4
- otokar kent xl2
- chp'nin hali ne olacak49
- vatan hainleri3
- değer bilmeyene yapılması gereken4
- meksika5
- afrika'ya kurban bağışı furyası5
- savaşta haklı olmak yetmez yenen haklıdır4
- özşen madencilik işçilerinin direnişi5
- araba yerine bisikletle çıkmak3
- kavga çıkarmaya çalışan partner3
- donuzlanan bayan yuzırlar2
- atmasyon eğlenceli şarkı söylüyoruz2
- sözlük kalitesinin düşmesi4
- kızların erkeklere göre daha güzel kokması3
- türkiye12
- sigara içen kızla öpüşülür mü14
- yusuf güney dinleyen insan2
- shakira nın taş gibi hatun olması3
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler17
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- 40 yaşında bekar kadın5
insanı şizofren yapan bişi..buna rağmen en iyi hafıza güçlendirici..
ben ne zaman eve gelsem okul tatillerinde , her yere kocaman dilate olmuş pörtlek gözlerle bakıyorum.. bazen salon aynasında kendimi görüyorum , sanırsın ki böcek inceliyorum.. öyle bi pür dikkat.. salonun parkelerinden hangilerinin ayrık olduğu , mutfaktaki fayansların hangilerinin üzerinde yeşil ot deseni olduğunu , odamdaki kütüphanedeki kitapların dizilimini.. banyodaki sabundan meyvelerin duruşlarını..
fakat yanlış anlaşılmasın bu müthiş hafızam sadece cansız nesnelere karşı.. beyin kıvrımlarım o kadarına mı yetiyo nedir artık bilemem.. çünkü insan yüzleri adları meslekleri okudukları bölüm ve hatta eşleri gibi detayları (!) asla hatırlayamıyorum..sırf bu yüzden 65 yaşındaki apartman yöneticisinin eşine aidatı verirken çok seferler "canım teyzecim" dediğim olmuştur..
misal burda bıraktığım arkadaşlarımı ya da sevdiğim kişileri de cansız nesnelerle hatırlıyorum.. örneğin bi isim benim için artık hareket eden bi canlıdan ziyade , cansız bi nesneyi hatırlatıyo..
x deyince aklıma hep koyu pembe tonlarda bi fular geliyo , y deyince boyunda sallanan küçük gümüş bi kolye ucu , anne deyince pamuklu pijamalar , kardeş deyince hello kittyli kalemkutu , baba deyince kablo bandı , çocukluk aşkım bile aklıma bi apartman olarak geliyo..
bi orda bi burda olmak , her lafın başında "ama ben gidicem yakındA" iLiŞTiRMEK.. misal geçen senenin başında okulla ilgili bi kitap ararken bi kitapçıda çok tatlı bi çocukla tanıştım ben de şu hastanede çalışıyorum hemen üstte dedi ,ama kendime ait hattım yok bulamazsın beni ordan cep telefonumu veriyim dedi sırıttı filan bi anda aklıma geldi ki ben bi hafta sonra gidiyorum.. şimdi o bi haftada kim tanışcak da sevgili olacak da ooo , tabii bön bön baktım yüzüne sanki anlamıyorum gibi.. çocuk da 5 dakika önce gülen bu kadına noldu da böle malaklaştı diye düşündüğünden kitabını aldı çıktı gitti.. belli bi süre sonra tabii bu "bi haftada ne olcak ki lan" düşüncesi , "bi ayda nolcak ki lan"a kadar uzar..
bi de tabii özlemek denen düşmana karşı kullanılan taktikler var ona karşı yenilmemek adına.. her sevdiğin anın fotoğrafını çekmek , öyle ki evde gizlice tuvaletteyken filan tartının üstüne makinamı koyup resmimi çekiyorum ki unutmuyim diye.. biri görse artık ne düşünür bilemiyorum.. sonra yetmiyo o resimleri , öğrenci evimdeki tuvalete asıyorum.. fotoğraflar yetmeyince , insanlardan gizlice bişiler aşırma faslı başlar.. en yakın arkadaşın fuları , sevgiliyle gidilen sinemanın önünde mendil satan çocuktan alınan selpak , yer yer utanmayıp sümkürülen mendili cepe atıvermek , annenin 4-5 atletini aşırmak "nerde yahu bunlar" diye sorunca kardeşi göstermek , kardeşin bütün küçüklük kıyafetlerini bi torbaya koyup gizlice eve götürmek , kokuları gitmesin diye özel vakumlu torbalar almak , sorana "muhtara verdim dağıtsın diye demek" gibi aslında ilk okuyuşta salakça gelen ama yaşayanın ne kadar üzücü olduğunu bildiği küçük minik taktikler..
bu taktiklerden ikincisi de , iyice totemlere inanmak.. misal bi vedalaşmayı uzun tutarsan , o kadar süre göremiceksin o insanı gbi bi düşüncem var benim.. o yüzden annemlerle bile çok sarılmam.. çat diye pass kontrole girerim arkamı da nadir dönerim.. arkadaşlara da gidiceğim günü söylemem..cuma günü çok sevdiğim birinden vedalaşmam gerekti dakikaları saydım sarılmasına izin vermedim sonra minibüse binerken sarılmamış olmanın pişmanlığıyla ağladım.. ama kurallar gereği işte çok uzun vedalaşmamam lazım..
bunun gibi bi dolu saçma şey.. o kadar saçma ki.. kafanda sürekli biriyle konuşup notlar almak.. en son dayanamayıp bulutların resmini çektim anlatırken görsel olarak da destekleyeyim diye.. "sen de olsaydın keşke " cümlesinin kutsal olması , bismillah çekmek gibi sürekli "özledim :( " demek , demezsen sanki onlar sana küsermiş ya da daha fenası unuturlarmış seni gibi hissetmek..
artık ayrılığıa tahammülü kalmadığı için insan herşeyi eşleştirmeye de başlıyo.. deliliğin son noktAsı ! bu akşam hamsileri ayıklarken , sonda kalan minik hamsilerin kılçıklarını ve bağırsaklarını çıkardıktan sonra diğer 2 birbirine yapıştırılmış temizlenmiş hamsilerin içine koydum onlardan aklımca bi aile yaptım.. ayrı çorap görünce de ya da terlik hiç dayanamam hemen birbirlernin içine sokarım.. kaç kere annem , kızım niye bunları kedi kuyruğu gibi bağlıyosun diye azarlamıştır.. bazen masada tek kalem görünce bile hemen dayanamayıp bi tane daha kalem koyuyorum yanıma ki yalnız kalmasınlar diye..
ehehe işte bunların hepsini yaptıran şey özlemek.. ben günün birinde cidden delirirsem , hafızam yaratık hafızası gibi olursa , eşimin dostumun adlarını unutup kol saatlerinden ya da kemerlerinden tanırsam , herşeyden ikişer ikişer alırsam hep özlemenin suçu..
amma da manyaklaşmışım bu entryi yazarken bunu farkettim.. ama özlemek tek yönden iyidir.. her geçen anın kıymetini iyi bilirsiniz.. misal başkaları kalkıp, 2 saatlik yola girmez aile ziyaretlerinde üşenir.. amaaan trafiğe kim giricek der ? siz girersiniz.. eve arkadaşlar çağırılmaz ki ev kirlenmesin yemek içmek faslı yormasın , siz dışarda rahat konuşulamaz rahat sarılınamaz diye bütün temizlik yemek içmeyi üstünüze alıp , evi üs olarak kullanırsınız.. kimse msn skayp varken telefonla uğraşmaz , siz sırf skaypta ses garip geliyo diye herkesi ararsınız.. telefonunuz çaldı mı hele bi de başında +090 varsa mutluluktan uçarak telefonu açarsınız , sizi her kim aradıysa aradığı için memnun olur..şayet bi gün cesaret edip , biriyle o kısacık arada bile ilişkiye başlarsanız kesin feci çok pis aşık olmuşsunuzdur.. artık oturup ben bunu seviyorum mu diye düşünmelere gerek kalmaz.. insanların üzerinde ne kadar etki bırakmışsınız ya da bırakmamışsınız net görürsünüz.. kim sizi hala hatırlıyo ? kim geliş gidiş tarihlerinizi takip ediyo ? kim siz burdayken sizinle gerçekten görüşmek istiyo ? kimi kısıtlı zamanınızı harcayacak kadar çok seviyorsunuz ? kimi özlüyosunuz ? kimin yokluğunu bile fark etmediniz ? gözlem yeteneğiniz artar.. detayları fark edersiniz.. çok ağladığınız için cildiniz çok sağlıklı olur.. evet bunu ben uydurdum.. ama gözyaşının içinde o kadar ig A var bi işe yarıyodur elbet..
büdüt: aramızda psikiyatr var mı aceba ? kendisine bişi sorucam da..
ben ne zaman eve gelsem okul tatillerinde , her yere kocaman dilate olmuş pörtlek gözlerle bakıyorum.. bazen salon aynasında kendimi görüyorum , sanırsın ki böcek inceliyorum.. öyle bi pür dikkat.. salonun parkelerinden hangilerinin ayrık olduğu , mutfaktaki fayansların hangilerinin üzerinde yeşil ot deseni olduğunu , odamdaki kütüphanedeki kitapların dizilimini.. banyodaki sabundan meyvelerin duruşlarını..
fakat yanlış anlaşılmasın bu müthiş hafızam sadece cansız nesnelere karşı.. beyin kıvrımlarım o kadarına mı yetiyo nedir artık bilemem.. çünkü insan yüzleri adları meslekleri okudukları bölüm ve hatta eşleri gibi detayları (!) asla hatırlayamıyorum..sırf bu yüzden 65 yaşındaki apartman yöneticisinin eşine aidatı verirken çok seferler "canım teyzecim" dediğim olmuştur..
misal burda bıraktığım arkadaşlarımı ya da sevdiğim kişileri de cansız nesnelerle hatırlıyorum.. örneğin bi isim benim için artık hareket eden bi canlıdan ziyade , cansız bi nesneyi hatırlatıyo..
x deyince aklıma hep koyu pembe tonlarda bi fular geliyo , y deyince boyunda sallanan küçük gümüş bi kolye ucu , anne deyince pamuklu pijamalar , kardeş deyince hello kittyli kalemkutu , baba deyince kablo bandı , çocukluk aşkım bile aklıma bi apartman olarak geliyo..
bi orda bi burda olmak , her lafın başında "ama ben gidicem yakındA" iLiŞTiRMEK.. misal geçen senenin başında okulla ilgili bi kitap ararken bi kitapçıda çok tatlı bi çocukla tanıştım ben de şu hastanede çalışıyorum hemen üstte dedi ,ama kendime ait hattım yok bulamazsın beni ordan cep telefonumu veriyim dedi sırıttı filan bi anda aklıma geldi ki ben bi hafta sonra gidiyorum.. şimdi o bi haftada kim tanışcak da sevgili olacak da ooo , tabii bön bön baktım yüzüne sanki anlamıyorum gibi.. çocuk da 5 dakika önce gülen bu kadına noldu da böle malaklaştı diye düşündüğünden kitabını aldı çıktı gitti.. belli bi süre sonra tabii bu "bi haftada ne olcak ki lan" düşüncesi , "bi ayda nolcak ki lan"a kadar uzar..
bi de tabii özlemek denen düşmana karşı kullanılan taktikler var ona karşı yenilmemek adına.. her sevdiğin anın fotoğrafını çekmek , öyle ki evde gizlice tuvaletteyken filan tartının üstüne makinamı koyup resmimi çekiyorum ki unutmuyim diye.. biri görse artık ne düşünür bilemiyorum.. sonra yetmiyo o resimleri , öğrenci evimdeki tuvalete asıyorum.. fotoğraflar yetmeyince , insanlardan gizlice bişiler aşırma faslı başlar.. en yakın arkadaşın fuları , sevgiliyle gidilen sinemanın önünde mendil satan çocuktan alınan selpak , yer yer utanmayıp sümkürülen mendili cepe atıvermek , annenin 4-5 atletini aşırmak "nerde yahu bunlar" diye sorunca kardeşi göstermek , kardeşin bütün küçüklük kıyafetlerini bi torbaya koyup gizlice eve götürmek , kokuları gitmesin diye özel vakumlu torbalar almak , sorana "muhtara verdim dağıtsın diye demek" gibi aslında ilk okuyuşta salakça gelen ama yaşayanın ne kadar üzücü olduğunu bildiği küçük minik taktikler..
bu taktiklerden ikincisi de , iyice totemlere inanmak.. misal bi vedalaşmayı uzun tutarsan , o kadar süre göremiceksin o insanı gbi bi düşüncem var benim.. o yüzden annemlerle bile çok sarılmam.. çat diye pass kontrole girerim arkamı da nadir dönerim.. arkadaşlara da gidiceğim günü söylemem..cuma günü çok sevdiğim birinden vedalaşmam gerekti dakikaları saydım sarılmasına izin vermedim sonra minibüse binerken sarılmamış olmanın pişmanlığıyla ağladım.. ama kurallar gereği işte çok uzun vedalaşmamam lazım..
bunun gibi bi dolu saçma şey.. o kadar saçma ki.. kafanda sürekli biriyle konuşup notlar almak.. en son dayanamayıp bulutların resmini çektim anlatırken görsel olarak da destekleyeyim diye.. "sen de olsaydın keşke " cümlesinin kutsal olması , bismillah çekmek gibi sürekli "özledim :( " demek , demezsen sanki onlar sana küsermiş ya da daha fenası unuturlarmış seni gibi hissetmek..
artık ayrılığıa tahammülü kalmadığı için insan herşeyi eşleştirmeye de başlıyo.. deliliğin son noktAsı ! bu akşam hamsileri ayıklarken , sonda kalan minik hamsilerin kılçıklarını ve bağırsaklarını çıkardıktan sonra diğer 2 birbirine yapıştırılmış temizlenmiş hamsilerin içine koydum onlardan aklımca bi aile yaptım.. ayrı çorap görünce de ya da terlik hiç dayanamam hemen birbirlernin içine sokarım.. kaç kere annem , kızım niye bunları kedi kuyruğu gibi bağlıyosun diye azarlamıştır.. bazen masada tek kalem görünce bile hemen dayanamayıp bi tane daha kalem koyuyorum yanıma ki yalnız kalmasınlar diye..
ehehe işte bunların hepsini yaptıran şey özlemek.. ben günün birinde cidden delirirsem , hafızam yaratık hafızası gibi olursa , eşimin dostumun adlarını unutup kol saatlerinden ya da kemerlerinden tanırsam , herşeyden ikişer ikişer alırsam hep özlemenin suçu..
amma da manyaklaşmışım bu entryi yazarken bunu farkettim.. ama özlemek tek yönden iyidir.. her geçen anın kıymetini iyi bilirsiniz.. misal başkaları kalkıp, 2 saatlik yola girmez aile ziyaretlerinde üşenir.. amaaan trafiğe kim giricek der ? siz girersiniz.. eve arkadaşlar çağırılmaz ki ev kirlenmesin yemek içmek faslı yormasın , siz dışarda rahat konuşulamaz rahat sarılınamaz diye bütün temizlik yemek içmeyi üstünüze alıp , evi üs olarak kullanırsınız.. kimse msn skayp varken telefonla uğraşmaz , siz sırf skaypta ses garip geliyo diye herkesi ararsınız.. telefonunuz çaldı mı hele bi de başında +090 varsa mutluluktan uçarak telefonu açarsınız , sizi her kim aradıysa aradığı için memnun olur..şayet bi gün cesaret edip , biriyle o kısacık arada bile ilişkiye başlarsanız kesin feci çok pis aşık olmuşsunuzdur.. artık oturup ben bunu seviyorum mu diye düşünmelere gerek kalmaz.. insanların üzerinde ne kadar etki bırakmışsınız ya da bırakmamışsınız net görürsünüz.. kim sizi hala hatırlıyo ? kim geliş gidiş tarihlerinizi takip ediyo ? kim siz burdayken sizinle gerçekten görüşmek istiyo ? kimi kısıtlı zamanınızı harcayacak kadar çok seviyorsunuz ? kimi özlüyosunuz ? kimin yokluğunu bile fark etmediniz ? gözlem yeteneğiniz artar.. detayları fark edersiniz.. çok ağladığınız için cildiniz çok sağlıklı olur.. evet bunu ben uydurdum.. ama gözyaşının içinde o kadar ig A var bi işe yarıyodur elbet..
büdüt: aramızda psikiyatr var mı aceba ? kendisine bişi sorucam da..
güncel Önemli Başlıklar