bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı78
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam13
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu5
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması5
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- hamas denince akla gelenler5
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği7
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi5
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın4
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- tinto brass5
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- sobaları hazırlayın6
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- terapi niteliğindeki şeyler13
- gülşen in memeleri2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- müge anlı2
- mika kase3
- türklerin özellikleri5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- eoka'nın amacı2
- filistinli hamas'ın müslümana muamelesi2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- liverpool fc5
- mika raun vardı nerede şimdi2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- o 8 0 diyen biri vardı5
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- cumali ceber2
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- nervio43
- kediyi haşlanmış işkembeyle beslemek2
- erkeği erkeğe düşüren cinsten karı2
- ilhan irem dinleyen erkek2
- sandra bullock4
- möchtest du mit mir befreundet sein2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği12
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- kaşe2
- emre iptal kuyt ile devam2
- fenerbahçeli yazarlar8
- fil dişi bacak toz pembe ten kirpikler'na parmak2
- aşk10
- votka2
- iyi menemenin sırrı7
- arabada sakso4
kahraman tazeoğlunun seslendirdiği şiir.
Ölüme mahkum edilmiş bir aşktan bu yazılanlar... Gecenin yanağından, savrulmuş yağmurlardan ve toprak kokusundan...
müzik indir
Yaşama kafa tutarak geçiyorum gençliğimden. Parmak uçlarımda, tüm mahçupluğuyla kalemim ayrılığı kusuyor.
Ama ben seni susuyorum dilimin döndüğünce. Bütün anlamlarını çaldırıyor kelimeler, anlamsızlığımda.
Odama ayak bastığımda ilk önce ölüme mahkum edip kendimi, sonra siliyorum kendi kendimi, sayfa sayfa hayattan.
Sırf parmak uçları yanmış bir kağıttan ibaret değildir yazdıklarım. Bazen devrilmiş kentlerde konuşuyor şairin sustukları.
Bu kent senden uzakta ışıl ışıl kavrulmakta.
Yolunu sapıtmış kelimelerin peşine takılıp gidiyorum ben, ardımda sonsuz ayrılıklarla.
Artık aşka elveda... Belki yağmur ıslaklığı kalmadı saçlarımda. Ve hiçbir masum tutuşma yok avuçlarımda.
Şehrin ışıklarına emanet ettiğim sadece bakışlarım değildir. Bazı bazı bir ağlayıştır ilk sevdamdan kalma.
Afedersin ey aşk! Yalan olmasın ilk ve son... Kusursuz bir sevdayı sevemedim hiçbir zaman....
Ama ayrılığım mutlak kusursuz olmalıydı. Ve kusursuzdu da zaten. Ölümümün ardında hiçbir delil bırakmamıştım.
Hep keskin bir hüzün kokardı odam; sarhoş bir ayrılıktan çıkmış gibiydi.
Yıldızları gömmeye başladım sonra odama, ceset ceset. Geceye kurşun sıkışımdan korkardı annem.
Ben hep kıskanırdım ayın bakışlarını, gecemi çalıverir sanırdım.
Kaç kez rüzgarın peşine takılıp, terk etti beni yapraklarım. Yok savrulan ben olmalıydım, gecenin avuçlarında.
Ayrılığa sonuna kadar çakıp kaçtılar gövdemi.
Toprak kavruluyordu, yangınlar çıkartıyordu ayaklarım, bastığım topraklara.
Ayrılıktan bıkmıştım ben, en gerçeğine koşuyordum son sürat. Sonra kahkahalar savuruyordum ardımda bıraktığım aptal hayata.
Ve tehditler; sevdaya ve sevgiliye.
Sıkıysa beni unutma! Sonra yalvarıyordum; ne olur unutsunlar benim unutamadıklarım. Ama mutlaka ayrılıkla bitmeliydi benim tümcelerim.
Sen sakın dert etme ey aşk! Ben kendimi ölüme emanet ediyorum...
Ölüme mahkum edilmiş bir aşktan bu yazılanlar... Gecenin yanağından, savrulmuş yağmurlardan ve toprak kokusundan...
müzik indir
Yaşama kafa tutarak geçiyorum gençliğimden. Parmak uçlarımda, tüm mahçupluğuyla kalemim ayrılığı kusuyor.
Ama ben seni susuyorum dilimin döndüğünce. Bütün anlamlarını çaldırıyor kelimeler, anlamsızlığımda.
Odama ayak bastığımda ilk önce ölüme mahkum edip kendimi, sonra siliyorum kendi kendimi, sayfa sayfa hayattan.
Sırf parmak uçları yanmış bir kağıttan ibaret değildir yazdıklarım. Bazen devrilmiş kentlerde konuşuyor şairin sustukları.
Bu kent senden uzakta ışıl ışıl kavrulmakta.
Yolunu sapıtmış kelimelerin peşine takılıp gidiyorum ben, ardımda sonsuz ayrılıklarla.
Artık aşka elveda... Belki yağmur ıslaklığı kalmadı saçlarımda. Ve hiçbir masum tutuşma yok avuçlarımda.
Şehrin ışıklarına emanet ettiğim sadece bakışlarım değildir. Bazı bazı bir ağlayıştır ilk sevdamdan kalma.
Afedersin ey aşk! Yalan olmasın ilk ve son... Kusursuz bir sevdayı sevemedim hiçbir zaman....
Ama ayrılığım mutlak kusursuz olmalıydı. Ve kusursuzdu da zaten. Ölümümün ardında hiçbir delil bırakmamıştım.
Hep keskin bir hüzün kokardı odam; sarhoş bir ayrılıktan çıkmış gibiydi.
Yıldızları gömmeye başladım sonra odama, ceset ceset. Geceye kurşun sıkışımdan korkardı annem.
Ben hep kıskanırdım ayın bakışlarını, gecemi çalıverir sanırdım.
Kaç kez rüzgarın peşine takılıp, terk etti beni yapraklarım. Yok savrulan ben olmalıydım, gecenin avuçlarında.
Ayrılığa sonuna kadar çakıp kaçtılar gövdemi.
Toprak kavruluyordu, yangınlar çıkartıyordu ayaklarım, bastığım topraklara.
Ayrılıktan bıkmıştım ben, en gerçeğine koşuyordum son sürat. Sonra kahkahalar savuruyordum ardımda bıraktığım aptal hayata.
Ve tehditler; sevdaya ve sevgiliye.
Sıkıysa beni unutma! Sonra yalvarıyordum; ne olur unutsunlar benim unutamadıklarım. Ama mutlaka ayrılıkla bitmeliydi benim tümcelerim.
Sen sakın dert etme ey aşk! Ben kendimi ölüme emanet ediyorum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar