bugün
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- kaç gammaz var9
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek5
- fatma betül sayan kaya29
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz4
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- sözlük açacak olsanız8
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır4
- kale3112 kardeştir3
- münafık7
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- frene basınca arabanın durması3
- dışarıdaki deli dalgaların gelip duvarı yalaması3
- yapay zekanın çok yapay olması9
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- duş yağı3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- asansörde yukarı bakma refleksi4
- true birader ne zaman aramıza katılacak sorunsalı2
- camilerdeki ayak kokusu7
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum2
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- ciddiye alınmamak4
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- damla sakızlı muhallebi9
- dolar 50 13 liraya çakılınca sus pus olan muhalif3
- eteği açan kadına bakmayan erkek3
- menekşe dizisi2
- iyi menemenin sırrı22
- kezoyu neyzen bakışıyla iskandil etmek4
- kendi kendini iyi ve ahlaklı ilan eden insan2
- türkiye hariç hangi ülkeye gitmek isterdiniz2
- daha 17 dizisi4
- sicilya kizlari4
- seri katilin özellikleri3
- terhis oluyorum sözlük3
- fatma betülüm yapmaz9
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi3
- şiş kebabı2
- henüz yolun başında olan yazarlar5
- kartoncu kardeştir2
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane5
- her şeyi bilen halk4
- uludağ'ın artık facebook olma isteği2
bazı insancıkların nick altlarına saklanıp sağ'a, sol'a sallamalarından dolayı kendi adını nick olarak alan yazardır... kendi adı altında söyleyemeyeceği şeyleri saklanarak söylemez...
kısa bir özgeçmişi:
müziğe 2 yaşında elinde tarak ile şarkı söyleyerek başlamayan Mehmet Ergül 1990 yılında istanbulda doğdu. dünyaya geliş amacı olmadığı için, gelmişken geri dönmek olmaz, şöyle bir bakınayım diyerek yaşamını istanbulda sürdürdü. her gerçek istanbullu gibi devlet okullarında okuyarak yetişen mehmet ergülün hayatına müzik tamda bu yıllarda girdi. "öğretmenlerinin şarkı söylemek isteyen var mı?" sorusuna bodosloma giren mehmet ergül henüz ilkokul`da aşık olduğu bütün kızlar için yeşil tahtanın önüne çıkıp şarkı söylemesiyle tanındı... ilk çalmaya çalıştığı müzik aleti gitar oldu, ancak boyut olarak onun elinde "çello" gibi duruyordu, bu nedenle kısa zamanda vazgeçti. daha sonra müzik derslerinde alışılagelmiş "flüt" ile tanıştı. ancak "bak postacı geliyor" şarkısının 7. notasından sonra hep sıkılıyordu. sonunda flüt çalarak bir yere gelemeyeceğini anladı ve 11 yaşında müzik dünyasından affını isteyerek sevenlerini üzdü...
orta okul`da bütün ilgisini kızlara yoğunlaştırdı ve bu konuda hatırı sayılır bir kariyere sahip oldu. lise yıllarında ise durum biraz değişti, daha fazla derslerle ilgilenmeye başlayan mehmet ergül tüm sınıfın 30 civarı aldığı muhasebe sınavından 46 alınca kendini "kral" ilan etti. bu onun için aslında sonun başlangıcıydı ancak o sıralar bunu öngörebilecek kadar boş vakti olmamıştı.
lise 1de ilk kez girdiği kompozisyon yarışmasında 3. oldu ve kendisini bu alanda geliştirmek için çaba gösterdi. lise 2. sınıfta kompozisyon yarışmasında bu sefer 2. oldu. lise 3 ün sonlarında bir gün yalnız başına evde otururken kağıda bir kaç dize döktü ve bunu besteledi.
arkadaşlarıyla gittiği tatilde dalga geçmemeleri kaydıyla bu şarkıyı onlara seslendirdi... şarkı bittikten sonra oluşan sessizllik ve hemen akabinde tekmeli tokatlı tebrikler onun bu konuda da başarılı olduğunu gösteriyordu...
üniversite için 2 arkadaşıyla birlikte istanbuldan uzak ve güzel bir yere gitmek istedi... yaptığı tercihler üç arkadaşı birden herekeye götürmüştü... hereke ona 200`ün üzerinde beste ve üst üste yığılı bir sürü güzel anı, macera, arkadaş olarak geri döndü...
hobileri arasında: sevmediği insanlara seviyormuş gibi davranmak, güneşe çıplak gözle bakmak, yağmurda şemsiye ile yürümek, kötü sese sahip olan insanlara "kötü ses yoktur, eğitilmemiş ses vardır" demek, sözünü dinlemeyip sonra sözüne gelen insanlara "ben demiştim" demek, çok gezene "çok okuyan" ; çok okuyana " çok gezen" bilir demek vardır...
mfö grubundan fuat güner`e şarkılarını dinletti ve fikirlerini aldı, onun söyledikleri doğrultusunda rotasını çizdi...
birkaç uyduruk sanatçının, uyduruk şarkısının söz tamamlamasını yaptı...
bir süre arkadaşının barında öylesine şarkı söyledi,
taksim`deki birkaç bar grubuna beste verdi...
sıradan bir insan işte... herkes gibi; et'ten, kemik'ten...
devamı gelecek... umarım...
edit: istanbuldan uzak bir yere gitmek istiyordu demesine sebep trafik ve aileden ayrı yaşama isteğidir. istanbuldan uzağa gitmek istiyordu lafından kars'a mı gitmem bekleniyor?
kısa bir özgeçmişi:
müziğe 2 yaşında elinde tarak ile şarkı söyleyerek başlamayan Mehmet Ergül 1990 yılında istanbulda doğdu. dünyaya geliş amacı olmadığı için, gelmişken geri dönmek olmaz, şöyle bir bakınayım diyerek yaşamını istanbulda sürdürdü. her gerçek istanbullu gibi devlet okullarında okuyarak yetişen mehmet ergülün hayatına müzik tamda bu yıllarda girdi. "öğretmenlerinin şarkı söylemek isteyen var mı?" sorusuna bodosloma giren mehmet ergül henüz ilkokul`da aşık olduğu bütün kızlar için yeşil tahtanın önüne çıkıp şarkı söylemesiyle tanındı... ilk çalmaya çalıştığı müzik aleti gitar oldu, ancak boyut olarak onun elinde "çello" gibi duruyordu, bu nedenle kısa zamanda vazgeçti. daha sonra müzik derslerinde alışılagelmiş "flüt" ile tanıştı. ancak "bak postacı geliyor" şarkısının 7. notasından sonra hep sıkılıyordu. sonunda flüt çalarak bir yere gelemeyeceğini anladı ve 11 yaşında müzik dünyasından affını isteyerek sevenlerini üzdü...
orta okul`da bütün ilgisini kızlara yoğunlaştırdı ve bu konuda hatırı sayılır bir kariyere sahip oldu. lise yıllarında ise durum biraz değişti, daha fazla derslerle ilgilenmeye başlayan mehmet ergül tüm sınıfın 30 civarı aldığı muhasebe sınavından 46 alınca kendini "kral" ilan etti. bu onun için aslında sonun başlangıcıydı ancak o sıralar bunu öngörebilecek kadar boş vakti olmamıştı.
lise 1de ilk kez girdiği kompozisyon yarışmasında 3. oldu ve kendisini bu alanda geliştirmek için çaba gösterdi. lise 2. sınıfta kompozisyon yarışmasında bu sefer 2. oldu. lise 3 ün sonlarında bir gün yalnız başına evde otururken kağıda bir kaç dize döktü ve bunu besteledi.
arkadaşlarıyla gittiği tatilde dalga geçmemeleri kaydıyla bu şarkıyı onlara seslendirdi... şarkı bittikten sonra oluşan sessizllik ve hemen akabinde tekmeli tokatlı tebrikler onun bu konuda da başarılı olduğunu gösteriyordu...
üniversite için 2 arkadaşıyla birlikte istanbuldan uzak ve güzel bir yere gitmek istedi... yaptığı tercihler üç arkadaşı birden herekeye götürmüştü... hereke ona 200`ün üzerinde beste ve üst üste yığılı bir sürü güzel anı, macera, arkadaş olarak geri döndü...
hobileri arasında: sevmediği insanlara seviyormuş gibi davranmak, güneşe çıplak gözle bakmak, yağmurda şemsiye ile yürümek, kötü sese sahip olan insanlara "kötü ses yoktur, eğitilmemiş ses vardır" demek, sözünü dinlemeyip sonra sözüne gelen insanlara "ben demiştim" demek, çok gezene "çok okuyan" ; çok okuyana " çok gezen" bilir demek vardır...
mfö grubundan fuat güner`e şarkılarını dinletti ve fikirlerini aldı, onun söyledikleri doğrultusunda rotasını çizdi...
birkaç uyduruk sanatçının, uyduruk şarkısının söz tamamlamasını yaptı...
bir süre arkadaşının barında öylesine şarkı söyledi,
taksim`deki birkaç bar grubuna beste verdi...
sıradan bir insan işte... herkes gibi; et'ten, kemik'ten...
devamı gelecek... umarım...
edit: istanbuldan uzak bir yere gitmek istiyordu demesine sebep trafik ve aileden ayrı yaşama isteğidir. istanbuldan uzağa gitmek istiyordu lafından kars'a mı gitmem bekleniyor?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com