bugün
- gocu nickli şahıs buraya bak arslanım9
- macron koşacak diye park kapatan akepe26
- ciguli kral20
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması33
- akp bitince ne olacak14
- sözlük yazarlarının lahmacunları10
- abd'nin kucağında siyaset yapmak8
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler9
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek8
- kadinlarin erkekleri dm den taciz etmesi8
- güne bir şarkı bırak9
- f 35 leri kendimiz yapalım8
- kol saati takmanın anlamsızlığı12
- erdal beşikçioğlu4
- trump'ın tr'ye 5 f 35 vereceğiz açıklaması10
- ölümden sonra yaşamın var olduğu gerçeği8
- fusya semsiyeli yabanci14
- uysaljakoben8
- her gün söylenen ufak tefek yalanlar7
- otel odasında ölü bulunmak8
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar9
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı7
- abd iran savaşı4
- uzun entry giren yazar enayiliği11
- yol yabdı3
- z kuşağı kızları5
- tepkiselbiri2
- abdulkadir selvi4
- emmanuel macron2
- billie eilish2
- sizce uzay milyarlarca dolar harcamaya değer mi6
- nike'yi nayk diye okuyan hırbo5
- raikagetokatlayan5
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler3
- her yazarın eşit olmaması6
- aquila bicipite6
- nato zirvesini yabancılar çok da sallamıyor2
- ona bir şey söyle13
- ölümün en iyi tanımı14
- aldatırken yakalanıp altına eden ev hanımı3
- çok kaslı kadın2
- trump'ın rahip brunson olayını yine anlatması3
- diyetle kilo almak3
- macron koştu diye kavga etmek4
- ben gidiyorum2
- uludağ sözlük hatunlarının taş gibi olması2
- ideal erkek poposu3
- uludağ sözlük hatunlarının kıymetini bilmek2
- dünyayı kezbanlardan temizleme planım4
- sevişmek istenen ünlüler3
bu sıralar nazan öncel'e fena halde taktım, yani taktım derken dinliyorum sadece... o söylüyor, ben dinliyorum aramızdaki ilişki bundan ibaret...
"o da mı yalan bu da mı yalan, kötü bir rüya gördüm o zaman..."*
benimle yaptıklarını başkalarıyla da yapacak. eminim. belki de çok daha fazlasını... belki de benimleyken yapmaya cesaret edemediği şeylere, başkasının teninin sıcaklığında teslim olacak. benim kulağıma fısıldadığı büyülü sözcükleri, başkasının kulağına da fısıldayacak. ve belki de benim yüzüme bakarken kuramadığı cümleleri, başkasının yüzüne haykıracak. bu gerçek, beni deli mi etmeli? artık hayatımın çakışmadığı ve neredeyse kesinlikle de çakışmayacağı bir insan için, aklımın tekerini çukurlu yollarda yıpratmam doğru mu? ya da, bu gerçeği lehime kullanabilir miyim? deneyeceğim.
onunla yaptıklarımı ileride başkasıyla da yapacağım. ciddi miyim? gerçekten de başarabilecek miyim bunu? tutkuyla bağlanabilecek miyim; benliğimi, doymak bilmez tutkuma kurban olarak sunabilecek miyim? büyük olasılıkla... peki, tek olmak, özel olmak, biricik olmak nerede kaldı? daha önce tek bir kişi için hissedilen duygular, sarf edilen cümleler, feda edilen anlar, bir başkası için de aynen kullanılabilir mi? tek bir kişiye özel olarak sunulan nimetler, yeri geldiğinde, başka bir tekillik için de harcanabilir mi? bu, ikiyüzlülük değil midir? bence, ikiyüzlülüğün dik alasıdır. peki, bu riyakarlığımızı, saçma sapan doğamıza terk edip işin içinden sıyrılmak ne kadar ahlaklı?
aşk, hayatımız boyunca kaç kişiyi tekleştirmemize izin verir? aşık olduğumuz ya da aşık olduğumuzu sandığımız/düşündüğümüz her kişi, tekleşir mi? biz, tekleştiğini düşünüyoruz. o halde, çok fazla teklik bir hayatta toplandığı zaman, çoğul, sıradan olmaz mı? bir an için bunu kabul etmediğimizi farz edelim. peki, hayatımıza giren her teklik için farklı tutkular ve bu tutkuları ifade edişler ortaya çıkarabilecek kadar yoğun ve zeki miyiz? bu kadar güçlü ve azimli miyiz? ben böyle olduğumuzu düşünmüyorum. öyle ki, her yeni başlangıçta, bir önceki tekliğe borç verdiğimiz çok kullanımlık tutkularımızı yeniden kullanıyoruz. yani, kişiler değişse de, tutkular aynı kalıyor. ne adi bir aldatmaca!
"soruyo musun bakalım, nasılsın diye, ne biliyosun belki, iyi değilim bu gece..."*
belki de bu kadar aşağılık varlıklar değilizdir. belki de suç bizde değil, aşktadır. belki de her aşk, kendisinden önce hayatımızın merkezine koyduğumuz en özel varlıkları sıradanlaştıran, kimi zaman geçici, kimi zamansa kalıcı bir hafıza kaybıdır. peki, bunun böyle olduğunu düşünsek bile, hafıza kayıplarıyla beslenen bir duygu, ne kadar güvenilir olabilir? bir zamanlar özel olan birilerinden kalan ve çoğu da güzel olan anıları silip atan, ya da bizi bunu yapmaya zorlayan bir duygu, ne kadar gerçektir? bu, gaddarlık değil midir?
"beni geçirmeye yalnızlığım gelsin, ya dönülür ya dönülmez kimse üzülmesin..."*
basit bir soru: kaç kez aşık oluruz? bence böyle bir soru sormak, en az üç ya da beş defa aşık olmak kadar komik ve saçma. çünkü... çünkü biliyorsunuz nedenini. dilimin döndüğü kadar açıklamaya çalıştım, düşüncelerimi yinelemek istemiyorum. ama yine de, bu saçma soruya kendimce bir cevabım var:
bir kez aşık oluruz ve bir daha aşık olduğumuzda da, aslında ilk aşkımızın da bir yanılgı olduğunu anlarız. yani, aslında hiç aşık olmamışızdır. cevap, sıfır'dır.
fakat! bu cevap yanıltıcıdır. hatta, hayatını sadece bir aşka sığdırabilecek kadar şanslı ya da şanssız olanlar için, böyle bir soru geçerli bile değildir.
"o da mı yalan bu da mı yalan, kötü bir rüya gördüm o zaman..."*
benimle yaptıklarını başkalarıyla da yapacak. eminim. belki de çok daha fazlasını... belki de benimleyken yapmaya cesaret edemediği şeylere, başkasının teninin sıcaklığında teslim olacak. benim kulağıma fısıldadığı büyülü sözcükleri, başkasının kulağına da fısıldayacak. ve belki de benim yüzüme bakarken kuramadığı cümleleri, başkasının yüzüne haykıracak. bu gerçek, beni deli mi etmeli? artık hayatımın çakışmadığı ve neredeyse kesinlikle de çakışmayacağı bir insan için, aklımın tekerini çukurlu yollarda yıpratmam doğru mu? ya da, bu gerçeği lehime kullanabilir miyim? deneyeceğim.
onunla yaptıklarımı ileride başkasıyla da yapacağım. ciddi miyim? gerçekten de başarabilecek miyim bunu? tutkuyla bağlanabilecek miyim; benliğimi, doymak bilmez tutkuma kurban olarak sunabilecek miyim? büyük olasılıkla... peki, tek olmak, özel olmak, biricik olmak nerede kaldı? daha önce tek bir kişi için hissedilen duygular, sarf edilen cümleler, feda edilen anlar, bir başkası için de aynen kullanılabilir mi? tek bir kişiye özel olarak sunulan nimetler, yeri geldiğinde, başka bir tekillik için de harcanabilir mi? bu, ikiyüzlülük değil midir? bence, ikiyüzlülüğün dik alasıdır. peki, bu riyakarlığımızı, saçma sapan doğamıza terk edip işin içinden sıyrılmak ne kadar ahlaklı?
aşk, hayatımız boyunca kaç kişiyi tekleştirmemize izin verir? aşık olduğumuz ya da aşık olduğumuzu sandığımız/düşündüğümüz her kişi, tekleşir mi? biz, tekleştiğini düşünüyoruz. o halde, çok fazla teklik bir hayatta toplandığı zaman, çoğul, sıradan olmaz mı? bir an için bunu kabul etmediğimizi farz edelim. peki, hayatımıza giren her teklik için farklı tutkular ve bu tutkuları ifade edişler ortaya çıkarabilecek kadar yoğun ve zeki miyiz? bu kadar güçlü ve azimli miyiz? ben böyle olduğumuzu düşünmüyorum. öyle ki, her yeni başlangıçta, bir önceki tekliğe borç verdiğimiz çok kullanımlık tutkularımızı yeniden kullanıyoruz. yani, kişiler değişse de, tutkular aynı kalıyor. ne adi bir aldatmaca!
"soruyo musun bakalım, nasılsın diye, ne biliyosun belki, iyi değilim bu gece..."*
belki de bu kadar aşağılık varlıklar değilizdir. belki de suç bizde değil, aşktadır. belki de her aşk, kendisinden önce hayatımızın merkezine koyduğumuz en özel varlıkları sıradanlaştıran, kimi zaman geçici, kimi zamansa kalıcı bir hafıza kaybıdır. peki, bunun böyle olduğunu düşünsek bile, hafıza kayıplarıyla beslenen bir duygu, ne kadar güvenilir olabilir? bir zamanlar özel olan birilerinden kalan ve çoğu da güzel olan anıları silip atan, ya da bizi bunu yapmaya zorlayan bir duygu, ne kadar gerçektir? bu, gaddarlık değil midir?
"beni geçirmeye yalnızlığım gelsin, ya dönülür ya dönülmez kimse üzülmesin..."*
basit bir soru: kaç kez aşık oluruz? bence böyle bir soru sormak, en az üç ya da beş defa aşık olmak kadar komik ve saçma. çünkü... çünkü biliyorsunuz nedenini. dilimin döndüğü kadar açıklamaya çalıştım, düşüncelerimi yinelemek istemiyorum. ama yine de, bu saçma soruya kendimce bir cevabım var:
bir kez aşık oluruz ve bir daha aşık olduğumuzda da, aslında ilk aşkımızın da bir yanılgı olduğunu anlarız. yani, aslında hiç aşık olmamışızdır. cevap, sıfır'dır.
fakat! bu cevap yanıltıcıdır. hatta, hayatını sadece bir aşka sığdırabilecek kadar şanslı ya da şanssız olanlar için, böyle bir soru geçerli bile değildir.
Gündemdeki Haberler