bugün
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak4
- merak etmemenin huzuru5
- uludağ sözlük diriltme operasyonu5
- sapık7
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri5
- haluk levent vs serdar ortaç5
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali5
- siyah carlsberg3
- sözelci5
- bakkala sigara almaya yollanacak yazarlar3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- sevgilisini aldatan doktor2
- gocu nerede8
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- mandy muse'nin poposu2
- aldatan karıya nafaka ödemek zorunda kalan erkek2
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı12
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- allah varsa beni milli yapsın6
- gocu bak bi2
- iş beğenmiyolarsa neden fazla kurye var2
- serbest vuruş pro2
- karaburun4
- unutulmayan sadakat örnekleri2
- uludağ sözlük ü ayağa kaldıracak fikir3
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- bir kadının en güzel bölgesi13
- erdoğan'ın fedaisi olmak2
- true hanın gazabı2
- kadınlar için yapılan filmler2
- gocu'nun heykeli4
- allah neden cinselliği yarattı3
- dünyanın en güzel tatlısı12
- fena gizli aşk yaşıyoruz kadınla2
- günün şiiri8
- sözlüğün kanayan yarası2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- dernekler kanununa muhalefet2
- nick içeren başlıklar direk engellensin2
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- nickli başlık sözlüğe ihanettir2
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak4
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- türklerin ileri olduğu konular21
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
kimi bünyelerin en son tercihleri de olsa başvuracağı bir beddua.
insanların farklı görüşleri, farklı bakış açıları vardır. bunlar kimi zaman çatışabilir, bu çatışmadan ortaya yeni şeyler de çıkabilir, eski durum olduğu gibi devam da edebilir.
aynı olaya başka başka kişiler, başka başka yorumlar getirebilir. kimisi konuya özgürlük açısından yaklaşır, kimisi eşitlik, kimisi milli çıkar, kimisi gelenekler, vs.
aynı değerler ile aynı bakış açısından konuya yaklaşan kişiler bile farklı sonuçlar elde edebilirler. hangisinin doğru olduğu da tamamen bakan kişinin öznel fikridir.
bunlarda yanlış, sakat, kötü birşey göremiyorum.
yukarıda adı geçmeyen ama işin ehlinin anlamış olduğu 'paradigma' fikri de eleştirilemez değildir. bir kabuldür, bunu anlamlı bulmayan eleştirisi yapar, başkasında karşı eleştiri getirir.
(bulunduğumuz platformda dahi hem genel olarak paradigma kuramı hem de özelde thomas kuhn eleştirileri yapılmıştır, yapılmaktadır, yapılacaktır.)
bu tartışmalar sonucunda ortaya bir bok çıkmadığı da olur, tarafların çeşitli edinimler ile ortamdan ayrıldıkları da.
dediğim gibi bu görüşlerin hepsi eleştirilebilir, kendince çürütülebilir, internet jargonunu kullanır isek: ayardan ayara koşulabilir.
ancak bunları "çokmak sokmak" olarak görmek bambaşka bir durum.
"ben bunu düşünüyorum ama kimse bana karşı çıkmasın." demek mızıkçı çocuk davranışıdır.
eğer fikirlerinizi dolaşıma sokuyorsanız önceden bilirsiniz ki bazıları karşı çıkacak, bazıları beğenecek, kimisi alkışlayacak, kimisi itin kıçına sokup çıkartacak.
bunlar olunca sizde kontra eleştiriler getirirsiniz ve bu böyle sürüp gider.
yoksa tartışmayı piç etmek okadar kolay ki. bir çok yolu var (çoğunu kimse fark bile etmez), 'fallacy for dummies' ayarında kitapları bile var bu işin.
sıkışınca bunlara başvuracaksanız hiç başlamayın, gidin futbol muhabbeti yapın, ne bileyim börtü böcek araştırın, yedi göllerde trekking yapın, vs. faaliyet çok.
"bu tip yollara başvurmanın nedeni ne olabilir?" diye düşünmeden de edemiyorum ve iki neden bulabiliyorum:
1-) benimsediğiniz görüşlerin savunulacak hiçbir tarafı yoktur.
bunun doğru olduğunu düşünmüyorum çünkü şimdiye kadar en saçma, en absürd görüşün bile sağlam bir retoriğin biraz fikir ve azıcık bilgi ile harmanlanması sonucunda savunulabilir hale geldiğini hem gözlemledim hem de kişisel olarak deneyimledim.
2-) görüşünüzde bir araz yoktur ama siz onu savunabilecek çaptan yoksunsunuzdur.
eh böyleyse de bir önceki bölümdeki tavsiyelerime dönüyoruz. kimse her konuda laf söylemek zorunda değil. başka mecralar arayın kendinize.
yok sorun bu ise ama "ben vazgeçmem arkadaş" demekte diretiyorsanız başlığın ilk entrysindeki ukalalığıma başvurun.
yeterli olmaz ise tanıdığım bir hoca var, okuyup üflediği kişiler katti suretle ayar almıyormuş. isterseniz bir seans ayarlarız.
alakasız not:
"sessiz sedasız eksilemek" ne demek? ben pek anlamadım.
sözlükte verilen oyun 'açık' veya 'gizli' olması arzuya bağlı mıydı da birileri gizli gizli oy vermiş?
(böyle idi ise gerçekten sinsice oy verenleri çok ayıpladım.)
"vatandaş oy ver!" propagandasının ucu size dokununca rahatsız mı oldunuz?
nalıncı keseri gibi her şeyi kendinize mi yontuyorsunuz?
o değilde oy verenin kim olduğu bizim gibi sıradan yurttaşların bilemediği bir şey. (ki daha önce bunun değiştirilmesini istemiştim: (#665412))
peki algı dünyası bizden üç-beş arşın yüksek olan moderasyon bunları bilebiliyor mu?
bilebiliyor ise bu enformasyonu, çaresiz kaldığında kullanılacak bir cephane olarak mı görmekte?
bunlar kafamı kurcalarken gittim fethi amcanın mezarının başına ve sordum "amca tarafsızlık nasıl bir şey? bende bir gün sahip olabilir miyim bu erdeme?" diye. ama bir cevap gelmedi, üzüldüm, ağladım. (oysa sırlar dünyasında hep farklı gelişirdi böyle şeyler.)
sonra bizim kankaya sordum "tarafsızlık hangi tarafa düşer hemşo?" gibilerinden. o da "bırak olum bu işleri! gel şurda iki duble yuvarlayalım, bak gör ne tarafın kalacak ne başka bir şey." dedi.
insanların farklı görüşleri, farklı bakış açıları vardır. bunlar kimi zaman çatışabilir, bu çatışmadan ortaya yeni şeyler de çıkabilir, eski durum olduğu gibi devam da edebilir.
aynı olaya başka başka kişiler, başka başka yorumlar getirebilir. kimisi konuya özgürlük açısından yaklaşır, kimisi eşitlik, kimisi milli çıkar, kimisi gelenekler, vs.
aynı değerler ile aynı bakış açısından konuya yaklaşan kişiler bile farklı sonuçlar elde edebilirler. hangisinin doğru olduğu da tamamen bakan kişinin öznel fikridir.
bunlarda yanlış, sakat, kötü birşey göremiyorum.
yukarıda adı geçmeyen ama işin ehlinin anlamış olduğu 'paradigma' fikri de eleştirilemez değildir. bir kabuldür, bunu anlamlı bulmayan eleştirisi yapar, başkasında karşı eleştiri getirir.
(bulunduğumuz platformda dahi hem genel olarak paradigma kuramı hem de özelde thomas kuhn eleştirileri yapılmıştır, yapılmaktadır, yapılacaktır.)
bu tartışmalar sonucunda ortaya bir bok çıkmadığı da olur, tarafların çeşitli edinimler ile ortamdan ayrıldıkları da.
dediğim gibi bu görüşlerin hepsi eleştirilebilir, kendince çürütülebilir, internet jargonunu kullanır isek: ayardan ayara koşulabilir.
ancak bunları "çokmak sokmak" olarak görmek bambaşka bir durum.
"ben bunu düşünüyorum ama kimse bana karşı çıkmasın." demek mızıkçı çocuk davranışıdır.
eğer fikirlerinizi dolaşıma sokuyorsanız önceden bilirsiniz ki bazıları karşı çıkacak, bazıları beğenecek, kimisi alkışlayacak, kimisi itin kıçına sokup çıkartacak.
bunlar olunca sizde kontra eleştiriler getirirsiniz ve bu böyle sürüp gider.
yoksa tartışmayı piç etmek okadar kolay ki. bir çok yolu var (çoğunu kimse fark bile etmez), 'fallacy for dummies' ayarında kitapları bile var bu işin.
sıkışınca bunlara başvuracaksanız hiç başlamayın, gidin futbol muhabbeti yapın, ne bileyim börtü böcek araştırın, yedi göllerde trekking yapın, vs. faaliyet çok.
"bu tip yollara başvurmanın nedeni ne olabilir?" diye düşünmeden de edemiyorum ve iki neden bulabiliyorum:
1-) benimsediğiniz görüşlerin savunulacak hiçbir tarafı yoktur.
bunun doğru olduğunu düşünmüyorum çünkü şimdiye kadar en saçma, en absürd görüşün bile sağlam bir retoriğin biraz fikir ve azıcık bilgi ile harmanlanması sonucunda savunulabilir hale geldiğini hem gözlemledim hem de kişisel olarak deneyimledim.
2-) görüşünüzde bir araz yoktur ama siz onu savunabilecek çaptan yoksunsunuzdur.
eh böyleyse de bir önceki bölümdeki tavsiyelerime dönüyoruz. kimse her konuda laf söylemek zorunda değil. başka mecralar arayın kendinize.
yok sorun bu ise ama "ben vazgeçmem arkadaş" demekte diretiyorsanız başlığın ilk entrysindeki ukalalığıma başvurun.
yeterli olmaz ise tanıdığım bir hoca var, okuyup üflediği kişiler katti suretle ayar almıyormuş. isterseniz bir seans ayarlarız.
alakasız not:
"sessiz sedasız eksilemek" ne demek? ben pek anlamadım.
sözlükte verilen oyun 'açık' veya 'gizli' olması arzuya bağlı mıydı da birileri gizli gizli oy vermiş?
(böyle idi ise gerçekten sinsice oy verenleri çok ayıpladım.)
"vatandaş oy ver!" propagandasının ucu size dokununca rahatsız mı oldunuz?
nalıncı keseri gibi her şeyi kendinize mi yontuyorsunuz?
o değilde oy verenin kim olduğu bizim gibi sıradan yurttaşların bilemediği bir şey. (ki daha önce bunun değiştirilmesini istemiştim: (#665412))
peki algı dünyası bizden üç-beş arşın yüksek olan moderasyon bunları bilebiliyor mu?
bilebiliyor ise bu enformasyonu, çaresiz kaldığında kullanılacak bir cephane olarak mı görmekte?
bunlar kafamı kurcalarken gittim fethi amcanın mezarının başına ve sordum "amca tarafsızlık nasıl bir şey? bende bir gün sahip olabilir miyim bu erdeme?" diye. ama bir cevap gelmedi, üzüldüm, ağladım. (oysa sırlar dünyasında hep farklı gelişirdi böyle şeyler.)
sonra bizim kankaya sordum "tarafsızlık hangi tarafa düşer hemşo?" gibilerinden. o da "bırak olum bu işleri! gel şurda iki duble yuvarlayalım, bak gör ne tarafın kalacak ne başka bir şey." dedi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar