bugün
- kolye140
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- kuş5
- mavi4
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- flamingo3
- var olmak için ne yaptınız12
- billie eilish'in memeleri7
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- fil9
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- gece gece sinirlenmek3
- at6
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- z kusagi4
- kötüyü alaşağı etmek4
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- erken ölüm2
- netflix asaf dizisi3
- yol5
- brezilya7
- cemil tugay6
- kaplan17
- sevgili nedir7
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- gül7
- aslan15
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- evi ev yapan şeyler14
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- pıtı atma4
- paralel evren2
- spider man brand new day2
- bileklik19
- gemini2
- elma5
- ankara8
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- sarı teker kim sorunsalı8
- zebra7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
- galatasaray19
- ona bir şey söyle10
kimi bünyelerin en son tercihleri de olsa başvuracağı bir beddua.
insanların farklı görüşleri, farklı bakış açıları vardır. bunlar kimi zaman çatışabilir, bu çatışmadan ortaya yeni şeyler de çıkabilir, eski durum olduğu gibi devam da edebilir.
aynı olaya başka başka kişiler, başka başka yorumlar getirebilir. kimisi konuya özgürlük açısından yaklaşır, kimisi eşitlik, kimisi milli çıkar, kimisi gelenekler, vs.
aynı değerler ile aynı bakış açısından konuya yaklaşan kişiler bile farklı sonuçlar elde edebilirler. hangisinin doğru olduğu da tamamen bakan kişinin öznel fikridir.
bunlarda yanlış, sakat, kötü birşey göremiyorum.
yukarıda adı geçmeyen ama işin ehlinin anlamış olduğu 'paradigma' fikri de eleştirilemez değildir. bir kabuldür, bunu anlamlı bulmayan eleştirisi yapar, başkasında karşı eleştiri getirir.
(bulunduğumuz platformda dahi hem genel olarak paradigma kuramı hem de özelde thomas kuhn eleştirileri yapılmıştır, yapılmaktadır, yapılacaktır.)
bu tartışmalar sonucunda ortaya bir bok çıkmadığı da olur, tarafların çeşitli edinimler ile ortamdan ayrıldıkları da.
dediğim gibi bu görüşlerin hepsi eleştirilebilir, kendince çürütülebilir, internet jargonunu kullanır isek: ayardan ayara koşulabilir.
ancak bunları "çokmak sokmak" olarak görmek bambaşka bir durum.
"ben bunu düşünüyorum ama kimse bana karşı çıkmasın." demek mızıkçı çocuk davranışıdır.
eğer fikirlerinizi dolaşıma sokuyorsanız önceden bilirsiniz ki bazıları karşı çıkacak, bazıları beğenecek, kimisi alkışlayacak, kimisi itin kıçına sokup çıkartacak.
bunlar olunca sizde kontra eleştiriler getirirsiniz ve bu böyle sürüp gider.
yoksa tartışmayı piç etmek okadar kolay ki. bir çok yolu var (çoğunu kimse fark bile etmez), 'fallacy for dummies' ayarında kitapları bile var bu işin.
sıkışınca bunlara başvuracaksanız hiç başlamayın, gidin futbol muhabbeti yapın, ne bileyim börtü böcek araştırın, yedi göllerde trekking yapın, vs. faaliyet çok.
"bu tip yollara başvurmanın nedeni ne olabilir?" diye düşünmeden de edemiyorum ve iki neden bulabiliyorum:
1-) benimsediğiniz görüşlerin savunulacak hiçbir tarafı yoktur.
bunun doğru olduğunu düşünmüyorum çünkü şimdiye kadar en saçma, en absürd görüşün bile sağlam bir retoriğin biraz fikir ve azıcık bilgi ile harmanlanması sonucunda savunulabilir hale geldiğini hem gözlemledim hem de kişisel olarak deneyimledim.
2-) görüşünüzde bir araz yoktur ama siz onu savunabilecek çaptan yoksunsunuzdur.
eh böyleyse de bir önceki bölümdeki tavsiyelerime dönüyoruz. kimse her konuda laf söylemek zorunda değil. başka mecralar arayın kendinize.
yok sorun bu ise ama "ben vazgeçmem arkadaş" demekte diretiyorsanız başlığın ilk entrysindeki ukalalığıma başvurun.
yeterli olmaz ise tanıdığım bir hoca var, okuyup üflediği kişiler katti suretle ayar almıyormuş. isterseniz bir seans ayarlarız.
alakasız not:
"sessiz sedasız eksilemek" ne demek? ben pek anlamadım.
sözlükte verilen oyun 'açık' veya 'gizli' olması arzuya bağlı mıydı da birileri gizli gizli oy vermiş?
(böyle idi ise gerçekten sinsice oy verenleri çok ayıpladım.)
"vatandaş oy ver!" propagandasının ucu size dokununca rahatsız mı oldunuz?
nalıncı keseri gibi her şeyi kendinize mi yontuyorsunuz?
o değilde oy verenin kim olduğu bizim gibi sıradan yurttaşların bilemediği bir şey. (ki daha önce bunun değiştirilmesini istemiştim: (#665412))
peki algı dünyası bizden üç-beş arşın yüksek olan moderasyon bunları bilebiliyor mu?
bilebiliyor ise bu enformasyonu, çaresiz kaldığında kullanılacak bir cephane olarak mı görmekte?
bunlar kafamı kurcalarken gittim fethi amcanın mezarının başına ve sordum "amca tarafsızlık nasıl bir şey? bende bir gün sahip olabilir miyim bu erdeme?" diye. ama bir cevap gelmedi, üzüldüm, ağladım. (oysa sırlar dünyasında hep farklı gelişirdi böyle şeyler.)
sonra bizim kankaya sordum "tarafsızlık hangi tarafa düşer hemşo?" gibilerinden. o da "bırak olum bu işleri! gel şurda iki duble yuvarlayalım, bak gör ne tarafın kalacak ne başka bir şey." dedi.
insanların farklı görüşleri, farklı bakış açıları vardır. bunlar kimi zaman çatışabilir, bu çatışmadan ortaya yeni şeyler de çıkabilir, eski durum olduğu gibi devam da edebilir.
aynı olaya başka başka kişiler, başka başka yorumlar getirebilir. kimisi konuya özgürlük açısından yaklaşır, kimisi eşitlik, kimisi milli çıkar, kimisi gelenekler, vs.
aynı değerler ile aynı bakış açısından konuya yaklaşan kişiler bile farklı sonuçlar elde edebilirler. hangisinin doğru olduğu da tamamen bakan kişinin öznel fikridir.
bunlarda yanlış, sakat, kötü birşey göremiyorum.
yukarıda adı geçmeyen ama işin ehlinin anlamış olduğu 'paradigma' fikri de eleştirilemez değildir. bir kabuldür, bunu anlamlı bulmayan eleştirisi yapar, başkasında karşı eleştiri getirir.
(bulunduğumuz platformda dahi hem genel olarak paradigma kuramı hem de özelde thomas kuhn eleştirileri yapılmıştır, yapılmaktadır, yapılacaktır.)
bu tartışmalar sonucunda ortaya bir bok çıkmadığı da olur, tarafların çeşitli edinimler ile ortamdan ayrıldıkları da.
dediğim gibi bu görüşlerin hepsi eleştirilebilir, kendince çürütülebilir, internet jargonunu kullanır isek: ayardan ayara koşulabilir.
ancak bunları "çokmak sokmak" olarak görmek bambaşka bir durum.
"ben bunu düşünüyorum ama kimse bana karşı çıkmasın." demek mızıkçı çocuk davranışıdır.
eğer fikirlerinizi dolaşıma sokuyorsanız önceden bilirsiniz ki bazıları karşı çıkacak, bazıları beğenecek, kimisi alkışlayacak, kimisi itin kıçına sokup çıkartacak.
bunlar olunca sizde kontra eleştiriler getirirsiniz ve bu böyle sürüp gider.
yoksa tartışmayı piç etmek okadar kolay ki. bir çok yolu var (çoğunu kimse fark bile etmez), 'fallacy for dummies' ayarında kitapları bile var bu işin.
sıkışınca bunlara başvuracaksanız hiç başlamayın, gidin futbol muhabbeti yapın, ne bileyim börtü böcek araştırın, yedi göllerde trekking yapın, vs. faaliyet çok.
"bu tip yollara başvurmanın nedeni ne olabilir?" diye düşünmeden de edemiyorum ve iki neden bulabiliyorum:
1-) benimsediğiniz görüşlerin savunulacak hiçbir tarafı yoktur.
bunun doğru olduğunu düşünmüyorum çünkü şimdiye kadar en saçma, en absürd görüşün bile sağlam bir retoriğin biraz fikir ve azıcık bilgi ile harmanlanması sonucunda savunulabilir hale geldiğini hem gözlemledim hem de kişisel olarak deneyimledim.
2-) görüşünüzde bir araz yoktur ama siz onu savunabilecek çaptan yoksunsunuzdur.
eh böyleyse de bir önceki bölümdeki tavsiyelerime dönüyoruz. kimse her konuda laf söylemek zorunda değil. başka mecralar arayın kendinize.
yok sorun bu ise ama "ben vazgeçmem arkadaş" demekte diretiyorsanız başlığın ilk entrysindeki ukalalığıma başvurun.
yeterli olmaz ise tanıdığım bir hoca var, okuyup üflediği kişiler katti suretle ayar almıyormuş. isterseniz bir seans ayarlarız.
alakasız not:
"sessiz sedasız eksilemek" ne demek? ben pek anlamadım.
sözlükte verilen oyun 'açık' veya 'gizli' olması arzuya bağlı mıydı da birileri gizli gizli oy vermiş?
(böyle idi ise gerçekten sinsice oy verenleri çok ayıpladım.)
"vatandaş oy ver!" propagandasının ucu size dokununca rahatsız mı oldunuz?
nalıncı keseri gibi her şeyi kendinize mi yontuyorsunuz?
o değilde oy verenin kim olduğu bizim gibi sıradan yurttaşların bilemediği bir şey. (ki daha önce bunun değiştirilmesini istemiştim: (#665412))
peki algı dünyası bizden üç-beş arşın yüksek olan moderasyon bunları bilebiliyor mu?
bilebiliyor ise bu enformasyonu, çaresiz kaldığında kullanılacak bir cephane olarak mı görmekte?
bunlar kafamı kurcalarken gittim fethi amcanın mezarının başına ve sordum "amca tarafsızlık nasıl bir şey? bende bir gün sahip olabilir miyim bu erdeme?" diye. ama bir cevap gelmedi, üzüldüm, ağladım. (oysa sırlar dünyasında hep farklı gelişirdi böyle şeyler.)
sonra bizim kankaya sordum "tarafsızlık hangi tarafa düşer hemşo?" gibilerinden. o da "bırak olum bu işleri! gel şurda iki duble yuvarlayalım, bak gör ne tarafın kalacak ne başka bir şey." dedi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar